İstihbarat3 Ağustos 2009 00:00

"Ergenekon" Duruşmasından Gözlemler ve Notlar - Açık İstihbarat Özel

Alemdaroğlu'nun avukatı Çetinbaş'ın günlerdir süren savunmasını, verilen iki aylık aradan sonrada aynen kaldığı yerden devam ettirmesi; aylardır tutuklu kalan sanıkların tepkisini çekse de; sanıkların tepkilerini açıktan dile getirmediği gözleniyor. Susurluk davasını üç ayda sonlandıran hakim olarak ünlenen Çetinbaş'ın savunmasının 8 ya da 10 gün daha süreceği belirtiliyor. Sanıklardan bir tanesinin; "siz içerde tutukluyken, bir avukatın savunmasının bu kadar uzaması konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna verdiği cevap şöyle oldu:coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

"Ergenekon" Duruşmasından Notlar ve Gözlemler

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

03.09.2009

"Birinci", "İkinci" gibi sıfatlarla anılmaya başlanan "Ergenekon" davalarının birincisinin duruşmasına; verilen uzun aradan sonra bugün Silivri'deki cezaevleri yerleşkesinde devam edildi.

  • Yeni duruşma salonunun konuşlandığı alan ile ilgili bir ayrıntı dikkat çekiyor. 1. davanın ilk duruşmasından itibaren sanık avukatlarının en önemli itirazlarından biri 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin olağanüstü bir mahkeme olduğu ve mahkemenin bir cezaevi yerleşskesinde sürdürülmesinin bu olağanüstülüğü arttırdığı yönünde idi. Bunun Yargıtay ve/veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aşamasında davanın bozulmasından önemli bir etken olacağı belirtiliyor.

    Yeni duruşma salonu ise etrafındaki tel örgülü alanla yerleşkeden ayrışmış durumda ve avukatların normalde yanyana duran bu iki alandan bir diğerine geçmek için duruşma salonunun kapısından çıkıp, hemen yandaki cezaevi yerleşkesi kapısından girmesi gerekiyor. Bu şekilde teknik olarak mahkeme salonunun cezaevi yerleşkesinin dışına çıkarıldığı ve bu yöndeki itirazların önünün kesilmeye çalışıldığı gözleniyor.
  • 2. Ergenekon davasının ilk duruşmasında ayyuka çıkan salondaki klima sorunu ; 1. davanın 102. duruşmasında da sürdü ve avukatların salondaki boğucu havadan şikayet etmeleri üzerine mahkeme başkanı Köksal Şengün, bu sorunu çözmek için girişimde bulundukları ve çözümü kendilerinin de herkes gibi beklediğini belirtti. Salona klima temin edilemezken; avukatlar odasında büyük boy klimanın çalışıyor olması avukatlar odasını duruşma binasının en çekici köşesi haline getiriyor.
  • Danıştay hükümlüleri; tutuklu sanıklar için ayrılan bölümün en arka sıralarında sol arka köşede Jandarmaların arasında oturtulmuşlardı. Savcılar tarafından gizli tanık olarak kullanılan Osman Yıldırım'ın duruşmaya katılmadığı gözlenirken; Jandarmalar yıkanmayan Alparslan Aslan'ın kötü koktuğundan şikayetçiydi.Danıştay hükümlüleri ihtiyaçlarını gidermek için dışarı çıkmak istediklerinde kollarına giren iki jandarma eşliğinde dışarı çıkarıldı.
  • Günün en önemli gelişmesi; Danıştay hükümlülüleri ile aynı sıralarda oturmaya tepki gösteren İşçi Partililerin , Doğu Perinçek önderliğinde mahkemeyi protesto ederek salonu terk etmesi oldu. Perinçek'in mahkeme başkanına "artık boş sandalyeleri yargılarsınız" şeklindeki tepkisi gazetecilerin sabahleyin salondan çıkarak kurumlarına geçtikleri flash cümle oldu.

    İşçi Partililerin eylemlerine, İşçi Partililer dışında sadece Muzaffer Tekin katılırken; diğer sanıkların, Danıştay hükümlüleri ile aynı salonda bulunmaktan rahatsız olmalarına rağmen bu eyleme mesafeli yaklaştıkları görüldü. İşçi Partili avukatlar eylemin sadece bu güne özgü olduğunu, yarın Doğu Perinçek ve diğer İşçi Partililerin salona geri döneceğini belirttiler.
    Davanın popüler sanıklarından biri; bu eyleme katılmayı düşündüğünü belirterek, vazgeçme kararını "yarın salona geri döneceksek pek bir etkisi olmaz diye düşündüm ve vazgeçtim" sözleri ile açıkladı.

    İşçi Partili avukatlar mahkeme başkanının kendilerine bu protesto eylemi ile ilgili sitemlerini ilettiğini ve bu eylemin çok acele yapıldığını, usul işlemlerinin beklenmesi gerektiğini ve Danıştay hükümlülerinin oturma düzeni konusunda kendilerinin de çok hassas olduğunu söylediğini belirtti.
  • Davanın tutuklu sanıklarının mahkemeye yönelik tepkilerini artık daha açık dile getirmeye başladıkları görülüyor. Verilen aralarda arkada kendilerini izleyen yakınları ile sohbet imkanı bulan sanıklar, mahkeme heyeti ile ilgili ağır eleştirilerini sesli şekilde dile getirmekten çekinmiyorlar. 

    Bugün verilen aralarda arka sıralardaki seyircilerle sohbet eden iki sanığın sesli çıkışları dikkat çekti. Tutuklu sanık Emin Gürses; gelinen noktada Genelkurmaya ağır eleştiriler yöneltti. Emin Gürses'in bu yöndeki sözlerini not eden gazeteciler, bu sözleri haberleri içinde gazetelerine geçeceklerini fakat yer alıp almayacağından emin olmadıklarını belirttiler.

    Bugün sesini yükselten diğer sanık Hüseyin Görüm oldu. Kendine has üslubu ile; verilen arada  salondaki seyircilerin dikkatini çekmeyi başaran Hüseyin Görüm'ün

    "buradaki herkesi dinsiz zannediyorlar. Bu masum çocuk(Danıştay hükümlülerinden Alparslan Aslan'ı kastederek) Kuran'ı okumuş olsaydı, bu işi yapmayacaktı, burada olmayacaktı."

    sözleri üzerine, seyirci sıralarında oturan Alparslan Aslan'ın kız kardeşi Görüm'e tepki gösterdi ve 

    "Kendi adına konuş. O kadar alim olsaydın, burada olmazdın"

    şeklinde karşılık verdi.

     Hüseyin Görüm'ün salonu hareketlendiren bu çıkışları sırasında, Jandarmalar arasında, diğer sanıklardan ayrı olarak arkada oturtulan Danıştay hükümlülerinin aralarında gülüştükleri görüldü.
  • Mahkeme heyeti sabah saatlerinde usule ilişkin talepleri alarak, öğleden önce verdiği ilk ara sonrasında bu taleplerle ilgili kararını verdi. Bazı sanık avukatlarının Danıştay davasının bu davadan ayrılması ve 1. ve 2. "Ergenekon" davalarının birleştirilmesi yönündeki talebi hakkındaki aşağıdaki kararları verdi :
    • Danıştay davasının ayrılması yönündeki taleplerin bu aşamada reddine
    • diğer taleplerin daha sonra değerlendirilmesine, duruşmanın kaldığı yerden devamına

         Mahkeme heyetinin usul yönünden hata yapmayan bir görüntü vermeye özen gösterdiği "Ergenekon" duruşması bu karardan sonra günlerdir savunmasını sürdüren sanık Alemdaroğlu'nun avukatı Metin Çetinbaş'ın savunması ile devam etti.

  • Alemdaroğlu'nun avukatı Çetinbaş'ın günlerdir süren savunmasını, verilen iki aylık aradan sonrada aynen kaldığı yerden devam ettirmesi; aylardır tutuklu kalan sanıkların tepkisini çekse de; sanıkların tepkilerini açıktan dile getirmediği gözleniyor. Susurluk davasını üç ayda sonlandıran hakim olarak ünlenen Çetinbaş'ın savunmasının 8 ya da 10 gün daha süreceği belirtiliyor.

    Sanıklardan bir tanesinin; "siz içerde tutukluyken, bir avukatın savunmasının bu kadar uzaması konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna verdiği cevap şöyle oldu:

    "İçerdeki bazıları teşvik ediyor bu kadar uzun savunma yapmasını."

    Çetinbaş'ın iddianamedeki her unsuru tek tek ele aldığı ve savunmayla doğrudan ilgisi olmayan açıklamalara girişmesi dikkat çekiyor. Örnek olarak; Çetinbaş, bugünkü savunmasında iddianamede yer verilen Mafya isimli dökümanı dava ve sanıklar bağlamında ele alıp , salondaki hiç kimsenin bu belge ile ilgisi olmadığını açıkladıktan sonra; Türkiye'de nasıl ABD ve İtalya'da olduğu gibi mafya olmadığı ve Türkiye'de bulunanın organize suç örgütleri ve çete olduğu şeklinde teorik açıklamalarda bulundu.
  • Mahkemenin öğleden önce verdiği ara sonrasında söz alan tutuksuz sanıklardan Alemdaroğlu, kendisinin türban konusundaki "mücadelesine" vurgu yaptıktan sonra, "ve beni şimdi Danıştay davasının katilleri ile aynı salonda yargılamak bana verebileceğiniz, idamdan da ağır bir cezadır" şeklinde konuştu.

    Alemdaroğlu'nun bu sözleri seyirci sıralarından yoğun alkış alınca, mahkeme başkanı Köksal Şengün alkışların dinmesini bekledi ve daha sonra seyircileri aşağıdaki sözlerle uyardı :

    "burası stadyum değil; sevinçlerinizi veya protestolarını burada yapamazsınız. Bunun için dışarısı var, orada yapın. Burada geçenleri beğenebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz ama bunu içinizde tutmak zorundasınız"
  • Duruşma sırasında bir diğer gerilimli an; tutuklu sanık avukat Kemal Kerinçsiz ve mahkeme başkanı Köksal Şengün arasında yaşandı. Usul taleplerinin değerlendirildiği aradan sonra avukat Çetinbaş savunmasına devam etmeden önce söz almak isteyen Kerinçsiz'e mahkeme başkanının söz vermemesi üzerine Kerinçsiz "ne zaman konuşacağız" şeklinde bağırdı. Mahkeme Başkanı önce Kerinçsiz'in salondan çıkarılmasını istedi fakat daha sonra Kerinçsiz'i "yerinize oturun avukat bey" sözleri ile yerine oturtarak, salondan çıkarma kararından rücu etmiş oldu.

    Öğleden sonraki duruşmanın başlangıcında da mahkeme başkanı ile Kerinçsiz arasında benzer bir tartışma yaşandı.

    Kerinçsiz duruşma başlamadan ayağa kalkıp söz alarak;

    "202 ve 203. madde çerçevesinde usul hakkında söz istiyorum. Vermiyorsunuz da bu kayıtlara geçsin"

    şeklinde konuştu. Bunun üzerine mahkeme başkanı

    "Vermiyorum; kayıtlara geçti"; dedi.

    Köksal Şengün'ün bu tartışmalar sırasında Kerinçsiz'e ; "siz burada en fazla konuşan, söz verilen kişisiniz. Bu konuda şikayet etmeye hakkınız yok" mealinde sözlerle karşı çıktığı görüldü.
  • Tutuklu sanıklardan birinin yakını; tutuklu sanığa verilen ilaçlardan şikayetçi idi. Eşine sürekli anti-depresen ilaçlarla yükleme yapıldığından şikayetçi olan sanık yakını; 11 çeşit anti-depresan ilacın zaten tansiyon sorunları olan yakınının durumunu daha da kötüleştireceğini belirtti. Sözkonusu sanıkla aynı koğuşta kalan ve henüz mahkeme önüne çıkarılmayan bir diğer "Ergenekon" soruşturması sanığının da benzer şekilde yoğun anti-depresan kullanımı altında olduğu belirtildi.
  • Sanıkların mahkemeye verilen uzun arayı çeşitli şekillerde değerlendirildiği anlaşılıyor. Aradan önceki son duruşmada Murat Çağlar'ın tahliye olması ile birlikte koğuşunda tek başına kalmaktan memnun olan Muzaffer Tekin, her gün 1000 sayfa kitap okuduğunu belirtirken; Oktay Yıldırım; Ümraniye bombalarının belgeleri ile bütün "sırlarını" açıklayacağı "Bombalı Yorum" başlıklı bir kitap yazdığını ve yayıncı aradığını belirtti.


 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009