AB25 Temmuz 2009 00:00

Devrimcilik de Elden Gitti - Kadim Ülker

2. Ergenekon tertibi davasının başlamasından sevinçten kesme şekeri olan Avusturya basını; tutuklular ve yargılananlar arasında bulunan yazarları, gazetecileri, parti başkanlarını, üniversite hocalarını görmezden geldiler. Ergenekon tertibinde yargılanan Aydınlık Dergisi yazarı Emcet Olcaytu, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan, gazeteci Emin Şirin, Cumhuriyet Başyazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Hikmet Çiçek, Ergun Poyraz ve diğerleri Avusturya basınında gazeteci ve yazar olarak kabul görmedi. Onların da tutuklu olduklarını görmediler, duymadılar ve yazmadılar. Onlar sadece iki generalin yargılanmasının sevincini gazetelerindeki köşelerine taşıdılar. cialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

Devrimcilik de Elden Gitti

Kadim Ülker - Açık Gazete

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

25.07.2009


Avrupalıları insan haklarına, düşünce özgürlüğüne ve kişi haklarına saygılı olarak tanır ve biliriz. Kendi ülkelerinin dışında bir sineğin kanadına bile zarar gelse, bunu o ülkeye karşı hemen sorun ederler. Yanlış bulmam bu durumu, şüphesiz haklılar. Ancak ülkeleri sivrisinek istilasına uğrayınca onlardan kurtulmak için bin bir çeşit zehirli ve güzel kokulu ilaç kullanırlar.

Avrupalı doğaya da sayglıdır, başka ülkelerin inşaa ettiği barajlara, doğa, tarih, kültür su altında kalan coğrafya diyerek karşı dururlar. O barajların yapılmaması için ellerinden geleni yaparlar. Bunu da aslında doğru bulurum. Başka ülkelerin su gücünü ellerinde bulundurmaları kabul edilmez şüphesiz. Güçlü olunacaksa biz Avrupalılar olalım derler.

O ülkelerdeki su altında kalacak şehirler ve köyler ile ilgili televizyonları için bir biri ardı sıra belgesel filmler hazırlar ve onu tekrar tekrar gösterirler. Ancak kendilerinin su altında kalan şehirlerine ve köylerine sıra gelince film falan yapmayı bırakın, televizyonlarında haber bile yapmazlar. Aksi taktirde hükümetlerinin acizlikle suçlanacağını bilirler.

Bu sene Avusturya’da yaz sürekli yağmurlarla geçiyor. Bir gün güneş, beş gün yağmur. Sadece Haziran ve Temmuz ayında o kadar yağmur yağdı ki, köyler, kasabalar ve şehirler sular altında kaldı. Hatta eyalet başkentlerini su bastı. Müzeler yerlerinden kaldırıldı. Televizyonlarında bu konuda haber yapmayı bile düşünmediler.

Düşünce özgürlüğüne de saygılı olduklarını, çeşitli ülkelerdeki insan hakları zedelemelerine de duyarlıdırlar. Bunu da doğru bulurum, zira normali budur. Buna rağmen insan haklarının ve düşünce özgürlüğünün zedelendiği ülkelere mermi ve polis copu satarlar. İşkence aletleri sergisine insan haklarının çiğnendiği ülkenin polislerine davet gönderir, gelsinler de teknolojinin son geliştirmiş olduğu yeni işkence aletlerini tanısınlar isterler. Ancak onların kullanılmasına izin vermezler. İşkence aletlerinin, copun ve merminin kullanılmasına izin vermemelerini de doğru bulurum. Fakat bunların sofrada misafirlere ikram edilecek yiyecek ve içecekler olmadığını ve süs eşyası olarak bir yerlerde sergilenemeyeceğini de bilirler.

Gazetecilerin, yazarların tutuklanmasına ve onların yazamamalarına çok ciddi şekilde karşıdırlar. Doğrusu da budur zaten, gazeteciler, yazarlar, üniversite hocaları toplumun eğitmenidirler. Korkususzca yazmalı ve konuşmalıdırlar. Ancak bu kesime sadece ismini burada belirtmek istemediğim, Avrupalıların ellerinden ödüller ve Avrupa Birliği fonlarından beslenen Türkiye’deki yazar ve çizerler olmamalıdır. Avrupa’ya muhalif olan aydınlar için de bu hak olmalıdır, onların da düşünce, fikir özgürlüğü korunmalıdır.

2. Ergenekon tertibi davasının başlamasından sevinçten kesme şekeri olan Avusturya basını; tutuklular ve yargılananlar arasında bulunan yazarları, gazetecileri, parti başkanlarını, üniversite hocalarını görmezden geldiler.

Ergenekon tertibinde yargılanan Aydınlık Dergisi yazarı Emcet Olcaytu, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan, gazeteci Emin Şirin, Cumhuriyet Başyazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Hikmet Çiçek, Ergun Poyraz ve diğerleri Avusturya basınında gazeteci ve yazar olarak kabul görmedi. Onların da tutuklu olduklarını görmediler, duymadılar ve yazmadılar. Onlar sadece iki generalin yargılanmasının sevincini gazetelerindeki köşelerine taşıdılar.

Bir gazete vardı ki, sevincine diyecek yoktu.

Öyle sevinçliydi ki, Avusturya Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde kaybetmiş olduğu 617 milyon Avro parayı bulmuş kadar mutluydu. Gazete, sürekli yağan sağanak yağmurun yol açtığı su baskınlarının sebep olduğu milyarlarca zarar tazmin edilmişçesine, mutluluktan uçarak yazıyordu. Gazetenin köşe yazarı ülkede her gün biraz daha artan işsizlik oranı ciddi şekilde aşağı indirlmişcesine kalemine sarılmış, ağzı kulaklarına varmışcasına yazıyordu. Bu mutluluktan uçan gazetenin çıkışında kullanılan sermayenin İsrail’e dayandığını belirtirsem, iki generalin yargılanmasının sevinci daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.

Yabancı kökenli sermaye ile çıkan ve ayakta kalan gazetenin yorum yazarı “Türkiye’nin Avrupa standartlarında olduğunu” belirtiyor ve diyordu ki, “Ergenekon sürecini Avrupa Birliği’nin görüşmelerde elde etmiş olduğu bir başarı olarak kabul etmek gerekir”.

“Zira” diyordu gazetenin yazarı, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyasi gücünün etkisinin sınırlandırılması Avrupa Birliği’nin bir talebidir.”

Ergenekon davasına ait haberleri takip ediyorum. Bunu da yapabilmek için Aydınlık Dergisi’ni abone oldum. Burada her okurumu Aydınlık Dergisi’ni takip etmeye davet ediyorum. Dergi, “Ergenekon davasının emri Avrupa Parlamentosu tarafından verilmiştir” diye yazmıştı. Aydınlık yazmıştı da, ben abartıyorlar demiştim. İsrail sermayesi ile çıkan ve yaşamını da gene o sermayeye borçlu olan gazetenin yukarıdaki tespitini okuduktan sonra, aylar önce derginin yapmış olduğu haberciliğin abartı olmadığını, bir gerçeklik olduğunu kabul ettim.

2. Ergenekon Davası’nın başlamasına Avusturya’nın en başta ciddi görünümlü gazeteleri 21 Temmuz sayılı nüshasında sayfalarında geniş yer verdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki generalinin “darbecilik suçundan” yargı önüne çıkarılmasını “Türkiye’de gerçek bir devrim” olarak yorumladılar ve bu devrimi yaratanın da Recep Tayyip Erdoğan olduğunun altını çizdiler.

“Devrimci” Recep Tayyip Erdoğan’ın karizmatik, düşünür, demokrat, sportif fotoğraflarıyla da haberleri süslemeyi de ihmal etmediler. İhmal ettikleri bir şey vardı ki, o da Türkiye’de askeri darbeleri Amerikalıların yaptığıydı, sivillerin ve emekli askerlerin darbe yapamayacaklarını ve içerde olanların bir çoğu askeri darbelerde 12 Mart’ın 12 Eylül’ün zindanlarında bulunduklarını belirtmemekti. Bu ikiyüzlülük müdür diye Birol Ertan hocama sorsam kesinlikle evet der. Ancak ben ikiyüzlülük olduğunu düşünmemekteyim, bu Avrupalının ulusal güçlere karşı tavrıdır derim.

Avusturya basını “AB ve AKP devrimcilerinin” ellerinden “devrimciliklerini” alıp R. T. Erdoğan’a vermiş oldular. AKP’nin kanatlarının altından başka neye ve nereye sığınırlar bilinmez gayri. Avrupa’da kendilerini piyasaya sürdükleri AB ve ABD devrimciliği ellerinde alınarak, açıkta kalacaklar.






 

 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009