Siyaset25 Ağustos 2009 00:00

Asimetrik Psikolojik Savaş! - Nurullah Aydın

Türkiye’yi kontrol altında tutma uğruna; 12 Mart'a giden süreçte NATO Gladiosu’nca başvurulan yöntemler yüzlerce masum gencin hayatına mal olmuştu. Polonya Gdansk başkaldırısı ve İran devrimi ile endişeye kapılarak, Türkiye’de batı karşıtı yapılanma iktidara gelebilir endişesi duyan NATO Gladiosu, 12 Eylül'e giden süreci haklılaştırmak üzere verilen psikolojik savaş uğruna beş bin Türk gencinin kurban olması gerekmişti.   İyice yerleştirilen ve stabilize edilen ABD vesayet rejiminin Türk devletini kilitlemesi daha ne kadar devam edecek? cleocin 150 mg read cleocin 300 mgbuscopan link buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

 Asimetrik Psikolojik Savaş!

Nurullah Aydın

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

25.08.2009

Türkiye’de tüm alanlarda asimetrik psikolojik savaş yöntemleri uygulanıyor.

 

Hatırlanacağı üzere muvazzaf subaylarla ilgili medyanın yoğun suçlamaları karşısında TSK kendine yönelik asimetrik psikolojik savaş açıldığından bahsetmişti.

 

Bünyesinde “psikolojik harp dairesi” bulunan tek kurumun asimetrik bir psikolojik savaşın sonuçlarından şikâyetçi olması gerçekten çok garip bir durumdu. Garipliğin nedeni ise bir değil, iki değil daha çok...

 

Bir defa, genellikle savaşın asimetrik niteliğinden şikâyet etmek için bir savaşın varlığını ve o savaşın bir tarafı olduğunu, ardından da o savaştaki adil olmayan bir güç dağılımının mağduru olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Psikolojik savaş, neresinden bakarsanız hile ve entrika boyutunun karakteristik olarak belirleyici olduğu bir savaş biçimidir.

 

Asimetrik savaştan, yine kendini bu savaşın mağduru olarak görerek ilk bahseden kişinin George W. Bush olduğunu hatırlayalım.

 

ABD istihbarat örgütlerinin, film endüstrisinin, insani yardım kuruluşlarının örtülü etki altına almalara zemin hazırlamak üzere psikolojik harbin hiçbir sınır tanımayan uygulamaları biliniyor. Bu uygulamalar; gözümüzün önünden tek tek geçtiğinde söz konusu garabet bir an önce uyanmak istediğimiz bir kâbusa dönüşüyor.

 

İktidar ve güç için kamuoyu nezdinde bir meşruiyet veya haklılık kazandırılabilmesi için girişim öncesi ve sonrası başvurulan akıl almaz ahlak kaldırmaz yöntemler her geçen gün daha iyi görülüyor.

 

Türkiye’yi kontrol altında tutma uğruna; 12 Mart'a giden süreçte NATO Gladiosu’nca başvurulan yöntemler yüzlerce masum gencin hayatına mal olmuştu. Polonya Gdansk başkaldırısı ve İran devrimi ile endişeye kapılarak, Türkiye’de batı karşıtı yapılanma iktidara gelebilir endişesi duyan NATO Gladiosu, 12 Eylül'e giden süreci haklılaştırmak üzere verilen psikolojik savaş uğruna beş bin Türk gencinin kurban olması gerekmişti.

 

İyice yerleştirilen ve stabilize edilen ABD vesayet rejiminin Türk devletini kilitlemesi daha ne kadar devam edecek?

 

ABD-İngiltere’nin bölge egemenliği için Türkiye’den çatlak ses çıkmamasını istemesi ve gereğini yapması kaçınılmazdı! Ahlaksız ekonomik ve siyasi iktidarın sürdürülebilmesi için her şeyden önce çok etraflı bir psikolojik savaşın verilmesi gerekiyordu ve bu savaş uğruna birçok kişi itibardan düşürüldü, ötekileştirildi. Türk halkından, gelinen noktada birbirinden nefret eden zümreler, taraflar, kesimler yaratıldı.

 

Türk halkında derin sancılara yol açan bütün kitlesel olayların bugün bu psikolojik savaş çerçevesinde tezgâhlandığını öğrenmek büyük bir psikolojik travmaya yol açıyor. Bu travma aynı zamanda toplumun bazı düzeylerde bir miktar rehabilite olmasını da sağlıyor. Özel bir müdahale olmadan halkın birbirine bu kadar kem gözlerle girişmediğini öğrenmek eminim Türk halkının birçoğuna acaba dedirtiyor, büyük ihtimalle halkın kendi bütünlük algısını psikolojik olarak yeniden tesis ediyordur.

 

Türkiye’de ortaya serilen sayısız örneklerle bir yönetim biçimi olarak benimsenmiş olan psikolojik savaş alanında bugün bir mağduriyet söyleminin ifade ediliyor olması gerçekten garip değil mi?

 

Bu mağduriyetin giderilebilmesi için psikolojik savaşın hangi simetrik koşullarda cereyan etmesi gerekiyor acaba?

 

Bunun için öncelikle şu soruya biraz daha açık cevap vermek gerekmiyor mu?

Bu psikolojik savaşın tarafları açıkça güçlerini kullanmıyor mu?

 

Yapılan açıklamalara ve kullanılan dile bakıldığında dönemsel öncelikler değişse de bir düşman tanımlaması var.

Peki, girişilen psikolojik savaşta halkın simetri duygusunu karşılayabilecek nasıl bir güç dengesi olabilir?

 

AKP’nin artık kendi savaşını, öteki tarafı olarak gördüğü kesimlere yönelik devlet gücünü tümüyle kullanırken, vazgeçmeye başlamasını beklemek olanaklı mı?

 

Yabancı istihbarat örgüt mensuplarının değişik kimlikle ülkede cirit attığı bir dönemde yaşananlar normal mi diyeceğiz!

 

Asimetrik psikolojik savaş; ABD ve AB’ın tüm gücüyle destek verdiği AKP’li işbirlikçilerle, devletin ve milletin bekasını düşünenler arasında sürerken tarafsızlık ve suskunluk olur mu?

 

Günün Sözü:  Ne yapıldığını iyi anlarsan, ne yapacağına doğru karar verebilirsin.

 

 
 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009