|
AKP ve MHP hem sükûneti
sağlamak hem de türban düzenlemesini savunmak için çeşitli dayanaklar
öne sürdüler:
"AK Parti Hükümeti, Cumhuriyetin de
demokrasinin de laikliğin de hukuk devletinin de teminatıdır,
koruyucusudur". (Erdoğan, 29 Ocak 2008)
"MHP din ve vicdan
özgürlüğü ile laikliğin teminatı, savunucusu ve koruyucusudur."
(Bahçeli, 5 Şubat 2008) AKP ve MHP'nin "biz
laikliğin teminatıyız" demesi trajikomik gelmiş olmalı ki başta
yargı olmak üzere üniversitelerden meslek örgütlerine, sivil toplum
örgütlerinden rejime bağlı aydınlara kadar hiçbir kesim bu sözlere
itibar etmedi, açıklamalar ardı ardına geldi…
Nasıl itibar edilsin
ki! "Demokrasinin teminatıyım"AKP"ayrıcalık""ananı da al git lan""yağma kültürünün""feodal kafanın demokrasi
anlayışı"
"Laikliğin de
teminatıyım""Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı
gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etme"
(1998 yılında aldığı ceza nedeniyle bitti denilen
siyasî yaşamı CHP lideri Baykal'ın
attığı "ip" sayesinde kurtulmuştu. Siyasilerimizin ip atma
geleneğinin ne denli köklü olduğunu göstermesi açısından not edilmesi
gereken bir detay)
"hukukun teminatı""Adli
ve İdari Yargıda Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Sınav, Mülakat ve
Atama Yönetmeliği""mülakat"
"AKP'ye bağımlı bir yargı ve parti çıkarlarının üstünlüğü"
"teminatları ve
samimiyeti"
PKK"erdem"
Bir Örnek: İkiz İhanet Yasasına Üçüz
Onay
"CHP Türkiye'nin
geleceğinin güvencesidir" (Baykal) "İhanet Yasaları""İkiz Yasalar"MHP Genel Başkanı Bahçeli
Abdullah Gül
Genelkurmay"Bu sözleşme, hiçbir kurum, hiçbir devlet, grup ya da kişi
tarafından Birleşmiş Milletler kuruluş amaç ve ilkeleri bağlamında
ulusal birlik ve bütünlüğe aykırı yorumlanamaz""CHP'nin tam desteği
ile"
"Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası
Sözleşme"
Madde 1:
1. Bütün
halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak
gereğince halklar, kendi siyasal statülerini özgürce
kararlaştırırlar ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini
özgürce sağlarlar.
2.
Bütün halklar, kendi amaçları doğrultusunda, (…), kendi doğal
zenginlik ve kaynaklarından özgürce yararlanabilirler. Bir halk, hiç
bir durumda, kendi varlığını sürdürmesi için gerekli olan kendi
olanaklarından yoksun bırakılamaz.
3. (…) Sözleşme'ye Taraf Devletler,
Birleşmiş Milletler Şartı'nın hükümleri uyarınca, halkların kendi
kaderlerini tayin etme hakkının gerçekleştirilmesini
kolaylaştıracaklar ve bu hakka saygı
göstereceklerdir.
Madde 2:
1. Bu
Sözleşme'ye Taraf her Devlet, (…) her türlü uygun yöntem
vasıtasıyla, bu Sözleşme'de tanınan hakların tam olarak
kullanılmasını aşamalı olarak sağlamak amacıyla tedbirler almayı
taahhüt eder.
3. Bu
Sözleşme'ye Taraf Devletler, (…) kamu makamlarınca kurulmuş
okulların dışında, Devletin koyduğu ya da onayladığı asgari
eğitim standartlarına uygun diğer okulları seçme özgürlüğüne ve
çocuklarına kendi inançlarına uygun dinsel ve ahlaki eğitim verme
serbestliklerine saygı göstermekle yükümlüdürler.
Partilerin Vitrinindeki Misyonlar ve Zıttı
Uygulamalar! "Türk Milliyetçiliği""Türkiye Devleti, ülkesi ve
milletiyle bölünmez bir bütündür"
"Türk Milliyetçiliğiyle""ülke de millet de rahatlıkla
bölünebilir, hâttâ antlaşmaya göre bu
kolaylaştırılmalıdır"
"MHP tipi Türk Milliyetçiliği""MHP Tipi Türk Milliyetçiliği'nde Türk
varlığının bölünmez bütünlüğünü korumak gibi bir kaygı da yok iddia da
yok!"
"CHP tipi Demokratlık""CHP tipi Atatürk
Milliyetçiliği""CHP tipi Laiklik"
"laiklik laiklik diye en çok dövünen""dinsel
ve ahlaki eğitim veren okullar""CHP tipi Laiklik"
"halkların(?) kendi amaçları doğrultusunda, kendi doğal zenginlik
ve kaynaklarından özgürce yararlanabilmesi"
Birbirlerinden Farkları Var
Mı? "Vatandaşın artık kendi
dilini bilmesi ve öğrenmesi kaçınılmazdır""Kürtçeyi yabancı dil kapsamında kabul ederek
eğitim yapılabilmesinin önünü açmak isteyen"
"Kürtçenin eğitim sistemine bir şekilde
girmesi, PKK'nın siyasi
projesinin öncelikli hedefidir"Diyarbakır"Eline MHP bayrağını al, git Kürtçe oy iste""uygulama aşamasında"
Erdoğan'ın, Bahçeli'nin, Baykal'ın "Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, …""farklı etnik kökenli(?) halklardan(?)"
Kıbrıs politikaları
"uygulamada""Kıbrıs'ın bir Yunan
adası haline dönüştürülmesine de hiçbir şekilde izin
verilmeyecektir"KıbrısRum Rum KKTCRum "Kıbrıs""Ek Protokol""biraz daha
pazarlık edebilirdik"
Amerika
"kültür"
"Söz ve özlerdeki
bu çarpıklığı"
"Türk milletinin geleceği için teminat
olabilecek ehliyete, samimiyete, ciddiyete, öngörüye, gerçekçiliğe ve
millî onura sahip midir?"
• -İşin boyutlarının ne denli büyük ve
tehlikeli olduğunu göstermek için örnek olarak ele aldığımız-
"İkiz İhanet" belgesinde parmak izleri neden vardır? •
Neden özüne, Türk Milleti'ne değil de AB-D'ye dayanmaya, yamanmaya
çalışmaktadırlar? • Söyledikleriyle uygulamaları neden bir türlü
örtüşmemektedir? • Neden Türk Devlet'ini ve Türk Milleti'ni
tasfiye etmeye çalışmakta ya da bu sürece katkıda
bulunmaktadırlar? • Eğer "bu gemi artık yüzmez, batmaktadır,
tek kurtuluş da bu yollardır" diye bir umutsuzluğa teslim
olmuşlarsa; neden kaptan köşkünü işgal etmiş, kapıları da kilitlemiş
hâlâ orada oturuyorlar? • Neden Türk Milleti'ni kendi
basiretsizliklerine ortak olmaya mahkûm ediyorlar? Türkiye'nin sarpa sarmış iç ve dış sorunlarını bir
kenara bırakıp, her ne amaçla olursa olsun türbanın ardına düşmek,
buna alet olmak gerçek gündemin göz ardı edilmesinde, yani suça ortak
olmak değil de nedir?
Renkli kayıkçı kavgalarına sahne olan
ülkemizde; "aldatılan, acıyı çekecek olan", sonuç itibarıyla
türban gibi sahte tartışmalardan -hangi kesim baskın çıkarsa çıksın-
"gerçek gündemiyle maddi ve manevi her türlü bedeli ödeyecek"
olan yine Türk Milleti'dir.
Her ne kadar AKP'nin rejim düşmanı
sahte peygamber Fetullah güdümündeki F-Tipi sahte dindarlığı, CHP'nin
rejime ikiyüzlü bağlılığı ve sahte laiklik anlayışı, MHP'nin ne olduğu
bir türlü anlaşılamayan tuhaf milliyetçiliği toplumu uyuşturup, acıyı
bir müddet daha derinden duymasına engel olsa da gerçek sorumluların
ta kendileri olduğu gerçeğini asla değiştirmeyecektir!
AKP'nin de CHP'nin de MHP'nin de bu millet ve bu ülke
için üretebileceği hiç bir değer yoktur!
Küresel
sistemin sıradan bir dişlisinden öte bir şey değillerdir! Ağızlarından
farklı sözler çıksa da uygulama aşamasında böyle olmadığı defalarca
kanıtlanmıştır. Hiçbiri rejimin teminatı olamayacağı gibi, ülkenin,
milletin birliğinin teminatı da olamaz. Çünkü doğrudan Türk siyasî,
ekonomik, hukukî ve toplumsal varlığına yönelik her türlü olumsuz
uygulamaya birlikte veya ayrı ayrı farklı dönemlerde defalarca imza
atmışlardır, sabıka dosyaları oldukça kabarık, suçları
sabittir.
Özetle; içinde
yaşadığımız siyasî, ekonomik, hukukî ve toplumsal sorunlarımızın
temelinde işte bu zihniyetler vardır.
Eğer hâlâ;
boğazımıza kadar battığımız sorunlarda bu işbirlikçi, ikiyüzlü parti
ve liderleri ile zihniyetlerinin hiçbir payı olmadığına, onların, bizi
ve ülkeyi düzlüğe çıkarabileceğine inanabiliyorsak; İkiz Yasalar,
Vakıflar yasası gibi ihanet belgeleriyle AB-D kölelik sürecini
memnuniyetle karşılamalı, "vicdan ve onurumuzu bir kenara bırakıp,
şikâyet etmeden, neye mahkûm ederlerse ona razı
olmalıyız"…
Bugün türban konusunun aşıldığını düşünsek
bile, AB-D üyelik kölelik sürecine hizmet etmiş, imza atmış, parti
programlarına almış bu partilerden, Türkiye'nin bu sürecin dışında
tutulup, sömürülmesine ve bölünmesine karşı çıkmalarını
bekleyemeyeceğimiz gün gibi ortadadır. İmzalayıp onayladıkları
"İkiz İhanet Yasaları" gibi onlarca antlaşma, sözleşme ve
protokol de ortadadır… O gün imza atıp, onaylayanlar bugün bu
yaptırımlara karşı çıksa bile samimi olabileceklerini düşünülebilir
miyiz?
Sivrisinek Avlamaktansa Bataklığı
Kurutmak!
AtatürkDTP
"İkiz İhanet
Yasaları'na""Ek Protokol'e""Türbana"
Yol Burada Bitmiştir!
"Bu meclis Türk
Milleti'ne hizmet etmekten uzaklaşmamış mıdır?
Artık iş
yapamaz durumda değil midir?" Daha ne kadar görmezden gelip karnımızdan
konuşmaya devam edeceğiz?
Bu aşamada Türk aydınına tarihî
görevler düşmektedir. Bir an önce Türk aydını günlük korkularını
yenerek tarihin kendilerine yüklediği "öncü olma sorumluluğunu"
yerine getirmelidir…
Gerçek Türk Millî İradesi açıkça ve güçlü
olarak ortaya çıkartılmalı, Türkiye ve dünyaya ilân
edilmelidir.
Türk Milleti'nin geleceğinden kaygı duyan, her
kesimden, aynı ortak payda etrafında toplanacak Türk aydınları, gerçek
"Türk Millî İradesini"; kişisel hırslarından arınmış, tarihî ve
millî bir görevi yerine getirmenin verdiği cesaret, heyecan ve
olgunlukla Türk Milleti'nin karşısına çıkmalı, öncelikle; millet
olarak içine düşürüldüğümüz durumu, sorumlularını ve karşı karşıya
kaldığımız yakın uzak tehlikeleri tüm çıplaklığıyla, korkusuzca, hep
bir ağızdan tek yürek ve tek akıl olarak Türkiye ve dünyaya ilân
etmelidir!
Bu "irade" milletimiz tarafından bu
hissedilmeden bir mücadelenin başlaması olanaksız olduğu gibi, geçen
süre zarfında "uzaktan kumandalı kontrol gruplarının" günlük
eylemleriyle insanımızın oyalaması, aldatması çok uzak bir olasılık
değildir.
Bir Türk aydınının, sorumluluğu tüm gerçekleriyle
sırtlamak için bir ertesi günü ya da bir başka gelişmeyi beklemesi
şifâ niyetine kendini aldatması olur! Tevfik Fikret ne demişti:
"Ebedî bir şifadır aldanmak!"
Son Söz
Atatürk
"Hâkimiyet (Egemenlik) ve saltanat hiç kimse
tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye, müzakere ile münakaşa
ile verilmez.
Hâkimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla
alınır." AKP, MHP ve CHP ve bölücü DTP'nin tarih ve
millet önünde verecekleri hesap, gerçekten çok yaman
olacaktır!
Kimsenin bu Cumhuriyetin kanla, irfanla
kurulduğundan şüphesi olmasın!
diyen , -son
uygulamasıyla- dini inancı öne sürerek bir kesime
vermek istemiyor mu? Kendi gibi düşünmeyen bürokrat yerinde
kalabilmekte midir? Bırakın parti içinde muhalefet yapılabilmesini,
AKP'ye muhalif yayın yapabilen kaç medya kuruluşu kaldı? AKP, kendine
muhalif kişiye, kuruma yaşama şansı tanımakta mıdır? Görülmüş müdür?
Yakınan köylüsünü diye kovan, ama kentte,
köyde, mecliste, en ince maharetlerini
göstermekten çekinmeyen bu na güvenmek ne derece mümkündür!AKP sadece
demokrasinin teminatı olduğunu iddia etmiyor… diyor. Ancak işin trajikomik yanı, AKP Genel Başkanı
Erdoğan suçu sabit görülerek 10
ay hapis cezasıyla hüküm giymiş, 4 ay da cezaevinde yatmış bir
sabıkalıdır! İşte karşınızda laikliğin teminatı olan
Erdoğan!Ayrıca AKP,
olduklarını da iddia ediyor. İddia ediyor ama bir yandan da nde yaptıkları değişiklikle yeni hâkim ve savcı
adaylarını ile seçmeye kalkıyor! Bu
uygulamanın kadrolaşmayı amaçlamadığı iddia edilebilir mi? Bu
uygulamanın amacı bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü yerine
değil de nedir? (Yönetmeliğin uygulanması Danıştay tarafından
durdurularak Anayasa mahkemesine başvuru kararı alındı, süreç hâlâ
sonuçlanmadı…)Ya MHP? MHP'nin AKP'den çok mu farklı?Taahhüt ettiği halde
İmralı'daki bebek katilini asamayan MHP, üstüne üstlük asılmasını
engelleyen düzenlemelere de imza atmadı mı? MHP lideri Bahçeli,
herhalde artık bu vicdani sorumluluğu taşıyamadığına kanaat getirmiş
olmalı ki millet tarafından bebek katilini asması için verilen yağlı
urgandan kurtulmayı tercih etmiştir. Atmış, kurtulmuş, eli ve vicdanı
rahat bir şekilde 'lı teröristleri
mecliste ayakta karşılamaya durmuştur! Meclise giren bölücüler ile
muhabbetini de saymış, bu tavrını eleştirenlere kızıp
köpürmüştür!Hatırlayalım…
olarak bilinen 37 yıl boyunca Türkiye'nin
imzalamadığı MHP-DSP-ANAP koalisyon döneminde
imzalanmıştı. Hükümet ortağı olarak meclise sevk edenlerden biri de
'ydi.Yasa, birkaç MHP'li
milletvekilinin çabasıyla, altında Bahçeli'nin imzası olmasına rağmen
komisyonda reddedilmişse de, yeni kurulan AKP hükümeti döneminde
Başbakan
tarafından tekrar meclise getirilmişti.'ın,
şeklinde çekince
konulmalıdır önerisi ise yasanın ruhuna aykırı bulunarak reddedilmiş,
sonunda da meclisten geçirilmişti!Peki, MHP'nin imzasıyla gelen,
AKP ve CHP'nin desteğiyle 2003'te yürürlüğe giren İkiz Yasalar olarak
da bilinen neleri öngörüyordu?MHP imzasını taşıyan antlaşma maddelerine
bakıldığında, MHP'nin tekeline almak istediği, kalesiyiz dedikleri
nin, ilkesini kapsamadığı yargısına
rahatlıkla varabiliriz! Çünkü imza attıkları antlaşmanın
1. maddesinin bağdaştırılabilecek bir
yanı olmadığı gibi, doğrudan Türk varlığının bütünlüğüne
kastedilmektedir. Antlaşmaya göre !… Anlaşılan, bizim bildiğimiz
Türk Milliyetçiliği'yle nin
arasında büyük farklar var… Akla gelebilir, peki, ,
, , içlerinde geçen
kavramlarla örtüşen kaygılar taşıyor mu? Yasanın meclisten CHP
ittifakıyla geçişine ve CHP'nin en parlak kurmaylarının cansiperane
savunmalarına, itirazları safsata olarak değerlendirmelerine bakarsak
CHP cephesinde de herhangi bir kaygı yoktur!Bugünlerde
CHP, yasaya onay vermekte
hiç bir sakınca görmediğine göre demek ki antlaşmada geçen
ilkesiyle bağdaşıyor!Ayrıca AKP, CHP ve MHP, anlaşmada geçen
maddesinden Türk
egemenliğinin pekiştirileceği, millî bütünlüğümüzün güçlendirileceği
anlamını çıkarmış olmalılar!Teminat(!) olduğunu ileri süren bu
partilerin söylemleri ve uygulamaları arasındaki zıtlığı İkiz
Yasalarda öngörülen uygulamalarla örneklendirerek sorgulamamız,
kalbimizin kötülüğünden olsa gerek!(Kürtçeyi kastederek) diyen CHP ile yeni
anayasa taslağında AKP'nin farklı
hedefleri olduğu iddia edilebilir mi? Bu yaklaşımlar, çok parçalı
etnik yapıyı tek millete yeğlemenin sonucu değil
midir?Bahçeli, dese de, oy uğruna, İl
Başkanı'na demesi,
Bahçeli'nin ne kadar ilkeli olduğunu göstermiyor mu? Oy için Türkçe
yerine Kürtçeyi tercih edebilmesi ne
yapacağı konusunda sağlam bir fikir veriyor…Ayrıca
ağızlarından eksik
etmedikleri safsataları da Türk
Milleti'nin oluştuğunu
iddia etmeleri de Türk Milleti'nin tekliğine, bütünlüğüne ve
bölünmezliğine yönelik tehdit değil midir?... Milleti'nin egemenliğine
ortak koşmak değil de nedir?CHP ve MHP'nin Türkiye'nin AB
köleliği -pardon üyeliği- konusunda AKP'den farklı düşünceleri mi
vardır? Tam aksine, iki parti de Türkiye'nin AB köleliği sürecini
durduracak veya ortadan kaldıracak olumsuz tek söz etmemekte, kölelik
sürecini desteklediklerini parti programlarına almaktadır. Aynı AKP
gibi!CHP ve MHP'nin , AKP'den farklı mıdır? 1999 seçim
beyannamesine yazan MHP, 10 Aralık1999 Helsinki zirve
kararlarına olur vermiş, Türkiye'nin
politikasında en büyük tavize imza atmış, Yönetimi'nin AB
üyeliğine yeşil ışık yakmıştır! Benzer bir taviz de AKP'den gelmiş,
Güney Kıbrıs Yönetimi'ne Türk
limanlarının açılmasını öngören ve 'yi yok sayarak
Yönetimini
olarak tanımlayan onaylanmıştır.
Bu tavizler farklı bakış açılarının ürünü olabilir mi? Sözler yerine
uygulamalar değerlendirildiğinde aralarındaki şaşırtıcı benzerlik
dikkat çekicidir… Bu süreçte CHP'nin tek farkı, demesindedir!AKP sayesinde 480
Milyar n dolarına
ulaşan borcumuzun altından nasıl kalkılacağı konusunda CHP ve MHP'nin
ürettikleri ya da bir çözüm üretebileceklerini gösterir bir işaret var
mıdır? Yoksa Türkiye'nin yeraltı, yerüstü, insan, vb. her türlü öz
kaynağını seferber edecek ekonomi politikaları, projeler üretmişler,
katkıda bulunmuşlar, bunlara dayanarak millî ekonomik çıkarlarımızı
korumuşlar, ekonomimiz gelişmiş-güçlenmiş de biz mi
duymadık?AKP gibi aynen CHP ve MHP de özelleştirmeyi savunmuş,
parti programlarına almıştır. Yıllar içinde tarım ve yerli üretime
darbe vuracak her türlü düzenleme yapılmış, ithalat her dönemde
artmış, istihdam yaratılmamış, yerli sermaye yerine küresel sermaye
sanayi üretimine hâkim olmuştur. Bu süreçte halkın bankalara
borçlanarak yaşaması, yeşil kart, gıda ve kömür yardımı ile yaşamak
yeni bir haline gelmiştir! pekiştirmek için AKP, CHP ve MHP'nin yıllar içinde
artık akıl almaz boyutlara ulaşmış onlarca uygulamasını, sözde
teminatlarını, sahte günlük söylemlerini uzun uzadıya sıralamak da
eleştirmek de mümkün…Şimdi soralım, AKP, CHP ve MHP;
Eğer bu nitelikleri
taşıyorlarsa;Bu parti ve zihniyetlerin on yıllar süren
basiretsizlikleri nedeniyle Türkiye'nin başına musallat ettikleri
dertlerden sadece biri olan türban konusu da dâhil olmak üzere kökten
bir çözüm istiyorsak bu sorunlara kaynak olan bataklık ve ona su
taşıyan kollar kurutulmalıdır.Ancak bu, seçimden seçime
demokrasicilik, iktidarcılık, muhalefetçilik, darbecilik oynama ile
olacak iş değildir. Dinci cemaat yaşamı hasretiyle kavrulan küresel
kukla AKP, ilke ve
devrimlerinin sahte savunucusu CHP, ona buna ip atıp kurtarmak dışında
'li bölücüleri
ayakta karşılamayı erdem sayan, boş kalan vaktinde AKP'ye payanda olan
MHP ile gidilecek yollar gidilmiş, görülecek her şey
görülmüştür…Bu parti ve zihniyetlerden -artık bölücü
teröristler de dâhil olmak üzere- mecliste yuvalanıp , , , vb. onay
vermeleri dışında ülke ve millet bütünlüğüne hizmet edecek hiçbir şey
beklenemez!Acıdır, ama
artık hem sorup hem yanıtını verecek cesareti, onuru göstermemiz
gerekiyor!Eğer bir mücadele verilecekse
-hâttâ bazı görüş sahiplerine göre kan bile akacaksa- sahte değerler
uğruna, kayıkçı kavgası yapan ikiyüzlü küresel kukla olmuş partiler ve
basiretsiz politikaları için değil doğrudan doğruya öz be öz bize ait
egemenliği kendi ellerimize almak için verilmelidir.Gazi
Mustafa Kemal 'ün dediği
gibi:
|