|
|
Birinci "Ergenekon" davasının 112.
duruşmasına Alparslan Aslan'ın tavırları damgasını vurdu.
Davranışları nedeni ile daha önce Bakırköy Sinir
Hastalıkları Hastanesi'ne sevkedilen Arslan'a Bakırköy Sinir
Hastalıkları Hastanesi tarafından verilen 18/09/2009 tarihli
ve 2009/7460-3272 nolu raporda davranışları
"Simulasyon(Temaruz)" yani "hekimi yanıltma çabası" olarak
değerlendirilmiş ve "kişide halen tedaviyi gerektiren bir
psikiyatrik hastalık bulgusu saptanmadığı" oy birliği ile
karara bağlanmış. Raporun gözlem bölümünde ise Arslan'ın
gözlem altında iken sergilediği bir çok olağandışı hareket
arasında, "sigara izmariti yemek, pijamasını çıkarıp
cinsel organını kameraya göstermek , dilini dışarı çıkarıp
havlama taklidi yapmak, odaya gaitasını yapmak" gibi bir
çok madde var.
Bugün mahkeme salonunda oturduğu
yerdeki garip davranışları ile dikkat çeken Alparslan Aslan'ın
başında her an en az dört jandarma bulundu.
Duruşmanın büyük bölümü savcıların Danıştay davası ile
ilgili iddianamedeki ilgili bölümleri tekrar okuması ile
geçti. Avukatlar, mahkemeye , bu bölümlerin daha önce okunduğu
ve gereksiz yere davanın uzatıldığı itirazlarında bulunsa da;
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün bu itirazları
;
"dosyalar birleşti. İddianamenin birleşen kısmını
tekrar okuyoruz. Yeni katılan sanıklar, dinlemeyenler
var"
sözleri ile karşıladı.
İşçi Partisi
Genel Başkanı Doğu Perinçek ise Mahkeme Başkanının bu
sözlerine karşılık;
"bu
iddianame onlara da tebliğ edildi. Birisi zabıtlarda okunsun
derse - ki biliyorsunuz yasal olarak bunu deme hakları
var - o zaman geçmiş duruşmalara ait onbinlerce sayfayı
bulan zabıtlarıda okuyacak mıyız?"
itirazını
getirdi.
İddianamenin ilgili bölümlerinin tekrar
okunmasının duruşmanın ikinci celsesinde 3:15 itibarı ile sona
ermesinin ardından, Alparslan Aslan , yanında dört jandarmanın
eşliğinde kürsüye getirildi.
Arslan'ın kürsüye gelir
gelmez ilk sözleri şöyle oldu:
"Durumum iyi
değil. Tayyip buraya gel. Tayyip
gel, Tayyip. MİT, Genelkurmay gelsin. Burası Türkiye. Nedir bu
insanların hali. İdam hakkı istiyorum....Yazık bu insanlara,
abi bırak bunları gitsinler...Putin bir nükleer bomba atsın
Türkiye'ye istiyorum...Tayyip denen mahlukat gelsin
buraya...Abi, 60-70 yaşında adamsın. Yarın öbürgün aklı
yetmeyen mahlukat sizi de buraya getirir"
Bugün
(02/09/09) yayınlanan bir çok gazetede Alparslan Aslan'ın
söylediklerinin büyük bölümünün sansürlendiği gözleniyor.
Bu ülkede "akıllılardan" sonra, "delilerin" de
sansürlenmeye başladığı söylenebilir.
Mahkeme
Başkanı'nın "suçlandığın konu ile ilgili konuşacak
mısın" şeklindeki uyarılarına rağmen, Alparslan Aslan'ın
bu tarz konuşmasını sürdürmesi üzerine Mahkeme Başkanı Şengün
sözü Alparslan Aslan'ın avukatına verdi.
Alparslan
Aslan'ın avukatı; müvekkilinin CMK 148/1 uyarınca özgür
iradesini ortaya koyacak konumda olmadığının altını çizerken,
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinin raporunun
sağlıklı olmadığını iddia etti. Rapordaki gözlemleri okuyan
avukat, bu gözlemlerle raporun sonuç bölümünün çeliştiğine
dikkat çekti.
Avukatın konuşması sırasında Alparslan
Aslan'ın araya girerek;
"Tayyip Erdoğan bana haber
gönderiyor. İlker Başbuğ da gelsin buraya"
şeklinde konuşması üzerine; mahkeme başkanı
jandarmalara Alparslan Arslan'ı yerine oturtmasını emretti.
Avukat; ilgili rapor hakkında mahkemenin karar
vermeden sorgulamaya devam edilmesinin anlamı olmayacağını ve
mahkemenin bu konuda karar vermesini istedi.
Görüşü
sorulması üzerine savcılık makamı ; Bakırköy'ün verdiği raporu
yeterli buldukları fakat sanığın "iyi olmadığı" yolundaki
beyanı gözönüne alınarak savunma yapması için uygun bir zaman
verilmesi yönünde görüş bildirdi.
Savcılık makamının
da görüşü alındıktan sonra konuyu kendi arasında salonu terk
etmeden değerlendiren mahkeme heyeti; sanığın oturumlarda
gözlenen hali ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları
Hastanesi'nin verdiği raporu gözönüne alarak; avukatların yeni
rapor alınması yolundaki talebinin reddine ve sanığın beyanı
dikkate alınarak savunma için süre verilmesine karar verdi.
Mahkemenin bu kararı üzerine Arslan'ın avukatı söz
alarak, mahkemenin bu kararının 32. maddeye aykırı olduğu
şeklinde itiraz edince mahkeme başkanı avukatı;
"mahkeme bu konuda karar verdi. Başka bir konuda
talebiniz var mı?"
sözleri ile uyardı. Avukat
başka bir talebi olmadığını belirterek sözlerini tamamladı.
Mahkeme öğleden sonra talepleri değerlendirmek üzere
duruşmaya ara verdi.
Mahkeme heyetinin durumu,
sanıklar ve avukatlar arasında en sıcak tartışma konusu.
Geçen duruşmalarda; Aydın Yüksek'in üye hakim Aşıroğlu
ile ilgili ortaya attığı iddiaya Aşıroğlu'nun cevap vermeyip,
cevap vermeyişini de ; "bu bir savunma inceliği olarak
değerlendirildi, o yüzden cevap verilmedi" sözleri ile
açıklaması eleştiri konusu oluyor. Üye hakim
Özese'nin , tutuklu sanıkların evleri hakkında sanıklar
tutuklandıktan sonra bile dinleme kararlarının altına imza
atmış olması bu üye hakimin de tarafsızlığını yitirdiğinin net
bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Sanıklardan Aydın
Yüksek tahliye edildiği günkü duruşmada; üye hakim Aşıroğlu'nu
kendisini yanına çağırarak; "senden bazı şeyleri
mahkemede söylemeni istiyoruz, başkan da istiyor"
şeklinde bir talepte bulunduğunu iddia etmiş ve bu vahim
iddia karşısında mahkeme heyeti bir açıklama yapma
gereği duymamıştı.
Avukatlar ve sanıklar
arasında; mahkeme başkanı Köksal Şengün'ün uzun bir süre
heyette yerini almaması ile ilgili de çeşitli
spekülasyonlar dolaşıyor.
Bazıları Başkanın iddianame
okunduğu sırada , çok yorulduğu gerekçesi ile biraz dinlenme
maksadı ile başkanlığı kıdemli üye Özese'ye bıraktığını
belirtirken; bazı sanıklar ve avukatlar
Başkan Şengün'ün Ankara'ya gittiği ve "ya beni bu
davadan, ya da bu davayı bu mahkemeden alın" talebinde
bulunduğunu iddia ediyorlar. Ortada dolaşan bir diğer
spekülasyon ise; başkan Şengün ile diğer üyeler arasında ciddi
tartışmalar yaşandığı ve bunun mahkemenin ahengini bozduğu
yönünde. Bu spekülasyonu ortaya atanlar; Şengün'ün; Aydın
Yüksek'in ortaya attığı iddialar sonrasında, mahkemenin diğer
üyelerinden bu konu ile ilgili yazılı dilekçe istemesini
bu spekülasyonun kanıtı olarak öne sürüyorlar.
"Ergenekon" duruşmalarında mahkeme heyeti ve üyeler
ile ilgili bir çok spekülasyona ve iddiaya tanık olmuş olanlar
açısından bu spekülasyonlar da bilinmesi ama üzerine bağlayıcı
kanaat inşa edilmemesi gereken kategorisinde
sınıflandırılıyor.
Spekülasyon olmayan bir somut
gerçek varsa o da; somut gerçeklerden ve buna bağlı işlemesi
gereken hukuki süreçten ümit kesen "Ergenekon"'un
tutuklu sanıklarının hem kendi
aralarında, hem mahkeme heyeti hem de
savcılık makamı ile çözülmesi zor bir psikolojik düğüm
içerisinde mücadele ettikleri ve bu ortamın her türlü
spekülasyona zemin hazırladığı.
"Ergenekon"
duruşmaları; medyaya yansıyan yüzünün ötesinde kendi
gerçekliğini yaratarak ağır aksak bir meçhule doğru ilerlemeye
devam ediyor.
Açık
İstihbarat
| |