"Dağdan İnme Şovu" ve Devletlerin Kullanma Geleneği - Adnan Faruk
Kamuoyuna yansıyan görüntüler; birçoğumuzu üzdü; demokratik açılım sürecinden yana olan insanlarda hayal kırıklığına, sürece karşı olanlarda Kürtlere ve açılımdan yana olanlara yönelik öfke patlamasına ve evlatlarını kaybetmiş ailelerde ise güven bunalımına neden oldu… Gerçekten, süreç hakkında beslenen olumlu duyguları yok eden görüntülerdi. O görüntüleri izlerken, devlet ve devlete egemen olanların oluşturduğu geleneğinin ne kadar önemli olduğunu da düşündüm. Ne ilgisi var demeyin…arcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena
|
Kandil ve Mahmur Kampından gelenlerin karşılanması sürecinde
DTP’nin planladığı siyasal şovu, hepimiz ilgiyle
izledik. Gerçekten, süreç hakkında beslenen olumlu duyguları yok eden görüntülerdi. O görüntüleri izlerken, devlet ve devlete egemen olanların oluşturduğu geleneğinin ne kadar önemli olduğunu da düşündüm. Ne ilgisi var demeyin… Aslında siyasal şov anlamına gelen bu görüntüler, Türkiye ile batılı devletlerin sahip oldukları geleneğin ne denli farklı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Hepimiz; devletlerin en temel özelliklerinin kendi çıkarları için hem kendi vatandaşlarını hem de vatandaşı olmayan insanları kullanmak konusunda isteklilik ve kararlılık sahibi olduğunu biliriz. Devletler, çıkarları için kullandıkları bu tür insanları, kendileri ifade etmeseler de, ‘maşa’ olarak değerlendirirler. Tehlikeli ve kirli işlerin tümünde, maşa olarak ilişki kurulmuş olan insanlar kullanılır. Tüm devletlerin sahip olduğu bu özelliğe rağmen farklılık; tehlikeli ve kirli işlerde kullanılan ve görevleri biten insanlara karşı sergilenen tutumlarda ortaya çıkmaktadır! Bakın; bizim devlet, yani binlerce yıllık geleneğine vurgu yaparak övünen aygıt ve bu aygıta egemen olanlar, maşa olarak kullandıkları insanlara karşı olabildikçe hoyrattırlar. Hoyrat davranmaktan öte, ‘devletin bekası adına’, kullandıkları unsurları ortadan kaldırmayı ve yok etmeyi genel ilke olarak benimserler. Çünkü içinde oldukları kirli ilişkilerin, kullanılanlar tarafından deşifre edilmesinden ve millet nezdinde oluşturmuş oldukları kutsal imajın zarar görmesinden korkarlar. Türk devletine egemen olanların sahip oldukları geleneği izlediğinizde, buna ilişkin oldukça çok örnek bulabiliriz… İsterseniz yakın tarihimize bakalım; 80 öncesi koşullarında var olan tüm illegal örgütlenmelerin, düzeyleri farklı olmakla birlikte, devlet ile ilişki halinde olduğunu, ihtilal koşullarında öğrendik. Bu ilişki, var olan tüm örgütlenmeleri, bir düzeyde, devlet çıkarı için kullanma temeline oturtulmuştu. Şu an istihbarat arşivlerine ulaşabilme olanağı olsa, bahsettiğimiz ilişkilere yönelik binlerce veri bulunabilir… Mesela; ülkeyi, içinde bulunduğu olumsuz şartlardan kurtarmak için çabalayan solcu gençlerin, süreç içinde silahlı örgüt haline gelmelerine göz yumuluyor, hatta teşvik ediliyor. Sonra, farklı cezaevlerinde kaçmaları için gerekli koşullar hazırlanıyor. Mesela, Kartal Maltepe Askeri Cezaevinden kaçmalarına göz yumulan insanları anımsayın! Ve kaçışın sonunda da, bu tür gençlerin bir kısmı öldürüldü, bir kısmı idam edildi! Devlet tarafından kullanıldığı bilinen ülkücü hareket içinde de yüzlerce gencin ölümü, onlarcasının idamı ve binlercesinin cezaevlerinde çürümeleri için aynı tutum izlendi... Küçük bir kitapevi çevresinden üretilen ve yüzlerce infazın gerçekleştirilmesi için kullanılan ‘Hizbullah’ hareketini ve hareketin muhatap olduğu sonu anımsayın… Ve ‘Ergenekon Örgütü’ kapsamında yargılananlar… Kısacası bizde devlet denilen aygıta egemen olan kesimler; bu ülkenin masum, yoksul ve kimsesiz çocuklarından birer suç makinesi üretmekte, sonra da işlevlerini tamamladıklarına inanıldığı zaman da onları ortadan kaldırmaktadır. Üzgünüm, ama bu bizim geleneğimiz… ‘Dağdan inme’ şovu ise batılı ülkelerin geleneğini yansıtıyor. Batılı ülkeler, ilişki kurdukları ve kendi çıkarları için kullandıkları isimlerin, örgütlerin, ortadan kaldırılmasına rıza göstermemektedirler. Onların, toplumsal hayatın içinde yer almalarını talep etmektedirler. Yani, sundukları hizmetlerin karşılığı; ‘yok edilme’ değil, yaşamaktır. Hepimiz, kuruluş süreçlerinde yerli istihbarat örgütünün etkisine rağmen PKK’nın, süreç içinde yabancı istihbarat örgütleriyle ilişki içinde olduğunu biliyoruz. Örgüte yüklenen fonksiyon tamamlanınca, onların dağdan inmeleri ve yaşama katılmalarına ilişkin koşullar oluşturuluştur. Bunun benzeri; Irak ve Afganistan’da da yapıldı… Olay bu kadar sade ve basit… Burada, siyasilere kızmanın ve hakaret etmenin ne karşılığı var, ne de değeri var! İktidarda Tayyip Erdoğan değil, Baykal veya Bahçeli de olsaydı, izleyeceğimiz sahne aynı olacaktı… Tabi; devlet ile iktidar arasındaki farkı bilmeyenlerden, bunu anlamalarını beklemek haksızlık olur! Burada sorumluluk sahibi olan ve kendini düzeltmesi gereken, devlet denilen aygıt ve bu aygıtı yöneten, egemen olan, seçkinlerdir. Bu insanlar, dünyanın değiştiğini anlamak zorundadırlar. Soğuk savaş koşullarına göre ülkenin yönetilemeyeceğini görmeleri gerekir. Egemenliklerini sürdürmek için Anadolu’nun masum çocuklarını kullanma geleneğini terk etmek ve geçmişte işledikleri günahlar konusunda da, en azından, milleten özür dilemek mecburiyetinedirler. Devletin demokratik dönüşümüne engel olmaktan vazgeçmeliler… İşte o zaman bu tür şovları izlemek zorunda
kalmayabiliriz…
|