Türk halkı kuklacıları fark ederse! - Arslan Bulut
Her nasılsa devletin, ekonominin veya medyanın içinde birkaç güvenilir kişi kalmışsa, onları da tek tek tespit ederek dışarıya atıyorlar! Hem de dışarıya atılırken bile at ve it tarafından tartaklanıyorlar! Ya esaslı bir çifte yiyorlar ya da paçalarını ite kaptırıyorlar! Yara bere içinde kendilerini toparlayana kadar, devlet biraz daha yabancılaşıyor! discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis forum link cialis bez receptaabilify link abilify
AKP''nin tek başına iktidarı ile birlikte Türkiye''de milli direnç odaklarını çökertme operasyonu da hız kazandı! Bir ülkenin milli direnç odakları, milliyetçilerin oluşturduğu kurum ve kuruluşlar ile birlikte ekonomide, medyada ve devlet kadrolarında bulunan, sorumluluk duygusu yüksek insanlardır.
Milliyetçilerin ana kumanda gemisi kontrol altına alındıktan sonra, Türkiye''nin milli birliğine, diline, dinine, kültürüne yönelik büyük bir saldırı başlatıldı! Ama ortada ciddi bir tepki yok! Neden? Zannediliyor ki, halk artık tepkisiz, vurdumduymaz; hatta İstiklal Savaşı öncesinde olduğu gibi düşman tarlasının başına gelene kadar kılını bile kıpırdatmayacak! Halbuki tepki mekanizmaları çökertildiği; Türkler kendi vatanlarında teşkilatsız, başsız bırakıldığı için bütün tepkiler cılız kalıyor! *** Siyasi partilerin içindeki "atın önüne et, itin önüne ot koyma politikası", bir bütün olarak Türk halkına da uygulandığı için, artık ortak tepki üretilemiyor! Devlet kapısına nöbetçi diye konulan atın önüne et, itin önüne de ot koymuşlar, birbirlerine diş biliyorlar! Oysa, bu kendi tercihleri değil.
At ile it bu öfkeyle devlet kapısına yanaşana saldırıyor! Birisi atın önündeki eti itin önüne, itin önündeki otu da atın önüne koysa, ikisi de rahatlayacak ve artık kimseye zulmetmeyecekler! Devlet, halkın devleti olacak! Ama bugünkü devlet için halkın devleti denilebilir mi? Halk yüzde 42 oyla tek başına iktidarı bir partiye vermiş! Buna rağmen o parti, bütün politikasını Brüksel ve Washington''dan gelen telkinlere göre düzenliyor! Halkın içinden bir iki direnç odağı devletin veya partinin kapısına gelip, durumdan şikayetçi olmaya kalkınca, atın da itin de saldırısıyla karşılaşıyor! Her nasılsa devletin, ekonominin veya medyanın içinde birkaç güvenilir kişi kalmışsa, onları da tek tek tespit ederek dışarıya atıyorlar! Hem de dışarıya atılırken bile at ve it tarafından tartaklanıyorlar! Ya esaslı bir çifte yiyorlar ya da paçalarını ite kaptırıyorlar! Yara bere içinde kendilerini toparlayana kadar, devlet biraz daha yabancılaşıyor! Ortada milli sermaye bırakılmadığı için, devlet tamamen yabancı sermayeye çalışıyor! Yabancı sermaye de her geçen gün biraz daha ülkeye yerleşmek için, devletin kritik kadrolarına, siyasi partilere ve işe yarar bütün kurumlara kendi adamlarını yerleştiriyor! Devleti devlet yapan bütün kanunlar tek tek elden geçiriliyor! Hepsi ABD ve Avrupa''nın istediği şekilde değiştiriliyor! Milli hukuk sisteminin yetkileri ortadan kaldırılıyor, ABD''nin kendi ülkesinde kabul etmediği, sözde uluslararası, gerçekte büyük ulusları çökertmek için tasarlanmış tahkim hukuku kabul ettiriliyor.
Yetmiyor, her etnik veya sosyal grubun özerklik, hatta bağımsızlık isteyebilmesini öngören ikiz yasalar çıkarılıyor.
Yetmiyor, ülke topraklarının yabancılara satılabilmesi için bütün hukuki engeller tek tek ortadan kaldırılıyor.
Buna bağlı olarak ülke toprakları Yahudi, Ermeni ve Rum sermayesine bırakılıyor! Durumu görerek atın önündeki eti itin önüne, itin önündeki otu atın önüne koymak için çaba gösteren birkaç aydın, birkaç gazeteci de susturuluyor veya etkisiz hale getiriliyor! "Sivil örümcek ağı" modeli ile kurdukları sözde sivil toplum kuruluşları yetmezmiş gibi, milliyetçilerin oluşturduğu Türk Kamu-Sen gibi sivil toplum kuruluşlarını da budamaya çalışıyorlar ki, en küçük bir ses çıkmasın! *** Ama yine de beceremiyorlar! Çünkü, milleti millet yapan değerler, öyle örümcek ağlarıyla, sinemayla, müzikle, televizyonla, gazeteyle, çizgi roman veya çizgi Şlmle birdenbire değişmiyor! Aksine, bütün bu saldırılar aşı görevi yapıyor, bünyeyi daha da sağlamlaştırıcı bir rol üstleniyor! Çünkü, Türk kanının içine saldıkları mikroplar, akyuvarları harekete geçiriyor! Ateş biraz yükselse bile, Türk kanı mikrobu dışarı atıyor! Kuklacılar, Milliyetçilerin de İslamcıların da partilerini kontrol ettikleri halde, Türk kanı ile baş edemiyor! *** Bazen, akyuvarlar yanılmıyor da değil! Nitekim, Türk toplumu, başörtüsü ve imam-hatip meselesi çıkararak saldıran ve kukla bir lideri kendi başına musallat eden bir dış düzenleyici olduğunun hala farkında değil! AKP''ye oy verenler de farkında olmadığı gibi AKP''li milletvekillerinin çoğu da bu durumu bilmiyor! Dolayısıyla, vatan topraklarının alenen yabancılara satılmasına bile evet diyebiliyorlar! Tıpkı bir önceki iktidar döneminde milliyetçilerin tahkime ve endüstri bölgeleri yasasına evet dediği gibi.
Onlar da kontrol edildiklerinin farkında değillerdi! Mücadele onun için uzuyor! Türkiye''nin kurtuluşu işte bu gerçeklerin geniş halk kitleleri tarafından fark edilmesine bağlıdır.