|
Irak parlamentosu, Kütler tarafından silah zoruyla istila
edilen Türkmen şehri Kerkük’ün çözümü ve ülkede yerel seçimlerin
imkan sağlayacak yasa tasarısını (bu, herkese eşit haklar
tanıyan tasarıya karşı yalnız Irak Kürtleri çıktı) 22 Temmuz
2008’de Kürtlerin boykotuna rağmen, Meclisin oylamasına sunulmuş ve
oylama sonucunda tasarı salt çoğunlukla kabul edilmiştir.
28
Temmuz 2008 tarihinde Kürt grupları, Süleymaniye,çamçamal,
Dohuk,Zaho,Selahaddin, Akra ve Erbil gibi yerleşim bölgelerinden
Kürtleri Kerkük’e getirerek protesto gösterisi düzenlediler.
Protesto yürüyüşü esnasında bir intihar saldırısı
gerçekleşti. Patlamanın ardından Kürtler Türkmeneli Tv,
işyerleri, Snober Oteli, Türkmen siyasi ve sivil kuruluşlarına
saldırdılar, yağmalayıp yaktılar. Herkesin bildiği gibi Kürt
gruplarının anladığı dil silah, kaba kuvvet, yağma, talan...
ABD’nin tanınmış gazetelerinden The Newyork Times’in
bu olay hakkında 19 Ağustos 2008 tarihinde yayınladığı yazıda şöyle
denmektedir:
“Kerkük’teki Kürt Hâkimiyeti Irak’ta Bir
Barut Fıçısı Yaratmış.”
Temmuz 2008’de ulusal parlamentonun, oldukça büyük
öneme sahip eyalet (İl) seçimleri için bir takvim belirlemeye
yönelik gerçekleştirdiği yasama görüşmesi, Kerkük konusunda sert bir
ihtilaf nedeniyle tıkandı. Çünkü Araplar ve Türkmenler, Kürt
iktidarlarının bir kısmından feragat etmesini talep etmişlerdi;
fakat bu isteğin gerçekleşmesi, Kürtlerin Kerkük’teki otoritelerini
pekiştirmelerinden (Silah zoruyla) dolayı, askeri müdahale
dışında, pek mümkün değildir.
Eyalet (İl)
yönetimi ve polis idaresine ek olarak, Kürtler, Amerikan ordusuyla
ve komutanlarına göre, ABD istihbarat servisleriyle (CIA) birlikte
çalışan korkutucu yeraltı güvenlik servisi “Asayiş”in ( Asayiş Saddam
dönemindeki gibi polisiye ve istihbarat toplamak ve Kerkük’ü kontrol
altında tutmak için her mahallede
bulunmaktadır.Bu servisi MOSSAD’ın eğittiği
bilinmektedir) de
kontrolünü elinde bulundurmaktadır.
Herhangi bir saldırının ilk hedeflerini genellikle
Asayiş yetkilileri oluşturmaktadır. Asayiş yöneticileri sadece hâkim
Kürt siyasi partileri olan KDP ve KYB’ye rapor vermekteler.
ABD’nin tanınmış gazetelerinden The Newyork Times’in
bu olay hakkında 19 Ağustos 2008 tarihinde yayınladığı yazıda şöyle
denmektedir:
“Kerkük’teki Kürt Hâkimiyeti Irak’ta Bir
Barut Fıçısı Yaratmış.”
Temmuz 2008’de ulusal parlamentonun, oldukça büyük
öneme sahip eyalet (İl) seçimleri için bir takvim belirlemeye
yönelik gerçekleştirdiği yasama görüşmesi, Kerkük konusunda sert bir
ihtilaf nedeniyle tıkandı. Çünkü Araplar ve Türkmenler, Kürt
iktidarlarının bir kısmından feragat etmesini talep etmişlerdi;
fakat bu isteğin gerçekleşmesi, Kürtlerin Kerkük’teki otoritelerini
pekiştirmelerinden (Silah zoruyla) dolayı, askeri müdahale
dışında, pek mümkün değildir.
Eyalet (İl)
yönetimi ve polis idaresine ek olarak, Kürtler, Amerikan ordusuyla
ve komutanlarına göre, ABD istihbarat servisleriyle (CIA) birlikte
çalışan korkutucu yeraltı güvenlik servisi “Asayiş”in ( Asayiş Saddam
dönemindeki gibi polisiye ve istihbarat toplamak ve Kerkük’ü kontrol
altında tutmak için her mahallede
bulunmaktadır.Bu servisi MOSSAD’ın eğittiği
bilinmektedir) de
kontrolünü elinde
bulundurmaktadır.
Herhangi bir saldırının ilk hedeflerini genellikle
Asayiş yetkilileri oluşturmaktadır. Asayiş yöneticileri sadece hâkim
Kürt siyasi partileri olan KDP ve KYB’ye rapor vermekteler.
Kerkük’teki KDP Asayiş gücünün komutanı olan Nejat,
parti başkanı Mesud Barzani’nin oğlu ve de KDP istihbaratının
(İsrail’in 1966’de kurduğu ve eğittiği Kürt istihbarat örgütü
PARASTİN) başında bulunan Mesut Barzani’nin bir resmine
bakarak:
“O benim patronum.”
diye
söylemiştir.
Kürtlerin, güvenlik güçleri üzerindeki kontrolü ve
bunları siyasi amaçlarla kullanmaktaki becerileri, rakip grupların
dediğine göre, 28 Temmuz 2008’de bir intihar bombacısının Kürt
göstericilere saldırması sonrasında, onlarca insanın ölümüne ve
yüzlercesinin yaralanmasına yol açan bir yağma hareketinin (Kürtler
tarafından) tetikçisi oldu.
Saldırıdan sonra Kürtlerden
oluşan kalabalıklar Türkmen siyasi karargâhlarına saldırarak
binaları ve arabaları ateşe verdiler. Bir bütün olarak ele
alındığında, Amerikan yetkililer, yağma sırasında, yağmayı kışkırtan
bombalama olayına oranla çok daha fazla sayıda insanın öldüğüne
inandıklarını söylediler
Ancak polis (Peşmergeler ve Asayiş) bir karargâhtaki
13 Türkmeni, kalabalığa ateş açmakla suçlayarak tutuklarken, yağma,
talan, bina ve arabaları yakan Kürtlerden hiçbirini tutuklamadı.
İntihar saldırısını yapan kişi, ellerini ayinsel bir
şekilde kaldırıp avuçlarını yukarıya, yüzüne doğru, kaldırıp sonra
yanına indirir. Bir saniye sonra patlamanın onu ve etrafındakileri
yuttuğunu görmekteyiz.
Göstericilerin öfkelerini, sürekli suçladıkları
Türkmenlere karşı yöneltmeleri sadece birkaç saniye aldı. Kürt
gazeteci Yahya Berzenci, kalabalıktan birisinin, kendisini bir
Türkmen muhabirle karıştırarak ‘O Türkmenler için çalışıyor’,
diye bağırdığını anımsamakta.
Bir video, Berzenci’nin
kalabalık tarafından ‘Öldürün! Öldürün!’ bağırışları arasında
öfkeli bir şekilde öldüresiye dövülmesini
görüntülemektedir.
(Irak Türklerine karşı bu kin ve nefreti
aşılayan,Kürtlere ait olmayan Türk topraklarını hedef gösterip
istila eden ve Kürt milliyetçiliğini( Irkçılığı ve şovenizmini)
uyandıran ,tetikleyen güçler kimlerdir?)
Çatışmayı bir hava aracından alınmış videodan
izleyen Kerkük’teki Amerikan ordu komutanı Albay David Paschal,
Türkmenlerin (Türkmen siyasi ve sivil kuruluşlarına saldıran
Kürtler, benzinle dolu plastik şişelerle gelmişlerdi, korumalar da
onları durdurmak için havaya ateş etmişlerdi) rasgele ateş eder
gibi görünmediklerini söylemektedir.
Hastanedeki Asayiş(Kürt
İstihbaratı) komutanına göre, hepsi dikkate alındığında, intihar
saldırısı ve onu takip eden yağmada en az 28 kişi öldü ve 213 kişi
yaralandı. Kürt yetkililer Kürtlerle Türkmenler arasındaki kavganın
şiddetini küçültmenin yollarını aramakta, ama Albay Paschal, ölüm ve
yaralanmaların çoğunun yağma sırasında meydana geldiğini
söylemektedir.
28 Temmuz Irak Türkleri için bir milattı, Kürtler
intihar bombacısının bir Türkmen olduğunu ısrarla iddia ettiler,
tabi değildi. Kürtler Irak’ta ve dünyaya da alay konusu oldular.
Irak Türkleri terörü hiçbir zaman mücadele yöntemi olarak
kullanmamıştır, bunu da herkes bilir. Irak ve dünya medyası ilk defa
Kerkük’te olup bitenlere bu kadar yakın alaka gösterdiler.
Kürtlerin Kerkük’te 2003’ten beri Türkmen, Arap, keldani ve
Asuri’lere uyguladıkları baskı,zulüm,işkence ve terörü, Türkmen
şehri Kerkük’e ithal edilen yüz binlerce kürdü (700bin)
yerleştirdiklerini yazdılar.
Saddam
Hüseyin Türkmen şehrindeki muazzam petrol rezervleri üzerinde daha
kesin bir siyasi hâkimiyet sağlamak için Arapları getirmişti ve
Kerkük’ü Araplaştırıyordu.Ama Irak’ın 2003 yılında Amerikalılar
tarafından işgal edilmesinin ardından Kürtler bu süreci tersine
çevirerek (terör yolu ile) Kerkük’ü
Kürtleştiriyorlardı.Anlayacağınız Kerkük dün Araplaştırılıyordu bu
gün ise Kürtleştiriliyor.
Artık Kürtlerin kirli çamaşırları
pazara çıkmıştır.
Bir Irak Türkü olarak gönül isterdi ki
YETKİLiLERİMİZ dünya basınının önünde(Dünyanın
tanının basın kuruluşları Kerkük’te idi),Irak Türklerine
yapılan haksızlıkları, zulmü, terörü, yağmalanan, yakılan yıkılan
kuruluşlarımızın bulunduğu binaların birisinde bir basın toplantısı
ile anlatmalarını beklerdim.
Olayların sahne olduğu
bölgede basın toplantısı yapıldı mı? Hayır,neden?
Irak
Türklerini yok etmek isteyenlerin terörünü bütün dünyaya duyurma
fırsatı da kaçmış olmuyor mu?.
Bilindiği gibi Kürt grupları
terörü kullanarak petrol zengini Kerkük’ü,ama ne pahasına olursa
olsun, Kürt bölgesel yönetimine bağlanmasını istiyorlar
(Irak’ın parçalanması, Irak Halkı ve bölge ülkelerinin
Kürtlere karşı kin ve nefretinin artması Kürtler için şimdilik bir
şey ifade etmiyor .Bir Ata sözü vardır “Her koyun kendi bacağından
asılır”).
Ama Irak Kürtlerinin unuttukları çok önemli
bir şey vardır,Kerkük çetin bir cevizdir. Musul
gibi.
Kürtler yıllarca işgalci Amerikanın arkasına sığınarak,
Kerkük ve Musul’da terör estirdiler.Seçimlerde hile ve
sahtekarlıklar yaptılar,700 bin kürdü Kerkük’e
yerleştirdiler,istediklerini elde edebildiler mi?
Hayır,bundan sonra da edemeyeceklerdir.İşgalci Amerika
Irak’tan çıkacaktır, o zaman Kürtlerin hali ne olacaktır, bırakın
bunu Kürtler düşünsün çünkü kendi düşen ağlamaz.
28 Temmuz da
her şey Kürtlerin aleyhine dönüşmüştü , Kürtler paniğe kapılarak
olaydan birkaç gün sonra(1 Ağustos’da) Kerkük İl Meclisinin Kürt
üyeleri olağan üstü bir oturum düzenlerler .
Kerkük’ü sözde
bölgesel Kürt yönetimine bağlama kararı alırlar.Kerkük’te iç savaşı
ve bölgeyi sancılı bir sürece atmak için çabalayan Kürtler,bu
oyunları da sonuçsuz kalır.
Yaptıkları hamlelerde hep şah mat
olan ve gülünç duruma düşen Kürtler,dostluk,barış ve kardeşlikten
bahsetmeye başlarlar,ama kim inanır!Sadece saflar.
Herkesin
bildiği gibi Kardeş kardeşi öldürmez,kardeş kardeşe
baskı,zulüm,işkence ve katliamlar yapmaz.Kardeş kardeşin yerini
yurdunu istila edip,malını mülkünü yağma ve talan
etmez.
Kardeş adaletli olur,kardeşinin haklarına tecavüz
etmez ve yaşadıkları topraklarda kardeşinin hayatını cehenneme
çevirmez…….
Bu kötülükleri yapan “kardeşe” siz kardeş
dermisiniz? Allah Türkmenlere iyi kardeşleri nasip etsin.
|