Sırada İstiklal Marşı Var- Ahmet Tan
Sırada İstiklal Marşı'nın değiştirilme talepleri var. Çünkü asıl "ırkçılık(!)" İstiklal Marşımızda: "Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâlcialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacierenovation vejle renovation skive renovabuscopan link buscopan pluskamagra link kamagra gel
Tayyip Bey belki hala farketmedi.
Ama dün TBMM'nin açılışını yapan Gül'ün artık anlaması gerekiyor ki...
Bu "açılım" işi hırsız yakalayan oğul ile babanın, "Al da gel oğul!
Gelmiyor... Bırak da gel oğul!..Bırakmıyor!" diyaloguna döndü.
- Bir açılım yapacağım!
- Aç aslanım!
- Açılamıyor!
- O zaman vazgeç oğlum!
- Vazgeçemiyorum!
*
"Açılım"dan vazgeçmek artık çok zor.
Açmasa, açılamasa da "açıyormuş" gibi yapacak.
Tıpkı askerliğin moral gecelerinde, "Aç... Aç..." diye haykıran seyirciyi
susturmak için yapıldığı gibi...
*
Başbakan da, İçişleri Bakanı da açıkladı zaten;, "açılım" için Anayasa
değişikliğine gerek yok.
Demek ki AKP bu "açılımları" yönetmelikle, genelgeyle, tüzükle yapacak!
*
Oysa açılım isteyenleri, artık Anayasa bile kesmiyor...
TBMM'de bile seslendirilen talepler artık sağır sultanların bile malumu.
1) Anayasa'nın ilk 3 maddesi değişsin.
2) Türkler ve Kürtlerin "ortak kurucu" olarak anılsın, tanınsın.
3) Yerel yönetimlere daha fazla yetki devredilsin.
4) Güneydoğu'da federatif bir yapıya geçilsin
*
Açılımın bu aşaması tamamlandıktan sonra sırada başka açılımlar da var:
Başka "Self determinasyon" ( kendi kaderini tayin hakkı)!
Çok şükür bu "hak" şimdilik askıya alınmış durumda.
*
"Açılım"ın ucu bile açılmadan, AB kayıtlarına, Avrupa siyasetçilerinin
söylemine girdi...
Artık hiç kimse çekinmeden korkmadan "Ne mutlu Türküm diyene!" diye ne
yazabilecek ne de konuşabilecek.
Bu da belli oldu.
*
Tayyip Bey'in geçen hafta Bşakan Obama kafa kafaya geçirdiği 15 dakikanın
açılımında da "açılım" olduğu artık sır değil.
"Açılım" Türkiye'nin iç sorunu olmaktan çıktı.
Avrupa İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammer-Berg "Ne mutlu Türküm diyene"
sözünün ırkçılık içerdiğini ilan etti bile.
Tayyip bey de Gül de ortaya attıkları "açılım"ın ucunun "Türklük eşittir
ırkçılık!" iddiasına hatta daha da ilerilere kadar uzatılacağını hesap
edemediler.
Sırada İstiklal Marşı'nın değiştirilme talepleri var.
Çünkü asıl "ırkçılık(!)" İstiklal Marşımızda:
"Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!"
*
Evet sırada İstiklal Marşı var.
Bunun ilk işaretini rahmetli Erdal İnönü Dışışleri Bakanı olarak çıktığı
uzun AB turunda almıştı.
Kendisini izleyen tek gazeteci olarak da "bu hissiyatını" bendenizle de üstü
kapalı paylaşmıştı.
Paylaştığı bir başka "gözlem" ise, bazı AB'li radikal bazı siyasetçilerin
Türk Bayrağı üzerindeki ay ve yıldızın dinsel bir simge olduğuna ilişkin
görüşleriydi.
Bu görüşleri, o dönemde yazdığım Sabah, manşet yapmıştı.
Ancak, Ayyıldızlı bayrağımızla ilgili bu görüşlerin bir grup münferit zıpır
AB siyasetçisinin yediği herze olduğu düşünülmüştü.
Yanıldığımız anlaşılıyor.
AB Komiseri "Ne mutlu Türk'üm diyene"yi ırkçılık olarak niteledikten sonra...