NE duyduklarıma inanabiliyorum, ne
okuduklarıma.
Memlekette ciddi bir akıl tutulması var.
Bir
eski Genelkurmay Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti ve hatta toplam Türk
tarihindeki o makamda oturmuş birinden çıkabilecek en "abuk sabuk"
lafları ediyor.
Terör örgütü liderlerinden bile öteye giderek
Türkiye'nin adını tartışmaya açıyor. Ama "Türkiye'nin adını
tartışmaya açtığım zannedilmesin" diyerek.
Herkes eşek, o uyanık
ya.
Terör örgütünün hapisteki liderinin de eski Genelkurmay
Başkanı'ndan geri kalır tarafı yok. Ama biraz daha haddini
biliyor.
O da Türkiye'nin adı hariç her şeyini tartışmaya
açıyor.
Çok da fazla talebi yok. Federasyon istemiyor. Sadece
ayrı bir savunma gücü, ayrı bir ordu istiyor. Örneği dünyada olmayan
bir şekilde.
Ayrı bir devlet istiyor da açıkça söylemiyor. O da
şimdilik.
Zannedersin ki, 1999'da yakalanıp hapse atılan o değil
de benim.
Belli ki, zafiyeti hissetmiş, konuşuyor.
Dün
İstanbul'da bir Kürt çalıştayı daha vardı.
Gitmedim.
Tatilde
olduğum için değil, gitmek istemediğim için gitmedim.
Bu "zırva
ekseninde" konuşmak istemediğim için gitmedim.
Ama dün
HABERTÜRK'ün manşetine Öcalan'ın "o çok beklenen" açılımını
koyduk.
Çalıştayda okuyup görsünler diye.
Belli ki, artık
PKK'dan gelecek öneriler doğrultusunda bir açılım yapmak mümkün
değil.
Öcalan'ın sözleri bunu ortaya koyuyor.
Zaten onu
aratmayan eski Genelkurmay Başkanı'mız var.
Bakalım şimdiden
sonra siyasetçilerimiz, Türkiye'yi yönetenler ne diyecekler.
Var
mı bir planları, yoksa bilmeden mi bir yerlere doğru sürüklüyorlar
memleketi?
Göreceğiz.
Ama gördüğümüz bir şey
var.
Türkiye'nin çivisi çıkmış. Çok belli.
Yerine tekrar
çakılır mı emin değilim.
Çakmaya çalışırken çekici parmağımıza
indirmezsek ne âlâ!
Emekli generallere konuşma
yasağı
HERHALDE emekli olmak generallere
yaramıyor.
Hilmi Özkök'ün sözlerini okuyunca bu kanaatim
pekişti.
O büyük gücü kaybettikleri an sudan çıkmış balığa ya da
eşekten düşmüşe döndükleri için olsa gerek akılları başlarından
gidiyor.
Gündem olabilmek, manşete çıkabilmek, konuşulabilmek
için başlıyorlar saçmalamaya.
Başka türlüsü mümkün değil.
Öyle
olmasa böyle laflar etmeleri mümkün değil.
Aklı başında ferd-i
vahidin, emekli generallerin söylediklerini söylemesi hayal bile
edilemez.
Ya saçmalıyorlar, ya darbe hayalleri kuruyorlar, ya da
sermayenin emrine giriyorlar.
Hepsi değil elbet ama
birçoğu.
Bence Türk Silahlı Kuvvetleri, generallerle bir sözleşme
imzalamalı ve emekli olduktan sonra konuşma yasağı
getirmeli.
Konuşanı da Hayırsız Ada'ya sürmeli.
Çünkü hiç ama
hiç kimse Türk Silahlı Kuvvetleri'ne emekli bir general kadar zarar
veremiyor.