Siyaset21 Nisan 2005 00:00

"İç göç" ile ilgili güvenlik sorunları - Ferruh Sezgin

Milli Güvenlik Kurulu''nun (MGK) 18 Nisan 2005 tarihli toplantısından sonra yapılan resmî açıklamada, üç konunun değerlendirilmiş olduğu belirtilmişti: Kıbrıs, iç göç sorunları ve enerji güvenliği.MGK toplantısının hemen ardından, 20 Nisan''da, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök İstanbul''da Harp Akademileri Komutanlığı''nda yıllık değerlendirme toplantısı düzenledi.Genelkurmay Başkanı''nın açıklamalarının karakteristiği, AKP Hükümeti ile TSK arasındaki görüş farklılıklarını ABD, AB, Yunanistan ve Irak konularında dikkatli biçimde, dinin devlet yapısındaki yeri konusunda ise çok açık olarak aksettirmesi.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

Benim değerlendirmem, Genelkurmay''ın bu yolla, hem Hükümet''in milli güvenliği dikkate almayan icraatları karşısında pasif kalındığı ithamlarını biraz olsun savuşturmak hem de AKP''nin sistematikten yoksun güvenlik politikalarına bir çekidüzen vermek istediği.

Benim asıl dikkatimi çeken, MGK bildirisinde tek cümleyle geçiştirilen, ancak Orgeneral Özkök''ün biraz daha ayrıntılı ele aldığı, iç göç sorunu.

Bana kalırsa, iç göçün durdurulamamasının yol açtığı/açacağı komplikasyonlar ya yeterince değerlendirilememiş ya da fazla korkutucu olmaması için açıklamada bilhassa yer verilmemiş.

Genelkurmay Başkanı''nın açıklamasında özetle, iç göçün getirdiği şu sorunlar sıralanıyor: " Ülke içinde, hızlı nüfus artışından kaynaklanan iç göç ve çarpık kentleşme beraberinde bir çok ekonomik, sosyal, kültürel vb.

sorunları da getirmektedir.

DİE''nin 2000 yılı verilerine göre; ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri (%29), yani 19 milyondan fazla vatandaşımız doğduğu ilden başka bir ilde yaşamaktadır. " Göç eden vatandaşlarımızın bir bölümü, toplumun bütünü ile entegre olmak yerine, maalesef kendi etnik ve mezhepsel kimliklerini öne çıkarmaktadırlar.

Bu gibi davranışlar, toplumsal bütünlük yerine ayrışmaya neden olmakta; köylerden şehirlere göç sonucu oluşan varoşların sorunları, iç tehdit unsurlarının istismar edebilecekleri bir ortam oluşturmaktadır.

" Bu noktada dikkat çeken husus; şehre yeni göç eden nesil ulaştığı yeni imkanlardan mutlu olurken, sonraki nesiller bulundukları şehirlerdeki varoş-merkez mukayesesi ile gelir dağılımını sorgulamakta ve mutsuz genç nesil olarak, iç tehdit unsurları açısından istismar edilebilecek bir potansiyel alan oluşturmaktadır.

*** Genelkurmay Başkanı''nın açıklamasında yer alan sorunlar, madalyonun sadece bir yüzü.

Madalyonun diğer yüzünde başka sorunlar da var ve galiba bunlar da hayli önemli: " Eski Yugoslavya, 2''nci Dünya Savaşı sırasındaki Nazi işgaline karşı mükemmel bir direniş (gayrinizami harp) örneği vermişti.

Daha sonra, Mareşal Tito''nun ölümünden hemen önceki günlerde bir Sovyet askeri müdahalesi gündeme gelince, aynı direnişi Sovyetler''e karşı da yapmayı düşünen Yugoslavlar''ın siyasi-askeri uzmanları bunu başaramayacaklarını fark ettiler, çünkü sanayileşmenin yol açtığı kentleşme sonucu Yugoslavya''nın kırsal alanları boşalmıştı.

Bir mukavemet harekâtının aslî unsuru olan kırsal alan yaşayanları olmayınca, böyle bir organizasyon şansı da suya düştü.

Neyse ki, Sovyetler de müdahaleye kalkışmadı.

Bu tabloyu Türkiye''ye uygularsak, giderek boşalmakta olan kırsal alanlarımız dikkate alındığında, bütün ülkeyi kapsayacak bir gayrinizami harp nasıl organize edilebilecektir? " Vatanı savunacak olanları ateşleyecek önemli faktörlerden biri, "toprağını koruma arzusu"dur.

Kentleşme sebebiyle toprağından uzaklaşan insanda vatan kavramı da şekil değiştirir ve zayıflar.

Bunu önlemek için sosyo-kültürel ve ekonomik planlamalar yapılmakta mıdır; sözgelimi, şehirlere olan göçü geriye döndürmek için "sanayide otomasyonun hızlandırılması, tarımda ise mekanizasyonun azaltılması" veya benzeri formüller üzerinde tartışılmakta mıdır? " "Varoşların sorunlarının iç tehdit unsurlarınca istismar edilebileceği" tehlikesine Genelkurmay Başkanı dikkat çekmektedir.

Bu köşenin 28 Mart 2005 tarihli yazısında da, Soros''cu halk hareketleri Türkiye''de başlarsa, bunun bütün gücünün "varoşlardaki Kürtçü yapılanma ile Soros yanlısı STÖ''ler arasındaki ittifak"a dayanacağına işaret edilmişti.

Aralarındaki organik bağların koparılması için acaba tedbirler alınabilecek midir? " Yine Genelkurmay Başkanı''nın dikkat çektiği varoş sorunlarının istismarı paralelinde; yarın güneydoğumuz ile ilgili bazı talepler karşımıza getirilirse, bu taleplerin büyük şehirlerimizdeki Kürt kantonları için de geçerli olmasının istenebileceği, umarım görülmekte ve değerlendirilmektedir. " AB ısrarla, % 45 kadar olan (% 30 olduğunu ileri süren araştırmalar da var) tarımla uğraşan nüfusumuzun % 8''e indirilmesini talep etmektedir.

Bu oran % 15''e çekilse bile, ortalama 20 milyonluk bir kitleye yeni iş sahaları açmak gerekecektir.

Bu mümkün olamayacağına göre, AB acaba bu ekonomik zorluğun yol açacağı sosyo-kültürel tahribatı hesapladığı için mi ısrarlı davranmaktadır? 2''nci Dünya Savaşı''ndan sonra "Sanayileşmeyi bırak, tarım ülkesi ol!" talimatını yerine getirmemizin zararlarını bile bile, şimdi de "Tarım ülkesi olmayı da bırak!" talimatına da uyarsak, "Bu işin sonu ne olacaktır?" Evet… Bu işin -durdurulamayan iç göçün- sonu ne olacaktır?