Dış Politika23 Eylül 2009 00:00

Rum Milli Konseyinin Stratejisi, Anlamı ve İzlenmesi Gereken Karşı Strateji - Sabahattin İsmail

Rum Ulusal Konseyi, hangi politik çizgide olursa olsun, Güneydeki tüm Rum siyasi partilerinden oluşan ve Hristofyas’ın izleyeceği milli strateji ve taktikleri, masaya getireceği önerileri, pazarlık yapamayacağı kırmızı çizgileri belirleyen, bir başka deyişle milli davalarında son söz hakkına sahip olan en üst karar organıdır…Bu niteliğiyle de tüm Rum Halkını temsil eder…İşte bu Milli Konsey, Kıbrıs sorununda gelinen kritik aşamada, 4 gün süren seri toplantılardan sonra önümüzdeki sürede izlenecek milli siyaseti oy birliğiyle belirledi ve Hristofyas’ın önüne koydu…new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

Rum Milli Konseyinin Stratejisi, Anlamı ve İzlenmesi Gereken Karşı Strateji

Sabahattin İsmail - Yeni Volka Gazetesi

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

23.09.2009

Rum Ulusal Konseyi, hangi politik çizgide olursa olsun, Güneydeki tüm Rum siyasi partilerinden oluşan ve Hristofyas’ın izleyeceği milli strateji ve taktikleri, masaya getireceği önerileri, pazarlık yapamayacağı kırmızı çizgileri belirleyen, bir başka deyişle milli davalarında son söz hakkına sahip olan en üst karar organıdır…

Bu niteliğiyle de tüm Rum Halkını temsil eder…

İşte bu Milli Konsey, Kıbrıs sorununda gelinen kritik aşamada, 4 gün süren seri toplantılardan sonra önümüzdeki sürede izlenecek milli siyaseti oy birliğiyle belirledi ve Hristofyas’ın önüne koydu…

SAPTANAN KIRMIZI ÇİZGİLER VE MİLLİ HEDEFLERİ

Rum Ulusal Konseyi tarafından saptanan ve 10 maddede toparlanan kırmızı çizgilerle milli hedefleri şöyledir:

1- Türkiye, AB İlerleme Raporu’nun onaylanacağı Aralık ayına kadar daha önce taahhüt ettiği şekilde limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmazsa, Rum yönetimi ile ilişkilerini normalleştirmezse ( Kıbrıs Cumhuriyeti adlı Rum devletini tanımazsa ) tam üyelik müzakereleri bloke edilecektir…Bu bağlamda ilk aşamada yeni müzakere başlıklarının açılması engellenirken, son aşamada da AB üyeliği veto edilecektir…

2- Müzakerelerde hedef,  BM kararlarının öngördüğü şekilde iki toplumlu-iki kesimli federasyon temelinde tek devlete, tek egemenliğe, tek Halka, tek vatandaşlığa, tek temsiliyete, tek ekonomiye dayalı olacak şekilde Kıbrıs’ı yeniden birleştirmek olacaktır…

3- Varılacak çözüm, tüm Türk askerlerinin ve tüm TC kökenlilerin adadan çıkarılmasını sağlamalıdır…( Hristofyas daha önce 50 bin kişinin adada kalmasını kabul etmişti, şimdi bu kabul geri çekildi…)

4- Bu amaçla çözümden önce uluslar arası kabul gören bir kuruluş tarafından adanın Kuzeyinde bir nüfus sayımı yapılmalıdır..

5- AB üyesi bir ülkede garantörlere ihtiyaç olmaması nedeniyle Garanti ve İttifak Anlaşmaları feshedilmelidir…

6- Varılacak çözüm, yeni bir devlet yaratmayı ve bakir doğumu öngörmemeli, AB ve BM üyesi mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını ve Anayasasının değiştirilmesi suretiyle iki eyaletli merkezi yanı güçlü bir federasyona dönüşmesini, bu çerçevede, ülkenin, Halkın, ekonominin ve kurumların yeniden birleşmesini öngörmelidir…Seçim sistemi ve merkezi devletin organlarının oluşması buna göre belirlenmelidir ( ortak aday listeleri ve birleşik seçmen listesi ve birleşik oy pusulasına dayanan birleşik seçim sistemi)

7- Varılacak anlaşmanın AB’nin birincil hukuku olması ve bu bağlamda AB müktesebatından daimi sapmalar kabul edilmeyecektir..( 3 özgürlükler denen serbest yerleşme, serbest mülk edinme ve serbest dolaşım hiçbir şekilde kalıcı şekilde kısıtlanamayacaktır )

8- Varılacak çözüm, BM kararlarına ve sözleşmesine, AB ilke ve değerlerine, AB hukukuna, insan hakları sözleşmelerine uygun olmalıdır…( Tüm Rum göçmenler geri dönme ve eski mülklerini elde etme hakkına sahip olmalıdır )

9- İngiliz üsleri dahil olmak üzere askersizleşme sağlanmalı ve ada tüm yabancı askerlerden arındırılmalıdır..

10- Görüşme sürecini dar zamanlarla kısıtlayacak şekilde boğucu takvimlere ve dıştan plan empoze edilmesini öngören Hakemliğe karşı çıkılmaya devam edilecektir… ( BM, AB, ABD veya İngiltere, Annan Planı sürecinde olduğu gibi dıştan plan dayatamayacak, BM Genel Sekreterinin boşlukları doldurma ve üzerinde anlaşmaya varılmamış bir metni referanduma sunma hakkı olmayacaktır…)

STRATEJİNİN ANLAMI

Bu kararların anlamı, hiçbir bedel ödemeden Türkiye’yi adadan çıkarmayı, Kıbrıs ile Türkiye’nin bağlarını koparmayı ve Kıbrıs’ın tapusunu istedikleridir. KKTC’yi yok edip Kıbrıs Türk Halkını basit bir azınlık haline düşürmeyi hedefledikleridir.

Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın yaptığı saptama çerçevesinde bu kararlar, Türkiye ve KKTC’ye karşı bir meydan okumadır.

En sağdan en sola kadar tüm Rum siyasi partileri ve Rum Devlet Başkanı Hristofyas’ın üzerinde anlaştığı bu stratejinin anlamı, Rum tarafının acele, sırf çözüm olsun da nasıl olursa olsun, şeklinde bir çözümü kabul etmeyecekleridir.

Türk tarafı yukarıdaki hedeflerini kabul edip teslim olmadığı sürece, masada anlaşmak yerine, Türkiye’nin çok ateşli ama tek yanlı AB üyeliği hevesinin değerlendirilerek tam üyelik sürecinde şantaj ve tehditle yukarıdaki milli hedeflerini gerçekleştirecek tavizleri almaya çalışacaklarıdır.

Bu çerçevede istediklerini alana kadar, müzakere başlıklarının açılmasını ve kapanmasını veto ederek Türkiye’nin AB üyelik sürecini bloke edecekleridir.

Eğer Türkiye-AB müzakereleri 10 yıl sürecekse, süreç içinde istedikleri tavizleri almamaları halinde o tarihe kadar şantajlarını sürdürerek bekleyecekleridir.

Nasıl olmasa aceleleri yoktur ve kendilerini acil bir anlaşmaya zorlayacak herhangi bir motivasyon, herhangi bir baskı bulunmamaktadır.

Annan Planı dahil bugüne kadar sunulan tüm BM Planlarını reddetmelerine karşın tüm Kıbrıs adına BM üyelikleri devam etmektedir.

AB’a tam üye olarak, tüm Kıbrıs’ın tek meşru hükümeti olma iddialarını ve işgalleri altındaki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni konsolide etmişlerdir.

Üzerlerine herhangi ciddi bir baskı yoktur.Talat, milli hedeflerini teker teker kabul etmektedir.Bu durumda onları, yukarıda saptadıkları milli hedeflerinden vazgeçirecek herhangi bir neden bulunmamaktadır.

ONLARI NE CAYDIRABİLİR?

Oysa onların bu stratejilerini boşa çıkaracak karşı stratejiler vardır:

1- TBMM ve KKTC Meclislerinin, KKTC’nin sonsuza dek yaşatılacağını, egemenlikten asla taviz verilmeyeceğini vurgulayan ve kırmızı çizgilerimizi belirleyen bir kararı oy birliğiyle alarak duyurması, böylece onlara, heveslerinin asla gerçekleşmeyeceği mesajının en güçlü şekilde verilmesi.

2- Bu çerçevede, zamana oynayarak doğru strateji belirledikleri düşüncesine kapılmalarını önlemek için asla tavizci bir politika izlenmemesi, bu çerçevede tavizci Talat’ın yetkilerinin Meclis tarafından kısıtlanması ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Halk tarafından götürülmesi

3- KKTC’nin bir gurup ülke tarafından tanınması için büyük bir kampanya başlatılması…

4- Rumları en çok rahatsız eden bir husus olan, KKTC’deki konut yatırımlarının yeni pazarlar bulunarak yeniden hızlandırılması, bu çerçevede eski Rum mülklerini yatırıma kapatan emirnamelerin iptali,

5- Eşdeğerde mülk dağıtımına yeniden başlanması

6- 10-15 yıldır yasal şekilde KKTC’de yaşayan, burada üreten, ekonomiye katkıda bulunan, buna karşın hak sahibi oldukları halde vatandaşlık verilmeyen TC kökenli kardeşlerimize vatandaşlıklarının verilmesine yeniden başlanması…

7- KKTC üzerinden Güney’e geçmek isteyen mültecilere engel olunmaması, Rum’un sınır bekçiliğini yapmaktan vaz geçilmesi…

8- Hidro karbon yatakları, KKTC limanlarına uğrayan gemilerin korsanlıkla kaçırılması, mürettebatın tutuklanması vb. konulardaki emrivakilerine anında fiili karşılık verilmesi…

9- AB, ABD ve İngiltere’nin, gerçekten acil bir anlaşma istiyorlarsa, bu Milli Konsey kararlarından sonra, KKTC’ye yönelik ambargoları kaldırmaları, en azından bir gurup dost ülkenin KKTC’yi tanımasına yeşil ışık yakılması, Rum tarafına adanın kesin şekilde TAKSİM olacağı mesajının verilmesi..
 
AKP hükümeti eğer teslim olmaya ve Rumlara istedikleri tavizleri vermeye niyetli değilse, gerçekten şerefli bir çözümden yanaysa,  ABD, İngiltere ve AB ise adada gerçekten acil bir anlaşma istiyorlarsa bu adımları atmak zorundadırlar…

Bunların atılmaması halinde cüce Rum devleti hem Türkiye’nin AB sürecini rahatlıkla bloke edecek, hem de görüşmeleri, Türk tarafı teslim olana kadar oyalama taktikleri ile sürdürerek, bizi elimiz-kolumuz bağlı şekilde masada hapsedecektir…

 



 

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009