|
"Birinci", "İkinci" gibi sıfatlarla anılmaya
başlanan "Ergenekon" davalarının birincisinin duruşmasına; verilen
uzun aradan sonra bugün Silivri'deki cezaevleri yerleşkesinde devam
edildi.
- Yeni duruşma salonunun konuşlandığı alan ile ilgili bir
ayrıntı dikkat çekiyor. 1. davanın ilk duruşmasından itibaren
sanık avukatlarının en önemli itirazlarından biri 13. Ağır Ceza
Mahkemesi'nin olağanüstü bir mahkeme olduğu ve mahkemenin bir
cezaevi yerleşskesinde sürdürülmesinin bu olağanüstülüğü
arttırdığı yönünde idi. Bunun Yargıtay ve/veya Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi aşamasında davanın bozulmasından önemli bir
etken olacağı belirtiliyor.
Yeni duruşma salonu ise
etrafındaki tel örgülü alanla yerleşkeden ayrışmış durumda ve
avukatların normalde yanyana duran bu iki alandan bir diğerine
geçmek için duruşma salonunun kapısından çıkıp, hemen yandaki
cezaevi yerleşkesi kapısından girmesi gerekiyor. Bu
şekilde teknik olarak mahkeme salonunun cezaevi yerleşkesinin
dışına çıkarıldığı ve bu yöndeki itirazların önünün kesilmeye
çalışıldığı gözleniyor.
- 2. Ergenekon davasının ilk duruşmasında ayyuka çıkan salondaki
klima sorunu ; 1. davanın 102. duruşmasında da sürdü
ve avukatların salondaki boğucu havadan şikayet etmeleri
üzerine mahkeme başkanı Köksal Şengün, bu sorunu çözmek için
girişimde bulundukları ve çözümü kendilerinin de herkes gibi
beklediğini belirtti. Salona klima temin edilemezken; avukatlar
odasında büyük boy klimanın çalışıyor olması avukatlar odasını
duruşma binasının en çekici köşesi haline getiriyor.
- Danıştay hükümlüleri; tutuklu sanıklar için ayrılan bölümün en
arka sıralarında sol arka köşede Jandarmaların arasında
oturtulmuşlardı. Savcılar tarafından gizli tanık olarak
kullanılan Osman Yıldırım'ın duruşmaya katılmadığı gözlenirken;
Jandarmalar yıkanmayan Alparslan Aslan'ın kötü koktuğundan
şikayetçiydi.Danıştay hükümlüleri ihtiyaçlarını
gidermek için dışarı çıkmak istediklerinde kollarına giren iki
jandarma eşliğinde dışarı çıkarıldı.
- Günün en önemli gelişmesi; Danıştay hükümlülüleri ile
aynı sıralarda oturmaya tepki gösteren İşçi Partililerin ,
Doğu Perinçek önderliğinde mahkemeyi protesto ederek salonu terk
etmesi oldu. Perinçek'in mahkeme başkanına "artık
boş sandalyeleri yargılarsınız" şeklindeki tepkisi
gazetecilerin sabahleyin salondan çıkarak kurumlarına
geçtikleri flash cümle oldu.
İşçi Partililerin eylemlerine,
İşçi Partililer dışında sadece Muzaffer Tekin katılırken; diğer
sanıkların, Danıştay hükümlüleri ile aynı salonda bulunmaktan
rahatsız olmalarına rağmen bu eyleme mesafeli yaklaştıkları
görüldü. İşçi Partili avukatlar eylemin sadece bu güne özgü
olduğunu, yarın Doğu Perinçek ve diğer İşçi Partililerin salona
geri döneceğini belirttiler. Davanın popüler sanıklarından
biri; bu eyleme katılmayı düşündüğünü belirterek, vazgeçme
kararını "yarın salona geri döneceksek pek bir etkisi
olmaz diye düşündüm ve vazgeçtim" sözleri ile açıkladı.
İşçi Partili avukatlar mahkeme başkanının kendilerine bu
protesto eylemi ile ilgili sitemlerini ilettiğini ve bu eylemin
çok acele yapıldığını, usul işlemlerinin beklenmesi gerektiğini ve
Danıştay hükümlülerinin oturma düzeni konusunda kendilerinin de
çok hassas olduğunu söylediğini belirtti.
- Davanın tutuklu sanıklarının mahkemeye yönelik tepkilerini
artık daha açık dile getirmeye başladıkları görülüyor. Verilen
aralarda arkada kendilerini izleyen yakınları ile sohbet imkanı
bulan sanıklar, mahkeme heyeti ile ilgili ağır eleştirilerini
sesli şekilde dile
getirmekten çekinmiyorlar.
Bugün verilen
aralarda arka sıralardaki seyircilerle sohbet eden iki sanığın
sesli çıkışları dikkat çekti. Tutuklu sanık Emin
Gürses; gelinen noktada Genelkurmaya ağır eleştiriler
yöneltti. Emin Gürses'in bu yöndeki sözlerini not eden
gazeteciler, bu sözleri haberleri içinde gazetelerine
geçeceklerini fakat yer alıp almayacağından emin olmadıklarını
belirttiler.
Bugün sesini yükselten diğer sanık Hüseyin
Görüm oldu. Kendine has üslubu ile; verilen arada salondaki
seyircilerin dikkatini çekmeyi başaran Hüseyin
Görüm'ün
"buradaki herkesi dinsiz
zannediyorlar. Bu masum çocuk(Danıştay hükümlülerinden
Alparslan Aslan'ı kastederek) Kuran'ı okumuş olsaydı, bu işi
yapmayacaktı, burada
olmayacaktı."
sözleri üzerine, seyirci
sıralarında oturan Alparslan Aslan'ın kız kardeşi Görüm'e tepki
gösterdi ve
"Kendi adına konuş. O
kadar alim olsaydın, burada olmazdın"
şeklinde karşılık verdi.
Hüseyin Görüm'ün salonu hareketlendiren bu
çıkışları sırasında, Jandarmalar arasında, diğer sanıklardan ayrı
olarak arkada oturtulan Danıştay hükümlülerinin aralarında
gülüştükleri görüldü.
- Mahkeme heyeti sabah
saatlerinde usule ilişkin talepleri alarak, öğleden önce verdiği
ilk ara sonrasında bu taleplerle ilgili kararını verdi. Bazı sanık
avukatlarının Danıştay davasının bu davadan ayrılması ve 1. ve 2.
"Ergenekon" davalarının birleştirilmesi yönündeki talebi
hakkındaki aşağıdaki kararları verdi :
- Danıştay davasının
ayrılması yönündeki taleplerin bu aşamada
reddine
- diğer taleplerin daha
sonra değerlendirilmesine, duruşmanın kaldığı yerden
devamına
Mahkeme
heyetinin usul yönünden hata yapmayan bir görüntü vermeye özen
gösterdiği "Ergenekon" duruşması bu karardan sonra günlerdir
savunmasını sürdüren sanık Alemdaroğlu'nun avukatı Metin Çetinbaş'ın
savunması ile devam etti.
- Alemdaroğlu'nun avukatı
Çetinbaş'ın günlerdir süren savunmasını, verilen iki aylık aradan
sonrada aynen kaldığı yerden devam ettirmesi; aylardır tutuklu
kalan sanıkların tepkisini çekse de; sanıkların tepkilerini
açıktan dile getirmediği gözleniyor. Susurluk davasını üç ayda
sonlandıran hakim olarak ünlenen Çetinbaş'ın savunmasının 8 ya da
10 gün daha süreceği belirtiliyor.
Sanıklardan bir
tanesinin; "siz içerde tutukluyken, bir avukatın savunmasının
bu kadar uzaması konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna
verdiği cevap şöyle oldu:
"İçerdeki bazıları teşvik
ediyor bu kadar uzun savunma yapmasını."
Çetinbaş'ın
iddianamedeki her unsuru tek tek ele aldığı ve savunmayla doğrudan
ilgisi olmayan açıklamalara girişmesi dikkat çekiyor. Örnek
olarak; Çetinbaş, bugünkü savunmasında iddianamede yer verilen
Mafya isimli dökümanı dava ve sanıklar bağlamında ele alıp ,
salondaki hiç kimsenin bu belge ile ilgisi olmadığını açıkladıktan
sonra; Türkiye'de nasıl ABD ve İtalya'da olduğu gibi mafya
olmadığı ve Türkiye'de bulunanın organize suç örgütleri ve çete
olduğu şeklinde teorik açıklamalarda bulundu.
- Mahkemenin öğleden önce
verdiği ara sonrasında söz alan tutuksuz sanıklardan Alemdaroğlu,
kendisinin türban konusundaki "mücadelesine" vurgu yaptıktan
sonra, "ve beni şimdi Danıştay davasının katilleri ile aynı
salonda yargılamak bana verebileceğiniz, idamdan da ağır bir
cezadır" şeklinde konuştu.
Alemdaroğlu'nun bu sözleri
seyirci sıralarından yoğun alkış alınca, mahkeme başkanı Köksal
Şengün alkışların dinmesini bekledi ve daha sonra seyircileri
aşağıdaki sözlerle uyardı :
"burası stadyum değil;
sevinçlerinizi veya protestolarını burada yapamazsınız. Bunun için
dışarısı var, orada yapın. Burada geçenleri beğenebilirsiniz,
beğenmeyebilirsiniz ama bunu içinizde tutmak
zorundasınız"
- Duruşma sırasında bir diğer
gerilimli an; tutuklu sanık avukat Kemal Kerinçsiz ve mahkeme
başkanı Köksal Şengün arasında yaşandı. Usul taleplerinin
değerlendirildiği aradan sonra avukat Çetinbaş savunmasına devam
etmeden önce söz almak isteyen Kerinçsiz'e mahkeme başkanının söz
vermemesi üzerine Kerinçsiz "ne zaman konuşacağız" şeklinde
bağırdı. Mahkeme Başkanı önce Kerinçsiz'in salondan çıkarılmasını
istedi fakat daha sonra Kerinçsiz'i "yerinize oturun avukat
bey" sözleri ile yerine oturtarak, salondan çıkarma
kararından rücu etmiş oldu.
Öğleden sonraki duruşmanın
başlangıcında da mahkeme başkanı ile Kerinçsiz arasında benzer bir
tartışma yaşandı.
Kerinçsiz duruşma başlamadan ayağa
kalkıp söz alarak;
"202 ve 203. madde çerçevesinde
usul hakkında söz istiyorum. Vermiyorsunuz da bu kayıtlara
geçsin"
şeklinde konuştu. Bunun üzerine mahkeme
başkanı
"Vermiyorum; kayıtlara geçti"; dedi.
Köksal Şengün'ün bu tartışmalar sırasında Kerinçsiz'e ;
"siz burada en fazla konuşan, söz verilen kişisiniz. Bu konuda
şikayet etmeye hakkınız yok" mealinde sözlerle karşı çıktığı
görüldü.
- Tutuklu sanıklardan
birinin yakını; tutuklu sanığa verilen ilaçlardan
şikayetçi idi. Eşine sürekli anti-depresen ilaçlarla yükleme
yapıldığından şikayetçi olan sanık yakını; 11 çeşit anti-depresan
ilacın zaten tansiyon sorunları olan yakınının durumunu daha da
kötüleştireceğini belirtti. Sözkonusu sanıkla aynı koğuşta kalan
ve henüz mahkeme önüne çıkarılmayan bir diğer "Ergenekon"
soruşturması sanığının da benzer şekilde yoğun anti-depresan
kullanımı altında olduğu belirtildi.
- Sanıkların mahkemeye
verilen uzun arayı çeşitli şekillerde değerlendirildiği
anlaşılıyor. Aradan önceki son duruşmada Murat Çağlar'ın tahliye
olması ile birlikte koğuşunda tek başına kalmaktan memnun olan
Muzaffer Tekin, her gün 1000 sayfa kitap okuduğunu belirtirken;
Oktay Yıldırım; Ümraniye bombalarının belgeleri ile bütün
"sırlarını" açıklayacağı "Bombalı Yorum" başlıklı bir
kitap yazdığını ve yayıncı aradığını belirtti.
|