Siyaset16 Ekim 2009 00:00

Sivil Darbe Evlatlarını mı Yiyor? –Meyyal UYGUR

Emniyet teşkilatına, FG cemaatinin damgasını vurduğu tartışmasız bir gerçek. Ancak teşkilatın ortadan ikiye bölündüğü, huzursuzluğun had safhaya ulaştığı da gizlenemez durumda. “Laikler” bertaraf edildi ya,  FG ile diğer cemaatler arasında paylaşım savaşı yaşanıyor olabilir mi?   İşte bu ortamda Erdoğan’ın Suriye açılımı ve “İsrail krizi”nin yanı sıra zaten yeterince yıpranmış olan Akyürek üzerinde yapılan operasyonla da diğer cemaatlere, özellikle Milli Görüş’e gül attığı söylenebilir.       cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgbuscopan link buscopan pluskamagra kamagra 100mg kamagra geloxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

“Kürt, Ermeni, Kıbrıs” gibi bilumum açılımlarımızın öncü habercisi Uluslararası Kriz Grubu’nun 14 Nisan 2009 tarihli, “Türkiye ve Ermenistan: Zihinlerin Açılması, Sınırların Açılması” başlıklı raporda yer alan bir cümle aklımdan hiç ama hiç çıkmıyor. Türkiye’de “Ermeni” açılımının “miladı” şöyle ifade ediliyordu:  

 

“Gerçek dönüm noktası, çok sevilen İstanbul’un entellektüel elitine mensup Ermeni Türk Gazeteci Hrant Dink’in Ocak 2007’de, bir milliyetçi ekip için çalışan silahlı bir adam tarafından öldürülmesi oldu…”  

 

“Kürt açılımı”nın “dönüm noktası” ise ABD-Barzani destekli, video kayıtlı Dağlıca, Aktütün baskınları olmuş, Dışişleri Bakanı Davutoğlu da, “Dağlıca’dan sonra Türkiye ile Kürtler arasında bir çatışma olacağı bekleniyordu, ama en kapsamlı ilişkiler sağlandı. Biz bölgeyle ilgili politikalarımızda krizleri büyüterek değil, işbirliğini artırarak sonuç almayı tercih ediyoruz…” sözleriyle, o acı gerçeği itiraf etmişti. Ama görüyoruz, dört koldan baskı, tehdit, şantaja rağmen bu “açılım” özellikle içerde hazmedilemiyor, çok ciddi direnişle karşılaşıyor. İşte o hallerde “Ermeni açılımı” ile ilgili bu satırlar beynimi hep burgu gibi deliyor…Ya “Kürt açılımında da gerçek dönüm noktası” sayılacak kurban veya kurbanlar verilirse diye!..

 

Neyse!..

 

Dink’in öldürülmesi ile başlayan ”Ermeni açılımı”, iki gün önceki Bursa maçıyla zirveye ulaştı…Ne tesadüf zirve noktasında Dink’in öldürülmesinden “sorumlu” olduğu iddia edildiği halde makamında tutulan, hakkında soruşturma açılmasına dahi izin verilmeyen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek görevden alındı…Neden alındı ve neden şimdi? Bu ne cins bir “kurbanlık”tır?..

 

“Maksat hasıl oldu”ğundan mı, Dink Ailesi’nin “hesapları” bozmaması için “sus payı” mı, herkesin kendi “izleme-dinleme mekanizmasını” kurmasından sonra artık Emniyet İstihbarat’a ihtiyaç kalmaması mı, Başbakan Erdoğan’ın aleniyet kazanan “baskın erken seçim” hesapları mı? Yoksa hepsi birden mi?   

 

Elbet gerçekler er-geç ortaya dökülecek. Ama Hrant Dink’in öldürülmesi olayının tüm boyutlarıyla aydınlatılması en acili. Çünkü bu cinayet sayesinde Türkiye’ye, Gül’ün ifadesiyle “tarih yaptırılıyor”, dahası Türkiye, bağırta bağırta Türk Dünyası’ndan kopartılıyor. Maç bahanesiyle Azerbaycan bayrağının yasaklanabilmesi az şey mi? Türkiye’ye başka konularda da “tarih yaptırılmasına” örnek olmaması için acil…   

 

Evet, Akyürek’in görevden alınmasıyla bu meselenin kapandığı varsayılmamalı, buna izin verilmemeli. Mesela Dink cinayetinin azmettiricisi olduğu iddia edilen, 1 numaralı sanık “Büyük Abi” Erhan Tuncel’in bağlantıları, “devlet sırrı” olduğu gerekçesiyle imha edildiği söylenen telefon görüşmelerinin kayıtları mutlaka bulunmalı. Tabii Başbakanlık Teftiş Kurulu ve MİT’in tespitlerine rağmen Erhan Tuncel’in kökü-kökenine ilişkin bilgilerin ısraren neden görmezden gelindiği sorusu da mutlaka cevaplandırılmalı.      

 

                                  Emniyet, Erken Seçim, Milli Görüş

 

Akyürek operasyonunun “baskın erken seçimle” ne ilgisi mi var?

 

Emniyet teşkilatına, FG cemaatinin damgasını vurduğu tartışmasız bir gerçek. Ancak teşkilatın ortadan ikiye bölündüğü, huzursuzluğun had safhaya ulaştığı da gizlenemez durumda. “Laikler” bertaraf edildi ya,  FG ile diğer cemaatler arasında paylaşım savaşı yaşanıyor olabilir mi?

 

İşte bu ortamda Erdoğan’ın Suriye açılımı ve “İsrail krizi”nin yanı sıra zaten yeterince yıpranmış olan Akyürek üzerinde yapılan operasyonla da diğer cemaatlere, özellikle Milli Görüş’e gül attığı söylenebilir.       

 

Hemen buradan fokur fokur kaynayan Saadet Partisi’ne geçelim. Genel Başkan Numan Kurtulmuş’un “Kürt açılımına” verdiği destek, “Ne Mutlu Türküm Diyene” dizesiyle biten Öğrenci Andı’nın kaldırılmasını istemesi, Suriye açılımı için Erdoğan’a teşekkür etmesi bilmem dikkatinizi çekti mi? Kurtulmuş’un bu açılımları en çok Erbakan ve ekibini rahatsız ediyor, zaten beyanlarına da yansıyor. Bardağı taşıranın ise Kurtulmuş’un, partiye ait Tv-5’in Aydın Doğan’a satışından elde edilen 15-20 milyon doları, borçların tasfiyesi için Erbakan ekibine vermeyip, kendi kadro ve politikalarını oluşturmada kullanması olduğu öne sürülüyor. Bir de Milli Gazete’de Hasan Ünal ve Afet Ilgaz gibi Erbakan yanlısı kalemlerin yazılarına süresiz ara verilmesi var ki, kelimenin tam anlamıyla “savaş baltalarının” çıkarılması addediliyor.

  

Yani Erbakan’ın, Kurtulmuş’un tasfiyesi için düğmeye basması mukadder görünüyor. Ancak Hoca’nın açmazı büyük. İddialara göre, daha önce milletvekilliği, bakanlık vaadlerini elinin tersiyle iten Kurtulmuş’a, AKP tepelerinden bu defa, “Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığından sonra AKP’nin başı olması” teklifi geldi!. Bundan haberdar olan Erbakan  bir türlü düğmeye basamıyor olabilir mi?        

 

Tam bunların konuşulduğu bir dönemde Erdoğan’ın gazete takımının en üstünde Milli Gazete’nin durduğunun ve güne bu gazeteyi okuyarak başladığının duyurulması tesadüf olabilir mi?

 

(Açık İstihbarat: Son günlerde “Emniyet teşkilatına yakın” yeni yazarlar üzerinden Emniyet içindeki kavgaların deşfre edilmeye başlandığı ve en son olarak “Ergenekon” savcı ve hakimlerini samimi pozlarla yan yana gösteren fotoğrafların yayımlandığı Odatv, bu kez de Tayyip Erdoğan’ın güne Milli Gazete’yi okuyarak başladığı haberini “Başbakanlık kaynaklarına dayanarak” verdi. Daha önce de Tayyip erdoğan’ın güne Vakit gazetesini okuyarak başladığı söylentisi yayılmıştı)

 

Evet Erdoğan içeride, dışarıda gerekli yığınakları yapıp, tam gaz erken seçime gidiyor…Ya da oraya sürükleniyor…Sonucu mu? Galiba son galibiyetin, ilk “mağlubu” kendisi olacak!..