Tayfun Er'in Destek Yayınevi'nden çıkan
"Yalıdakiler" kitabı , Türkiye'deki elitizm ve elitler
arasındaki süregiden dayanışmayı haritalandırmak ve belli bir teorik
çerçeveye oturtmak adına değerli bir çalışma.
Bu çalışma aynı
zamanda bugün kendini "demokrat" ve "darbe karşıtı" olarak lanse eden
Altanların, Nazlı Ilıcak gibi isimlerle beraber hangi darbeleri nasıl
desteklediğini ve bugün Türk Ordusu'na karşı entellijancia üzerinden yürütülen harekatın
başını çekenlerin o gün "Türklük" adına cuntacılara nasıl övgü
yağdırdıklarını ortaya koyuyor.
Aşağıda kitaptan bir pasajı
aynen yayınlıyoruz.
Açık
İstihbarat
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Ahmet
Altan , 12 Eylül'e yaranmak, bugünkü dezenformasyon ve
psikolojik savaş zeminini ta o zamandan yaratmak için, olası solcu
olacak insanları yürekten vurmak amacıyla Şener Yazar'ları
seksomanyak ilan etmişti.
O yüzden Turgut Özal'ın
emriyle ve ANAP'lı milletvekillerinin oylarıyla Hıdır Aslan 25 Ekim
1984'te idam edildiğinde , Çetin Altan ve mahdumları, Turgut
Özal'a "yaşa varol" diye övgüler yağdırıyordu.
Hıdır Aslan üstelik Tuncelili olduğu için
dosyası öne alınarak idam edildi. Şimdi Ahmet Altan , Kürtlerin
hakkını savunuyormuş.
Hıdır Aslan, ailesi
tarafından elleri kınalarak toprağa verilmişti. Ben ne
zaman bu insanların televizyonda yüzünü görsem, Hıdır'ın kınasını
da yüzlerinde görüyorum.
Siz bizi İlhan Selçuk gibilerle
karıştırmak istiyorsunuz ama bu oyun tutmaz. İlhan Selçuk, sırf
okuduğu gazete yüzünden öldürülen, okulunu bırakmak zorunda kalanlara
karşı inanılmaz bir şey yaptı. Siyasi açıdan falan önemli değil
yaptığı, Cumhuriyet hiç bir zaman değil sosyalist, sosyalist demokrat
bile olmadı; ama sadece insani olarak bile yaptığı korkunç bir şeydir.
Cumhuriyet; sosyalizm yükselirse sola doğru yaklaşacaktır. Şu anda
yükselen iki dalga var, o da birisine bindi. İlhan Selçuk bize değil
ancak size benzer.
Nazlı Ilıcak, bütün
kariyerini, 27 Mayıs'a karşı olmakla, Çetin Altan (12 Mart'ı
nasıl desteklediğini yazmıştım) ise 27 Mayıs'ı en şiddetli
şekilde destekleyerek yapmıştır. Şimdi çok samimi oldular,
aslında zaten öyleydiler ama anlaşılması için zaman gerekiyordu.
(Açık İstihbarat
: 27 Mayıs karşıtı Ilıcak'ın , 12 Eylül darbesine
dizdiği övgüleri daha önce yayınlamıştık. Bu sözde demokratların
seçici darbe severliğinin kanıtını "Bir
Darbe Şakşakçısının İtirafları" başlıklı yazıda
yayınlamıştık)
Bilmeyenler için yazmak gerekiyor.
Çetin Altan, 27 Mayıs'ı "Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın
Türk Ordusu" diye biten Milliyet'teki yazısında aynen şöyle
selamlamıştır
:
"Bütün
Türk vatanperverleri bu muazzam ve şanlı günün sevinci ve heyecanı
içindedirler. Çürümüş, sufi politika tertiplerinin şahsi ihtiraslarla,
Türkiye'yi en tehlikeli badirelere, kardeş kavgalarına sürüklemekte
olduğu bir sırada, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin medeni bir şekilde
devlet idaresine el koymaları ve memleketi karanlık bir
akıbetten kurtarmaları milletimize hür ve İnsan hakları'na
uygun yeni ufuklar açmaktadır....Atatürk inkılaplarına bağlı olarak
demokratik bir memlekette Türklüğün şerefine yakışır bir nizamın
temelleri atılmaktadır."
"Cera pudorem non habet" demiş
Latinler, yani balmumu utanmak bilmez, ama tarihe bir kez daha kayıt
düşmek adına üsteki yazısından bir gün sonrada şöyle yazıyor
:
"Bize bu
güzel günleri taddıran ve bir milletin haysiyetine konmaya çalışan
tozları bir üfleyişle temizleyiveren Türk Silahlı
Kuvvetleri sağolsunlar. Kardeş kanı dökülmeden yapılan bu
hareketin aynı vakar içinde gerçek demokrasinin temellerini atmasını
bekliyor, seviniyor, övünüyor, övünüyor (Açık İstihbarat :
Altan kendisi hızını alamayıp, iki kere yazmış, yazım hatası
yoktur) , seviniyoruz"
Engel; "diyalektik tarihi
beklemiştir", der. Şimdiye kadar tarih ve diyalektik üzerine söylenmiş
en anlamlı, en güzel sözdür. Herakleitos, yaşadığı dönem
itibarıyle tarihsel materyalizmi göremezdi. Çetin Altan'ları, Nazlı
Ilıcak'ları, Oktay Ekşi'leri, Ertuğrul Özkök'leri , İlhan Selçuk'ları
herkesin anlaması için de diyalektik "tarihi" beklemiştir.
Çetin Altan; her askeri darbe sonrası esas duruşa
geçtiğinde 27 Mayıs'ta 33 , 12 Mart'ta 44 ve 12 Eylül'de 53
yaşındadır. Ahmet Altan ise 12 Eylül'e karşı direnenleri seksomanyak
ilan ettiğinde 35 yaşındadır ve şöhretin, paranın, gücün yolunu
kendisine açan velinimeti 12 Eylül'dür. Şimdi bunlar darbe karşıtı (!)
olacaklar, darbeye karşı direnirken 16 yaşında delik deşik edilenler
de hem seksomanyak, hem de
darbeci!.