Nereden bakarsanız
bakın, yanlış ve sürdürülebilirlik fayda açısından zararlı. Devlete
de zararlı, millete de…
Bakın ben
ÖZEL SAĞLIK HİZMETLERİNDEN bahsetmiyorum. Yani özel sağlık
kuruluşları yâda Özelleşen hastaneler, satılan hastaneler için
söylemiyorum. İşin o tarafında değilim. O sonraki bir konumuz.
Bugünkü konu sağlık sektöründe, Devletin kendi emrinde olan ve
yönetiminde olan (Devlet hastaneleri, Sağlık müdürlükleri,
Üniversite hastaneleri gibi) yerlerde özelleşen hizmetlerden
bahsedeceğim. Hizmet alımları adı altındaki rezaletlerden
bahsedeceğim. Uygulamadaki rezaletler ve gereksizliklerden
bahsedeceğim.
Şimdi….
Gün geçmiyor ki,
hastane güvenlikçileri adam dövdü, hasta yakını dövdü, hasta dövdü,
güvenlikçi terör estirdi gibi haberlere rastlamayalım.
Basında bu tür haberlere alıştık artık.
Yine Hastanede
yemekten zehirlenme, yemekte bozukluk, yemekte kalitesizlik, gramaj
eksikliği, etten çalma, at eşek eti yedirme, rasyonları kabartma, bu
vesile ili hastaneleri soyma haberleri yine basında yer
alıyor.
Ayrıca yine
bakıyorsunuz hastanede temizlik firması terörü, yoğun bakım
ünitesinde temizlik işçileri görev yapıyor, ameliyathanede
temizlikçi görev yapıyor, temizlikçiler odacılık yapıyor, hastalar
temizlikçiler ile kapıştı, temizlikçiler hasta yakınını
dövdü, yâda hastayı dövdü haberleri…
Hastanelerde
bilgi işlem faturalandırma özelleşmiş. Vermişler
müteahhide, o da özel bir program ile işleri yapıyor. Yanına onlarca
da adam almış çalıştırıyor. Hepsi özel. Devlet memuru değil.
Sorumluluğu yapılan sözleşme ile sınırlı. İmza yetkileri
yok. Ama devletin gelirini, giderini faturalıyorlar. Her şeyden
haberdarlar. Ve bakıyorsunuz trilyonluk fatura vurgunları haberlere
yansıyor. Şu kurum bu kadar soydu, bu kurumda şu kadar kez ameliyat
yapıldı, erkeğe doğum kontrolü gibi anlamsız fatura ve haberler
ortaya çıkıyor.
Bir bakıyorsunuz,
sağlık müdürlüğünde sekreter temizlik firması çalışanı özelden.
Devlet memuru değil yani. Yâda telefona bakan santral memuru… Yâda
ayniyata bakan kişi…
Kapıdaki güvenlik görevlisi… Böyle şey
olur mu? Oluyor ve devletin kurumları özellere teslim edilmiş
oluyor. Daha başka…
Başkası ve en
kötüsü, hastanelerde MR denilen Emar cihazları, Tomografi cihazları
özelleşmiş, iyi mi?
Devletin mekânındaki bu cihazlar
özele verilmiş, müteahhide para basıyorlar. Olan da hastaya
oluyor. Çin işkencesine tabi oluyorlar. Bir tantana çıksın, hesap
soramıyorsunuz onlardan. Çünkü muhatabınız Hastane, sağlık kuruluşu.
Ama iş özelleşmiş. Sorumlulukları yapılan sözleşme ile belli. Hiçbir
şey çıkmıyor. Tabiî ki tüm bu söyleyip de yazdıklarım bu
kurumlardaki tüm hizmet alımları için geçerli.
Ama özellikle Sağlık
kuruluşlarında, hastane, üniversite hastaneleri, sağlık müdürlükleri
gibi yerlerde bu iş sakıncalar doğuruyor.
Öyle ki bu tür
hizmet alımlarında hizmeti alan ve hizmeti sağlayan taraf çok zor
anlar yaşıyor. Yok mok dense de, iş öyle. Birde bunların içinde
devletin kurumunda iş yaptığı için kendini çok önemli ve güvenilir
gösterenler (devlet memuru, devlet dairesi kimliği) oluyor. Bir
bakıyorsunuz piyasaya trilyonluk borç takmış, etrafı dolandırıp
gözden kaybolmuş. Yâda kaybolmak için fırsat kolluyor. Kısacası bu
özelleştirme işi son derece sakıncalı. Her açıdan
sakıncalı…
Devletin sağlık gibi
ulvi bir kuruluşunda, (sağlık müdürlükleri, hastaneler, üniversite
hastaneleri gibi) yerlerde hem kavga gürültü bitmiyor, hem şifa
bulmak için gelen hastalar değişik entrika ve oyunlara malzeme
oluyorlar. Bu işin önüne geçmek lazım…
Adam müteahhit,
devletin mekânında, devlete ait iş yerinde, devlete ait her sırrı,
her işi görüyor, yaşıyor ve biliyor. Sonra, sonrası malum…
Dolandırma, satma, üçkâğıt, alavere, dalavere ve her numara dönüyor.
Devlete ait bilgi ve belgeler sızıyor. Bu iş nasıl oluyor? Bir
düşünün.Her yerde, her birimde sen temizlik firmasının, yemekçinin,
güvenlikçinin adamlarını çalıştırırsan olacağı budur.
İşte her yerde
hastane çeteleri, medikal soyguncu çeteleri, yemek hizmeti çetesi,
temizlik firması çetesi, güvenlik firması çetesi gibi haberleri de
okuyoruz. Neden?
Çünkü bu işleri
birisi adlımı bir daha bir başkası almasın diye her rolü, her
numarayı yapıyor. Firmalar bir araya geliyor bu iş benim sen girme,
al sana şu kadar. Diye diye işler hem sağlıksız, hem kalitesiz
yürüyor, hem de bir müddet sonra soygun şekline dönüşüyor. Bir ihbar
ve sıkı bir takip, derken çeteler ortaya çıkıyor. Hâlbuki bu işlere
gerek yok.
Kaldırın bu
devletin sağlık kurumlarındaki hizmetlerin özelleşmesi işini olsun
bitsin.
Faturalandırma, temizlik, güvenlik, bilgi
işlem, yemek emar (MR) , tomografi gibi işleri devletin kendi
elemanı, memuru yapsın. Siz bu hizmetleri elin oğluna
yaptırırken bir kar marjı vermiyor musunuz? Veriyorsunuz. Peki,
hizmeti alırken elli çeşit sorunla karşılaşmıyor musunuz?
Karşılaşıyorsunuz… Bu soygun, çete, mete işleri nerden
çıktı? Bunlardan… Peki, öyle ise niçin bu işin kökünü
kazımıyorsunuz? Kökünü kazımak işi bu hizmetleri kurumun kendisinin
kendi elemanı ile yapmasıdır. Yani devletin kurumunda devletin kendi
personeli yapacak. Hem soyulmayacak, hem yolunmayacak, hem
yıpranmayacak…
Her gün bir
operasyon ile çete mete davası ile kurum ve kuruluşlar yıpranıyor
yazık değil mi? Doktorun, hastane müdürünün, Başhekimin, satın alma
birimlerinde çalışanların şerefi, haysiyeti, namusu bir dakikada
kirleniyor.
Yazık değil mi? Kim için, ne için, neden?
Hem kurum
yıpranıyor kamuoyunda, hem görevli kişiler. Kimsenin sevgisi,
saygısı kalmıyor.
Bu işlerin
düzeltilmesi lazımdır. Hem de çok acil.
Devlet
Sağlık kurumlarında yolsuzluğun bitmesini istiyorsa devlet bu hizmet
alımlarını özelleştirmekten vazgeçsin. Kendi işini kendi
personel ve aracı ile kendi yapsın. İnanın kurumlar kazanca
geçecektir. Ayrıca kurumlardan döner sermaye payı alanların döner
sermaye payları da artacaktır.
En önemlisi ise,
kurumların yok olmaya yüz tutan saygınlığı tekrar kazanılacaktır.
Bizden bir kez daha
önemle altını çizerek duyurmak… Gerisi ilgili ve yetkiliye
kalmış.
Saygılarımızla.
MUSTAFA
GÖKTAŞ
ÇEVRE VE TÜKETİCİ
HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER) GENEL BAŞKANI