Erdoğan Nereye Koşuyor? – Meyyal UYGUR
Ve toplantıda şu kararlar alındı: -Türkiye tarihiyle yüzleşmeli, Dersim katliamı tanınmalı, gizli arşivler açılmalı. -Seyit Rıza ve diğer idam edilenlerin mezar yerleri açıklanmalı. -Dersim katliamı sırasında evlatlık edinilen, el konulan çocukların nerede olduğu öğrenilmeli. -Dersim adı geri verilmeli. Doğu Ergil, o toplantıdan sadece 13 gün önce, davet üzerine Dolmabahçe’deki çalışma ofisine gitti ve Erdoğan’la kapalı kapılar ardında 45 dakikalık bir görüşme yaptı. Erdoğan’ın AP’deki toplantıdan, buraya Ergil’in de katılacağından haberinin olmaması mümkün mü?cialis manufacturer coupon open drug coupon carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena
Tarih, 19 Eylül 1995. Yer, ABD Temsilciler Meclisi Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu. Konu başlığı; Türkiye-ABD İlişkileri: Potansiyel ve Tehlike’dir.
Komisyon Başkanı Christopher H. Smith, toplantıyı açış konuşmasında şunları söyler:
“Terörle mücadele adı altında Kürtlere yönelik baskı yapılıyor. Güneydoğu’da ilan edilmemiş iç savaşta 17 bin 500 insan öldü. 1992’den beri güvenlik güçleri Güneydoğu’da 2 binin üzerinde Kürt köyünü boşalttı veya tahrip etti ve 2 milyon insan ürkütücü bir kampanyayla, etnik temizliğe benzer şekilde yerlerinden edildi. Bu Bosna’da gördüğümüz etnik temizliğe çok benziyor. Yüzlerce insan hakları aktivisti ölüm timlerince öldürüldü, hapsedildi veya tacize uğratıldı. Yargısız infazlar, ortadan kaldırmalar ve işkence yaygınlaştı. Kürt krizi konusunda demokratikleşmeyi teşvik etmeli, insan haklarına saygı ve barışçıl siyasi yaklaşımı desteklemeliyiz…”
Smith, Türkiye’nin siyasi geleceği hakkında ise ilginç bir yorumda bulunup, “Türkiye’de gelecek yıl yapılacak seçim mevcut siyasi sistem ve Anayasa için tarihi son şans olacaktır. Eğer yeni seçilecek hükümetin liderleri, Kürt açmazına barışçıl çözüm getirmezse, bununla ilgili birçok kriz daha da derinleşecektir” der.
Komisyon üyelerinden Steny H. Hoyer de, Kongre üyeleri ve Helsinki Komisyonu olarak terörizmi kınadıklarını, ama bununla birlikte, “Türkiye’nin liderlerini, Kürt krizi ve bağlantılı sorunlara, askeri olmayan, demokratik çözüm bulmaya zorladıklarını” açıklar.
Bu toplantıda, “15 milyon Kürt azınlığın haklarının verilmesi, PKK ve Türk devletinin masaya oturması, Helsinki Komisyonu’nun self determinasyondan bahsetmesi” falan da konuşulur.
14 sene önceki bir toplantıdan söz ediyorum. Dönem Clinton dönemi. Eh, Obama da, Clinton’un devamı olduğuna, hatta doğrudan onun ekibiyle çalıştığına göre, önümüze konulanlara ve yaptırılanlara şaşılır mı? O açış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Christopher H. Smith’in halen ABD Temsilciler Meclisi Dış İşleri Komisyonu üyesi olduğunu da ekleyeyim.
Bunları hatırlatmamın sebebi, bir kez daha “Kürt açılımı ABD’nin eseri” demek değil. Onu artık çocuklar bile biliyor.
Sebep, Christopher H. Smith’in, “Köy boşaltmaları etnik temizliğe benziyor” iddiası…
Ve Radikal Gazetesi’nin, “Ankara’da, Meclis’te, Türk Başbakanı tarafından” gibi tuhaf ifadelerle, Erdoğan’ın 13 Kasım’da Meclis’teki görüşmelerde sarf ettiği bir cümlenin Diyarbakır’da nasıl yankılandığını manşetten, adeta sevinçle duyurması…
Neymiş Erdoğan’ın o cümlesi; “Bırakın analar ağlasın diyenlere sesleniyorum: Sizin hiç evladınız öldü mü, köyünüz yakıldı mı? ”
İşte bu sözler öyle etkili olmuş ki, en önce Murat Yetkin, “Türkiye’nin değişmeye başladığına inanmış”!..Sadece Yetkin, sadece “Diyarbakır’ın siyaset ve ekonomiyle ilgili seçkinleri” değil, DTP’liler bile etkilenmiş. Bir DTP’li ilçe başkanı, “Bu mesele artık Meclis’te konuşuldu ya, üzerimize serpilen ölü toprağı değilmiş diye düşündüm. Sıra faili meçhullere de gelecek inşallah” diyesiymiş!..
Radikal’in bir cümleyi böylesine büyütmesini niye mi önemsedim? ABD Kongresi’ndeki konuşmalara bakıp, bunun varacağı, vardırılacağı noktadan ürktüğüm için!..
Doğu Ergil “Dersim Soykırım” Toplantısına
Erdoğan’ı Temsilen mi Katıldı?
Başbakan Erdoğan’ın gidişatı ve ülkenin başına açılacak yeni gailelerden ürkmemin sebebi sadece bu değil.
Geçtiğimiz Mayıs’ta, Düzce’de durup dururken, “Geçmişte, farklı etnik kimlikte olanların ülkeden kovulduklarını” iddia edip, “Bu faşizan bir yaklaşımdı. Bu hataya bazen biz de düştük” dediğini, bu sözlerin içeride, dışarıda ne yansımalara yol açtığını hatırlayın…
CHP’li Onur Öymen’in “Dersim” örneği üzerinden yürütülen tartışmalar ve bu tartışmalarda saf tuttuğu yere, yaptığı açıklamalara, “Dersim İsyanı” ile “Kerbela”yı aynı kefeye koymasına bakın…
Bir de her yönden tescilli, kendi deyimiyle “kaşarlanmış akademisyen” Prof. Doğu Ergil’in, Avrupa Parlamentosu’nda 19 Kasım’da düzenlenen, PKK-DTP ve bilumum bölücünün desteklediği, “Dersim 1937-38 Aleviler-Yaşananlar ve Devletin Rolü” toplantısına katılması var.
Doğu Ergil ile Erdoğan’ın gidişatı arasında ne bağlantı mı var? Bunu söylemeden önce, bu toplantıda konuşulanları, alınan kararları ve Ergil’in burada yaptığı konuşmayı aktarayım.
O toplantıda şu hezeyanlar havada uçuştu;
-Kemalist rejim, Dersim katliamının uygulayıcısıdır.
-Kemalistler ve Türk milliyetçileri ilerici değildir, Kemalizm sansürcü, baskıcı ve iki yüzlüdür.
-Dersim’de soykırım yapılırken, Naziler de halka yönelik soykırım planları yapıyordu.
-Erdoğan, en azından bu açılım sözünü ettiği için tarihe geçecek adamdır.
-Ali Şer ve Seyit Rıza’nın idam edilmeden önce TBMM’ye gönderdiği talep, vaziyet olarak kabul edilmeli, bu çerçevede, bölgede yerel yönetim Kürtlere ait olmalı, Kürtçe eğitime geçilmeli.
-Tarih tekerrür ettirilmek isteniyor, ama buna zaman da, mekân da izin vermez. Kürtler sahipsiz, Aleviler örgütsüz değil artık. Kürtüler varlığımız güvence altına alınana kadar mücadelemiz devam edecektir. Yolumuz Rızaların yoludur, dönüş yoktur.
Ve toplantıda şu kararlar alındı;
-Türkiye tarihiyle yüzleşmeli, Dersim katliamı tanınmalı, gizli arşivler açılmalı.
-Seyit Rıza ve diğer idam edilenlerin mezar yerleri açıklanmalı.
-Dersim katliamı sırasında evlatlık edinilen, el konulan çocukların nerede olduğu öğrenilmeli.
-Dersim adı geri verilmeli.
-Kürt açılımı ve demokratik açılım zamana yayılarak, belirsizlik süreci yaratılmamalı.
-1982 Anayasası değiştirilip, çok kültürlü yapıyı kabul eden bir Anayasa hazırlanmalı.
Prof. Doğu Ergil’in konuşmasına gelince; “Kaşarlanmış akademisyen olarak AP’de gerçekleşen konferansı çok heyecanlı buldum. Osmanlı’nın yıkıntıları üzerinde kurulan Cumhuriyet, ulus-devlet inşasında ülkede yaşayan diğer etnik ve dini azınlıkların eritilmesi, yok edilmesi temelinde oldu. Türkler zamanla en üst ırk, diğer etnik ve dini azınlıklar ise, sadece hizmetkâr ve kölelik muamelesine tabi tutuldu. Bütün bu asimilasyon ve katliamlar bir merkezden, devletin en üst düzey mekanizmalarında planlanarak, uygulanmaya sokuldu. Ancak 21’inci yüzyılda, artık herkesin geçmişteki suçlarından dolayı birbirinden özür istemesinin zamanıdır” dedi.
Doğu Ergil, o toplantıdan sadece 13 gün önce, davet üzerine Dolmabahçe’deki çalışma ofisine gitti ve Erdoğan’la kapalı kapılar ardında 45 dakikalık bir görüşme yaptı. Erdoğan ve Ergil, “Demokratik açılım ve gündemdeki konularla ilgili görüş alışverişinde” bulunmuştu.
Erdoğan’ın AP’deki toplantıdan, buraya Ergil’in de katılacağından haberinin olmaması mümkün mü? Diyelim ki, haberi olmadı. Peki o toplantıda konuşulanlara, alınan kararlara, özellikle de Ergil’e söyleyeceği hiç mi bir şey yok ki, böylesine sükut içinde!..
İkrardan mı?