İstihbarat2 Ekim 2009 00:00

"Ergenekon"'da Bir Gün Daha Böyle Geçti... - Açık İstihbarat Özel

Arslan'ın kürsüye gelir gelmez ilk sözleri şöyle oldu:  "Durumum iyi değil. Tayyip buraya gel. Tayyip gel, Tayyip. MİT, Genelkurmay gelsin. Burası Türkiye. Nedir bu insanların hali. İdam hakkı istiyorum....Yazık bu insanlara, abi bırak bunları gitsinler...Putin bir nükleer bomba atsın Türkiye'ye istiyorum...Tayyip denen mahlukat gelsin buraya...Abi, 60-70 yaşında adamsın. Yarın öbürgün aklı yetmeyen mahlukat sizi de buraya getirir"Bugün (02/09/09) yayınlanan bir çok gazetede Alparslan Aslan'ın söylediklerinin büyük bölümünün sansürlendiği gözleniyor. Bu ülkede "akıllılardan" sonra, "delilerin" de sansürlenmeye başladığı söylenebilir. cialis coupons printable link discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acneoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

"Ergenekon"'da Bir Gün Daha Böyle Geçti...

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

01.09.2009

 

Birinci "Ergenekon" davasının 112. duruşmasına Alparslan Aslan'ın tavırları damgasını vurdu.

Davranışları nedeni ile daha önce Bakırköy Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevkedilen Arslan'a Bakırköy Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından verilen 18/09/2009 tarihli ve 2009/7460-3272 nolu raporda davranışları "Simulasyon(Temaruz)" yani "hekimi yanıltma çabası" olarak değerlendirilmiş ve "kişide halen tedaviyi gerektiren bir psikiyatrik hastalık bulgusu saptanmadığı" oy birliği ile karara bağlanmış. Raporun gözlem bölümünde ise Arslan'ın gözlem altında iken sergilediği bir çok olağandışı hareket arasında, "sigara izmariti yemek, pijamasını çıkarıp cinsel organını kameraya göstermek , dilini dışarı çıkarıp havlama taklidi yapmak, odaya gaitasını yapmak" gibi bir çok madde var.

Bugün mahkeme salonunda oturduğu yerdeki garip davranışları ile dikkat çeken Alparslan Aslan'ın başında her an en az dört jandarma bulundu.

Duruşmanın büyük bölümü savcıların Danıştay davası ile ilgili iddianamedeki ilgili bölümleri tekrar okuması ile geçti. Avukatlar, mahkemeye , bu bölümlerin daha önce okunduğu ve gereksiz yere davanın uzatıldığı itirazlarında bulunsa da; Mahkeme Başkanı Köksal Şengün bu itirazları ;

"dosyalar birleşti. İddianamenin birleşen kısmını tekrar okuyoruz. Yeni katılan sanıklar, dinlemeyenler var"

sözleri ile karşıladı.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ise Mahkeme Başkanının bu sözlerine karşılık;

"bu iddianame onlara da tebliğ edildi. Birisi zabıtlarda okunsun derse - ki biliyorsunuz yasal olarak bunu deme hakları var - o zaman geçmiş duruşmalara ait onbinlerce sayfayı bulan zabıtlarıda okuyacak mıyız?"

itirazını getirdi.

İddianamenin ilgili bölümlerinin tekrar okunmasının duruşmanın ikinci celsesinde 3:15 itibarı ile sona ermesinin ardından, Alparslan Aslan , yanında dört jandarmanın eşliğinde kürsüye getirildi.

Arslan'ın kürsüye gelir gelmez ilk sözleri şöyle oldu:  

"Durumum iyi değil.
Tayyip buraya gel. Tayyip gel, Tayyip. MİT, Genelkurmay gelsin. Burası Türkiye. Nedir bu insanların hali. İdam hakkı istiyorum....Yazık bu insanlara, abi bırak bunları gitsinler...Putin bir nükleer bomba atsın Türkiye'ye istiyorum...Tayyip denen mahlukat gelsin buraya...Abi, 60-70 yaşında adamsın. Yarın öbürgün aklı yetmeyen mahlukat sizi de buraya getirir"

Bugün (02/09/09) yayınlanan bir çok gazetede Alparslan Aslan'ın söylediklerinin büyük bölümünün sansürlendiği gözleniyor. Bu ülkede "akıllılardan" sonra, "delilerin" de sansürlenmeye başladığı söylenebilir.

Mahkeme Başkanı'nın "suçlandığın konu ile ilgili konuşacak mısın" şeklindeki uyarılarına rağmen, Alparslan Aslan'ın bu tarz konuşmasını sürdürmesi üzerine Mahkeme Başkanı Şengün sözü Alparslan Aslan'ın avukatına verdi.

Alparslan Aslan'ın avukatı; müvekkilinin CMK 148/1 uyarınca özgür iradesini ortaya koyacak konumda olmadığının altını çizerken, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinin raporunun sağlıklı olmadığını iddia etti. Rapordaki gözlemleri okuyan avukat, bu gözlemlerle raporun sonuç bölümünün çeliştiğine dikkat çekti.

Avukatın konuşması sırasında Alparslan Aslan'ın araya girerek;

"Tayyip Erdoğan bana haber gönderiyor. İlker Başbuğ da gelsin buraya"

şeklinde konuşması üzerine; mahkeme başkanı jandarmalara Alparslan Arslan'ı yerine oturtmasını emretti.

Avukat; ilgili rapor hakkında mahkemenin karar vermeden sorgulamaya devam edilmesinin anlamı olmayacağını ve mahkemenin bu konuda karar vermesini istedi.

Görüşü sorulması üzerine savcılık makamı ; Bakırköy'ün verdiği raporu yeterli buldukları fakat sanığın "iyi olmadığı" yolundaki beyanı gözönüne alınarak savunma yapması için uygun bir zaman verilmesi yönünde görüş bildirdi.

Savcılık makamının da görüşü alındıktan sonra konuyu kendi arasında salonu terk etmeden değerlendiren mahkeme heyeti; sanığın oturumlarda gözlenen hali ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin verdiği raporu gözönüne alarak; avukatların yeni rapor alınması yolundaki talebinin reddine ve sanığın beyanı dikkate alınarak savunma için süre verilmesine karar verdi.

Mahkemenin bu kararı üzerine Arslan'ın avukatı söz alarak, mahkemenin bu kararının 32. maddeye aykırı olduğu şeklinde itiraz edince mahkeme başkanı avukatı;

"mahkeme bu konuda karar verdi. Başka bir konuda talebiniz var mı?"

sözleri ile uyardı. Avukat başka bir talebi olmadığını belirterek sözlerini tamamladı.

Mahkeme öğleden sonra talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.

Mahkeme heyetinin durumu, sanıklar ve avukatlar arasında en sıcak tartışma konusu.

Geçen duruşmalarda; Aydın Yüksek'in üye hakim Aşıroğlu ile ilgili ortaya attığı iddiaya Aşıroğlu'nun cevap vermeyip, cevap vermeyişini de ; "bu bir savunma inceliği olarak değerlendirildi, o yüzden cevap verilmedi" sözleri ile açıklaması eleştiri konusu oluyor.  Üye hakim Özese'nin , tutuklu sanıkların evleri hakkında sanıklar tutuklandıktan sonra bile dinleme kararlarının altına imza atmış olması bu üye hakimin de tarafsızlığını yitirdiğinin net bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Sanıklardan Aydın Yüksek tahliye edildiği günkü duruşmada; üye hakim Aşıroğlu'nu kendisini yanına çağırarak; "senden bazı şeyleri mahkemede söylemeni istiyoruz, başkan da istiyor" şeklinde bir talepte bulunduğunu iddia etmiş ve bu vahim iddia karşısında mahkeme heyeti bir açıklama yapma gereği duymamıştı. 

Avukatlar ve sanıklar arasında; mahkeme başkanı Köksal Şengün'ün uzun bir süre heyette yerini almaması ile ilgili de çeşitli spekülasyonlar dolaşıyor.

Bazıları Başkanın iddianame okunduğu sırada , çok yorulduğu gerekçesi ile biraz dinlenme maksadı ile başkanlığı kıdemli üye Özese'ye bıraktığını belirtirken; bazı sanıklar ve avukatlar Başkan Şengün'ün Ankara'ya gittiği ve "ya beni bu davadan, ya da bu davayı bu mahkemeden alın" talebinde bulunduğunu iddia ediyorlar. Ortada dolaşan bir diğer spekülasyon ise; başkan Şengün ile diğer üyeler arasında ciddi tartışmalar yaşandığı ve bunun mahkemenin ahengini bozduğu yönünde. Bu spekülasyonu ortaya atanlar; Şengün'ün; Aydın Yüksek'in ortaya attığı iddialar sonrasında, mahkemenin diğer üyelerinden bu konu ile ilgili yazılı dilekçe istemesini bu spekülasyonun kanıtı olarak öne sürüyorlar.

"Ergenekon" duruşmalarında mahkeme heyeti ve üyeler ile ilgili bir çok spekülasyona ve iddiaya tanık olmuş olanlar açısından bu spekülasyonlar da bilinmesi ama üzerine bağlayıcı kanaat inşa edilmemesi gereken kategorisinde sınıflandırılıyor.

Spekülasyon olmayan bir somut gerçek varsa o da; somut gerçeklerden ve buna bağlı işlemesi gereken hukuki süreçten ümit kesen "Ergenekon"'un tutuklu sanıklarının hem kendi aralarında, hem mahkeme heyeti hem de  savcılık makamı ile çözülmesi zor bir psikolojik düğüm içerisinde mücadele ettikleri ve bu ortamın her türlü spekülasyona zemin hazırladığı.

"Ergenekon" duruşmaları; medyaya yansıyan yüzünün ötesinde kendi gerçekliğini yaratarak ağır aksak bir meçhule doğru ilerlemeye devam ediyor.

 Açık İstihbarat







www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009