BKA - Şebnem Özbek
AB de, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü korumuş şekilde değil; kısım kısım birliğe alınması ile ilgili bir düşüncenin öteden beri hakim olduğunu biliyoruz. Örneğin; Bulgaristan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Angel Marin, Trakya Üniversitesi Edirne Yabancı Diller Yüksekokulu'na “Bulgar Buluşma Noktası” açılışı için geldiğinde, AB’nin üyeliğimiz hakkındaki düşüncesini net bir şekilde dile getirdi: “Trakya sınırları Avrupa Birliği içerisinde kalmalı. Hayalimiz sınırları olmayan bir Trakya”discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
|
Bildiğiniz gibi Avrupa ülkeleri, Türkiye’yi birliğe üye yapmaya niyetlerinin olmadığını bir çok beyanlarında belirtmiştir. Bu beyanı veren son kişi de Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans Gert Pöttering oldu:
Bu bakış açısından, yani bölgesel bazda üyelik açısından olaya baktığımızda, karşımıza Türkiye’nin geçmiş idari yapısında olmayan ve yönetim şekliyle bağdaşmayan yeni bir kurum ortaya çıkıyor:
BKA; merkezi hükümetten bağımsız bir idari yapıda, sınırları çizilmiş bir bölgenin sosyo-ekonomik koşullarını geliştirme amacıyla 1933 yılında ABD'de kurulmuş ve daha sonra Avusturya, Belçika, Brezilya, Almanya, Hollanda, İtalya, Portekiz, İspanya, ve Polonya'da da oluşturulmuş idari bir yapıdır.
BKA; merkezi hükümetten bağımsız bir idari yapıda, bölgesel bazda faaliyet göstermektedir. BKA’nın politikalarını oluşturmak ve yürütmekle görevli bir yönetim kurulu bulunmaktadır. Bu kurul, genellikle hükümet tarafından atanan ve ajansın kurulmasına katkıda bulunan kuruluşların temsilcilerinden oluşmaktadır.
Bu çerçevede 22 Eylül 2002 tarihli Bakanlar Kurulu kararında, bölgelerin sosyo-ekonomik analizlerinin yapılması, bölgesel politikaların belirlenmesi ve AB Bölgesel İstatistik Sistemi ile karşılaştırılabilir veri tabanı oluşturulması amacıyla, ülke genelinde üç düzeyde istatistiki bölge birimleri oluşturuldu.
BKA ile ilgili en çok dikkat çeken bir diğer husus da; sivil toplum kuruluşları (STK) ile ortak hareket etmeleridir.
BKA; Avrupa Birliğinin AKP eli ile Türkiye’ye dayattığı ve üniter yapımızın kendi ellerimizle dağılmasına neden olacak bir süreçtir. Bölgesel farklılıklar ortadan kalkmayacak; aksine daha da artacaktır.
Ayrıca “Merkezi yönetim”in zayıflatılarak “Bölgesel Yönetim”in güçlendirilmesine yönelik BKA’ların; dünya ülkelerindeki örneklerine baktığımızda, bu ülkelerin hiç birinin üniter yapıya sahip olmadığını, federasyonla yönetildiklerini görürüz.
Kuruluş felsefesi ve işlerliğini göz önüne aldığımızda “BKA’lar; merkezi yönetimin “yönetici” pozisyonundan çıkartılıp “düzenleyici” fonksiyonlarla donatılması için kurgulanmıştır” diyebiliriz.
Neticede devletler üstü merkez; güçlenmesini ve kalkınmasını istediği bölgelere BKA eli ile rahatlıkla destek olacak, istediği bölgeyi ise gene BKA aracılığıyla geri kalmışlığa mahkum edebilecek ve hatta para desteği sağladığı STK’lar sayesinde bölgesel bazda “Renkli Devrim”ler yapabilecektir.
Her şeyden öte, şu şekliyle yani; 71 milyon nüfus ve 814.578 km2 yüzölçümü ile dünyanın en geniş 37. ülkesi olan Türkiye’yi, bütün halinde birliğe üye yapmayacaklarını açık bir şekilde yıllardır ifade eden AB’nin; Türkiye’deki BKA’lara bu kadar çok para aktarmasının “Küçük lokma” haline gelmemiz dışında herhangi bir mantıklı açıklaması var mı?
|