Siyaset22 Nisan 2005 00:00

Irak’ta Talabani, Kıbrıs’ta Talat, Vatikan’da Ratzinger Dönemi - Erol Manisalı

M.A. Talat KKTC'ye cumhurbaşkanı oldu; ''yeni bir dönem başladı'' görüşü iç ve dış çevrelerde yaygın. Evet gerçekten Kıbrıs adası ve Kıbrıs Türkleri için yeni bir dönem başlamıştır. - Bu yeni dönemin temel özelliği, Türkiye'nin Kıbrıs adasından tasfiye sürecinin başlaması ve tasfiye edilen Türkiye'nin yerini Rumların, Yunanistan'ın ve Batı'nın almasıdır. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cenadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Aslında ''yeni dönem'' M.A. Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinden çok önce başladı. Avrupa Birliği'nin 1992'de Maastricht'le birlikte uygulamaya başladığı yeni Kıbrıs politikasının izini sürersek, kademe kademe işin bugünkü noktaya nasıl getirildiğini görürüz.

- 1992'de Rumların başvurusunun ''AB tarafından kabul görmesi''.

- 6 Mart 1995'teki imzadan önce 24 Şubat 1995'te AB Komisyonu Başkanlık Bildirgesi'ne ''Kıbrıs Cumhuriyeti'nin alınacağının konması''.

- 1999 Helsinki Doruğu'nda konsey kararına Ege ve Kıbrıs koşullarının eklenmesi.

- Bunun, Katılım Ortaklığı Belgelerinde sürekli tekrarlanması.

- Bu kararlara destek niteliğinde Avrupa Parlamentosu'nun ''bir adım ilerde ve daha sert'' kararlarını sürekli alması.

Ancak bütün bunlar bile Kıbrıs'ın koparılıp alınmasına yetmemişti. Özellikle DSP-MHP koalisyonu döneminde Avrupa bir türlü son vuruşu yapamıyordu. Ecevit hükümetinin içerden çökertilmesinde, nedenlerden birisi Irak'sa, diğeri kesinlikle Kıbrıs'tır.

Yeni dönem AKP ile oldu...

3 Kasım 2002'de AKP iktidarının gelişi ve Batı tarafından büyük bir güçle desteklenişi Kıbrıs'ta ''çözümü'' de getirecekti.

- Sinyaller en baştan verilmeye başlandı; Tayyip Erdoğan daha milletvekili bile seçilmeden, ''Bu iş Denktaş'la olmaz, 40 yıllık Kıbrıs politikası değişecek'' demeye başlamıştı bile, işin nereye götürüldüğü ortadaydı: Sonrası çorap söküğü gibi geldi.

- TBMM'nin bugüne kadar Kıbrıs konusunda aldığı bütün kararların dışına çıkıldı ve sadece hükümet kararı ile Annan Planı desteklendi.

- Annan Planı, ''işin Annan'a havalesi'' planı idi. Türkiye garantörlük hakkından fiilen vazgeçiyor ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını bir kenara itiyordu.

- Annan da işi Brüksel'e havale etti ve Rumlar 1 Mayıs 2004'te alındılar.

- M.A. Talat ve partisi Brüksel, Washington ve AKP tarafından desteklendi. Verheugen, ''M.A. Talat kazanırsa seçimi meşru sayarız'' diyecek kadar emperyalistçe ve Hitlervari bir tutum sergiliyordu.

Türkiye gitti, Yunanistan ve Batı geldi...

Annan Planı, Rumların AB üyeliği ve M.A. Talat dönemi ile Kıbrıs'tan Türkiye ayrılırken Rumlar, Yunanistan ve Batı adaya egemen oluyorlar.

- Tabii ki adada ambargoyu kaldıracaklar: Onların tüccarları, turistleri, askerleri ve politikacıları gelecek. 1994'te ambargo, Türkiye'yi göndermek için kondu. Türkiye gitti ve kavga artık bitti.

- Birkaç yıl içinde TSK'nin adadan ayrılması söz konusu edilecek ve gerçekleştirilecek.

- TSK ayrılırken İngiliz, Yunan ve Rum askerleri daha da güçlendirilerek yerlerinde kalıyorlar. Hatta bunlara ABD ve AB askeri de birkaç yıl sonra eklenmiş olacak.

Denktaş Türkiye'yi, M.A. Talat Batı'yı temsil etmektedir. Gazeteler ''Denktaş dönemi bitti, Talat dönemi geldi'' diye yazıyorlar. İşin doğrusu ise şudur: Kuzey Kıbrıs'ta Türkiye dönemi bitiyor, yerine Yunan, Rum ve Batı dönemi geliyor. Vatikan'ın yeni Papa'sı Ratzinger de yeni dönemin bir simgesi değil mi?

M.A. Talat mı? Misyonu bittikten sonra bir limon gibi sıkılıp atılacaktır. Aslında Talabani ile Talat arasında ilginç bir benzerlik yok mu? Her ikisini de Batı (ve emperyalizmi) getirmedi mi?

Nereden nereye: Irak, Kıbrıs derken karşımıza Büyük Ortadoğu Projesi çıkıverdi. Şimdi gelin de Tayyip Erdoğan'ın ''Batı bizi bölmek istiyor'' demesine şaşmayın!..