Siyaset1 Eylül 2009 00:00

Anlaş(ma)! - Şebnem Özbek

Zorla oturtulduğumuz bu masada söz konusu tarihçiler “Türkler soykırım yapmıştır” kararı alırsa ne olacak? Bu soruyu tarihimizden şüphelendiğim için değil; emperyalistlerin tarih boyunca bir çok oyununa şahit olduğumuz için soruyorum. Bu oyunlardan, hem de sözde Ermeni soykırımı ile ilgili olandan bir örnek vereyim: cialis manufacturer coupon open drug coupon cardarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena

Anlaş(ma)!

Şebnem Özbek 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

01.09.2009

 

Ermenistan ile Türkiye (AKP iktidarı) her konuda anlaştı. Muhalefetin de, Hürriyet Gazetesinden öğrendiği, sürece hiçbir şekilde dahil edilmediği protokolün, gayrı-resmi metni bugün yayınladı. Buna göre:

Sınır 2 ay içerisinde açılıyor.

Diplomatik ilişki kuruluyor.

Hava, kara ve demiryolu bağlantıları kuruluyor.

Türkiye Ermenistan’a uyguladığı uluslar arası tüm vetolarını kaldırıyor.

Türkiye ilerde kurulabilecek enerji ve doğalgaz anlaşmaları da dahil tüm vetolarından vazgeçip Ermenistan ile işbirliğine gidiyor.

Yani Ermenistan yıllardır istediği her şeyi AKP iktidarı sayesinde altın tepside sunulu vaziyette elde ediyor.

Bu protokol ile Ermenistan, tecrit hayatından, yoksulluktan kurtulup deniz ile bağlantısına, Avrupa’ya kapısına, Azeri kardeşlerimizin başlarını keserek (mecazi anlamda kullanmadım) ele geçirdikleri Hazar’ın nimetlerinden faydalanmaya AKP iktidarı sayesinde hak kazanacak.

İşin en vahim yanlarından biri ise; diplomatik ilişkimizi kesme nedenimiz olan Ermenistan’ın Dağlık Karabağ işgali devam etmekte.

Başbakan Erdoğan’ın; Azeri Meclisinde “Karabağ sorunu çözülmeden sınır açılmayacak” sözünü vermesine rağmen protokolde işgalin sona ereceği ile ilgili taahhütte bulunulmaması.

Başbakan Erdoğan veya Cumhurbaşkanı Gül; Ermenistan ile anlaşmayı imzalarken gülümseyerek kameralara poz verecekler. Tüm dünya bu görüntüleri yayınlarken, yarın kurulması muhtemel Kürdistan için de Ermenistan bir umut olacak.

“Yalanlarla dolu iddialarda yeterince bulunur ve ısrarcı olursak Türkiye’ye istediğimiz her şeyi yaptırabiliriz.”

Ermenistan konusunda AKP iktidarı; etkin ve kamu oyundan, hatta muhalefetten bile gizli bir politika oluşturdu.

Öncelikle AKP iktidarını Ermenistan ile gizlice görüşmeye ve neticede bir protokol hazırlamaya iten nedeni ortaya koyalım: Avrupa Birliğinin ve Amerika'nın, Orta Asya ve Hazar’daki enerji kaynaklarına ulaşma isteği.

ABD ve Avrupa'nın; Asya'daki enerji kaynaklarına -Rusya'yı mümkün olduğunca saf dışı bırakarak- ulaşmak için başlattığı "Nabucoo Projesi" imzalandığı gün; Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik ilişkiyi başlatması kaçınılmaz oldu. Zaten Obama’nın Türkiye ziyaretinin ve “Geçmişinizle yüzleşin” temalı konuşmasının ana nedeni de Rusya’nın saf dışı edildiği bir enerji hattında; Türkiye’nin “Taşeron” olarak kullanılmasıydı.   

AKP iktidarı kendisine verilen rolü kabullenmiş olmalı ki; gelişmeler rutin bir hızda bu güne kadar geldi:
Öncelikle Başbakan Erdoğan Ermenilere bir çağrıda bulundu

“Ortak bir tarih komisyonu kurulsun.”

Ardından “Türkler Ermenileri katletti” diyen O. Pamuk’a Nobel ödülü verildi. Başbakan Erdoğan’ın çalışmaları yerinde incelemek için gizlice gittiği Van Akdamar Ermeni Kilisesi 3 milyar liraya (3 trilyon) restore edildi.

“Ermenilerin Türkleri katlettiği” gerçeğini belgeleriyle ortaya çıkartan Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu görevden alınıp, Ermenistan ile iyi ilişkiler kurulmasından yana olan” Prof. Ali Birinci atandı.

Bizler ise “Türklerin Ermenileri katlettiğini meclislerinde kabul eden” İsviçre’nin arabuluculuğunda (ki ne kadar yansız olduğunu anlaşma metninden görüyoruz!) gizli bir heyet oluşturulduğunu ve görüşmelere çoktan başlandığını Ermeni basını sayesinde öğrendik.

Bu arada iki ülkenin milli takımlarının maç yapacak olması, emperyalist batının işlerini kolaylaştırdı. Cumhurbaşkanı A. Gül Türk halkı olumsuz bakmasına rağmen Erivan’a maçı izlemek için gitti. Ardından da Cumhurbaşkanı A. Gül’ün, “Yorum yapmayarak” destek olduğu “Özür Kampanyası” devreye sokuldu.

“İki devlet tek millet” söyleminde bulunduğumuz Azeri kardeşlerimizin hassasiyetlerinin dikkate alınmadığı tüm bu gelişmeler; Türkiye’de büyük bir kesim tarafından hoş karşılanmayarak protesto edilince, süreç gene sessiz ve gizli yürütülmeye başlandı.

Gelelim neticeye: Ermenistan eski Dışişleri Bakanı Oskanyan, Mart ayında NTV’ye verdiği demecinde haklı çıktı;

“Ermenistan
politikaları Türkiye’ye boyun eğdirdi, sınır en geç 18 ay içerisinde açılır.”

Bir de protokolün Ermenistan ayağına yani bizim kazanımlarımıza (!) bir bakalım:

Ermenistan Türkiye ile ilgili resmi sınırı tanıyacak.

Soykırım iddialarını araştırmak için bir alt komite kuracak.

Soykırım iddialarını uluslar arası faaliyetlerde kullanmama taahhüdü verecek.

Ermeni arşivleri araştırmaya açılacak.

Sizce elimize geçmiş “Somut” bir kazanç var mı?

Türkiye’nin zaten var olan ve çiğnenmesine canımız pahasına karşı duracağımız Misak-ı Milli sınırımızı tanıması, zaten olmayan ve hatta kendilerinin yaptığı soykırımı araştırmakla görevli alt komisyon (üst bile değil) kurulması, hayal ürünü iddialarından vazgeçmesi, gene hayal ürünü iddialarını yüzde yüz destekler geçerli resmi kanıtların bulunma ihtimalinin olmadığı arşivlerini açması; Türkiye’nin kazancı mı oldu!

Kimse kusura bakmasın buna kazanç denmez. Bunun adı “Normalleşme” değil; “Boyun Eğme”dir.

Ermeni Cumhurbaşkanı’nın “Sınır açılmazsa maça gelmem” demecini de dikkate aldığınız zaman, buna daha önceki bir makalemde dediğim gibi

“3 milyon Ermeni’nin 70 milyon Türk’e diz çöktürmesi”

denir. Neden mi?

İktidarların yaptığı anlaşmalar, protokoller ülkenin anayasasına aykırı olamaz. Eğer söz konusu anlaşmalar, protokoller anayasaya aykırı ise geçerli olan “Anayasa”dır.

Ermeni Bağımsızlık Bildirgesi ve Anayasasının 12. Maddesinde

“Ermenistan Cumhuriyeti, 1915 Osmanlı Türkiye’si ve Batı Ermenistan’da gerçekleştirilen soykırımın uluslar arası alanda kabulünün sağlanması yönündeki çabaları destekleyecektir”

denilmektedir. Yani; sözde soykırım, mevcut sınırın tanınması, soykırım iddialarından uluslar arası faaliyetlerde vazgeçilmesi gibi AKP iktidarı ve Sevrci basının dile getireceği gibi protokolün Türkiye lehine bir kazanç olması için, Ermenistan’ın “Bağımsızlık Bildirgesi”nde ve “Anayasa”larında açıkça yazan bu maddelerde değişikliğe gitmesi gerekmektedir.

Bu değişiklik yapılmaz ve anayasaları olduğu gibi kalırsa; şimdiden “Büyük Ermenistan rüyasının sonu” haberleri yapan güdümlü medyanın yanıldığını, Ermenistan’ın toprak taleplerinden  asla vazgeçmediğini, protokolün Türkiye’ye hiçbir kazanç sağlamadığını,
aksine çok şey kaybettirdiğini yakın bir tarihte göreceğiz demektir.

Kısacası; protokoldeki söz konusu maddelerin gerçekten bizim için kazanç olması; Ermenistan Anayasasının değiştirilmesine bağlıdır.

Sözde soykırımı araştırmak için alt komisyon kurulması ve arşivlerin açılması konusuna gelince; Türk tarihi son 150 yıldır -Lozan Anlaşması- dışında emperyalistler ve onların uşaklarıyla oturduğu masadan tek bir kazanç dahi sağlayarak kalkamamıştır.

Bizler tüm olumsuzluklara rağmen savaş meydanında yoğu var edip muhabere kazanmayı başarabildiğimiz için, düşmanlarımız bizi hep masa başına oturmaya zorlamıştır. Bugün de yapılan budur: Olmayan bir soykırımın tarihçiler tarafından araştırılması.

Zorla oturtulduğumuz bu masada söz konusu tarihçiler “Türkler soykırım yapmıştır” kararı alırsa ne olacak?

Bu soruyu tarihimizden şüphelendiğim için değil; emperyalistlerin tarih boyunca bir çok oyununa şahit olduğumuz için soruyorum.

Bu oyunlardan, hem de sözde Ermeni soykırımı ile ilgili olandan bir örnek vereyim:

Lozan Anlaşmasına imza atan ve Türkiye’nin bağımsızlığını bu anlaşma gereği kabul eden tüm ülkeler “Türkiye Cumhuriyeti 1915 olaylarının sorumlusu değildir” maddesini kabul etmiştir.

Dolayısı ile Türkiye Cumhuriyetini resmen tanıyan ülkelerin hiç biri, bizi soykırım yapmakla suçlayamaz!

Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın söylemiyle başlayan “Tarihçilere bırakma” konusu; Lozan’ın bu maddesini inkar anlamına geldiği için kabul edilemez.

Talat Paşa anılarında der ki;

"Biz suçsuz olduğunu bildiğimiz için İngilizlerin 145 arkadaşımızı Malta'ya sürgün etmesine sesimizi çıkarmadık. Acaba İngiliz ve Fransızlar öldürülmüş yüz binlerce Müslüman'ın bir kısmını kendi elleriyle katletmiş Ermeni Generali; Londra ve Paris'te hürmetle karşılarken ve ellerini sıkarken hiç mi utanmadı?"

Bugün aynı soruyu bu protokol imzalanacak olursa bizim de sorma hakkımız doğmuyor mu?

“Kurtuluş ve Kuruluş mücadelemiz boyunca ülkemizde ve 1992 yılında Hocalı’da ellerine Türk ve Müslüman kanı bulaşmış, bizim; hak etmediğimiz insanlık dışı bir suç işlediğimizi iddia eden, bugün hala “Tek millet iki devlet” dediğimiz Azerbaycan topraklarını işgal altında bulunduran Ermenilerle anlaşma imzalarken utanmayacak mısınız?”

 

 
 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009