ABD tarafından Türkiye’ye satılması düşünülen
geliştirilmiş Patriot (PAC-3) balistik füze savunma
sistemlerine ilişkin haberler Türk basınında flaş haber olarak
yer almıştır. Anılan Patriot füzeleri PAC-2 sisteminin
geliştirilmiş versiyonu olarak ABD envanterine girmiştir.
Muharebe Sahası Balistik Füze Savunması’nın
(Anti Theatre Balistic Missile Defense) esasını
teşkil eden bu sistem, karadan havaya atılan güdümlü füzelere
sahip bir hava savunma kompleksidir.
Sahip olduğu çok yetenekli (terceptors) ve geliştirilmiş
harp başlığı ile hedefi atıldığı anda tespit ederek, gerekli
vuruş hesaplarını yapmakta ve füzenin atılması ardından çarpma
suretiyle (hit to kill) imhasına neden olmaktadır. Anılan
sistemin menzili 20 kilometre, tavan yüksekliği ise 15
kilometre kadardır. PAC-2 sistemlerinde bir kartuş bir füze
alırken, PAC-3 sisteminde aynı boyutta olan kartuşa katı yakıt
kullanan, 4 füze monte edilebilmektedir. Geliştirilmiş
aerodinamik kontrol ve irtifa kontrol motorları vasıtasıyla
daha kararlı ve isabet yüzdesi yüksek bir hale getirilmiştir.
Bir lançer istasyonu 16 füze taşıyabilmektedir.
George W. Bush’un Başkanlığı döneminde ABD, Küresel
Balistik Füze Savunma Sistemi’nin (Global Ballistic Missile
Defense System) bir parçası olarak Doğu Avrupa’da balistik
füze savunma sistemi kurma planı uygulamaya niyet
etmişti. Buna bağlı olarak iki Doğu Avrupa
ülkesi olan Polanya’ya önleyici sistemler ve Çek
Cumhuriyeti’ne de orta menzilli radar konuşlandırılması için
müzakerelere başlanmış ve her iki ülke ile bu konuda anlaşma
imzalanmıştır.
Ancak, Rusya, ABD’nin Polonya ve Çek
Cumhuriyetleri’nde konuşlandırmayı planladığı füze savunma
sistemine kendisinin tehdit olarak algılandığı görüşüyle karşı
çıkmakta ve bu sistemin de START görüşmeleri kapsam içine
alınmasında ısrar etmektedir.[i]
ABD’nin yeni Başkanı
Obama, bahsedilen ülkelere yerleştirilmesi düşünülen bu
sistemin İran’dan yapılacak ve ABD’yi ve müttefiklerini hedef
alan kıtalararası balistik füze taarruzlarına karşı olduğunu
belirterek, füze savunma sistemi konusunun START dışında bir
konu olduğunu Moskova ziyareti sonrasında yaptığı basın
toplantısında açıklasa da, bu konunun sorun olmayı
sürdüreceğinin farkında olarak alternatif arayışlar içine
girmiştir.
Bu arada hem Polonya, hem de Çek
kamuoyunun, konuşlandırılacak savunma sistemlerinin
kendilerini, Rusya ve İran karşısında hedef durumuna
düşüreceği endişesini taşıdıkları belirlenmiştir.
Buna
paralel olarak dönemin Rusya Devlet Başkanı Vladamir Putin
Doğu Avrupa yerine, Azerbaycan veya Güney Rusya’daki radar
üslerinden istifade düşüncesinin de gündeme gelebileceğini
açıklamış, önleyicilerin Güneydoğu Avrupa veya Türkiye’ye
konuşlandırılmasını teklif etmişti.
İran Mayıs 2009’da tahmini menzili 2000 km olan orta
menzilli bir balistik füze denemesi yapmıştır. İran kazanmış
olduğu bu yeteneği, uygun bir harp başlığı teknolojisi ile
birleştirebilirse, İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye için
tehdit oluşturabilir.
(Açık İstihbarat : Türksam'ın
dikkatinize sunduğumuz bu makalesi , temel teknik veriler
seviyesinde açıklayıcı olsa da, politika düzeyinde, yukarıdaki
cümle örneklerinden de görüleceği üzere, klişe analizlerin
ötesine geçememekte; sözkonusu füze sistemlerinin
Türkiye'ye konuşlandırılmasını meşrulaştırıcı bir işlev
üstlenmektedir. Son satırlarda bu füze konuşlanmasını tek
cümle ile sorgulasa da )
ABD’nin Soğuk Savaş dönemi dahil, tehdidin
karşılanmasındaki ana stratejisi, herhangi bir tehdidi ABD ana
kıtasından uzakta önleme prensibine dayanmaktadır.
Bu strateji füze savunma konseptinin de
esasını teşkil etmektedir. Bu konsepte göre, ABD füze
savunması katmanlı bir yapı arzetmektedir.
Birinci katman, tehdidi oluşturan
ülkeye en yakın dost ülkede konuşlandırılmış füze savunma
sistemi tesisinden oluşmaktadır. Bu sistemler hasım balistik
füzenin hemen ateşlenmesi ve ilk hız safhasında (boost phase)
devreye girer. Füze henüz yavaş bir şekilde yükselirken ve
kütle olarak büyük bir hedef teşkil ederken vurulmasını
amaçlar. Ateşleme sonrası füzenin gerekli hıza ulaşması için
sekiz dakikalık bir süre vardır. Bu zaman zarfında ateşlemenin
tespiti ve ardından radarların gerekli hesaplamaları
yapmasıyla önleyici füzelerin ateşlenmesi gerekmektedir.
İkinci katman ise, füzenin uçuş
yörüngesinde iken gerekli hedef tespitlerinin yapılarak
savunma füzeleri ile vurulması düşüncesiyle oluşturulmuştur.
Bu safhada füze gerekli hızı (sn 1100m. gibi) kazanarak
atmosferden uzay boşluğuna çıkar ve menzilinin büyük bir
kısmını uzaydaki uçuş (sn 3ooo m. gibi hızla) ile tamamlar. Bu
safhada son derece süratli olan ve küçük bir hedef teşkil eden
füzenin doğrulukla vurulması son derece önemlidir. İşte
ABD’nin Doğu Avrupa’da konuşlandırmak istediği füze savunma
sistemleri ikinci katmanı oluşturmaya yöneliktir.

İran’ın ABD ana
kıtasını hedef alarak atacağı bir ICBM’in uçuş yolu Doğu
Avrupa üzerinden geçmektedir. Kuzey Kore’nin atacağı bir ICBM
ise Alaska üzerinden ABD’ye ulaşabilmektedir.
Her iki
füzenin ABD kıtasında herhangi bir hedefi vurması için uçuş
süresi atışı müteakip, yaklaşık 30-35 dakikadır. Eğer İran
ABD’yi tehdit edecek bir kıtalararası balistik füze (ICBM)
geliştirebilirse, bunun menzili 10.000 ila 12.000 km kadar
olmak zorundadır.
Dünya’nın yuvarlaklığından dolayı bu
füze atılmayı müteakip, 2000 km. mesafe katetmişken, beş
dakika sonra Çek Cumhuriyeti’ndeki radar kaplama alanı içine
girecektir. Doğu Avrupa üzerinden uçarken bu füze muhtemelen
1000 km. irtifada bulunacaktır. Bu safhada Polonya’da bulunan
önleyici füze bu irtifaya dikey olarak 3 dakikada, yatay
olarak 4 dakika gibi bir zamanda müdahale edebilecektir. Bu
nedenle, Polonya’daki füzelerin radar tespitinden hemen sonra
birkaç dakika içinde ateşlenmesi zorunluluğu vardır.
ABD’nin füze savunma stratejisinin üçüncü katman
ise, balistik füzenin uçuş yörüngesinin düşüşe
geçtiği son safhasıdır ki, bu ABD ana kıtasında
konuşlandırılmış füze savunma sistemleri ile karşılanmak
zorundadır. Bunun için ABD Alaska ve Kolarado’daki
tesislerinde gerekli testleri yapmaktadır.
ABD’nin Türkiye’ye vermeyi düşündüğü Patriot füze
savunma sistemleri esas olarak kısa menzilli balistik füzelere
karşı savunmayı sağlayan “Theatre Missile Defense” bir sistem
olarak dizayn edilmiştir.[ii]
Dolayısıyla
haritada görüleceği üzere, İran tarafından ABD ana kıtasına,
Avrupa’ya atılan bir balistik füzenin rotası Türkiye’nin doğu
ve kuzeydoğusu üzerinden, Karadeniz’e doğru bir yol takip
etmektedir. Bu nedenle, alınan Patriot PAC-3 füzeleri bu
bölgelere konuşlandırılacak ve atılan balistik füze daha
“boost phase”, yani yükselme safhasındayken
vurulacaktır. Sistem, Türkiye’yi hedef alan bir tehdit olduğu
zaman da rahatlıkla kullanılabilecektir.
Bu konuşlandırma, aynı zamanda, NATO Füze Savunma
Konsepti çerçevesinde müttefik füze savunma sistemlerinin
tesisinin bir aşamasını teşkil edecektir.
Rusya’nın Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ndeki
konuşlandırmalara karşı çıkmasına alternatif olarak, Akdeniz
ve Baltık denizinde konuşlandırılmış su üstü platformlara
tesis edilmiş veya kargo uçaklarına konuşlandırılmış
sistemlerin geliştirilmesi gündeme gelmektedir.
Avrupa’da füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması
konusunda son derece isteksiz olan, Almanya, Fransa ve bunlara
ilave olarak Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin pozisyonları
değerlendirildiğinde; İran’la müşterek sınırı olan, ekonomik,
tarihi ve coğrafi derinliğe sahip Türkiye’nin bu sistemleri
ülkesinde konuşlandırmasıyla İran’ı hasım olarak
karşısına almasının ne derece doğru olduğu tekrar tekrar
düşünülmelidir.