Aşı’da Perde Arkasını Aydınlatmayı Sürdürüyoruz-KOBAYLAR ŞİŞTİ!-Meyyal UYGUR
Glaxo Smith Kline’ın, “Kanada’da geri çekilen lot sadece bu ülkede kullanıma sunulmuş olup, Türkiye’deki aşıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır” deme ihtiyacı duyması yeterince mide bulandırıcı değil mi? Ve madem “testler bitmedi”, Türkiye gerekirse “18 milyon dozla” idare edecek, dünden itibaren 24 yaş ve altındaki bütün vatandaşlara talep ettikleri takdirde aşı yapılma kararının alınması neyin nesidir? coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialis
Domuz gribi aşısıyla ilgili çarpıcı iddiaların ardı arkası kesilmiyor.
Denilen o ki, ikinci parti domuz gribi aşılarının Hıfzıssıhha Enstitüsü’nde yapılan testlerinin hepsinde “ciddi alerjik reaksiyon” görülmüş. Aşıların denendiği kobay fareler şişmiş. Bunun doğal sonucu, aşılarla ilgili menfi rapor verilmiş. Ancak öyle güçlü birileri araya girmiş ki, bunun açıklanması, dahası aşıların iadesi engelleniyormuş.
İnanmak mümkün değil, değil mi? Peki, Sağlık Bakanlığı’nın tam 24 yaş altına da artık domuz gribi aşısı yapılacağını açıkladığı gün;
Dünya Sağlık Örgütü’nün, Glaxo Smith Kline ilaç şirketine ait domuz gribi aşısının Kanada’ya gönderilen bir partisinin “ciddi alerjik reaksiyona” neden olduğunu ve söz konusu aşının geri çekildiğini duyurması,
Glaxo Smith Kline Sözcüsü Gwenan White’ın da, aşılarının bir partisinde alerjik reaksiyon tespit edildiği yönündeki haberler üzerine bir duyuru yayımlayıp, Kanada’daki sağlık görevlilerine söz konusu aşıyı kullanmamaları tavsiyesinde bulunması,
Sağlık Bakanlığı yetkililerinin apar topar, “İlk gelen partinin Novartis’in aşıları” olduğunu belirterek, “Glaxo Smith Kline’dan deneme için gelen aşılar oldu, ancak onlar şu anda Hıfzıssıhha’da test ediliyor. Piyasaya sürülmedi. Kanada’da bir partinin bozuk çıkması, aşılama programını bozmaz. test sonuçlarında Glaxo Smith Kline’nin aşıları bozuk veya alerjik reaksiyon çıkarsa, yeni bir parti isteriz. O testlerden de geçemezse firma, 25 milyon dozluk sipariş iptal edilir. Türkiye, 18 milyon doz aşıyla idare etmeye çalışır veya Novartis’i zorlar aşı miktarının artması için. Pandemi Kurulu, buna karar verecektir. Sanırım önümüzdeki hafta, Hıfzıssıhha’daki testler bitmiş olacak. Oradan çıkan sonuç her ne olursa kamuoyuyla paylaşırız, ‘şu firmanın aşısı bozuk çıktı’ deriz açık yüreklilikle” açıklaması yapması,
Glaxo Smith Kline’ın, “Kanada’da geri çekilen lot sadece bu ülkede kullanıma sunulmuş olup, Türkiye’deki aşıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır” deme ihtiyacı duyması yeterince mide bulandırıcı değil mi?
Ve madem “testler bitmedi”, Türkiye gerekirse “18 milyon dozla” idare edecek, dünden itibaren 24 yaş ve altındaki bütün vatandaşlara talep ettikleri takdirde aşı yapılma kararının alınması neyin nesidir?
Aşı Savaşında Gül Nerede?
İşin siyasi boyutunda süren belirsizlik de cabası. Her şey yolundaysa, Başbakan Erdoğan ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ arasındaki savaş niye sürüyor?
Başbakan Erdoğan’ın, Libya’ya gitmeden önce Bakan Akdağ’la, AKP Genel Merkezi’nde 1 saat baş başa görüşmesinden söz ediyorum.
Akdağ, o görüşmeden önce “Son üç hafta. Ocak ayına geldiğimizde iş işten geçer” diyordu. Görüşmeden sonra da aşılamada ısrarlı tavrını sürdürüp, kapı kapı dolaşmaya çıktı, kavgasını gazete manşetlerine taşıdı.
Bu durumda Akdağ’ın, Başbakan Erdoğan’la anlaştığı, daha doğrusu Erdoğan’ı ikna ettiği sonucuna varmamız gerekiyor değil mi? İyi ama Erdoğan’ın Libya’ya hareketinden önce Esenboğa Havaalanı’nda yaptığı açıklamalar hiç de öyle demiyor. Zira Akdağ’la daha çok ilaç sanayi ve eczacılarla ilgili konuları ele aldıklarını söyledi, dahası şu sözleriyle Akdağ’ın “Son üç hafta. Ocak ayına geldiğimizde iş işten geçer” iddiasını resmen çürüttü:
“Griple ilgili son neticeler aslında endişelerin daha altında bir netice ortaya çıkmış durumda. Fakat çalışmalar kontrol altında, sıkı bir denetimle gidiyor. Bu konuda endişe daha da minimize olmuş vaziyette deniliyor. Tedbirler tabii ki devam edecektir. Okullarla, kamu kurumlarıyla ilgili tedbirler bugüne kadar nasıl alındıysa, bundan sonra da herkes görevini yerine getirmek suretiyle bu tedbir sürecini işletecektir.”
Eee, AKP Genel Merkezi’nde 1 saat ne görüştüler veya niçin görüştüler?
Erdoğan-Akdağ görüşmesinden önce, Gül-Akdağ gece zirvesinin yapıldığını aktarmıştık. Bu, Gül’ün Akdağ’ın yanında saf tutması anlamına gelir ki, o zaman şunu soralım:
Gül “aşı savaşı”nda da var mı, varsa neresinde?