AB16 Ekim 2009 00:00

İsveç'i Nasıl Bilirsiniz ? - Ceyhun Balcı

Kabul edilmeli ki; İsveç'in olumsuzluklar yerine olumluklarla belleklerde yer ediyor oluşu İsveç'in ve elbette İsveçli'nin başarısıdır. Bunca olumlu imgeye sahip olmak zamanla ülkenin de toplumun da özgüvenini artırıyor olabilir mi? Sakın, bu özgüven artışı İsveçli'lerin akıl hocalığına soyunmasını da tetikliyor olmasın! Aklımıza gelebilecek hemen her konuda başımıza dikilen, bizlere akıl öğretme yarışına giren Avrupalı tayfasına bir de İsveçli eklendi son günlerde.Adı  : Tomas Hammerberg! coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cards

İsveç'i Nasıl Bilirsiniz?

Ceyhun Balcı - Ulusal Gündem

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

15.10.2009

 

Böyle bir soru sorulsa kafalarımızda oluşmuş İsveç imgesi gereği birçok şey söylenebilir.

İsveç çeliği, Nobel ödülü, varlıklı, gönençli, sorunlarını tümüyle çözmüş mutlu insanların ülkesi gelmez mi aklımıza?

Coğrafyası gereği güneşin ya doğamadığı ya da doğup da bir türlü batamadığı bu ülkenin soğuğu da belleklerimizde yer etmiş olmalıdır.

Bir de şimdilerde cenazesi ortada kalan "sosyal demokrasi" kavramının da başarılı uygulamaları ile gelir aklımıza bu Kuzey ülkesi.

Ayrıca, bisikletle ya da başka toplu taşıma araçlarıyla işine giden bakanların ülkesidir aynı zamanda İsveç!

Her nedense, pek çoğumuzun aklına İsveç'in silah üretiminde de önde gelen bir dünya ülkesi olduğu gelmez!

Efsanevi önderleri Olof Palme'nin silah endüstrisi karşıtlığı nedeniyle öldürülmüş olması olasılığı da belirmez zihinlerde!

Kabul edilmeli ki; İsveç'in olumsuzluklar yerine olumluklarla belleklerde yer ediyor oluşu İsveç'in ve elbette İsveçli'nin başarısıdır. Bunca olumlu imgeye sahip olmak zamanla ülkenin de toplumun da özgüvenini artırıyor olabilir mi?

Sakın, bu özgüven artışı İsveçli'lerin akıl hocalığına soyunmasını da tetikliyor olmasın!

Aklımıza gelebilecek hemen her konuda başımıza dikilen, bizlere akıl öğretme yarışına giren Avrupalı tayfasına bir de İsveçli eklendi son günlerde.Adı  : Tomas Hammerberg!

Özetle "Ne mutlu Türküm diyene!" demek yanlıştır, ayrımcılık içerir demeye getiren sözlerdi söyledikleri.

Haksız da sayılmaz önceki bir çoğu gibi bu İsveçli de!

Kendi bölücülük ya da gericilik tasarımları için AB projesini kullananların el pençe divan durduğunu görünce niyetleri olmasa da akıl öğreticilik damarları kabarıyor da olabilir bu tiplerin.

Dilimizde tüy, kalemimizde mürekkep bitti.Şimdilerde, klavyelerimiz aşındı belki de bu konuları yazmaktan.

Üzerinde  yaşadığımız bu coğrafyada "Ne mutlu Türküm diyene!" demediği için başı derde giren biri var mıdır?

Ayrıca, İkinci Dünya Savaşı ile tavana vuran, sonraları kökü kazındığı sanılan ama çağımızda bile değişik şekillerde varlığını sürdüren "ırkçılık" sorunu vardır kendini uygar sanan Avrupalı'nın.

Kişinin "başkasını da kendisi gibi bilmesi" deyişine uygun olarak Avrupalı da kendi bilinçaltındakileri başkalarına da kolaylıkla yaraştırabilmektedir.

Uygarlıklar kavşağı Anadolu'nun kültürlerin ve budunların harmanyeri olduğunu bilen, aklı başında hiç kimse etnik köken ve safkan ırk tartışmasına girmemektedir. Türk safkan bir ırkı simgeleyen bir kavram değildir çünkü.Tıpkı, Fransız, İngiliz ya da Alman'ın safkan bir ırkı simgelemeyişi gibi.

Akıl hocası olmaya meraklı İsveçli eğer eleştirecek birşeyler arıyorsa kendi ülkesi ile birlikte aynı birlikte yer alan kimi ülkelere bakabilir.

Örneğin, birkaç ay önce İtalya'da birileri hekimlerin sığınmacı göçmenlere sağlık hizmeti vermemesi gereğinden söz edebilmişti.

Akıldışılıkta ve ayrımcılıkta Avrupa'nın önünde giden İtalya'da bir belediye yabancılara ayrı otobüs kullandırılmasını dile getirmemiş miydi?

Daha birkaç hafta önce birliğin görece yeni ülkelerinden Slovakya değil miydi kamusal alanlarda Slovakça'dan başka dil konuşulmasını yasaklamayı seslendiren?

Bunca ilgili, bilgili ve yetenekli insanın Avrupa'nın hemen her köşesine sinmiş olan ve gün geçtikçe tırmanan "ırkçılık ve ayrımcılık"tan haberdar olmaması nasıl açıklanabilir?

Yoksa, Sakallı Celâl'in dediği gibi "Bu kadar cehalet ancak tahsille mi mümkündür?"

Saygıdeğer İsveçli dosta yine irdelemesi için kendi ülkesinden bir yansıma yaraşır.

Bu konuda bir gazete kesiği yardımıma yetişti.

İsveç'te bir tarfik kazası sonucu ölen ya da yaralananların hak ettiği ödenceler belirlenirken kişinin sosyal ve ekonomik düzeyine bakılmaktaymış. Yani, zengine daha fazla, yoksula daha az ödence!

Ne kadar adaletli değil mi? Belli ki; sosyal demokrasi bile yetememiş bu tuhaflığı gidermeye.

İsveçli'nin bilgiçliğine bakınca "mum dibine ışık vermiyor" diyesi geliyor insanın.

 
Açık İstihbarat @ 2009