Rusya Federasyonu-Türkiye arasındaki ilişkilerin temelini
1992 tarihli “lişkilerin Esasları Hakkında
Anlaşma” belirlemektedir. 2001 yılında iki ülke
arasında Dışişleri Bakanları düzeyinde “Avrasya İşbirliği Eylem
Planı” imzalanmıştır. Putin’in Aralık 2004’te gerçekleştirdiği
Ankara ziyareti sırasında imzalanan Ortak Deklarasyon’da da “Çok
Boyutlu Güçlendirilmiş Ortaklık” hedefi belirlenmiştir. 2007 yılında
Türkiye’de gerçekleştirilen Rus Kültür Yılı ve 2008 yılında Rusya
Federasyonu’nun gerçekleştirilen Türk Kültür Yılı ile ikili kültürel
ilişkiler de canlılık sağlanmıştır.
Rus turistler Türkiye’ye giriş yaparken vizeleri sınır
kapısında alabilmekte, Türkiye’de Rusça radyo yayınları yapılmakta,
Rusça gazete çıkmakta, Rusça eğitim-öğretim yapan okullar
bulunmaktadır. Türkiye Rus turistler için en çok tercih edilen ülke
konumundadır.
2008 yılında yaklaşık 3 milyon Rus turist
Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Türkiye’ye gelen turist sayısı
açısından da Rusya Federasyonu, Almanya’nın ardından ikinci
sıradadır. Ancak, Mayıs 2009 itibarıyla Rusya Federasyonu’ndan
Türkiye’ye gelen turist sayısında (340.373), bir önceki yılla
karşılaştırıldığında yüzde 11,82’lik bir azalma olmuştur. 2009 yılı
Ocak-Mayıs ayları arasında Rusya Federasyonu'ndan giden
turistlerin Türkiye’yi ziyaret eden toplam turistler içindeki payı
yüzde 7,12'dir. Geçen yıl aynı dönemde bu
pay yüzde 8,80 olarak gerçekleşmiş olup, Rusya
Federasyonu’nun Türkiye’deki turizm pazarındaki payı yüzde
1,68 oranında azalmıştır.
Karadeniz’de iki ülke arasında tam bir uyum bulunmaktadır. KEİ,
Blackseafor, Karadeniz Uyum Harekatı çerçevesinde Karadeniz’de örnek
bir işbirliği yürütülmektedir.
1990’lı yıllardan bu yana Rusya Federasyonu ile Türkiye
arasındaki dış ticaret hacmi istikrarlı bir şekilde artmış, 2006
yılında 20,7 milyar dolara yükselmiştir. 2007 yılında 2008 için
belirlenen 25 milyar dolarlık hedef aşılarak 28 milyar dolarlık
ticaret hacmine ulaşılmıştır.
2008 yılında Rusya
Federasyonu, 38 milyar dolarlık (6,5 milyar doları ihracat; 31,3
milyar doları ise ithalat) ikili dış ticaret hacmiyle Türkiye’nin
birinci sıradaki ticaret ortağı konumuna yükselmiştir.
Türkiye de, Rusya Federasyonu’nun yedinci ticaret ortağı (4.
büyük ihracat pazarı) olmuştur.
Ancak, Türkiye’nin
ikili dış ticaret açığı 2008 yılında 24 milyar doları (Türkiye’nin
genel dış ticaret açığının yüzde 34’ü) aşmıştır. Türk
yatırımcıların Rusya Federasyonu’ndaki doğrudan yatırımlarının
tutarı 6 milyar doları geçmiştir. Rusların Türkiye’deki
yatırımlarının da 4 milyar dolar civarında olduğu tahmin
edilmektedir. Türk müteahhitleri tarafından Rusya Federasyonu’nda
şimdiye kadar üstlenilen işlerin toplam değeri 30 milyar doları
bulmuştur. Türk müteahhitlerinin 2007 yılında Rusya Federasyonu’nda
aldıkları yeni işlerin toplam değeri ise 6 milyar Dolara ulaşmış
olup, bu rakam önceki yıllara kıyasla bir rekordur.
Türkiye, ithal ettiği doğal gazın yaklaşık yüzde
62’sini, petrolün ise yüzde 32’sini Rusya Federasyonu’ndan
sağlamaktadır. Bu nedenle, Rusya Federasyonu Türkiye’nin
enerji alanında en büyük ortağı konumundadır.
Türkiye, 2008
sonu itibariyle, Rusya Federasyonu’ndan 23,8 milyar metreküp (10,1
milyar metreküpü Mavi Akım hattından, kalanı Balkan hattından)
doğalgaz ithal etmiştir. Bu nedenle, Türkiye, Almanya’dan sonra
Rusya Federasyonu’ndan en fazla doğalgaz ithal eden ikinci Avrupa
ülkesidir. Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan yıllık petrol ithalatı
da 7-9 milyon ton civarındadır. (2007 yılında 9,3 milyon ton, 2008
yılında yaklaşık 7 milyon ton).
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, 12-15 Şubat 2009 tarihleri
arasında Rusya Federasyonu’na gerçekleştirdikleri ziyaret, bu ülkeye
Türkiye’den gerçekleştirilen ilk devlet ziyareti olması, ziyaretin
Türkiye’nin tarihsel ve kültürel bağları olan Tataristan
Cumhuriyeti’ni de kapsaması ve Tataristan’a Cumhurbaşkanı düzeyinde
Türkiye’den yapılan ilk resmi ziyaret olması itibarıyla ayrı bir
önem arz etmişti.
Başbakan Erdoğan da 15-16 Mayıs 2009
tarihlerinde, Vladimir Putin’in daveti üzerine Soçi’yi ziyaret
etmişti. Soçi görüşmesinin hemen ardından Putin’in sadece
birkaç saatliğine İstanbul’a gelerek enerji konuları üzerine
görüşmeler yaptığı haberi kulislerde dolaşmış, ancak bu haber
doğrulanamamıştı.
Rusya Federasyonu doğal gaz zenginliğine karşılık bu
zenginliğini Avrupa’ya pazarlayabilmek için Ukrayna güzergahını
kullanmak zorunda kalmaktadır. Karadeniz’in altından boru hattı
döşemek ise halen pahalı bir seçenektir. Bulgaristan’ın tamamen
Avrupa-Atlantik dünyasına kayması da Güney Akım projesi için Rusya
Federasyonu’nun Karadeniz-Bulgaristan hattını kullanmasının
mantığını zayıflatmaya başlamıştır.
Bu nedenle, Rusya
Federasyonu’nun Mavi Akım 2 projesi ile Nabucco projesine doğal gaz
vermesi ve böylece Nabucco’nun Rusya Federasyonu’nu tamamlayıcı bir
projeye dönüşmesi daha mantıklı bir yol olarak görünmektedir.
Bilindiği üzere Rus devlet adamları çok sık Türkiye’yi ziyaret
etmemektedir. Bu nedenle, Putin’in Ankara ziyareti nükleer enerjiyi
de kapsayacak şekilde iki ülke arasında enerji sektöründe yeni bir
sayfanın açılacağı haberini vermektedir.