|
Bir önceki ikiz ziyaret
ziyaret Ankara polisinin çok büyük bir sahte para basım
şebekesini ortaya çıkarmasından hemen sonra gerçekleşmişti.
9 Aralık 2005'te ; Ankara polisi Türkiye'nin
en büyük sahte para basım şebekesini ortaya çıkardı.
Şebeke;
mor ışıkta dahi ortaya çıkarılamayacak kalitede dolar banknotları
basabilecek teknolojiye sahipti. Tesadüfe bakın ki, bu büyük
operasyondan
5 gün sonra önce FBI, sonra CIA başkanları
ardarda Türkiye'yi ziyaret etti. MİT; CIA Başkanı'nın güzergahını FBI
ile içli dışlı olan Emniyet'ten bile sakladı. CIA; FBI'ı
Türkiye'de yakın markaja almaya çalışıyordu.
Ve bu
ziyaretin; "El-kaide, PKK, İran operasyonu" ile ilgili olduğu balonu
basına salındı.
CIA'in operasyonlarını finanse etmek için
uyuşturucu ticaretinden sonra en büyük kaynağının sahte dolar basımı
olduğunu Açık İstihbarat o tarihte bu haberle bağlantılı olarak
okuyucularına duyurmuştu. Bk: sitemiz yazarlarından Behiç Gürcihan'ın
"Mortgage/Sahte
Para/Uyuşturucu Üçgeninde CIA ve Türkiye"başlıklı yazısı.
11 Eylül sonrası devreye soktuğu üniterleşme planı
çerçevesinde devletini konsolide etmeye çalışan ABD'nin iki düşman
kardeşi FBI ve CIA bu sefer 4 sene sonra yine Türkiye'ye süpriz bir
ziyarette bulundular. Bu sefer CIA kendisi değil, taşeronu olan Suudi
Arabistan İstihbarat Başkanı'nı yolladı. (Sitemiz yazarı Meyyal
Uygur'un bu konu ile ilgili yazısını ayrıntıları ile
okuyabilirsiniz). Bu ziyaretin üzerinden bir iki gün geçmişti
ki aynen dört sene önce olduğu gibi FBI Başkanı Türkiye'de
ani bir ziyarette bulundu.
Ve tabi bizim basına
yemlenmesi için sahte gerekçe "Demokratik Açılım" olarak beslendi bu
sefer. Dünyadan haberi olmayan , haberi olsa bile prangalarından
dolayı yazamayacak durumda olan basınımız bu sakızı çiğnedide durdu ta
ki ABD Büyükelçiliği bile basındaki bu boş gevezeliğe dayanamayıp,
yaptığı kısa açıklama ile, ziyaretin "Demokratik Açılım" ile
bağlantısı olmadığını duyurana kadar.
Aslında ABD
Büyükelçiliği ; bu görüşmelerde "Demokratik Açılım" konusu
görüşülmedi diyerek; ABD Devleti'nin bir diğer güçlü odağının
rahatsızlığını dile getiriyordu. Anlayana verilen mesaj şuydu
:
"Türkiye'nin içişlerine müdahalenin siyasi sorumluluğu
ABD Dışişleri'ndedir. Bu konularda CIA ve FBI ciddiye
alınmamalıdır."
CIA, FBI ve ABD Dışişleri Bakanlığı
arasında ABD Devleti içindeki yetki ve etki çekişmesi yılların
meselesidir. Küresel güçlerin Türkiye'yi federalleştirirken ,
ABD'yi üniterleştirecek olan planlarının gereği ABD Devleti'nin
dönüşümü ile Türk Devleti'nin dönüşümü aynı süreçte
olgunlaşmaktadır.
Türkiye'ye yapılan her
"ikiz ziyaret" bu bağlamda ele alınırsa daha anlamlı
analizler ortaya çıkacağına eminiz; CIA taşeronu Suudi İstihbaratı ve
hemen ardından gerçekleşen FBI ziyaretlerinde konuşulan konuların
"Demokratik Açılım, v.s." ile ilgili olmadığına emin olduğumuz kadar.
Bu ikiz ziyaretlerde ele alınabilecek olası konulara ışık
tutması açısından aşağıdaki yazıyı da dikkatinize sunuyoruz.
Açık
İstihbarat
--------------
2006.02.08 tarihli Milli Gazete'de Yayınlanan Kulis
Yazısı -------------------
Kuş gribi çok konuşuldu çok
yazıldı. Görünen, bilinen yönleri malum.. Görünmeyen, perde
arkasındaki bazı gelişmeleri de biz Kulis Ankara sütunlarından
aralamaya çalıştık. Artık kuş gribine ilişkin yazılacak çizilecek pek
bir şey kalmadı derken, yine ilginç iddialar ortaya çıktı. Dahası bu
iddialar ilginçliğin ötesinde ses getirecek `şok iddialar`…
Her şey bir dostumuzun ziyaretiyle
başlıyor. Ve `kuş gribiyle ilgili bazı perde arkası gelişmeleri siz
yazdınız; bakın çok daha ilginç yönleri var bu işin` demesiyle pür
dikkat kesildik. Dinliyoruz kendisini:
İki Amerikan
vatandaşı güney illerimizden birinden Türkiye`ye giriş yapar. Ve bir
Türk`ün rehberliğinde ellerinde kuş gribi virüs serumuyla birlikte bir
çok vilayetimizi ziyaret eder. Ve bu Amerikan vatandaşları
doğu illerimizden başladıkları Türkiye gezisini batı bölgelerinde
sonlandırır. İki Amerikalının geçtiği illerimizde kuş gribi vakıaları
da peşi sıra kendisini göstermeye başlar. Dinlemeye devam
ediyoruz…
Ancak bu iki Amerikan vatandaşı yakayı ele
verir ve hatta sorgulanır.
Daha sonra yukardan gelen
bir talimatla sınır dışı edilirler. Ve dahası bu gelişmelerin çoğu da
CIA ve FBI başkanlarının arka arkaya Türkiye`ye yaptıkları ziyaretler
esnasında olur. Ve bu kuş gribi denen illet Türkiye`nin İran
konusunda CIA ve FBI başkanlarının çantasındaki en önemli
kozdur.
Evet bunlar önemli iddialar ama daha
önemlisi ve çarpıcı olanı şimdi geliyor. Biz biraz daha materyal ve
bilgi istiyor, biraz daha delillendirelim bu iddiaları diyoruz.
Bunları yazmak kolay ama önemli olan mesnetli yazmak diyoruz. Bu
ısrarımız üzerine dostumuz bir fatura koyuyor masaya.
Fatura
İstanbul`da bir eczaneye ait. Olay fatura, Amerika`nın en önemli
müttefiki olan bir ülkenin İstanbul Başkonsolosluğuna irsaliyeli
olarak kesilmiş. 13.10.2005 tarihli bu faturada Başkonsolosluğa 20
paket kuş gribi ilacı satıldığını görüyoruz. Ne var bunda demeyin…
Devam edelim…
Bu Başkonsolosluk önce bütün ecza
depolarından kuş gribi ilacını toplamış. Sonra da sıra ecza
depolarından sevk yapılan eczanelere gelmiş. Kuş gribi ilacı
eczanelerden de bir bir Başkonsoloslukça alınmış.
Böylece yurt çapında onbinlerce kuş gribi ilacı bir anda ortadan
kalkıvermiş.
Lakin bu anlatılanları biraz daha
somutlaştıralım diyoruz. Ve hemen faturanın üzerindeki telefon
numarasını arıyoruz. Aradığımız eczanenin yetkilisini istiyor ve
kendimizi tanıtıyoruz… Sonra:
- Beyefendi, elimizde eczanenize ait bir
fatura var. Şu Başkonsolosluk`a kesmişsiniz. Bu faturayla ilgili bilgi
almak istiyoruz. -Nedir öğrenmek istediğiniz?
-Faturada ilaç tam okunmuyor. -Hemen
söyleyelim… Kodluyorum: Trabzon, Ankara, Manisa, İstanbul, Fatsa,
Urfa… Tamiflu…
-Bu ilaç kuş gribi ilacı değil mi…
-Evet…
-Ama beyefendi, biz size daha faturanın
numarasını vermeden siz hemen ilacın ismini verdiniz. Üstelik Fatura
13. 10. 2005 tarihli. Üzerinden aylar geçmiş. Nasıl olur da bu kadar
emin olursunuz?
-Biz o Başkonsolosluk`a sadece bu
ilacı verdik. Ve biliyoruz ki bütün eczanelerden bu ilacı aldılar.
Sektörün bildiği bir şey.
Eczacıyla yaptığımız bu konuşmamız artık
doğru iz üzerinde olduğumuzu ortaya koymuş oldu. Evet belli ki tuhaf
bir şeyler yaşanmış ve yaşanıyor. Şimdi olayı sorularımızla
toparlayalım. Bakalım cevap verebilecek kimse çıkacak mı?
-Türkiye`de kuş gribi virüsü iki Amerikalı
tarafından mı yurdun belli bölgelerine bırakıldı?
-Bu kişiler yakalandı ve sorgulandıktan
sonra sınırdışı edildi mi?
-CIA ve FBI başkanları,
Türkiye`deki yetkililerin masasına bu hadiseyi de bir koz olarak koydu
mu?
-İsmi bizde mahfuz olan bu Başkonsolosluk
neden kuş gribi ilacı Tamiflu`yu toplattı. -Türkiye`de korku günleri
yaşatan ve paniğe neden olan kuş gribi uluslararası bir organizasyon
mu?
|