El Hekim sonrası IİYK’da liderlik meselesi için dikkate
alınması gereken dört temel faktör olduğu
söylenebilir:
1. Hareketin kuruluşundan itibaren liderlikte
El Hekim ailesinin rolü.
2. Partinin çoklu yapısı ve önde gelen gruplar
arasındaki güç mücadelesi.
3. Partinin İran ve ABD’yle ilişkileri bir
arada yürütebilme siyasetinin başarıyla sürdürülebilmesi.
4. Irak’ta mevcut siyasi konjonktür ve
yeni siyasi ittifaklar.
Birinci faktör dikkate alındığında, IİYK
kurulduğu 1982 yılından bu yana hep El Hekim ailesine mensup bir
kişi tarafından yönetilmiştir. Hareketin kurucusu ve önderi Muhammet
Bakır El Hekim’in 2003 yılında Irak’ta bombalı bir saldırıda
ölmesinden sonra hareketin başına kardeşi Abdülaziz geçmiştir.
Abdülaziz El Hekim’in kanser hastası olduğunun ortaya çıkmasıyla
yerine selef olarak oğlu Ammar El Hekim gösterilmiştir. Ammar El
Hekim son dönemde parti içinde önemli bir rol üstlense de henüz
lider konumuna yükseldiğini söylemek doğru değildir. Ancak, parti
içinde ailenin hakimiyeti dikkate alındığında Ammar El Hekim’in
parti geleceğinde çok önemli bir rol üstleneceği söylenebilir.
İkinci faktör çerçevesinde ise şunlar
söylenebilir: IİYK, Saddam Hüseyin rejiminin baskısından
kurtulmak için kaçmış çeşitli Şii partilerin bir araya geldiği bir
şemsiye örgüt olarak kurulmuştur. Daha sonra bazı önemli partiler bu
oluşumdan ayrılmasına rağmen partinin içinde güçlü birtakım kanatlar
bulunduğu bilinmektedir. Bugün partinin en önde gelen isimleri
Anayasa Komisyonu Üyesi Humam Hammudi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil
Abdülmehdi, Bedr Örgütü Başkanı Abdülhadi El Amiri, Celaleddin
Sahir, Sadettin Kubbancı, IİYK’nin meclisteki siyasi ilişkiler
komisyonu başkanı Rıza Cevat Taki ve Muhammet Taki Mevla’dır. Genel
görüntü tek bir kişinin bütün örgütü kontrol edecek kadar güçlü
olmasından ziyade bu önemli kişilerin uzlaşısıyla bir lider
belirleneceği şeklindedir. Bu nedenle örgütün başına El Hekim
ailesinden biri gelse bile önceki liderler kadar güçlü ve tek başına
hareket etme serbestisi olmayacağı söylenebilir.
Üçüncü faktör, ABD ve İran’ın etkisidir.
İran’ın örgüt üzerinde doğrudan ve son derece güçlü bir etkisi
olduğu bilinmektedir. Özellikle IİYK’nin siyaset anlayışına
bakıldığında taklit merci’nin son derece önemli bir rolü olacağı
anlaşılabilir. Bu nedenle, hareketin yeni liderinin belirlenmesinde
İran’ın çok önemli bir rolü olacağını düşünmek yanlış olmayacaktır.
İran’la güçlü ilişkilere sahip olmayan ve taklit merci’nden onay
almayan bir kişinin hareketin yeni lideri olması imkansıza yakındır.
Ancak yeni liderin Irak siyasetinin gerçekleri ve ABD’nin Irak’taki
ağırlığını da dikkate alarak ABD’yle ilişkileri belirli bir düzlemde
ve sorunsuz yürütebilecek bir diplomatik yetenekte olması da
beklenebilir.
Son olarak, Irak’ın seçim sürecine
hazırlandığı bugünlerde yeni oluşan siyasi ittifaklar ve siyasi
ortam da IİYK liderliğinin geleceğine önemli bir rol oynayacaktır.
Hafta başında 2005 seçimi öncesinde oluşturulan Birleşik Irak
İttifakı’nın yerine kurulan Irak Ulusal İttifakı içinde Başbakan
Nuri El Maliki’nin Dava Partisi’nin yer almaması Irak’taki siyasi
dengeler açısından önemlidir. Şii partilerin kendi aralarında
bölünmesi anlamına gelebilecek bu oluşumda her ne kadar yeni
ittifakın lideri eski Başbakan İbrahim El Caferi olarak görünse de
ittifakın kurulmasında asıl rolü oynayanın IİYK olduğu
bilinmektedir. Bu nedenle yeni liderin ittifakı sürdürebilecek ve
Iraklı Şii grupların arasındaki ayrımlarda arabulucu rolü
oynayabilecek nitelikte olması gereklidir.