ULUSAL EGEMENLİĞİ VE GENÇLİĞE SESLENİŞİ UNUTMAYIN! - Ümitz Zileli
23 Nisan Çocuk Bayramınız kutlu olsun! İki gün sonra, birçok ülkeden yüzlerce, binlerce çocuğun katılacağı, tarihte çocuklara armağan edilen ilk bayramı kutlayacağız. Aslında kutlamalar başladı bile. TBMM Başkanı Bülent Arınç , önceki akşam Taksim'de bazı devlet büyükleriyle kol kola yürüdü. Daha sonra Mahsun Kırmızıgül ve Zara konser verdi. Bağımsızlığımızın en büyük simgelerinden biri olan Taksim Anıtı 'nda yer alan kahramanlar da bir köşeden bu ''bayramı'' izledi! coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardscialis coupons printable link discount prescription drug cardclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilokamagra kamagra wikipedia kamagra gel
Diyanet İşleri Başkanlığı geri kalır mı; bu güzide kurum da 23 Nisan Çocuk Bayramı'na özene bezene hazırlandığı bir hutbe ile katıldı. Diyanet, 22 Nisan Cuma günü tüm camilerde okutulmak üzere hazırladığı ''Çocuklarımıza Sahip Çıkalım'' başlıklı hutbede, ''çocukların muhtaç olduğu ahlaki faziletleri, sosyal kural ve davranışları, dini inanç ve değerleri öğrenmeleri ve yaşamaları için tüm topluma görev düştüğü'' belirtildi...
Cumartesi günü de çok renkli basınımız Başbakan'ın koltuğuna oturan çocuğa birkaç müthiş soru soracak, dünya ülkelerinin çocukları da gösterilerini sunacak ve 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamaları tamamına erecek!!! Peki, bu bayramın başındaki ''Ulusal Egemenlik'' sözcüklerine ne oldu? O egemenliği tüm dünyaya ilan eden kurucu kahramana, Mustafa Kemal Atatürk 'e ne oldu?
- Unutuldu!!!
TBMM Başkanı, burnunun dibindeki bağımsızlık anıtına bir demet çiçek bırakmayı unuttu! Diyanet, tıpkı Çanakkale Zaferi'nin 90. yıldönümünde olduğu gibi yine Mustafa Kemal'in adını unutuverdi!
- Ulusal Egemenlik ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu yok sayıldı!
****
Pekiii, Mustafa Kemal ve Ulusal Egemenliğin eşzamanlı unutulması, unutturulmaya çalışılması bir tesadüf mü?
Şu sözler Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer 'e ait:
- Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin, laiklik, cumhuriyet, milliyetçilik gibi birçok ilkenin yerini Müslüman bir yapıya devretmesi zorunludur..
Şu açıklama da Bush yönetiminin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 'tan:
- İslam, Müslüman dünyası ve demokrasi arasında bir çatışma yoktur. Elimizde Türkiye örneği var. İktidarda güçlü bir İslami parti bulunuyor...
Türkiye'nin ''siyaseten'' içine sokulduğu cendere olanca çıplaklığı ile ortada; ''ılımlı İslam'' ile yönetilen, egemenlik haklarını Batı güçleri arasında paylaştırmış, Misak-ı Milli sınırlarının büyük bir bölümünden ''demokrasi-insan hakları'' masalıyla vazgeçirilmiş bir zavallı ülke...
Batı, Türkiye'yi bu ''siyasi cenderenin'' içine öncelikle ekonomisini tamamıyla kendisine bağlayarak soktu. O kadar geriye gitmeye hiç gerek yok. Tekelin parçalanarak kurtlar sofrasına atılması, TÜPRAŞ'ın, Telekom'un haraç mezat satılma aşamasına getirilmesi, PETKİM'in yüzde 71'ine yabancıların el koyması, bankaların domino taşları gibi art arda yıkılması ve yabancıların eline geçmesi, Türkiye'nin hangi duruma getirildiğini gayet güzel özetliyor! Mustafa Kemal, ''Gençliğe Sesleniş'' te ne diyordu:
- Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir yenginin temsilcisi olabilirler. Zorla ya da aldatıcı düzenlerle, sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün tersaneleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine eylemli olarak girilmiş olabilir. Bütün bu durumlardan daha acı ve korkunç olmak üzere, yurdun içinde yönetim başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık ve üstelik hayınlık içinde bulunabilirler. Dahası, yönetimde bulunan böyleleri, kişisel çıkarlarını, yurduna girip yayılmış olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve darlık içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir...
23 Nisan'ı ''Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'' olarak kutlayanlar, TBMM'nin kuruluşunun 85. yılında, Mustafa Kemal'in ''Gençliğe Sesleniş'' inin özellikle bu bölümünü iyi düşünmeli, olabildiğince çok insanla paylaşmalıdır...
- Tabii, ''Ey Türk geleceğinin genç kuşakları'' diye başlayan son paragrafı da yüksek sesle haykırmak kaydıyla...