Siyaset11 Ağustos 2009 00:00

TÜRKİYE, HER TÜRLÜ TUZAĞA KARŞI HAZIRLIKLI OLMALI -Süleyman YAĞIZ

Kimse, olaya, “Böyle bir şey olamaz” mantığıyla yaklaşmamalıdır. Kuzey Irak’taki Kürt Devleti için de bir süre öncesine kadar, “Olamaz” deniliyordu. Ama olamaz denilen o devlet, şimdi, resmen olmasa da fiilen vardır. Kaldı ki, Batı, geçmişte de Osmanlı Devleti’nin bölünmesi ve parçalanması için girişimlerde bulunmuş ve sonuç da almıştır. Batı açısından, sıra, şimdi Türkiye Cumhuriyeti’ne gelmiş olabilir. discount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Tarih 8 Ocak 2008… İki başlıklı bir açıklama yapmıştım o zaman…

Şimdi 2009’u yarıladık… O günden bugüne bir buçuk yıl geçmiş…  

Birinci başlığı, “Türkiye her türlü tuzağa karşı hazırlıklı olmalı” olan açıklamamın ikinci başlığında, “ABD’nin sınır ötesi operasyona desteği, ileride Türkiye’nin başına yeni belâlar açabilir” demişim…

Ama abarttığım sanılmış olmalı ki, açıklamam o zaman hiç ilgi görmedi, hiç umursanmadı…

Anadolu Ajansı bile bu açıklamamı, başka bir haberin peşine, “öte yandan” diye ekleyip sadece bir cümleyle özetleyerek verdi.

Oysa ben, bugün yaşanan ve daha da yaşanacak olanlara ta o günden dikkat çekmiştim… Açıklamam aynen şöyleydi:

TÜRKİYE BİR OLDU-BİTTİ NOKTASINA GETİRİLEBİLİR

ABD’nin, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonuna istihbarat desteğinde bulunması, ülkemizin ileride yeni sorunlarla, yeni dertlerle, yeni belâlarla karşılaşmasına yol açabilir ve sorumluluk mevkiinde bulunanların aymazlıkları durumunda Türkiye’yi bir oldu-bittiyle “gitti-gidiyor” noktasına getirebilir.

Bu yönde birçok kesimde çok ciddi görüşler dile getirilmeye başlanmıştır.

Bu görüşlere göre, Batı, Türkiye’nin üniter yapısını bozacak girişimlerde bulunabilir.

Türkiye’nin PKK’ya yönelik operasyonları devam ederken, bölücü örgütün farklı eylemler ortaya koyması bu sürecin altyapısını hızlandırabilir.

BATI SİYASİ ÇÖZÜM ÖNERİSİNDE BULUNABİLİR

Batı, bu gelişmeleri gerekçe göstererek ve Türkiye’nin yanında yer alıyormuş gibi bir izlenim vererek ayrılıkçı hareket için siyasî çözüm önerisinde bulunabilir ve ileride, sınırlarımız içinde bir “Kürt devleti” kurulması ve Türkiye’nin şu ya da bu biçimde bölünmesi girişimlerini artırabilir; hatta bunu yoğun bir baskıya dönüştürebilir.

Bu arada, daha şimdiden bazı kimseler bazı açılımlardan söz ederken, bu açılımların şu an için öncelikli adımlar olduğunu belirterek, ileride ülkemizin idarî yapısı üzerinde de tartışmaların açılabileceğini söylemektedirler.

İdarî yapının tartışılmaya açılması demek; özerk yönetim, federe devlet gibi taleplerin de gündeme gelmesi demektir.

Bu bağlamda; ürkütmemek için başlangıç olarak, -yönetimi rahatlatmak tavsiyesiyle- ülkemizin bölgelere ayrılması konusu tartışılabilir.

Ki, bu, zaten, öteden beri, içinde bazı darbecilerin de bulunduğu bazı kimselerin dile getirdiği bir konudur. Önümüzdeki dönemde tekrar ısıtılabilir.

TEREDDÜT VE ENDİŞELER GÖZ ARDI EDİLEMEZ

Dolayısıyla bu yöndeki görüş, tereddüt ve endişeler, göz ardı edilemez.

Batı’nın olası talebi, bir vehim veya komplo teorisi olarak da görülemez.

Zira AB’siyle ABD’siyle Batı’nın öteden beri Türkiye’nin bölünmesi için birçok çabanın içinde olduğu ve birçok girişimde bulunduğu zaten bir gerçektir.

Çok yakın geçmişte de bazı Avrupa ülkelerinde bu yönde bazı toplantılar yapıldığı bilinmektedir.

TÜRKİYE, BATI’DAKİ TOPLANTILARI İZLEMELİDİR

O nedenle Türkiye, her türlü tuzağa karşı hazırlıklı ve bu çabaları etkisiz duruma getirebilecek bir direnç ve kararlılıkta olmalıdır.

Türkiye yönetimi, Batı ülkelerinin bazı kentlerinde yapılan bu yöndeki toplantıları titizlikle izlemelidir.

Özellikle yabancı ülkelerde görevli olanlar, bulundukları kentlerde yapılan ve ülkemizdeki ayrılıkçı harekete destek çıkan toplantıları çok yakından takip ederek Türkiye’yi anında bilgilendirmelidir.

Türkiye yönetimi de bu tür toplantıları ciddiye alarak ve “Bu bizim iç işimize müdahaledir” diyerek gereken tepkiyi anında göstermelidir.

Bu arada Avrupa’nın bazı kentlerinde yapılan bu konudaki toplantılara hiç tepki gösterilmediğini de özellikle vurgulamak istiyorum.

Onun içindir ki, uyarı ve tavsiyelerimi altını çizerek anlatmaya çalışıyorum.

OLAMAZ DENİLEN DEVLET ŞİMDİ FİİLEN VAR

Kimse, olaya, “Böyle bir şey olamaz” mantığıyla yaklaşmamalıdır.

Kuzey Irak’taki Kürt Devleti için de bir süre öncesine kadar, “Olamaz” deniliyordu. Ama olamaz denilen o devlet, şimdi, resmen olmasa da fiilen vardır.

Kaldı ki, Batı, geçmişte de Osmanlı Devleti’nin bölünmesi ve parçalanması için girişimlerde bulunmuş ve sonuç da almıştır.

Batı açısından, sıra, şimdi Türkiye Cumhuriyeti’ne gelmiş olabilir.

O nedenle başta ülkemiz yöneticileri olmak üzere yaptırım gücü olan ve sorumluluk duyan herkesi uyarma gereksinmesini duyduğumu belirtmek istiyorum.