|
(Açık İstihbarat : AB ve NATO'ya
uyumun Genelkurmay nezdinde nasıl bir önceliğe sahip olduğunu
aşağıdaki yazı bir kez daha ortaya koyuyor.. Kendi sanayiini
zora sokma pahasına ABD-NATO-AB uyumlu çevre düzenlemelerinin
hayata geçirilmesinde gösterilen cevvallik ; yıllardır çam
dikerek çevrecilik yapanların çevrecilikte yeni bir eşiği
aştıklarını göstermektedir.Bazılarınız ne kadar çevreci bir
ordumuz var diye sevinebilir; bazılarımızda AB-D-NATO
entegrasyonunda bu cevvalliğin arkasındaki senkron zihniyete
üzülebilir. Takdir
sizin.)
--------------------------------------------------------------------------------
Özellikle
son iki aydır çıkan
yasalar,tüzükler,tebliğler üretim ve RD
projelerinde çok ciddi kısıtlamalar
getirmektedir. Buna savunma sanayi özellikle
dahildir.
Son 25 yıldır duyduğum,
"burası Türkiye ..." ile
başlayan konuşmalar ve "burası
Askeri tesis bu yasalar vs bizde uygulanmaz
...." görüşleri artık doğru da
değildir.
Zira yeni çıkan
TSK Çevre Tüzüğü bu tesislerin kapatılmasını
emreden tüzük yayınlamıştır.
Özellikle askeri ve savunma sanayine
yönelik tesislerin üretim proseslerini ciddi bir
şekilde gözden geçirmeleri gerekmektedir. Savunma
sanayine yönelik tesisler askeri tesis değillerdir
ancak ürettikleri veya üretecekleri ürünler TSK
tarafınca kullanılacaksa bu tüzüğe uymak
durumundadırlar.
Daha önce REACH ve VOC direktifyle
ilgili yaptığımız uyarıların artık
uygulamaları herkesin başına bela olmaya
başlamıştır.
Aşağıda
verilen yasa, tüzük vs
bile mevcut tesislerde
önemli düzenlemeler gerektirmektedir:
* EPA 17
kanunu (ABD- NATO) (Eski
bir yasa ama askeri şartnamlerde çok
önemlidir). Tüm MIL SPEC ler buna uymak durumundadır.
* REACH Tüzüğü (Avrupa
Birliği ) ( Türkiye de bu tüzüğün
uygulamaya girmesiyle endüstri ne yazıkki çok
büyük engellemelerle karşı karşıya kalacaktır. Kayıt
yoksa ticaret yok prensibi olduğu için
üretim durma noktasına gelebilir veya AB orijinli
malların ve maddelerin hegemonyasına
girebilir)
İdame ve
bakımda kullanılacak ürünlerin girişi olamayacağı için
nasıl bakım yapılacağı şimdiden
planlanmalıdır .
CLP Tüzüğünün
(bu tüzük yaklaşık 1300 sayfadır) 1 sene sonra devreye
girmesiyle herkes daha sıkıntılı günler
yaşayacaktır.
Konuyla ilgili 12-14
Ağustos 2009 da Ankara sanayi Odasında bir eğitim
programı düzenlenmişitr. Katılımcı sayısı sadece
70 dolayındaydı. Bu da sanayicilerimizin konuya ne
kadar duyarsız olduklarını göstermeye yeterlidir.
Savunma sanayi şirketlerinden sadece ikisi
bu toplantıya katılmıştır. Tüm Türkiyedeki şirketlerin
ön kayıt sayısı 1700 kimyasal
dolayındayken Kimetsan Kimya Grubu nun ön
kaydı 2100 kimyasaldır.
Bu da REACH
tüzüğüne ülkemizin ne kadar iyi intibak edeceğinin
bir göstergesidir. REACH AB
Parlementosunca kabul edilmiştir. Bu
kadar az kayıtla Türk Sanayisinin geleceği için
artık iyimser olunamayacağı da açıktır. Mutlaka radikal
tedbirlerin alınması kaçınılmazdır.
Askeri
kimyasallar Avrupa Kimya Ajansınına bildirim
ile REACH ten muaf tutulmuştur. Ancak İngiltere
hariç hiç bir ülke böyle liste vermemiştir.
Dolayısıyla muafiyet söz konusu olmayacaktır. REACH te
tedarik zinciriyle malzemenin üretimi veya
ithalatı engellendiği için kullanımı mümkün
olmayacaktır. REACH e ilaveten buna ilintili
olarak sürekli EC yasaklı kimyasallar
listeleri yayınlanmaktadır. Zaten bu direktifler
ile tedarik zinciri engellenmektedir.(Örneğin
aşağıda verilen 552/2009 direktifi)
* EC 552/2009 (22 Haziran 2009 da yayınlanmıştır)
(AB direktifiyle üretimi,üretimde kullanımı ve
ithali bu direktifle yasklanmıştır)
**Milli kanunlar ve
mevzuatlar:
* 30 Temmuz 2009 imzalanan
Stokholm Sözleşmesi (Tehlikeli Hava Kirleticiler-
HAPs)
* Ulusal mevzuat:
5898 numaralı kanunla Uçucu maddelerin
zararlarından insanları koruma
(16 Mayıs 2009 tarihli resmi gazete)
* TSK
Çevre Yönetmeliği (24
temmuz 2009 tarihli resmi gazete)
Özellikle 24 Temmuz
2009 daki resmi gazetede yayınlanan TSK Çevre
tüzüğünde Madde 17 Faaliyetlerin durdurulması
maddesi ÇOK SIKINTIYA yol açacaktır.
MADDE 17 – (1) Denetlemeler esnasında veya herhangi bir
sebeple yapılan tetkikler sonucunda çevre mevzuatına uygun
olmayan hususların tespit edilmesi durumunda, söz konusu
aksaklıkları düzeltmek amacıyla ilgili birlik/kuruma bir yılı
aşmamak üzere süre verilir. Verilen süre kapsamında aksaklık
giderilmemiş ise tesisin faaliyetinin belirli bir süre
durdurulması konusunda ilgili kuvvet komutanlığı ile Jandarma
Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına teklifte
bulunulur.
(2) Tespit edilen aksaklıkların çevre ve insan sağlığı
yönünden tehlike yaratması durumunda süre verilmeksizin
faaliyetlerin durdurulması için hemen işlem başlatılır.
Yni özetle ASKERİ TESİSLER
çevreye zararlıysa ürün veya proses kullanıyorsa en
fazla bir yıl düzeltmek için süre verilmekte
ancak İNSAN SAĞLIĞI VE ÇEVRE sorunu
varsa uyarıya gerek görmeden kapatmadan bahsetmektedir.
Bu tüzük MSB ve Genel Kurmay ca hazırlandığı için
artık bir özür de
bulunmamaktadır.
Bu tüzükte hem ulusal hemde
uluslararası yasaların geçerli olduğu
belirtilmektedir (ÇOK ÖNEMLİDİR).
552/2009 direktifin de toluen ve
111 Triklor etan kullanımını insan sağlığına verdiği
ağır tahribattan yasaklamıştır. (maks %0.1
kullanıma izin verilmektedir) . Kullanılan boya
sökücülerinde de metilen klorür vardır. Bu ürünün insan
sağlığı ve çevreye verdiği tehlike sınıflanmasıyla
ilgili de 1000 sayfanın üzerinde literatür
bulunmaktadır. Bunun gibi çok
fazla SVHC (Substance very high
concern) listesinde ürün bülunmaktadır. Yeni
listeye ana bakır bileşikleri de girmek
üzeredir (bakır Sülfat,Bakır Oksitler, Bakır Oksi Klorür
vs)
Örneğin ABD den ithal edilen CARC
boyalarda 111triklor etan buklunduğu
için hem ; EPA 17 kanunu (ABD-
NATO)EC 552/2009
AB (listeden çıkarılarak daha etkin olan
Montreal Protokü listesine alınmıştır) yasalarınyla yasaklanmıştır.
(30 Temmuz 2009 imzalanan Stokholm
Sözleşmesi (Tehlikeli Hava
Kirleticiler) ve Ulusal mevzuat: 5898
numaralı kanunla Uçucu maddelerin zararlarından
insanları koruma (16 Mayıs 2009 tarihli resmi
gazete) da ciddi aykırılıklar vardır). 111
triklor etan aynı zamanda ozon tabakasına zararlı ürün
listesinde olduğu için Montreal Protokolüne
göre de değerlendirilmelidir.
Üstelik CARC boyalar IR
görünmezlik teknolojisini kapsadığı için (NIR
bölge ) , bu boyaların ithalatı 5201 sayılı yasa
11f bendiyle MSB Teknik Hizmetler Dairesinin ithal
iznine tabidir. Bu CARC boyalar toluen ve 111
Triklor etan (Her iki ürün kanserojendir) etmesi
nedeniyle TSK Çevre Tüzüğü çerçevesinde
ithalat lisansı alması söz konu da değildir.
Bilindiği üzere hem 5201 sayılı yasa
(izinsiz ürün tedriki nedeniyle) hemde
Türkiye İthalat Mevzuatı (kaçakçılık ve sahte
belge
kullanma cezaları ) çok ağır yaptırımlar
uygulanmaktadır. Örneğin NIR özellikli CARC boyayı ithal
edenler 5201 sayılı yasadaki cezalarla
birlikte ürünü ithal ederken
gerekli izin belgelerini gümrük
otoritelerine sunmadıkları için sahte belge
ile ürün çekmekten ve
kaçakçılıktan yargılanmaları kaçınılmazdır. (Malesef bu
husus anlaşılması zor olduğundan
herkesin tepki vermesi normaldir. Ne ilgisi var
sorusunu sormadan konuyu önce gümrük müşavirlerine sormaları
özellikle tavsiye edilir).
Bu hususların
ne kadar ciddi olduğunu şirketler
yöneticlerinin gümrük müşavirlerine ve
hukuk danışmananlarına sormalarını da
özellikle salık veririz.
Nikelaj ve Kromaj yapmayan bakım merkezi
var mıdır?
Örneğin Cr+6 kanserojen
olduğundan dolayı yasaklanmıştır. Bu nedenle
herkesin uyumlu bir teknolojiyi uygulaması
gerekmektedir. Her ne kadar
Kromatlamada Cr+3 kullanıldığında çok iyi netice
alınamasa da Cr+6 yı kullanmaları artık
mümkün değildir. Halen kumlama kullanan
birliklerin var olduğunu söyleme yede gerek yoktur.
Kumlama ile boya sökme ,pas temizleme vs silokosiz e
neden olduğu için (Akciğer Zarı Kanseri) de kullanılması
mümkün değildir.
TSK Çevre Tüzüğünün yayınlamasıyla MSB ve Genel
Kurmay Başkanlığı çok radikal
uygulamaları seçerek hızlı bir
düzenleme ile çevreye ve insan sağlığına
duyarlılık konusunda tüm endüstriye
de yol göstermektedir.
Sağlık Bakanlığı işi daha da uç noktalara
taşıyarak 5898 sayılı kanunla
uçucu maddelerin zararlarından insanları
koruma hususunda radikal bir
uygulamaya gitmiştir. Bu kanunun ne anlama geldiği
konusunda bir iki örnek verildiğinde işin vehameti de
anlaşılabilir.
Örnek 1 : Mehmet
bey A Hipermarketinden 1 kg solvent
bazlı boya satın almış ve evine götürerek
pencerelerini boyamıştır. Mehmet beyin 18 yaşından küçük
1 oğlu vardır. Ne kadar normal ve
hergün yaptığınız bir işlem
değilmi.?
Bu durumda A hipermarketinin
müdürü /satış elamanı 1 kg solvent bazlı
boyayı Mehmet beye satmadan önce kendisine evde 18 yaşından
küçük çocuk olmadığını sormak ve bu konuda uyarmak
zorundadır. Eğer çocuk varsa bu ürünü
SATAMAZ.
Sattığında hem A Hipermarketinin müdür/satıcısı hemde
Mehmet bey 1 yıl hapis ve 5.000 TL para cezasıyla
cezalandırlırlar. Üstelik insan sağlığını
tehlike sokmaktan yargılanırlar.
Örnek 2
: Askeri Lise ye defter ,kitap
aldınız. Ne kadar masum değil mi ? Bu
defterler ve kitaplarda solvent bazlı
mürekkep kullanıldığı için yukarıdaki ceza
tüm ilgililere uygulanır. Buna ilaveten
Askeri Lise insan sağlığına zararlı
malzeme kullandığı için Hem 5898 sayılı yasayı
hemde TSK Çevre Denetimi Yönetmeliği Madde 17 hükümleri
uygulanmak durumundadır. VEYA BU
ÜRÜNÜ hiç bir zaman satın alamayacaktır.
Genel Örnek : Ülkemizdeki Gazetelerin
solvent bazlı mürekkeple basıldığı söylersem sanırım
hepinizin keyfi de kaçacaktır. Savcılar ve hakimler bile
evlerine gazete götürmektedir!!
Bu yasaları dikkatli okumanızı tavsiye
ederim. Özellikle 5898 sayılı yasa da çocukları
korumadan hemen genel uygulamaya geçen
hükümler vardır.
AB REACH tüzüğünün uygulamasının zaten amacı
tehlikeli kimyasalların tedarik zincirinden çıkarılarak
kullanımının engellenmesidir. Bu nedenlerden dolayı TSK
Avrupa da çevreyi ve
bireylerini en iyi koruyan ordulardan birisi
olacağı aşıkardır. Bunun bedeli ağır
olsada AB ye entegre olmak istiyen Türkiye
için önemli bir adımdır. Zaten 2013 REACH
uygulamasıyla bundan çok daha ağır yaptırımlar
olacağı için bu tüzüğe hazırlık açısından da çok önemli
bir merhaledir.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Yasaların uygulanıp uygulanamayacağını
tartışmak bizim işimiz değildir. Hepimiz bu
yasalara ve yönetmeliklere uymak
durumundayız. Sigara yasağına kamu
kuruluşlarında uyumun %99 un üzerinde olduğu TC Sağlık
Bakanlığınca geçen hafta
yayınlanmıştır.
|