Siyaset23 Nisan 2005 00:00

KOD ADI ''İMRALI''' VE M. ALİ BİRAND YİNE SAHNEDE

Önümüzdeki günlerde Terörist başı Abdullah Öcalan'ın yargılanmasının gündeme geleceğini çok iyi biliyoruz. Yeniden yargılanmanın arkasındaki gerçek ise terörist başının suçunun hafifletilerek kısa sürede serbest kalmasını sağlamak ve terörist başı ile örgütü PKK üzerinden Türkiye'de etnik ayrışmayı sağlamaktır. Bunun için bölücü terörist yapılanma içinde olan DEHAP ve DTH aktif olarak ülke içinde faaliyetlerine devam etmektedir.       ABD ve AB şunu çok iyi bilmektedir ki Türkiye 1984-1999 yılları arasında PKK ile yaptığı silahlı mücadelede oldukça başarılı olmuştur. Türkiye'nin başarısı soğuk savaş sırasında ve öncesinde benzer ayrılıkçı terör olayları ve savaşlar karşısında dünyanın hiçbir ülkesinin elde edemediği kadar büyüktür.  cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilobuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Son 90 yıl içinde benzer mücadelelerde ve girdiği savaşlarda Türkiye askeri alanda büyük başarı kazanmıştır. Askeri başarısı son derece yüksek olan ülkemizin artık bu dönemde ABD ve AB düşüncesine göre başarısız sayılması gerekmektedir. Terörist Abdullah Öcalan ister idam edilsin ister tek başına cezası infaz edilsin, sonuç ne olursa olsun terörist Abdullah Öcalan'ın şimdiki hali bu ülkenin ortak iradesinin ve askerinin çelikleşmiş bir ifadesidir.

           ABD ve AB'ye göre işte bu irade ve ifade, terörist Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanarak, terörist lehine ve idealleri doğrultusunda elde edilecek her kazançla yok edilebilmelidir. Amaç bu ülkenin direncinin kırılmasıdır.

Bu teröristlere ve işbirlikçilerine göre, süreç ülkede tepki doğurmadan tartışılmalı ve başlatılmalıdır. Bu tepkiyi yaratmamanın tek yolu ise Abdullah Öcalan'dan ve yargılanması konusundan bahsederken dikkat çekmeyecek yeni bir kavram kullanmaktan geçmektedir. Abdullah Öcalan ve yeniden yargılanmasının yeni ifadesi "İmralı açılımıdır". Bu açılım temelde "psikolojik etki" tabanlı bir yaklaşımdır.

       Kısacası PKK terör örgütü başı Abdullah Öcalan'ın yeni kodu "İmralı"dır.

    Bu kavram birkaç gün önce ülkemizin kıdemli gazetecisi M. Ali Birand tarafından ülkeye kendi TV programı Manşet'ten servis edilmiştir...

Muhtemelen "İmralı açılımı" "3D hareketi" adlı bir yaklaşımın Dayanışma, Demokrasi, Değişim düsturları ile elde edilen bir yaklaşımdır.

3D hareketinin iki amacı var. Birincisi, çalışan kesimin çok farklı kaynaklarda yer alan önemli haberlere kısa zamanda ulaşmasını sağlamak! Diğeri ise uzun vadede bireylerin toplum ve siyaset sorunlarına daha duyarlı davranmalarına katkıda bulunmak!

          3D hareketi ile kısa bilgiyi M.Ali Birand'ın 16 Nisan tarihli köşe yazısından aktardık. Aynı yazısında Birand, "Bazı emekli komutanlar sorun oluyor", "Irak savaşı sırasında ciddi bir cehalet içinde konuşanlarını gördük" gibi eski ordu mensuplarına anlaşılamayan saldırılarda bulunuyor.

       Ayrıca M. A. Birand'ın 12 Nisan tarihli köşe yazısının başlığı da dikkate değer. Bu başlığı görünce zaten düşmana da gerek kalmıyor, başlık aynen şöyle; "Türkiye artık Ege'de savaşamaz".  Bu yazısını da Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın Ege konusundaki "casus belli" ile ilgili açıklamasına dayanarak yazmış.

          Birand gibi usta(!)bir gazeteci yazısına adeta ordunun yeteneği kalmamış, imkânları tükenmiş anlamına gelen "savaşamaz" başlığı yerine "savaşmaz" başlığını koyması gerekirdi, çünkü gündem konusunun gidişi tamamen bu ikinci sözcüğü kullanmasını gerektiriyordu. Ordunun savaşamayacağını sinsice yazmak iyi bir psikolojik harekât yöntemi. Bir gazetecinin bu "askeri karşı koyma" tekniğini ince bir şekilde "karşı propaganda" yöntemi ile ele alması çok dikkat çekici, sizce casus belli olmuyor mu?

Bu başlığa söylenecek o kadar söz var ki... Ama konumuz "Kod İmralı"

        M Ali Biran'dın Manşet programına katılan PKK terör örgütünün siyasi kanadından Orhan Doğan terörist Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması konusunda "İmralı'nın doğrularını da ortaya koyalım, İmralı'nın yanlışlarını da eleştirelim, bu yeni bir açılım" diyor ama büyük bir dikkatle terörist başı Abdullah Öcalan'ın adını kullanmıyor.

M Ali Birand türü gazeteci ve akademisyenler son günlerde nedense hep bu göreve hizmet ediyorlar.

          Gizli amaç sahibi bu aydın kitle 21 Mart Nevruz ve Trabzon olaylarından sonra çıkıp Genel Kurmay Başkanlığını suçladı ve ardından garip bir tablo çıkartıldı ortaya. Adeta bu ülkede devlet sanki tüm Kürtler PKK'lıdır demiş ve hala buna demeye de devam ediyor gibi anlatıldı topluma. Bunu söyleyenlerin başını da sanki asker çekiyor gibi hava yaratıldı. Ama bu havayı yaratanlar diğer yandan yükselen duyarlı vatandaş hareketini şiddet olarak gösterdi ve aydınlar toplumu hiçe sayarak tüm ülkeyi kınadı.

         Bu yetmedi aynı organize ekip vatandaşın ortak refleksi olarak ortaya çıkan bu tavırları bu kez bir siyasi partinin ve onun gençlik örgütünün eylemi olarak gösterdi. Ardından da bu olaylar etnik milliyetçilik ve siyaset olarak gösterildi.

Kısa sürede adice hayata geçirilen bu "psikolojik etki" şimdi tolumu suskuluğa ittiği gibi devletin bu konularda uzman kademelerini de susturdu.

          DHKP/C terör örgütünün TAYAD ile bağını ortaya koymuştuk ki DHKP/C'li teröristler Avrupa'da Ermeni sorunu konusunda Türkiye'yi suçladılar. Şimdi Birand'ın söz konusu yazılarını tekrar okursanız DHKP/C'nin organize ettiği TAYAD'ı nasıl koruduğunu da fark edeceksiniz.

         Birand DHKP/C, PKK, TAYAD üyesi mi, sempatizanı mı, değil mi, belki bunu tam  bilemiyoruz ama Birand'ın Kod İmarlı'yı servis edip, eski askerlerden bu denli muzdarip olup "Türkiye artık Ege'de savaşamaz" diye mutluluktan çığlık atarak PKK terör örgütünün siyasi üyesi Orhan Doğan'ı bu denli açıktan destekleyip karşılığında Harp okulu öğrencilerinin Yunanistan'da odalarına tahrip edilmiş Türk bayrağı konulmasına hiç değinmemesi şüphelerimizi kuvvetlendiriyor ve sadece bir şeyden emin olmamızı sağlıyor, Casus belli...

         M. A. Birand kuşkucu olunmasından şikâyet etmiş yazısında. Oysa bilim kuşkucudur, bilgi kuşku ile elde edilir. Acaba kuşkucu eski askerler mi yoksa Birand mı cahil? Eski askerlerin hain olmadıkları çok açık.

         M. A. Birand'ın bunları cesaretle söyleyip sonra bu ülkede yaşamaya devam etmesi çok zor. Sokakta yürütmez halk adamı. Ama bazen cahil cesur olur...

Belki de Birand, bana dokunana kadar zaten Yunan gelir, Amerika gelir, terörist Abdullah Öcalan tahliye olur, ülke bölünür ve ben yine usta gazeteciliğime devam ederim diye zannediyor.

            Biz ise hiç zannetmiyoruz...