|
Amerika’nın
ve dünyanın uzay araştırmaları tekeli olan NASA 9 Ekim tarihinde
küreselliğin yasa ve görüş birliği tanımayan anlayışının da ötesine
geçerek, sanki özel mülkiyetine dahilmiş gibi Dünya’nın uydusu Ay’ı
bombaladı.
Dünyaya son birkaç ay içinde üstü kapalı olarak
duyurulan proje, bugüne kadar harcadığı akıl almaz paralarla insanlık
adına ne yaptığı belirsiz olan kuruluşun gerçek niyetleri hakkında
yeni soru işaretleri yaratmakta gecikmedi. Ay’ın bombalanması
ardındaki sebebin ne olduğundan önce, NASA’nın ekonomik kriz demeden
hayata geçirdiği onlarca milyon dolarlık projelerini nasıl sağladığına
ve Ay Bombalanması projesinin içeriğine bakalım:
NASA Bütçesi
300 milyonu
aşkın Amerika’dan elde edilen vergiler ile Amerika’nın 2008 bütçesi
2.9 trilyon dolar olarak oluştu. NASA, bu miktarın 0,06%’sına denk
gelen 17 milyar 318 milyon dolarlık bütçeyi Amerikan Kongresinin
onayladığı Federal Bütçe Düzenlemesi ile elde etti. Bu rakam
Amerika’nın yıllık akademik bilimsel araştırmalar harcamaları
toplamlarının 35%’ini oluştururken, Amerikan Ulusal Bilim Derneğinin
harcamasının %269’na denk geliyor.
2007 rakamlarına göre her
Amerikalı’nın senede 57,10 dolar vergi ödediği NASA, son 50 yıllık
hesaplamalara bakıldığında sene başına ortalama 15 milyar 818 milyon
dolar bütçe elde etti. 2010 senesinde ise 18,7 milyar dolar bütçe
alınması öngörülüyor.
Senelerden beri Cumhuriyetçiler ile
Demokratları karşı karşıya getiren bir politik husus olmayı başaran
NASA’nın bütçesi harcanan dudak uçuklatıcı proje paralarına bakıldığı
zaman kaçınılmaz soruları akla getiriyor. İlk olarak ise, vergi veren
yüz milyonlarca insan gerçekleştirilen projelerden ve en önemlisi
gerçek nedenlerinden ne kadar haberdar oluyorlar?
Bu tür
konuları es geçebilmek ve NASA’nın tekelini sağlama alabilmek için
NASA’nın Amerikan ekonomisi için kaçınılmaz bir fayda olduğu
savunuluyor. Bu iddianın başlangıç noktası ise 1966 senesinde
başlatılan Apollo projesi.
Bu proje NASA’nın bütçesini tavan
yaptıran ve sarsılmaz bir tekele dönüşmesini sağlayan ilk atılım. 34
bin NASA personeli ve ülke çapında 375 bin sanayi çalışanının yer
aldığı proje gerektirdiği korkunç maliyet sayesinde, NASA’yı tekel
haline getirebilmek ve Amerikan bütçesinden büyük paylar koparabilmek
isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüştü. 2007 rakamlarına göre Apollo
projesinin toplam maliyeti tam 136 milyara, yani bugünkü NASA
bütçesinin 7,85 katına denk gelmişti. Apollo uzay aracının kendisi
toplamda 28 milyar dolara mal oldu(kumanda modulü 17 milyar, Ay modulü
11 milyar dolar).
İşte bu süper maliyetli proje sonunda,
insanlığın Ay’a ayak basması gibi çığır açan bir olayı arka plan
edinen NASA, Amerikan bütçesinden her sene büyük ısırıklar almayı
başarmış oldu. Halen ülkedeki özel sektör girişimcileri ile iktidar
muhalefetinin ana konularından biri olmaya devam eden NASA tekeli, Dan
Brown’un ‘İhanet Noktası’ adlı kitabında da ele alınmıştı.
LCROSS Projesi
NASA aslında Ekim 2008 için planladığı LCROSS
projesi ni uzaya yollamak için Lockheed Martin ve Boeing ortak
teşebbüsü olan United Lauch Alliance üretimi Atlas V roketini
kullandı.
Fırlatma aşaması için Rus/Amerikan yapımı sıvı
oksijenli yakıt tüketen RD-180 motoru kullanan Atlas V, taşıdığı
LCROSS uzay aracına bağlı olan Centaur iki aşamalı roketini(geniş alt
ve dar üst kısımdan oluşan, kendi motor ve itme sistemi bulunan
roketler) devreye sokabilmek için sıvı hidrojenli yakıt tüketen RL10
motoru kullandı.
18 Haziran’da Cape
Canaveral, Florida’da gerçekleşen fırlatma ile Atlas V, gövdesinde
robotik Ay keşif aracı LRO(Lunar Reconnaissance Orbiter) ve Ay’ın
yüzeyinde patlayacak olan Centaur roketini bulunduran LCROSS uzay
aracı ile uzaya yollandı.
9 Ekim 2009 tarihinde
UTC(Eşgüdümlü Evrensel Zaman) 11:31’de Centaur Ay’ın güney kutbuna
yakın bölgesine çarptı.
Çarpmanın Etkileri
Bundan 40 sene önce Apollo uzay mekiği Ay’a
çıktığında astronotlar Ay’ın yüzeyine geriye yansıtıcı
paneller(aynalar)yerleştirmişti.Ancak Amerikan Ulusal Bilim Derneği’nin bu
projenin para desteğini keseceği açıklandı.
NASA’nın tamamen sessiz kalması. Sizce sebep ne olabilir?
Burada
Ay’a ayak basıldığı dönemde elde edilen önemli bir bilgi öne çıkıyor.
Diğer yandan, Ay’ın
yörüngesini saptırmak dünyanın tektonik yapısının bozularak fay
hatlarının kırılmaya iyice yaklaşması riskini arttırıyor.
Teksas’taki McDonald ölçüm
merkezinin iptali ile Ay’ın yörüngesinden ne kadar saptığı sorusu
cevap bulamayacak.
Aksine,yıllık sadece 125 bin dolar maliyetli McDonald
lazerli ölçüm sistemini devre dışı bırakılacak ve bu şekilde
gerçekleştirilen proje nasıl bir saçmalıktı, anlayamayacağız.
Birleşmiş Milletler Uzay Sahası Antlaşmasını ihlal
etti.
“Ay ve diğer gök cisimleri üye olan ülkeler tarafından
özel olarak sadece barışcıl amaçlar için kullanılmalıdır. Gök
cisimlerinde askeri üsler, donanımlar ve garnizonlar kurmak ile, her
çeşit silahın denenmesi ve askeri tatbikatların gerçekleştirilmesi
yasaklamalıdır.”
Yani, çarpma bölgesi
neye dayarak seçildi? Orada görülmesi istenmeyen bir şeyler mi vardı?
NASA hiçbir zaman Apollo 11 uzay mekiğinin
Ay’a iniş görüntülerini yayınlamadı.
Acaba orada başkaları tarafından görülmesini
istemedikleri bir şey mi vardı?
İşte Asıl
Neden
“Rods from God.”
Bu bombanın temel özelliği ise bir nükleer bomba
kadar büyük tesir göstermesi ancak hiçbir radyoaktivite içermemesi.
İşin ilgi
çeken tarafı ulaştıkları hiper hızla bir göktaşı haline dönecek olan
çubuklar, hiçbir patlayıcı içermeye gerek duymayacaklar.
Pournelle bu
fikri ilk olarak 1950’li senelerde Boeing firması için çalışırken
yaratmış ve adını “Thor” olarak belirlemiş.
“İnsanlar bunu periyodik olarak tekrar keşfedecekler”
Ağustos 2006’da, Bush hükümeti
Ulusal Uzay Politikasını revize ederek uzayda her türlü silahlanmaya
karşı olan bir anlaşmayı reddeden bir politika belirledi.
“Rods from Gods”
Bu etki Amerika’nın en gelişmiş nükleer denizaltı
sınıfı olan Ohio denizaltılarının taşıdığı 24 nükleer başlıklı Trident
füzesinin etkisine eşit.
“Eğer İran, Amerikan ve İsrail
saldırılarına karşı uranyum zenginleştirme tesislerini yerin 9 metre
altında beton duvar ile kaplı tesislere taşıyorsa, Amerika’da bu işi
bir o kadar yukarılara taşır…”
BM Uzay
Sahası Antlaşmasına bakmak isterseniz: http://www.oosa.unvienna.org
İlk 4,5 günlük sürenin ardından
LCROSS dünya yörüngesi etrafındaki döngüsünü tamamlayarak Ay’a
çarpacağı konuma yaklaşmaya başladı. 23 Haziran’dan itibaren
gelecekteki Ay projeleri için öncü olması için görev yapacak LRO, 4’lü
ateşleme sistemi ile kendisini Ay’ın yerçekimine sokacak mesafeye
itmeye başladı. Ay’ın yörüngesine 30-70 km mesafede gezinmeye
başlayanLRO, görüntü ve bilgi aktarımı faaliyetine geçti. 37
günün sonunda ise LCROSS ve Centaur Ay’a çarpma konumuna odaklandı ve
8 Ekimde son aşamaya girildi. Bu tarihte uzay aracı ve roket
birbirinden ayrıldı ve Centaur roketi son sürat Ay’ın yüzeyine
ilerlemeye başladı. 4 dakika boyunca ortaya çıkan enkaz
ve materyalin görüntüsü alan LCROSS’da elde ettiği bilgileri dünyaya
yolladıktan kısa bir süre sonra Ay’a çarparak ikinci patlamayı
gerçekleştirdi. Dünya’nın uydusu konumundaki Ay, hem dünyanın,
hem de üzerindeki tüm canlıların yaşamı için kesinlikle yerinde
kalması gereken bir şey. Öncelikle, Ay tam bir küre şeklinde olmayan
dünyamızın konumunu dengelemesinde stabilizatör görevi görmekte. Eğer
Ay gerçekleştirdiği düzenleyici konumunu kaybederse bu ilk başta
okyanusların ölü alanlar haline gelmesine ve dalgaların durması ile
tüm deniz canlılarının yok olma ile karşı karşıya gelmesi demek
olacak. Fort Davis, Teksas’ta
bulunan McDonald lazer ölçüm istasyonu, Ay’ın yüzeyine yerleştirilmiş
olan paneller ile lazer yansımalarının zamanlaması kullanılarak
yapılan ölçümler sayesinde, Ay ile Dünya arasındaki mesafeyi 1 cm bile
şaşmadan ölçüyordu. Burada
yanlış olan sadece 40 seneden beri yürütülen bir projenin bir anda
kesilmesi değil, Ay’ın yüzeyinde 2 tonluk bir bomba patlatan
Tüm dünya kamuoyuna gerçekleştirilen ilk patlamanın
Ay’ın yüzeyinde sadece 20 metre çapında ve 4 metre derinliğinde bir
krater yarattığı açıklandı. Sizce, yakıt yüklü iken 2,305 kg, çarpma
esnasında ise 2,249 kg olan ve saatte 10 bin km hızla Ay’ın yüzeyine
çarpan bir roket bu kadar ufak bir krater yaratmakla yetinebilir mi?
Patlama sonunda uzaya yayıldığı söylenen materyal ve enkaz
miktarı 350 metrik ton. LCROSS’un(yakıt olmadan ağırlığı 585 kg)
çarpmasının ise 150 metrik ton materyali uzaya saçtığı tahmin
ediliyor. Toplam maliyeti 79 milyon dolar olan ve 1 senelik
gecikmenin ekstraları ile gerçekleştirilen bu kadar yüksek maliyetli
proje sadece su aramak için yapılmış olabilir mi? NASA
gerçekleştirilen patlama ile ortaya çıkacak su tanecikleri veya su
buharı aranacağını ve Ay’da kolonileşme konusunda büyük bir adım
atılacağını savunuyor? Ancak bu teorinin önemli fizik
kurallarına dayanan sonuçları bulunuyor. Newton’un eşit ve zıt tepkime
kanununa göre, yaşanan patlamanın şiddetini karşılamak için Ay
patlamanın zıt yönünde bir kuvvet yarattı. Bu da anlaşılacağı gibi
Ay’ın sabit yörüngesinden şaşması demek oluyor. Apollo 11 projesinde uzay mekiğinin 2 astronotunun Ay
yüzeyine indiği Lunar(Ay)Modulü, yakıt dahil toplam 10,334 kilo ile
hızla yüzeye temas ettiğinde, Apollo mekiğindeki sismograf ölçümleri
koca gezegenin yarım saat boyunca zil gibi çınladığını saptamıştı. 11
tonluk bir kamyona denk gelen ağırlığın, 7,36x2210 yoğunluğundaki Ay’ı
çınlatması tek bir şey demekti: Ay sert kayalardan değil, oyuklardan
oluşan bir nesne olmalıydı. Bu da 2 tonluk bir patlamanın Ay’ı
sanıldığının aksine çok daha büyük bir kuvvetle iteceği ve
yörüngesinden saptıracağı anlamına geliyor. Ay güneş
sistemindeki birçok gezegenin uydusuna oranla çok daha büyük. Normalde
bir gezegen ile uydusu arasındaki mesafe ne kadar uzun ise, yoğunluk
farkından doğan denge noktası gezegen çok daha büyük olduğu için
gezegenin çekirdeğine yakın olur. Ancak Ay ile Dünya arasındaki bu
denge farklıdır. Ay çok daha büyük bir uydu olduğu için, Dünya ile
oluşturduğu denge noktası dünyanın yüzeyinden çekirdeğine olan
mesafenin çeyreği kadar olan bir noktadadır. Ay her gün dünyanın Ay’a
yakın olan tarafında ve zıt tarafında olmak üzere iki büyük gel git
yaratır. Bu şekilde, binlerce seneden beri bu düzene göre evrim
geçiren ve ortaya çıkan canlılar hayatlarını sürdürüyor. Bu düzenin
ortadan kalkması tüm bu canlıların, en başta deniz canlılarının yok
olması anlamına geliyor.
Risk bununla da kalmıyor, halen aktif olan yanardağların patlamasına
da tetikleyeci etkide bulunabileceğinden korkuluyor. NASA
dünyada petrol aramalarında 100 seneyi aşkındır kullanılan sismograf
ölçümleri ile Ay’da ilk olarak bu tür analizler yapmayı düşünemez
miydi? Bu şekilde dünyayı felaketlere sürükleyebilecek bir çılgınlık
önlenmiş olabilirdi. Ve tabii ki insanlık bu tür konularda
kesinlikle bilgilendirilmeyecek, yaptıkları deliliği örtmeye çalışan
sevimli suratlı bilim adamlarının ve bu işin para patronlarının
insanlığı ileriki 10-20 senede Ay’a taşıyacağını ümit edecekler.
İnsanlık Ay’ı yörüngesinden saptıran bombalamanın
dünyanın yararına olduğunu düşüne dursun, NASA gerçekleştirmiş olduğu
bu proje ile tüm uluslar arası yasa ve antlaşmaları çiğnedi ve
Bu antlaşmada şöyle denmektedir:
BM anlamasının ihlal edilmesi bir yana,
asıl sorun bu projeyi gerçekleştirmek adına ileri sürülen sebebin
tamamen yalan olması. NASA’lı bilim adamları su bulma derdinde
oldukları konusunda inandırıcı gözüküyorlar. Oysa yaşanan patlama ve
atmosfer şartları altında ortaya su çıksa bile suyun anında buharlaşıp
yok olması kaçınılmaz. Su içinde bulunduğu atmosferin içerdiği oksijen
miktarının düşüklüğü ile doğru orantılı olarak buharlaşır. Örnek
olarak 15 bin metre irtifada uçan bir uçağın camları patlarsa, bu
içerideki tüm suyun ve insanların vücutlarındaki kanın buharlaşması
anlamına gelir. Uzay, bilindiği gibi bir boşluk olduğuna göre, 2
tonluk bir bombanın yaratacağı ısı ile uzay boşluğu suyu daha ortaya
çıkar çıkmaz buharlaştıracak ve yok edecektir. Burada akla
takılan bir soru, Centaur roketinin patlaması ardından 4 dakikalık
süre çekim yapan ve sonra kendisi de patlayan LCROSS’un bu 4 dakikalık
görevinin amacı. Neden, patlama ardından ortaya çıkan enkazı
incelemekten çok, roketin vurmasını istedikleri hedefin tutturulup
tutturulmadığını gözlemlemek olabilir mi? Burada yine Ay’a ayak basıldığı Apollo projesi
akıllara geliyor. Aradan geçen 40 sene
içinde bu durum değişmedi. Ne kadar ilginçtir ki, LCROSS
projesi Ekim 2008 için planlanmıştı. Ayn dönemde, Rusya ile Çin’in
ortaklaşa bir proje ile 2015’te Ay’a insan gönderme planı haberlerde
dolaşıyordu. Bu haberin 1 sene sonrasında ise Ay NASA tarafından
bombalandı. Dünyaya yutturulduğu saçma sapan nedenin
arkasında yatan gerçek, Amerika’nın Ay’da yeni bir silah denemiş
olması. Bu silahın adı
Türkçesi ile “Tanrı’dan Çubuklar” diyebiliriz. Bu adı almasının
nedeni, kinetik bombardıman tekniğine dayanan metalik çubuk şeklindeki
bombaların uzaydan belli bir hedefe(mesela dünya) atılması. Bu
şekilde uzaydan dünyadaki her hangi bir şehre yollanan bomba bir
göktaşından farksız olarak hedefi vuruyor ve geride hiçbir şey
bırakmıyor. Bu tür bir bomba dünya da tabii ki denenemezdi. Sonuç
olarak hedef Ay, yani dünyanın yaşamı için vazgeçilmez olan nesne
seçildi! Peki “Rods From God” tam olarak nasıl bir silah?
9-12 metre uzunluğunda ve 60 cm kalınlığında olan bir demet
katı tungsten(wolfram) çubukları. Bu çubuklar uydularla uzaydaki
yörüngelere yerleştirilecek ve saniyede 10 bin feet(3 bin km) hıza
ulaşarak dünyadaki hedefleri un ufak edecekler. Silahın yaratıcısı bilim kurgu yazarı ve uzay
silahları uzmanı olan Jerry Pournelle. Yani kızıl saçlı
ve sakallı olan, elindeki çekici ile savaşan Cermen mitolojisindeki
“Yıldırım Tanrısı”. Pournelle fikri için zamanında
açıklamasında bulunmuş. Dediği aynen oldu ve zamanında
fizikçilerin çok maliyetli olduğu için reddettikleri bu proje, NASA
ile hayata geçirildi. O tarihten itibaren, sadece “Rods from God” değil,
birçok silah projesi öne atıldı. Bunların arasında uzaya
yerleştirilecek lazer silahları, dünyanın herhangi bir noktasına 45
dakikada yarım tonluk bomba atabilecek bir uzay aracı da var.
Hazır bir tanesi denenmişken
silahından biraz daha bahsedelim: Bu sistem, uzayda yanyana
dizili uydular gibi çalışıyor. Bir uydu dünyadan gelen sinyalleri
alırken, yani iletişim için kullanılırken, bir diğeri çok sayıda
tungsten çubuğu taşıyor. Seçilen hedefe bırakılan çubuk neredeyse 11
bin km hızla, bir meteordan farksız şekilde atmosfere giriyor ve
hedefi vuruyor. Patlayıcılara değil, kinetik enerjiye dayanan çubuklar
bir nükleer bombanın yarattığı etkinin aynısı yaratıyor.
Gerisini siz düşünün.
Kısaca, dünyanın gizli sahipleri her zamanki gibi insanlığı,
evresensilliği, hatta güneş sistemini bile umursamadan planlarına
devam ediyor. Burada New York Times’ın yorumu yazmak çok
yerinde olacaktır: Amerika’nın irtifa sorunu
olmadığı kesin. Asıl soru, bu denli çılgınca bir proje kapsamında Ay’ı
bombalayabilenlerin, bundan önce neler yapmış olabileceği; ya da
ileride neler yapabileceği. Diğer yandan, önümüzdeki bir 5 senede
Ay’da su bulmaktan bahseden olur mu dersiniz?
|