Dünya sömürü sistemi olan
küresel kapitalizm kendi bağrında taşıdığı mafyatik özü yer
kürenin her yerine götürmüştür.
Gelişmiş kapitalist ülkelerde
mafya yok mu?
Elbette var.
Hem de diğerlerine göre kat
kat büyüğüyle var.
Örneğin, mafyanın isim
babalığını yapan İtalya’da, mafya ekonomisinin büyüklüğü milli
gelirin yüzde yirmisine yakın.
Milano Ticaret Odasının
araştırmasına göre, mafyanın İtalya’daki yıllık cirosu
yaklaşık 133 milyar dolar.
Dünya mafyasının kontrol
ettiği toplam sermayenin 8,4 trilyon dolar olduğu ve bunun
%70’inin ABD mafyası tarafından kontrol edildiği tahmin
ediliyor.
Dünyada kara para
dolaşımının ve aklanmasının sağlandığı 55 mali cennet var.
Örneğin Cayman Adaları dünyanın beşinci büyük
bankacılık merkezi. Bu adadaki banka ve şirket sayısı,
nüfustan bile fazla. Bu malî cennetlerden yönetilen para
hacminin en az 3 trilyon dolarla dünyanın toplam gelirinin
yüzde 15’ini bulduğu sanılıyor.
Büyük bankalar da, off-shore
bankacılığı adı verilen sistemle, hem yüksek komisyonlar
karşılığı kara para aklıyor hem de bu yolla elde edilen
gelirlerle mafya örgütlerini finanse ediyor.
Bir dönem
bu sistem Türkiye’de de özellikle batan
veya el konulan bankalarda yaşandı.
Kara para bankacılık
sisteminde aklanarak dolaşıyor ve hem yasal faaliyetlere (yani
kapitalizmin güya temiz para kazandığı faaliyetlere) hem de
yine yeraltının finansmanına akıyor.
Kara paranın makbul
yatırım araçları arasında devlet tahvilleri, hazine bonoları
var. Pek çok ülkede mafya örgütleri devletin önemli
borç kaynağı durumunda ve böylesi araçlar vesilesiyle
hükümetlerin kısa vadeli ekonomik politikalarını belirlemede
dahi etkili oluyorlar.
Tayland’da uyuşturucudan elde
edilen milyarlarca dolar mafya tarafından tekstil sanayine
yatırım yapılarak değerlendirilmiş durumda.
Çin mafyası kara parayı serbest
bölgeye akıtıyor ve yıllık iş hacmi 200 milyar dolar
civarında.
Rusya’da 1300 civarında olduğu tahmin
edilen, birbirlerine karmaşık ilişkilerle bağlı mafya
örgütleri ekonominin yüzde 40’ını, 35-40 bin işletmeyi, en az
400 bankayı kontrolünde tutuyor.
Kimileri bu yüzden
Rusya’daki sisteme “mafya kapitalizmi” diyor.
Bu
tanımlama gerçekliğin bir yönüne işaret etse de Rusya’da,
Kolombiya’da ve daha pek çok ülkedeki mevcut
sistemleri “mafya kapitalizmi” olarak niteleyenler aslında
mafya ve kapitalizmin genelde nasıl iç içe geçtiğini
anlamıyorlar.
Tüm bu anlatılanların ve yukarda
belirtilen verilerin işaret ettiği gerçeklik, sistemin
niteliği gereği oluşan ve kısaca mafya adı verilen yapıların
kapitalizmin hamurunda var olduğu ve kapitalizm yıkılmadığı
sürece ortadan kalkmayacağıdır.
Bugün mafya ve kapitalist devletler aynı
bütünlüğün parçalarıdır ve birbirlerinden ayrılamazlar.
Yani mafya örgütlerinin
faaliyetleri devletlerin engellemek isteyip de engellemeyi
başaramadığı faaliyetler değildir.
Mafyaya yönelik çeşitli
dönemlerde düzenlenen operasyonlarsa mafyayı ortadan kaldırmak
amacıyla değil, devletin mafya üzerindeki denetimini
pekiştirmek için yapılır.
Yıllardır yapılan
tutuklamalara ve “çökertilen” mafya örgütlerine
rağmen yeraltı faaliyetlerinin artarak sürmesi,
kapitalistlerin niyetlerinin mafyayı ortadan kaldırmak
olmadığının en açık göstergesidir.
Kapitalist sistemin
lümpenleştirdiği ezilen kesimlerin bağrındaki öfkeyi
kullanarak yine sistemi besleyen bir mecraya akıtan mafya
örgütleri özellikle kapitalizmin kriz dönemlerinde
popülerleşirler.
Kapitalizm kendisine
yönelecek tehdidin bir bölümünü böyle kontrol etmeye
çalışır.
1930’ların Amerika’sında etkinliği
yükselen mafyanın bu durumu tesadüfî değildi. Bu yüzden bugün
de, sefaletin ve toplumsal adaletsizliğin kırbacı altında
yaşayan yoksul gençler, kurtuluşlarını, televizyon
dizilerinden görerek özendikleri, delikanlılıklarıyla mafyada
boy gösterebilenler gibi olarak sağlayacaklarını sanıyorlar.
Gerçek hayatta buna
yeltenenlerin her birinin, sırası geldiğinde böcek gibi
ezildiklerini bile bile üstelik. Sebebi de çok açık. Çünkü
bugün onların yanılsamalarını dağıtacak ve mafyanın yerine
onlara umut olacak başka bir güç ortada yok.
İnsanlar içinde yaşadıkları
insanlık dışı toplumsal sistemi değiştirmedikçe, hiçbir
şekilde kendi yaşam koşullarını da değiştiremezler.
Bu yüzden, bu toplumda var
olan her türlü melanetle mücadelenin kapitalizme karşı
mücadele denizine akmadıkça bir sonuç elde edilemeyeceği iyi
kavranmalıdır.
Gün geçtikçe insanlığı daha
büyük sorunlarla yüz yüze bırakan kapitalist sistemin
ideologları ne kadar yanıltmaya kalksalar da, mafyayı da
kapitalizm yaratmıştır.
Mafyasız bir
kapitalizm olamaz.
Devleti mafyayla daha yoğun
bir mücadeleye çağırmak devleti de mafyayı da anlamamaktır.
Bilmeliyiz ki, mafyanın varlığını, iyi işlemeyen hukuk
düzenine ya da ahlakı bozuk yöneticilerin rezilliğine
dayanarak açıklamak masum bir yanılgının sonucu değildir.
Kapitalizmin papazları, pis kokuların ayyuka çıktığı böylesi
zamanlarda sistemin iyileştirilebilir olduğu yanılsamasını
insanların zihninde yaygınlaştırmak için bu görüşleri
dillendirmektedirler.
Yaşlı kapitalizm çürüyor ve
kapitalizm dâhilinde hiçbir sorunun gerçek çözümünün
sağlanamayacağı gerçeği insanlık için tek kurtuluş yolu olan
bağımsızlıkçı devlet yapısı olan ihtiyacı yakıcılaştırıyor.
Geçen yüzyılın başlarında şimdiki vatanseverlerin ana kaynağı
antikapitalistlerin öngördükleri ikilemin bugün en somut
halleriyle yüz yüzeyiz.
Kapitalizm insanlık
arabasının yönünü barbarlığa doğru kırmıştır ve uçurumdan
aşağı son sürat sürmektedir.
Dikkat!
Türkiye’yi de almış arabanın
içine son sürat gitmekte. Türk Milleti bu arabadan inmek için
mevcut hükümeti de iktidarda indirmelidir.