Siyaset31 Temmuz 2009 00:00

"Kürt Açılımını" Kime Söyletecekler? - Açık İstihbarat

Akademi nereye bağlı; Emniyet Genel Müdürlüğü, yani İçişleri Bakanlığı’na…Dahası, Emniyet’ten alınıp, doğrudan İçişleri Bakanı’na bağlanması hazırlıkları var.   Üçüncüsü ve belki de en önemlisi polis ve polis amirlerini yetiştiren tüm okulların bağlı olduğu, ama kendisi bir Emniyetçi olmayan Akademi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın şu özellikleri: cialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupondiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

"Kürt Açılımı"nı Kime Söyletecekler?

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

30.07.2009


Bekir Coşkun,  İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın “Kürt açılımı” hakkında şu yazıyı yazdı:

 

Cumhurbaşkanı iki-üç ay önceFevkalade güzel bir şey’ diye ortaya attığı  ‘açılımın’ ne olduğunu hiçbir zaman söyleyemedi...Utandı...O bekledi ki Başbakan söylesin...

Başbakan da utandı...Bekledi ki İçişleri Bakanı söylesin...

İçişleri Bakanı da utandı...Bekledi ki başkası söylesin...

Ancak başkası yoktu...Niye açıklayamıyorlar açılımlarını?..

Kayseri’deki sanayi çarşısını açmaya bile koşan Cumhurbaşkanı...Ya da ÖTV indirimlerini bile kendisi özenle açıklayan Başbakan
...’Tarihi büyük fırsat’
dedikleri açılımlarını neden kendileri açıklamıyorlar?..

Ve Türkiye üç aydır konuştuğu
‘açılımın’ ne olduğunu niçin bilmiyor?..Her köyünden, her mahallesinden ‘Vatan sağ olsun’ diye şehitler vermiş bir toplumun önüne, Türkiye’yi bölmenin ilk adımını getirmekse...Ve çocuklarını ölüme verirken ‘gık’ı çıkmayan bir milletin karşısında eşkıya ile pazarlığa oturmaksa...İnsan utanır...”

 

“Utandıklarını” söyletecek birilerini buldular.

 

Başbakan Erdoğan’ın “rejimin güvencesi” ilan ettiği, kendisinin de katıldığı mezuniyet töreninde, kepler havaya atılırken, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısını söyleyen polislere söyletecekler.   

 

İçişleri Bakanı Atalay’ın  o basın toplantısında, “kapalı açılımı” yapmasından bir gün sonra  gazetelerde şu haber yer aldı:

 

Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan bir yazılı açıklamayla, bugün (1 Ağustos 2009-Cumartesi) “Kürt Meselesinin Çözümü: Türkiye Modeline Doğru” başlıklı bir çalıştay yapacaklarını duyurdu". 

Atalay, “Çözüm Türk modeli olacak” demişti, ne  tesadüf çalıştayın adı  da “Türk Modeline Doğru

Polis Akademisi Başkanı, Bakanlığın talimatıyla düzenlendiği anlaşılmasın diye

 
“Bilimsel özerkliğe sahip bir yükseköğretim kurumu olan akademinin yasal görevlerinden biri de güvenlikle ilgili konularda ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yapmaktır…Akademi, bu yolla güvenlik konusundaki bilimsel birikime ve güven toplumunun inşasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir”

gibi bir açıklama bile getirdi. Bu arada yine Başkan’ın açıklamalarıyla ortaya çıktı ki 21 Temmuz’da, kimseye duyurmadan uluslararası bir çalıştay yapmışlar, buraya IRA ile müzakereleri yürüten  Lord’u da çağırmışlar.

Yani aslında yemeği çoktan pişirmişler.  Söylemeye “utandıklarını” da yarınki toplantıya davet ettikleri 30 dolayında STÖ temsilcisi, akademisyen, gazeteci, siyasetçi ve kamu görevlisine tartıştıracaklar. Sonra herhalde milletin önüne bir bildiri koyacaklar.

Belli ki o bildiri zaten Atalay’ın çantasındaydı..

 

Niye mi bu kadar peşin hükümlüyüz? Birincisi, böylesine ciddi bir konuda “çalıştay” yapılacaksa, “bilimselliğin gereği haftalar, hatta aylar öncesinden duyurular yapılır, konuşmacılar belirlenir, herkesin hazırlığını tamamlaması için yeterli zaman verilir.

Oysa bu çalıştay konusunda  işte kamuoyu bir gün önce haberdar edildi. Kaldı ki, kendi aralarında kotaracak zamanları bile yoktu, zira Prof. Arslan oraya atanalı, henüz 1.5-2 ay oldu.

Gecesini  gündüzünü bu işe ayırsa, bilimsel bir toplantı için yine de yeterli zaman değil.

 

İkincisi bugüne kadar, Cemil Çiçek’in ifadesiyle bu tür arkadan hançerlere” ev sahipliği yapan Bilgi, Sabancı vb. üniversitelerinin millet nezdindeki itibarı malum.  Bundan olsa gerek, bu defa işi iktidar eli ve emriyle, bir devlet kuruluşuna yaptırma kararı aldıkları anlaşılıyor.

Akademi nereye bağlı; Emniyet Genel Müdürlüğü, yani İçişleri Bakanlığı’na…Dahası, Emniyet’ten alınıp, doğrudan İçişleri Bakanı’na bağlanması hazırlıkları var.

 

Üçüncüsü ve belki de en önemlisi ,polis ve polis amirlerini yetiştiren tüm okulların bağlı olduğu, ama kendisi bir Emniyetçi olmayan Akademi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın şu özellikleri:

 

- Erdoğan’ın, Prof. Ergun Özbudun’a sipariş verdiği “sivil anayasayı hazırlayan ekipten…

 

-TESEV’in hazırladığı “güvenlik” raporunun Silahlı Kuvvetlerin Denetimi bölümünü kaleme alan isim…

 

- TCK 301’in kaldırılması için mücadele verenlerden…

 

- AB Komisyonu’nun desteklediği Türkiye’de İfade Özgürlüğü” konulu projenin uzman ve yazarlarından…

 

- AB Komisyonu Türkiye Temsilciliğinin desteklediği Dinlerarası İlişkiler: Seküler ve Demokratik bir Sistemde Barış İçinde Birarada Varoluş Arayışı başlıklı projenin yazarı…

 

- Avrupa Konseyi’nin Kolluk ve İnsan Hakları-2000 Ötesi” programı çerçevesinde  Eğitimcilerin Eğitimi” projesinde uzman öğretim üyesi…

 

- İngiliz Büyükelçiliği ile İçişleri Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü Mülki Amirlerin Kolluk Denetim Kapasitesinin Artırılması” konulu projenin uzmanlarından…

 

- Batı’nın hemen her projesinde yer aldığı halde, sadece AİHM’in Leyla Şahin kararından sonra kaleme aldığı, Baş(ı)örtülü Mona Lisa” başlıklı yazısında, “Öncelikle Mona Lisa’nın başörtülü de olabileceğini kabul etmek gerekiyor” diyerek, Batı’yı eleştiren bir aydın…

 

- Ve dünya güçlerini bir araya getiren Uluslararası Kriz Grubu’nun Türkiye ile ilgili  raporlarına katkıda bulunan, son olarak 14 Nisan 2009 tarihli “Ermeni Raporuna e-mailleri ile katkıda bulunan, “Modern Türkiye’nin 1915 olaylarından sorumlu tutulup, tutulmayacağı” konusundaki soruya, Yeni bir devlet olan Türkiye, yasal anlamda Osmanlı İmparatorluğu’nun halefi değil. Fakat Osmanlı’nın mirası, borçları gibi, kitlesel Ermeni ölümleri ile ilgili iddiaları da reddetmedi veya reddedemedi” cevabını veren bir Polis Akademisi Başkanı.

 

“Kürt açılımı” vesilesiyle Emniyet’e girmişken, teşkilat mensuplarının çok merak ettiği bir hususu da gündeme getirelim.

Master ve doktorası bittiği halde, sağlık raporlarıyla kaldığı ABD’den epey ağır yazılar yazan, ancak basının bastırmasıyla Türkiye’ye döndürülen ve hakkında Genel Müdürlükçe suç duyurusunda bulunulan Komiser Emrullah Uslu şimdi nerede?

Bakan Beşir Atalay geçtiğimiz haftalarda, “saygınlık ve güven duygusunu” sarsan Uslu’nun “terfi ettirilmemesine” karar verilerek, Bingöl’e tayin edildiğini açıklamıştı.

Merak edilen şu; Bingöl’e tayin edilmesi başka, gitmesi başka. Tayin çıkar, ama ilişiği kesilmez.

Acaba ilişiği kesilip, Bingöl’e gönderildi mi, yoksa halen Ankara’da mı? Bundan daha önemlisi, o malum yazıları yazması engellendi mi, engellenecek mi? Tespitlerimize göre, hem Taraf’ta, hem Todays Zaman’da yazmaya devam ediyor. Öyle mesleki falan da değil  basbayağı siyasi..Ağırlıklı olarak da “Kürt sorunu” hakkında!..     

 

Acaba bu kafalarla, bu polis teşkilatı hangi “rejimin” teminatı olmaya hazırlanıyor? 

 

Sonunda, “Ergenekon sayesinde Kürt açılımının önü açıldı” itirafında bulunuldu…

Ergenekon operasyonunun en önemli aktörünün polis olduğu ortada. Bu operasyonlar sayesinde de “Kürt açılımının” önü açılmış! Şimdi ne oluyor; O polis, “Kürt açılımı”ndaki yerini alıyor…

 







 

 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009