|
ÖYLESİNE ağır bir psikolojik savaş altındayız ki, yıllardır
kirletilen bilinçaltları artık bilinçleri etkilemeye başladı.
Örneğin bir “kahramanlık destanı” havasında sunulan Nefes
filmini, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ dahi
beğendiğini beyan etti! Oysa Nefes, reklamı yapıldığı gibi bir
“vatan sağ olsun” filmi değil; tam aksine “sol gösterip sağ çakan”
işbirlikçi bir propaganda filmiydi.
Filmi özetlemek
gerekirse...
Bir komando yüzbaşı, beraberinde 40 kadar
komandoyla birlikte birkaç ay sonra yapılacak büyük bir operasyonda
haberleşme üssü olarak kullanılacak Irak sınırına yakın dağın
tepesindeki röle istasyonunu korumakla görevlendirilir.
Tim,
istasyona giderken “doktor” kod adlı teröristin
liderliğindeki grup tarafından pusuya düşürülür ve yüzbaşının çok
sevdiği asker arkadaşı şehit olur.
Özel yaşamında, askerlik
mesleğinde ve sosyal ilişkilerinde ağır bunalımlar yaşayan yüzbaşı,
karakola geldikten sonra karısıyla yaptığı bir telefon görüşmesine
“doktor”un hatta girerek konuşmaya karışması ve tacizde bulunması
üzerine iyice sapıtır. Tugaydan kendisine verilen emir, sadece
karakolu korumak olduğu halde yüzbaşı, ne karakolun fiziki korunmasına
yönelik herhangi bir önlem alır ne de teröristlerin karakolun hem
telefon hem de telsiz görüşmelerini dinlemesini önleyecek bir teknik
çaba gösterir.
Yüzbaşının aklı, asker arkadaşını
öldüren ve karısına tacizde bulunan “doktor” kod adlı teröriste takılı
kalmıştır. Film, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ayrılıkçı terör
örgütüne karşı yürüttüğü mücadelenin dekor olarak kullanıldığı bir
“fon”da, acilen ruhsal tedaviye muhtaç bir komando yüzbaşının
“kan davası”na dönüşür. Yüzbaşı, tugaya haber vermeden
araziye çıkar; “doktor”un ekibinden birini öldürür ve yaraladığı kadın
teröriste işkence yaparak “doktor”a meydan
okur.
Günlerini Atatürk büstü parlatarak, damdaki
karları küreyerek, namlunun ucunu mikrofon yapıp türkü söyleyerek,
yüzbaşının atış talimlerindeki kurşun sesinden irkilerek geçiren
“komando”lar, bir sabaha karşı baskına uğrar.
Kimisi
muskasına sarılarak, kimisi annesini arayarak delik deşik olurken
yüzbaşı da tek kurşun atamadan alnının ortasından kurşunu yer!
Film, artık Atatürk büstünün olmadığı kaidenin önünde, ölürken
omuzlarını dik tutarak başını geriye sarkıtmış teröristin anıtsal
görüntüsü ile biter!
Suyu biraz
daha kaynayan “kurbağa” da filmi
alkışlar!
|