Cumartesi günü
Vatan gazetesinde bir röportaj yayınlandı. Röportaj'ı yapan
Türk entellijanciasıının Demirelvari
ailesi Altan'ların yeni kuşağı Sanem Altan; röportajın
yapıldığı kişi ise eski militan, yeni "opinion-maker" Cengiz
Çandar'dı.
Ekranların ve gazetelerin ; körler-sağırlar
birbirini ağırlar sofrasına dönüştüğünü hepimiz biliyoruz.
Artık sadece "aşiret içi" değil, aile için
röportajlar yapıp, kendisi haber olan medya ve gazeteciler
çağındayız.
Bu röportajda da Altan, aynı
düşünsel ve çıkar familyasından Çandar'ı ağırlıyor ve
soruların cevaplarını çanakla toplayıp, okuyucuna sunuyor.
Bu röportaj bünyesinde Çandar'ın Özal'ın kürt
politikasının mimarı olma veya "kendi insiyatifi" ile Özal'a
izlenim aktarmak için Öcalan ile görüşmesi ile ilgili
iddialarını Vatan gazetesinin ilgili sayfasında
okuyabilirsiniz. Eğlenmek sizin de hakkınız.
Çandar'ı; "Ortadoğu hakkında en çok okuyan
yazar olmakla" övündüğü ve Irak'taki direnişin bittiğini
Pentagon ağzı ile bittiğini müjdelediği günleri
hatırlarsınız. Bu yazıların hemen ertesinde Irak'taki
direniş en şiddetli ve kanlı safhasına girdiği zaman , bu
böbürlenmelerin temelinin ne kadar sağlam olduğunu net bir
şekilde ortaya çıkmış ve Çandar'ın ne okuyorsa boşa okuduğu
anlaşılmıştı.
Çandar; bu röportajda da, her zamanki
olduğu gibi önce kendine kefil oluyor ve sonra o müthiş
bilgeliğinden bizi yararlandırıyor.
Ve bunu
yaparken kendisi de zora sokabilecek iki önemli ifşaatta
bulunuyor.
Birincisi; Cengiz Çandar'ı Ergenekon'da en
iyi ihtimalle tanık, en kötü ihtimalle sanık yaptıracak
cinsten.
Birinci Ergenekon
iddianamesinde ; var olduğu iddia edilen "Ergenekon"
örgütü, PKK ile görüşmeler yapmakla; hatta bazı yerlerde
kurmakla, bazı yerlerde de kullanmakla suçlanıyor. "Ergenekon"
sürecinin amigoluğunu yapan isimlerden Orakoğlu'nun malum
ekranlara çıkıp çıkıp, nasıl bu görüşmeleri tespit ettiklerini
anlattığını hatırlayın.
İşte "Ergenekon" davalarında;
"Ergenekon" terör örgütünün faaliyetleri arasında sayılan PKK
ile görüşmelerin sadece "Ergenekon"a mahsus olmadığı
anlaşılıyor.
Cengiz Çandar; Avrupa'da Sabri Ok ile
görüşüldüğünü söyledikten sonra iddiasını daha da ileri
götürüp, Öcalan ile MİT Müsteşarı düzeyinde görüşüldüğünü
duyduğunu belirtiyor.
Bu durumda ; Cengiz Çandar'ın
;"Kürt Açılımı" başlığı altında yürütüldüğü anlaşılan
bu görüşmelerin de "Ergenekon" tarafından yapılıp,
yapılmadığı ve bu görüşmeleri yapanların da "Ergenekon"a
üye olup olmadıklarını aydınlatması gerekecek gibi.
Ya; "Kürt Açılımı"'na "Ergenekon" da katkıda
bulunuyor; ya da PKK ile görüşmek bazıları için suç, bazıları
için değil.
Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük gibi
isimlerin Bekaa Vadisii ziyaretleri (ki; bu iki isim
adına asla açıklayamacakları, hiç bir kılıfa
sığdıramayacakları anlardır) "Ergenekon"
iddianamesine konu olurken; Cengiz Çandar ve Hasan Cemal
gibilerin ziyaretlerine neden hacılık muamelesi
yapıldığının sağduyu adına açıklaması
gerekiyor.
"Ergenekon" davalarında bu
karışıklığın giderilmesi için Cengiz Çandar'ın en azından
tanık olarak dinlenmesine ihtiyaç duyulabilir. Ve
hatta Öcalan'la ilk görüşen kişi olarak; ne kadar bunu kendi
insiyatifi ile yaptığını iddia etse de, bu görüşme
konusunda "Ergenekon"la bir bağlantısı olup olmadığı
sorulabilir.
Cengiz Çandar'ın ikinci ifşaatı
doğrudan tanıklığına dayanıyor.
Çandar; Avrupa
Parlamentosu'ndaki Kürt toplantısı sırasında Ahmet Türk'le
yanındaki "PKK'nın siyasi komiseri" olarak adlandırdığı kişi
arasındaki konuşmayı aynen şöyle aktarıyor :
Ocak ayında Avrupa Parlementosu’nun
Kürt toplantısı vardı. PKK’nın komünist grubunun
yaptığı, PKK’lılar egemen. Ahmet Türk’ün yanında
PKK’lılar var sürekli, kontrol amaçlı. Siyasi
komiserler. Ahmet Türk’le beraber sigara içmeye çıktık,
içeri tekrar girerken birkaç adım geride
kaldım,
Ahmet Türk’ün tekrar yanına geldiğimde o
siyasi komiserden biri Ahmet Türk’e “Genel başkan dün
açıkladınız belediye başkan adaylarını Kızıltepe’yi
açıklamadınız” dedi.
Ahmet Türk de “Yahu
kardeşim ne bileyim dağdakilerin arasında itilaf mı
vardır nedir, isim bildirmediler” dedi. Beni gördü.
Bembeyaz oldu.
“Bunlar bildiğimiz
şeyler rahat olun, ama bir önerim var hazır Brüksel’e
gelmişiz Sabri Ok şurada duruyor -PKK’nın siyasi
örgütünün başı- gidin sorun, verin adını gitsin ne
dağdan haber bekliyorsunuz”
dedim.
|
Gördüğünüz gibi ; Cengiz
Çandar, DTP'nin liderinin doğrudan PKK'dan talimat beklediğine
bizzat şahit oluyor. Şahit olunan sahnenin vehametinin
farkında olan Ahmet Türk, büyük bir açık verdiğini düşünerek
"bembeyaz oluyor".
Fakat Türk o kadar şanslı
ki; karşısında her türlü açığı o müthiş zekası ile kapatan bir
Cengiz Çandar var ve bir siyasi parti liderine bir
terör örgütünün üst düzey yöneticisi ile görüşmesi yolunda
telkinde bulunuyor.
Bu ülkenin Anayasa
Mahkemesi'nde ; DTP'nin kapatılması ile ilgili
dava yıllardır sürüyor. En son yapılan açıklamalarda,
davanın geçen Temmuz
ayında sonuçlandırılacağı belirtildiği halde, "Kürt
açılımı" hatırına yargı yine o meşhur bağımsızlığına bağlanmış
durumda, beklemede.
İşte en görmek istemeyen gözlerin
bile reddedemeyeceği nitelikte bir kanıt.
Bu ülkenin
en anlı şanlı gazetecilerinden biri; DTP Lideri Ahmet Türk'ün
PKK'dan talimat beklediğine bizzat şahit olmuş durumda.
"Ergenekon" mahkemesi gibi, Anayasa
Mahkemesi'nin de Cengiz Çandar'ı huzura çağırıp bu kanıtı
değerlendirmesi gerekiyor.
Ve sonra da bu ülkede Savcı
Zekeriya Öz gibi cesareti ve karakteri ile ünlü bir savcının
çıkıp; bir siyasi parti liderini bir terör örgütü elebaşı ile
görüşmeye teşvik eden gazeteciyi karşısına alıp bu ülkedeki
Terörle Mücadele Kanunlarını hatırlatması gerekiyor.
Yoksa biz bilmiyoruz da; Cengiz Çandar bu ülkedeki
gerçek "Ergenekon" namı diğer "Gladio"'ya mı
çalışıyor?
|
|
|
|