AKP'nin "Kürt
açılımı" ile birlikte her ne kadar Koordinatör sıfatıyla
İçişleri Bakanı Beşir Atalay ön plana çıktıysa da, konuyla ilgili en
önemli isim, kuşkusuz, AKP'nin iktidara geldiği günden bu yana
dışpolitikasına hükmeden isimlerden Ahmet Davutoğlu'dur.
Davutoğlu, Kürt Meselesini, Stratejik Derinlik isimli
kitabının, "Küresel ve Bölgesel Dengeler Açısından Kürt
Meselesi, Kuzey Irak ve Türkiye" başlıklı bölümünde ele
almış.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 17 sayfalık bölümünde
özetle ve döne döne tek şeyi
savunuyor.
Davutoğlu'na göre, Irak'ın kuzeyi,
Türkiye'ye bağlanmalı!
*"Kuzey Irak,
Türkiye'yle bütünleşecek"!*
Davutoğlu, makalesinin
girişinde Kuzey Irak'ın önemini analiz ettikten hemen
sonra, şu
tarihi! saptamayı yapıyor:
*"Geçiş bölgesi açısından bu
derece önemli bir konuma sahip olan bu coğrafyanın bir iç
jeopolitik bütünlük oluşturamamasının en önemli sebebi
doğrudan bir deniz bağlantısının olmayışıdır. Bu da bu coğrafyanın
deniz bağlantısı olan bir bölge ülkesi ile bütünleşmesini
kaçınılmaz kılmaktadır."
(Sayfa 438)*
Yani, Bakan
Davutoğlu, ABD'nin uzun yıllardır Türkiye'ye dayattığı ancak
TSK'ya kabul
ettiremediği "Türkiye himayesinde Kürdistan" planını dile
getiriyor. Ve ekliyor:
*"Küresel ölçekli büyük bir gücün
güvenlik garantisi bile bu coğrafyanın bağımsız bir jeopolitik
alan oluşturması için yeterli olamaz" (Sayfa 438)*
Yani
Bakan Davutoğlu,
"ABD'nin garantisi bile Kürdistan'ın
bağımsızlığını güvenceye alamaz"
diyor. Ve
sürdürüyor:
*"Bunun farkında olan büyük güçler de
bölgesel güçler ile olan ilişkilerinde bu olguyu önemli bir
parametre olarak gündemde tutmaktadır." (Sayfa 438)*
Yani Bakan Davutoğlu'na göre ABD, Türkiye ile ilişkisinde bu
durumu göz önünde bulundurmaktadır.
*"Irak'ın
parçalanması kaçınılmaz"!*
Dışişleri Bakanı Davutoğlu,
daha ABD'nin Irak işgalinden bile önce, gayet yalın bir halde,
Irak'ın parçalanması gerektiğini yazıyor:
*"Artık
kronikleşen iki belirsizlik alanı olan Filistin ve Irak'ın
siyasi egemenlik alanı ile ilgili net düzenlemeler
yapılmaksızın Ortadoğu'da cari uluslararası hukuk sınırları
ile de facto durum arasındaki gerilimin giderilmesi mümkün
değildir." (Sayfa 442)*
*"... egemenlik alanı ile
bölünmüşlük arasında hassas bir dengede gidip gelen Irak'ın
statüsü ile birlikte Güney ve Kuzey Irak'ta bu belirsizlik
döneminde ortaya çıkan statüsüz yapıların geleceğinin
netleşmesidir." (Sayfa 442)*
Bu arada Ahmet
Davutoğlu'nun bu satırları, 2001 yılından önce yazdığının
altını çizelim! İlk baskısı Nisan 2001'de yapılan "Stratejik
Derinlik" kitabı piyasaya çıktığında ne "11 Eylül"
yaşanmıştı, ne de ABD Irak'a saldırmıştı!
Türkiye'nin
resmi politikasının "Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasal
birliğinin korunması" şeklinde kayda geçirildiği bir dönemde,
Davutoğlu açıkça "Irak'ın parçalanması"na taraf olmakta ve
kuzey parçasının da Türkiye'ye bağlanmasını talep etmektedir!
*"ABD'nin Ortadoğu Hesabı"*
Bakan Davutoğlu,
küresel ölçekli gücüne her sayfasında övgüler dizdiği ABD'nin
"stratejik hesabı"nı da ilan etmektedir:
*"ABD'nin gerek
Kuzey Irak'taki belirsizlik ve iç çekişmelerdeki gerekse
Irak'ı fiilen üçe bölen statükodaki uzun dönemli stratejik hesabı
ve prensibi açıktır: Bölgeyi mümkün olduğunca daha küçük
ölçekli birimlere indirerek bölgesel güç temerküzü
gerçekleştirebilecek ülkelerin sayısını
azaltmak ve bu küçük
ölçekli birimlerin iç çekişme ve ittifaklarını kullanarak
müdahil pozisyonunu sürdürebilmek."
(Sayfa 443) *
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında sınırları
değiştirilecek 22 ülkenin masaya yatırıldığı 2001 yılında
bunları yazan Davutoğlu'na göre, acaba Irak dışında "küçük
ölçekli birimlere indirilecek" diğer bölgesel güçler
kimlerdir?
*Türkiye'nin rolü*
Davutoğlu,
kitabının ilgili bölümünün sonuna doğru, ABD'nin "Türkiye
himayesinde Kürdistan" planını bir kez daha ve farklı
argümanlarla pazarlamaktadır:
*"Bugün parçalanmış
görünen ve bu parçalanmışlık içinde bölge üzerinde hesap kuran
büyük güçlerce istismara açık bir yumuşak karın oluşturan
'Kürt jeopolitiği' uzun dönemde aidiyet hissini en yoğun bir
şekilde yaşadığı bölgesel bir güç ile bütünleşme süreci içine
görecektir. Uzun dönemde meselenin odak noktası bölge halkının
aidiyet hissini pekiştiren bir kader
birliği meşruiyeti ile
çözümlenecektir"
(Sayfa 448-449)*
Yani Bakan
Davutoğlu'na göre, Türkiye-İran-Irak ve Suriye'ye dağılmış
olan Kürtler, aidiyet duygusunu en kuvvetli hissedecekleri
ülkeyle (?) eni sonu birleşecekler. Tabi bu birleşme sırasında
diğer üç ülke de bölünmüş olacak!
Üstelik Bakan Davutoğlu'na
göre *"Türkiye, Kürt nüfus barındıran diğer bölge
ülkelerine
göre önemli avantajlarına sahiptir"! (Sayfa 449)*
"Büyük Teorisyen" olarak sunulan, müthiş "domino teorisi"
(bölgedeki iyi bir gelişmeyi iyi gelişmeler, kötü bir
gelişmeyi kötü gelişmeler izler!!!) en çok satan ABD
gazetelerine konu olan Davutoğlu, 2001 yılında işte bunları
yazıyor.
Dışişleri Bakanı olarak atanan Davutoğlu'nun kitabı
ve görüşleri, " 'Kürt açılımı' yerli mi, yabancı mı"
tartışmalarına da ışık tutuyor. Dış politikamızın hangi
görüşlere emanet edildiğini görmek bakımından önem arzeden
kitabı, önümüzdeki günlerde de ele almayı sürdüreceğiz.