Siyaset17 Kasım 2009 00:00

Suudi İstihbarat Başkanı Çankaya’da Ne Aradı? Meyyal UYGUR

Sorular ortadadır:     - Mugrin, haber mi getirdi, haber mi götürdü? - Çankaya Köşkü’nün, bu arka kapı temasları neyin nesi? - Gül, İran hazırlıklarının neresinde? -Erdoğan, İran ve içeriye, Gül de dışarıya karşı mı “iyi polis”lik yapıyor?   Koru/Kıvanç bile, “Oyun giderek büyüyor galiba; hazırlıklı olmak şart…” diyor. Galibası yok, oyun çok çok büyük…    arcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

TSK karargâha hapsedildi…70 milyon, ıslak belge, andıçlar, tele-kulakla iştigalde…Türkiye’nin mayın eşeği yapıldığı, giderek yaklaşan “Ortadoğu Ateşi”nin sıcaklığını hisseden yok!..

 

Erdoğan’ın İran’a arka çıkması, “Türkiye’nin ekseni mi kayıyor?” şeklinde bir kayıkçı kavgası başlattı ya, ardındaki hikmet bu ateşi gizlemek…Yoksa birileri taa AKP’nin 22 Temmuz seçim “zaferi”nden hemen sonra Türkiye’nin “eksen değiştiriyor-muş” gibi yapmasına karar verdi. Sizi bu konuda hazırlanan raporlara boğmayıp, özetini aktaracağım. Resmi-gayrı resmi, etkili-yetkili çok sayıda isim, ABD-AB’nin, başta Suriye ve İran, Orta Doğu’ya ekonomik, siyasi, askeri girişinin ancak Türkiye üzerinden ve Türkiye’nin arabuluculuğuyla olabileceğini konuştu. En büyük handikabın, Türk Milleti’nin PKK yüzünden Batı’ya duyduğu güvenin dibe vurması olduğu vurgulandı, bunun tamiri ve “İleride bağımsızlığa yönelecek Barzani Kürdistan” için PKK’ya karşı bir şeyler yapılması gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı. Türkiye’nin yeniden “stratejik ortaklıkla şereflendirilmesi için de ABD ve AB’den ziyade, NATO’nun devreye sokulması kararlaştırıldı. Ve şu hüküm verildi:  

 

“ABD’li politika yapıcıların işlerini, daha bağımsız düşünceli ve iddialı Türkiye ile halletmeye alışması gerekecek. Bu özellikle ABD’nin, Türk askerini Orta Doğu’yu düzenleme faaliyetlerinde kullanma yeteneğini etkiler. Türkiye askerinin, ABD tarafından Orta Doğu ve Körfez’i düzenlemede kullanılmasına –Bu operasyonların NATO veya Türk ulusal çıkarlarına hizmet etmesi hariç- karşı oldukça ihtiyatlı görünüyor.

 

Yani eksen değiştirme falan değil, malum eksenin daha büyük hesaplarına, “bağımsız” irademizle, “politika belirleyici” olarak katılıyoruz imajının verilmesi söz konusu. Zaten Dışişleri Bakanı Davutoğlu, sadece 2 ay önce, “Obama ile yüzde 100 uyum içindeyiz” dememiş miydi? 2 ay içinde bir olumsuzluk yaşanmadığına, aksine Obama’nın listesi harfiyen yerine getirildiğine göre, niye “eksen değişsin” ki?..İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi David Reddaway da, üstelik ülkesi adına yaptığı, “Türkiye’nin tutumu, AB ve ABD için tamamlayıcı nitelikte” şeklindeki açıklamayla, gerçeği söylemiş olmadı mı?    

 

                                                      Uranyum Oyunu

 
Gündemdeki İran uranyumun Türkiye’de depolanması adımına kısaca değineyim. Bunu biz düşünmüş ve istemişiz gibi takdim ediliyor. Oysa önce Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Baradey teklif etti. Ardından, son 6 ay içinde, kritik “açılımlar” üzeri Türkiye’ye resmi-gayrı resmi ziyaretlerde bulunan ABD Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Philip Gordon, bir gün sonra da Davutoğlu’ndan duyduk…

 

Erdoğan’ın İran’a gidişi falan; şu süreç neye benziyor biliyor musunuz? Birincisi, yine Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun devrede olduğu, Irak’ın sahte belgelerle işgaline…En önemlisi ise Gül’ün de geçenlerde itiraf ettiği gibi, sahte belgeler bilindiği halde Türkiye’nin, Saddam’ı, ABD’nin isteklerini kabul etmek için son ana kadar “uğraşması, arabuluculuk yapması”, sonra da o sahte belgelere rağmen, 1 Mart tezkeresini TBMM’ye sunmasına!..

 

Görünen o ki  İran, Türkiye üzerinden atılan bu son adımı da kabul etmezse, tepesine çökecekler. Obama’nın, “İran için zaman daralıyor” uyarısı bundan!..

 

                                         ABD: Gül Çok Profesyonel

 

Tablonun iyice netleşmesi için yine 2006-2007’ye dönmem gerekiyor. Temmuz 2006’da, şimdi Philip Gordon’un oturduğu koltukta oturan Matt Bryza, şöyle diyordu:

 

“Dışişleri Bakanı Gül ile ilgili hiçbir kaygımız yok. Çok profesyonel…İran konusunda, Türkiye ile stratejik ittifakımızın sağlam olduğunu düşünüyoruz. 

 

AKP’nin 22 Temmuz seçimleri zaferi ve Gül’ün Cumhurbaşkanı yapılmasının ardından ABD’nin bir diğer Müsteşar Yardımcısı Nicholas Burns de, (Bu konuşmadan hemen sonra Türkiye’ye gelip, Gül, Erdoğan ve Bartholomeos’la görüştü) Atlantik Konseyi’nde şunları söylüyordu:     

 

“Türkiye ‘tarihi’ seçimleri  tamamladı. Türkiye, şimdi içeride yenilenme ve büyüme, dış  politikada daha büyük sorumluluklar üstleneceği bir döneme giriyor…Gül ve Erdoğan güvenilir isimler. Bize verdikleri sözleri tuttular. Daima ABD’nin iyi müttefikleri oldular. Bu ilişkileri geliştirmek için çok  çalıştık…ABD, Gül ve Erdoğan ile mükemmel ilişkilerin devam etmesini bekliyor…Türkiye’nin, Ortadoğu’da çok uzun bir tarihi var. Tanzimat  dönemiyle başlayan bir reform sürecinden geçti ve Müslüman bir toplum içindeki en başarılı laik demokrasidir. Bunun, Geniş Orta Doğu için de olumlu yankıları var. Türkiye, bölgesel liderlik rolünü üstlenebilirIrak, İran ve  Suriye’ye komşu olan Türkiye’nin, 2008 yılında ABD ile bağlantısı çok  daha önemli hale gelecek. Türkiye, bizim Geniş Orta Doğu’daki çıkarlarımız için kritik önemde. Türk yetkililerinin, dünyanın bu bölgesindeki  stratejik zorluklara cevap verilmesinde katılımcı olmasına ihtiyacımız  var…Orta Doğu’da barış ve güvenliğin geleceği, başta Türkiye ve ABD  olmak üzere diğer ülkelerin vereceği doğru kararlara dayanıyor…”  

 

                          Suudi İstihbarat Başkanı Çankaya’da

 

Şimdi size satır arasında kalan iki haberi aktarmak istiyorum.

 

Suudi Arabistan İstihbarat Servisi Başkanı Prens Mugrin Bin Abdulaziz Al Saud, 28 Ekim günü Çankaya Köşkü’ne çıkıp, Gül’le görüştü. Bu görüşme günlük programda duyuruldu, ama basına kapalıydı. İddialara göre, Mugrin, başka hiç kimseyle görüşmemişti!..

 

İkinci istihbarat, Gül’ün kankası Fehmi Koru’nun 16 Kasım’da Taha Kıvanç imzasıyla yazdıkları arasından çıktı. Obama-Netanyahu arasında neler olup, bittiğini merak eden Koru/Kıvanç, İsrail İstihbaratına yakın Debkafile isimli internet sitesinde ufak bir araştırma yapmış ve şu “bomba gibi haberi” görmüş:       

 

“Ürdün istihbaratının başı General Muhammed Baqed bu ayın ilk haftasında Amman’da bir toplantı düzenlemiş. Toplantıya Mısır İstihbarat Örgütü Başkanı Gen. Omar Sulaiman davetliymiş...CIA ve ABD askeri istihbaratın ileri gelenleri de katılmış...En büyük sürpriz; İsrail istihbarat örgütü Mossad’ın başı Meir Dagan ile askeri istihbarat şefi Gen. Amos Yadlin de toplantıda bulunmuşlar...”

 

Bizim için asıl önemlisi bundan sonrası!..Mısır İstihbarat Örgütü Başkanı Gen. Omar Suleiman toplantı sonrasında uçağa atlayıp, Riyad’a gitmiş ve Suudi Arabistan İstihbarat Örgütünün Başkanı Prens Moqrin bin Abdulaziz’i bilgilendirmiş!..

 

Debkafile, Ürdün’deki o devlerin istihbaratı toplantısının tarihini “saptırmış” olabilir mi, bilemeyiz…Ancak şu kesin, Suudi Mugrin, o toplantıdan hemen önce veya sonra Türkiye’ye geldi ve sadece Gül’le görüşüp, gitti.

 

                       ABD Derin Devleti’nin “Beyni” de Çankaya’da

 

Gül’ün, yine basına kapalı ikinci dikkat çekici kabulü, 17 Kasım (bugün) saat 15.00’te, Türk-Amerikan Konseyi Başkanı Brent Scowcroft ve heyetiyle görüşmesidir. ABD derin devletinin “beyni” diye bilinen Scowcroft, hep en kritik zamanların, en önemlisi ziyaretçisi oldu. (Aktütün saldırısından hemen sonra gibi)

 

Çok sayıda ABD Başkanına ulusal güvenlik danışmanlığı yaptı, halen Obama’nın güvenlik ekibinde…Kara harekatı sırasında Türkiye’ye, “Derhal Kürdistan’dan çıkın” talimatı veren Bush ve Obama’nın Savunma Bakanı Gates’in, “Gerçek Dışişleri Bakanımız…Çocukluğumdan beri onun yanında çalışıyorum” sözleriyle anlattığı…”Türkiye’deki aşırı milliyetçilikten rahatsız”lık duyan…Türkiye bizim için kendi haline bırakılamayacak kadar önemli ve değerli bir ülke” diyen…“Kürt ve Kürdistan açılımlarının” mimarı bir isim..Nisan ayında yaptığı, “Geçmişte PKK’yı İran’a karşı kullandığımız doğru. Washington’ın artık örgüte ihtiyacı kalmadı. İran’la diyalog istiyor. Bu nedenle PKK’nın tasfiyesini destekliyor” açıklaması da unutulacak gibi değil!..

 

Dün Suudi Mugrin, şimdi Scowcroft…Sorular ortadadır:

 

- Mugrin, haber mi getirdi, haber mi götürdü?

- Çankaya Köşkü’nün, bu arka kapı temasları neyin nesi?

- Gül, İran hazırlıklarının neresinde?

-Erdoğan, İran ve içeriye, Gül de dışarıya karşı mı “iyi polis”lik yapıyor?

 

Koru/Kıvanç bile, “Oyun giderek büyüyor galiba; hazırlıklı olmak şart…” diyor. Galibası yok, oyun çok çok büyük…