|
Ülkemizde yazarlar var; yazar ne olabilir ki?
Olan
biteni yazar, olaylar hakkında düşündüklerini yazar, olayı görür
yazar, düşünüp yazar, düşünmeden söyleneni yazar, kısacası bizde yazar
çoktur… Bizde yazar gerçekten çok; köşe yazarı var, haber yazanı
var, yaşadığını ya da yaşamak istediğini yazan var, istediğini yazan
ya da istemeden yazan yazar çok bizde….
Bizim ülkemiz gerçekten
bir yazarlar cenneti; bilmeden yazan, bilmediğini bilmeden yazan,
yazması gerekeni yazan ya da söyleneni yazan, para alıp yazan ya da
yüreğini bize açıp gönlünü yazan yazar biz de çok.
SİZCE
YAZAR NE DEMEKTİR?
Belli bir konuyu çeşitli kayaklardan
araştırıp halkımıza doğru bilgi vermek için çaba gösteren ve tarihsel
kaynaklardan bulduğunu kaynak gösterip yazan yazardır. Kararı okuyan
verir; kaynak nedir, araştıran kimdir, araştırana kaynak olan kimdir,
hem araştırana hem de kaynak olana destek veren kimdir, halkımız tüm
bunları sorur soruşturur kendi kararını verir, okur ya da okumaz,
halkın bileceği bir iştir bu...
Akademik yazarlarımız vardır,
uzman, doçent, profesörlerimiz vardır, ilim yolunda araştırırlar,
yazarlar. Biz de okuruz öğreniriz, bundan bir şikâyetimiz olmaz, aklın
yolu ilim, ilmin yolu ise akıldır, bu da hepimiz de var
zaten.
Sorun olan günümüzde; akıl değil, ilim değil, akademik
çalışma yapanlar değil, yaşadığını yazan değil, hepsinin dışında,
yaşamadan, görmeden, yaşayıp görenlerin sesine kulak vermeden, havaya
göre, suya göre, rüzgarın esişine göre, şahsi çıkarlarına göre, günü
yaşamak için yarını yok edebilen zihniyete göre yazan yazarlar, bizim
asıl sorunumuz bu yazarlardır.
Peki, böylesi yazar var mı biz
de?
Yazılı ve görsel medya ile hiç yakınlığımız olmadı bizim.
2005 yılında kendi isteğimizle çok sevdiğimiz ordumuzdan
ayrıldık, emekli olduk. Baktık ki, şehit haberi çok, çok olan
haberlere karşın gerçeği yazan yok, kızdık ve yazdık; Şemdinli’de
Sınırı Aşmak.
Dedim ya kararı halk verir, bu kitabı
sevdi halkımız, okudu, halkımız okudukça biz de yazma isteği doğdu ve
yazdık, yazar olmadan, “ben yazarım” da
demeden.
Bu kitap bir kahramanlık destanıydı, insanlarımız
okudu ve sevdi. Şemdinli’de anlattığımız her çatışmada, her yardımda,
her kucaklaşmada, her nefes alışta insanımız kendinden bir parça gördü
bizde ve sevdi. Yazan yazarlar bu kitaba yakın ilgi gösterdi ve bizim
için “kahramanlarımız” dedi.
Diyorlar ya
“demokraside güç halktır, biz de halkımızdan alıyoruz
gücümüzü”, diye, biz de öyle düşündük, madem ki halkımız
yazdıklarımıza değer veriyor dedik, tekrar yazdık ve adına Hesaplaşma
dedik.
İlk şaşkınlığı burada yaşadım ben, hesaplaşma
deyip kaybettiklerimizin hesabını sormak istedim ben, ama hiçbir yazar
dönüp bakmadı bile bize, neden?
Ne vardı ki bu
kitapta; önce şehidimizin hesabı, sonra sınırlar, sınırlardan yapılan
kaçakçılık, ardından kaçaktan haraç alan terör, hepsini yazdım ben,
ama kimse dönüp bakmadı bize, bize kahramansın diyen yazarlardan da
hiç ses çıkmadı…
Aldırmadım. Dedim, halkımız var bize güvenen,
yaz evlat deyip tekrar yazdım ve bu kez “İhaneti Gördüm”
dedim.
Yanlış anlamış yüreği kara olanlar, sanmış ki ihanet
eden biziz, yani ordu, yani asker, yani Mehmetçik, dört bir yandan
yazdılar bu kitabı, Mehmetçik hain demeye çalıştılar ama tutmadı.
Çünkü yanlış okumuş bu okuyanlar, okuduğunu sananlar yanlış yazmış,
sonradan ortaya çıktı bu, anladılar ki yüreği ve düşüncesi kara
olanlar biz değilmişiz. Anladılar yanlışlarını, ama iş işten çoktan
geçmişti ve yazdıklarımız yüz binlere ulaşmıştı.
Yıllar yılları
olaylar olayları kovaladı, karakollarımıza baskınlar oldu, baskını
yapan ve yaptıranları görmezden gelen karanlık yüzler, biz sizlerin
evladı Mehmetçiğe “hain” demeye kalktılar.
Çıldırdık, kendi
bir başımıza tüm medyaya meydan okuyup yalan dedik ve yalan olduğunu
ispatlayan kitabımızı yazdık; Son Harekat Kod Adı
Yahuda.
Bunu da yanlış anlamış yüreği, gönlü, kalemi
karanlık olanlar, sanmış ki, Son Harekat'ta Yahuda bize yardım edecek!
Ondan destek almak gerek, ona güvenmek gerek, ülkeyi Yahuda’ya
teslim etmek gerek, yanlış anlamış bizi karanlık gözü
olanlar.
Bakmışlar, okumuşlar, tekrar okumuşlar bu kitabı,
görmüşler ki, onların bildiği Yahuda ile bizim bildiğimiz Yahuda
farklı.
Biz demişiz, Yahuda’ya karşı olmak için güç olmak
gerek, birlik olmak gerek, onlar demiş; Yahuda demek biz
demek!
Anlaşamadık...
Nasıl yazmış isek bu kitabı,
okuyanlar bile sonradan anlamış "bugün yapılan ayrıştırmanın bir
Yahuda planı" olduğunu….
Engelledi Yahuda gücü,
kitabı sizlere ulaştıramadık, bu kitabın sizlere ulaşmasını
kendi gücümüzle bile sağlayamadık, ama başka bir çare bulduk biz;
aldık elimize çantamızı, il il dolaşıp sizlere anlatmaya
başladık…
Biliyoruz ki yapmak istediğimiz iş zor; olsun, ne
demiş evladımız Mehmetçik;
"Ana , zoru başarırız,
imkansızı yapmak ise biraz zaman alır, sen merak etme ana",
biz yine de başarırız.
Bu düsturdan yola çıktık,
il il dolaştık, anlattık ve dinlediler; insanımız, halkımız bizi
dinledi ve inandı, işte biz gücümüzü orda kazandık, bize inanan
insanlardan gücümüzü aldık...
Şimdi karanlıklardayız ve bu
çağrıyı yüreğimizin sıcaklığına inanan insanlar için yapıyorum;
Gidişat iyi değil.
Gidişat iyi değil, çünkü
yüreği sağlam insanlar yalnızlığa itiliyor.
Gidişat
iyi değil, çünkü inandığımız her şeye saldırılıyor; güvendiğimiz
insana, inandığımız değere, Kul hakkına, doğruya, dürüste, hakka ve
hukuka, her şeye saldırılıyor…
BİZİ KİM
KORUYACAK?
Yazar dedim sözlerimin başında. Evet biz de
yazar çok, hepsi de yazıyor. Ama kim ne için yazıyor bunu düşünmek
gerek…
Bize efsane dediniz, karşı karşıya kaldığımız
saldırılara bir bakın;
Önce terör örgütü kasası dediler, ama
tutmadı, şikayet ettik.
Sonra PKK ile işbirliği içinde
dediler, yine şikayet ettik. Bu da tutmadı, tüm telefonlarımızı
dinlemeye aldılar, banka hesaplarımıza girdiler, eşimiz dostumuz ne
varsa araştırdılar, yine tutmadı.
Ama ne yaptılar
biliyor musunuz; bizi yalnızlaştırdılar.
..
Yazarlarımız var, bizi yazmıyor, aslında gerçeği
söyleyen biziz ama olsun, yazmıyorlar işte.
Devlet
dairesine gidiyoruz, bakışları içten, sözleri içten, ama kimse
görmesin istiyorlar konuştuğumuzu.
Komşularımız var,
bakkalımız, boyacımız, gazetecimiz var, ekmek aldığımız yer var, hepsi
endişeli, soruyorlar ne zaman sıra size gelecek diye,
yazık…
Hukuk diyorlar, hukuka başvuruyoruz, bize izin veren
yok, izin verilmedi diyorlar.
Savcılık diyorlar, savcılığa
başvuruyoruz, aylar geçiyor kimseden ses yok, sıramızı
bekliyoruz…
Kitap diyorlar, kitap yazıyoruz, okuyorlar ama
sesini çıkaran yok, yazık…
Ne diyeyim size ben, bizi
yalnızlaştırıyorlar, bizi; ülkesini, insanını ve bayrağını seven
insanları….
Şimdi ŞEMDİNLİ’YE taktılar, o güzelim insanları
bizden uzaklaştırmaya çalışıyor, kara kovan balı bile uyuşturucu
oluyor onlar için, söyleyin artık ben ne yapayım…
Yazar mı?
Yazar çok bizde, yazıyorlar, kim için ne için, anlamak
zor.
Gerçeği biz söylüyoruz ama yazar kalmadı artık ülkemizde,
bizim için, insanımız ve bayrağımız için yazacak yazar
kalmadı…
Olsun, biz buradayız, başka bir yere gitmeyi de hiç
düşünmedik. Biz buradayız, hep burada olacağız...
Sizlerden
bir isteğim yok, yeter ki sıcak gülüşünüz hiç eksilmesin
yüzünüzden…
O sıcak tebessüm bize yeter...
|