“Çağdışı” Belgenin Yıldönümü- Meyyal UYGUR
Belli ki, içini fiilen boşalttırdıkları Lozan’ı artık resmen de iptal ettirme peşindeler. Zaten Başbakan Erdoğan’ın, “Türkiye’nin geleceği için son derece önemli tarihi bir kavşağı alnımızın akıyla döndük” sözleriyle anlattığı, dönemin Dışişleri Bakanı Gül’ün “gece yarılarına kadar süren pazarlıklar” sonucu altına imza koyduğu AB Müzakere Çerçeve Belgesi’ne göre, Türkiye’nin imzaladığı, ancak AB’nin taraf olmadığı “uluslararası anlaşmaların” iptal edilmesi gerekiyor. Lozan, bunların en başında geleni!..cialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilo
Evet bugün bağımsızlığımızın, egemenliğimizin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temeli ve ana sütunlarının belgesi Lozan’ın 86. yıldönümü. Yürekten kutlayabiliyor muyuz veya kutlayacak durumda mıyız? Hayır. Çünkü altında imzalar bulunsa, fotokopi değil, orijinal olsa bile, o da artık birileri tarafından bir “kağıt parçası” sayılıyor. Ve o birilerinin, bir zamanlar Sevr’i dayatan bugünkü yabancı ortakları tarafından, 86. yılında “çağdışı” ilan ediliyor.
Önce AKP iktidarının “Müzakere süreci bin yıl sürse de dönmeyiz” düsturuyla sarıldığı AB, ufak ufak, “Türkiye’nin azınlık hakları konusunda 1923 tarihli Lozan Antlaşması’ndaki yaklaşımı değişmedi” demeye başladı. Lozan’ın yerine “Avrupa sözleşmelerinin konmasını”, bazı vatandaşlara “özel haklar tanınmasını” istedi. Patrikhane konusu ne zaman gündeme gelse Başbakan Erdoğan, “Lozan’ın delinmesine göz yummakla” övündü.
En nihayetinde kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri Komitesi, 21 Nisan 2009 tarihi itibariyle Lozan’ın “çağdışı” olduğunu resmen duyurdu. Öyle uyanıklar ki, bunu da Yunanistan üzerinden yapıyorlar. Güya Batı Trakya’daki Türkler ve Türkiye’deki azınlıklar hakkında araştırma yapıyorlar. AB üyesi Yunanistan, Batı Trakya’daki soydaşlarımız söz konusu olunca Lozan’ı hiç hatırlamadığı gibi, Avrupa sözleşmeleri ve AİHM kararlarını iplemiyor. Ne AB’nin, ne Avrupa Konseyi’nin Yunanistan’a “gücü” yetmiyor!..Yani geçenlerde ülkemize gelen, tüm devlet erkanının karşısında hazrola geçtiği Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg’in, “Lozan Anlaşması, azınlıkların insan hakları açısından çağdaş anlaşmaların gerisinde” beyanı veya Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komitesi raporunda, “1923 tarihli Lozan Antlaşması çağdışı, mütekabiliyet/karşılıklılık anlayışı değişmeli” denmesi tümüyle Türkiye’ye verilen mesaj.
Belli ki, içini fiilen boşalttırdıkları Lozan’ı artık resmen de iptal ettirme peşindeler. Zaten Başbakan Erdoğan’ın, “Türkiye’nin geleceği için son derece önemli tarihi bir kavşağı alnımızın akıyla döndük” sözleriyle anlattığı, dönemin Dışişleri Bakanı Gül’ün “gece yarılarına kadar süren pazarlıklar” sonucu altına imza koyduğu AB Müzakere Çerçeve Belgesi’ne göre, Türkiye’nin imzaladığı, ancak AB’nin taraf olmadığı “uluslararası anlaşmaların” iptal edilmesi gerekiyor. Lozan, bunların en başında geleni!..Gül, o imzayı attıktan 3 gün sonra TBMM kürsüsünden, “Müzakere Çerçeve Belgesi, Türkiye’nin sonunda mutabakata varıp, altına imza attığı bir kağıt değil. AB’nin kendi mutakabatı, kendi pozisyonu, kendi yol haritasıdır” dese de.
Ahh, o Erbakan Hoca’nın dizinin dibindeki eski Gül olacaktı, Avrupa Konseyi’nin Lozan’ı “çağdışı” saymasına neler neler söylemezdi. Örneği de var. Hem de öyle muhalefet falan değil, Refah-Yol iktidarında bakanken, Avrupa Konseyi’nin Türkiye’nin üyeliğini askıya alma kararı üzerine öyle bir patlamıştı ki:
“Onlara göre, Türkiye Avrupa’nın belasıdır. Benim açımdan önemli değil, kendileri bilirler. Türkiye’de onların menfaati var. Türkiye’nin çok alternatifi var. Avrupalıların kendilerine çeki düzen vermeleri gerekir. Eğer kendi çıkarlarını düşünürlerse, Türkiye’ye davranışlarının farklı olması gerektiğini görürler. Görmezlerse kaybederler…Şunu da unutmasınlar; Türkiye’de ülkenin onurunu ve çıkarını kararlı bir şekilde koruyacak bir hükümet var. Türkiye’deki tavır değişikliklerini zannediyorum görmüşlerdir, göreceklerdir. Böyle mesuliyetsizlik olmaz. Beş kuruşluk değer vermem.”
Son PEW Araştırma Merkezi’nin tespitinde de görüldüğü gibi yapılan tüm uluslararası anketler, Türk Milleti’nin, AB’sini, ABD’sini sevmediğini, bunlara güvenmediğini söylüyor. Hani “Millet ne derse o olur”du, “Milletten başka irade tanınmaz”dı. Tamam, bugüne kadar sustular, hatta onlara yardım ettiler, ama hiç olmazsa “Lozan çağdışıdır” diyerek, artık evimizin temelini resmen dinamitlemelerine bir ses verseler!..
Ne boş bir temenni değil mi?..
Ama temenni değil, can-ı gönülden inanıyorum ki, bırakın milyonların “Ergenekoncu” diye demir dağlara hapsedilmesini, Lozan’a sahip çıkan tek bir kişi kalsa bile, o demir dağlar eritilecek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaşayacak ve yaşatılacaktır!..