ABD derin devletinin iki büyük kâbusu
vardır. Amerikan vatandaşı Yahudilerin İsrail, Çinlilerin Çin lehine
casusluk yapmaları.
19 Kasım 1985'te ortaya çıkarılan
Jonathan Pollard hadisesi Amerikan derin desvletini
iliklerine kadar titretmişti.
Bizde siyasal İslamcı ve aşırı sol bazı
unsurların, "Amerikan derin devleti Yahudilerin
kontrolünde" söylemi gerçeği yansıtmaz. Amerikan derin
devleti Anglo Saksonların kontrolündedir ve bunlar Kabala kökenli
ezoterik felsefe ile Tevrat ve Talmud'dan
etkilenirler.
Jonathan Pollard, ABD Savunma Bakanlığı
Pentagon'a bağlı Donanma İstihbarat Teşkilatı'nın (NIS) Anti-Terör
Uyarı Merkezi'nde istihbarat analisti olarak çalışmaktaydı. İsrail
lehine casusluk yapıyordu. İsrail bağlantısı FBI tarafından ortaya
çıkarıldı ve müebbet hapisle cezalandırıldı.
30 Eylül 2003'te örtülü CIA ajanı Valerie
Plame'in isminin basına sızdırılması ile ilgili FBI bir soruşturma
başlattı.
Ekim 2003- Haziran 2004 arasında FBI'ın
soruşturmaları sonucunda CIA ajanı Valerie Plame'in ismini basına
sızdıranın Dick Cheney'nin milli güvenlik konusunda başdanışmanı
olan "Scooter" Lewis Libby olduğu anlaşıldı.
Libby Amerikan Yahudi'siydi.
21 Mayıs 2004'te neoconların has
adamı Ahmet Çelebi'yi Irak'ta görevli Amerikan askeri birlikleri
gözaltına aldı. Çelebi, ABD'nin milli güvenliğini
ilgilendiren gizli bilgileri İran istihbaratına vermekle
suçlandı.
CBS televizyonu 27 Ağustos 2004 akşam
haberlerinde FBI'ın ABD'nin Savunma Bakanlığı'nda İsrail adına
casusluk yapan bir köstebek hakkında soruşturma yaptığını
duyurdu.
İran'la ilgili Amerikan gizli bilgilerini
Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) aracılığıyla İsrailli
diplomat ve ajanlara sızdıranın Pentagon'da görevli, Savunma Bakan
Yardımcısı Paul Wolfowitz ve siyasi konulardan sorumlu müsteşar
Douglas Feith'e bağlı birimde görev yaptığı anlaşıldı.
Daha sonra Dünya Bankası Başkanlığı da
yapan Paul Wolfowitz ve Douglas Feith, her ikisi de Amerikan
Yahudi'siydi. Artı su katılmamış birer neocondular.
Ekim 2004'de Pentagon'daki İsrail adına
casusluk yapan kişinin Albay Larry Franklin olduğu kamuoyuna
duyuruldu. Albay Franklin ABD'deki Yahudi kuruluşu AIPAC
isimli lobi kuruluşunun dış ilişkiler direktörü Steve Rosen ve
yardımcısı Keith Weissman Albay Franklin'den aldıkları İran'la
ilgili gizli bilgileri Washington'daki İsrail Büyükelçiliği'nde
görevli MOSSAD ve AMAN ajanlarına iletmişlerdi.
"Scooter" Lewis Libby, CIA ajanı Valerie
Plame'in ismini basına sızdırmaktan, yalan ifade vermek ve adaleti
yanıltmaktan 30 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yukarıda kısaca özetlediğim, birbirinden
farklı gibi gözüken hadiselerin aslında birbiriyle bağlantılı olduğu
anlaşılıyor.
Amerikan derin devletinin temel
unsurlarının içinde yer aldığı NSA, CIA, DIA, Pentagon ve FBI gibi
kurumları, Pentagon ve Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin ofisindeki
neoconlara (yeni muhafazakârlar) karşı ABD tarihinin en büyük
tasfiye operasyonunu yürütüyor.
Hadisenin perde arkasındaki
tetikleyicisi, Irak'ın işgaline giden süreçteki düzmece istihbarat
raporları.
20 Mart 2003'te Basra Körfezi'ndeki uçak
gemilerinden gerçekleştirilen füze saldırılarıyla başlatılan Irak
Savaşı, Bush yönetiminde görev alan, danışmanlık yapan ve çoğunluğu
Yahudi olan yeni muhafazakârlar diye adlandırılan dar bir kadronun
eseridir. Destekçileri ise İsa Mesih'in yeryüzüne döneceğine iman
etmiş ve kolay cennet hayali kuran fundamantalist Evanjelist
Hıristiyan liderlerdir.
Yeni muhafazakâr kliğin içinde yer alan
kadroda çok sayıda Yahudi lobi kuruluşu ile İsrail yanlısı gruplarla
derin bağları olan isimler var.
Bernard Lewis, Donald
Rumsfeld, Richard Perle, Paul Wolfowitz, Elliot Abrams, John Bolton,
Douglas Feith ve William Kristol bu isimlerden bazıları. Yukarıdaki
isimlerden ikisi hariç diğerleri Yahudi asıllı.
Yahudi lobi kuruluşu, Milli Güvenlik
İşleri Yahudi Enstitüsü (JINSA) Cumhuriyetçi Parti'ye çok yakındır.
Amerikan Girişimciler Enstitüsü (AEI) ve Washington Yakındoğu
Politika Enstitüsü (WINEP) ise İsrail lobisi gibi
çalışır.
Yukarıda yazdığımız isimlerin de içinde
yer aldığı bir grup yeni muhafazakâr 1998'de Başkan Clinton'a
hitaben yazdıkları mektupta Saddam Hüseyin'in devrilmesini ve
rejimin değiştirilmesini istemişlerdi.
Yeni muhafazakârlar 1996 yılında
da aşırı sağcı Likud Partili İsrail Başbakanı Netanyahu için "Clean
Break" raporunu hazırlamışlardı.
Rapor İsrail'in güvenliği için, "barış
için toprak" ilkesinden vazgeçmeyi ve Ortadoğu'da rejimlerin
değiştirilmesi ile İsrail'in "güç dengesi" temeline
dayanıyordu.
Yeni muhafazakâr hareket
DİN-FELSEFE-POLİTİKA temeline oturur.
Bu hareketin
ideologları Endülüslü Yahudi, Tevrat tefsircisi İbn
Meymun (Moşe ben Maimonides 1132-1204) ile 1937'de Nazi
Almanya'sından Amerika'ya göç eden Yahudi bir aileye mensup, Chicago
Üniversitesi'nde SİYASET FELSEFESİ dersleri veren Lewi
Strauss'tur.
(1899-1973)
Strauss'a göre,
"kralın danışmanı kraldan daha önemlidir."
Bu iki isme 9 Ocak 1995'te "Neo Conservatism: TheAutobiograpy of
an Idea"
adlı kitabını yayımlayan Irving
Kristol'ü de eklemek gerekir. Kristol 1965'te The Public Interest
adlı dergiyi yayınlamaya başladı.
Eski Savunma Bakan Yardımcısı ve Dünya Bankası
Başkanı Paul Wolfowitz, Irak işgalinin
Pentagon'daki planlayıcılarından Özel Planlar Dairesi Başkanı
Abram Shulsky, Strauss'un öğrencisi olmuşlar.
Yine onun gözetiminde 1972'de
doktoralarını tamamlamışlardı. Her ikisi de Yahudi
asıllıydı.
Yeni muhafazakâr hareket 1980'lerden
itibaren Amerikan Evanjelist Hıristiyanların da desteğini alarak
hızla güçlendi.
Yeni muhafazakâr hareketin önderlerinden
olan Irwing Kristol adına her yıl verilen ödül 2007 yılında Yahudi
asıllı İngiliz vatandaşı Ortadoğu tarihçisi 91 yaşındaki Bernard
Lewis'e verildi.
Amerikan Enterprise Institute (AEI) adlı
neo-konservatif think-tank kuruluşunun gerçekleştirdiği etkinlikte
Bernard Lewis 7 Mart 2007 günü "Avrupa ve İslam"
başlıklı bir
konuşma yaptı.
Bu konuşma baştan aşağı Müslümanları
aşağılamakta, Hıristiyan dünyasını İslam dünyasına karşı
kışkırtmaktadır.
İşte söz konusu konuşma metninden iki yorumsuz kısa
alıntı:
"Müslümanların bağnaz ve azimli bir
azınlığın gözlerinde, Avrupa'ya üçüncü saldırı dalgası açıkça
başlamıştır. Bunun ne olduğunu ve ne anlama geldiği konularında
kendimizi kandırmamalıyız. Bu kere saldırı farklı biçimlere
bürünmektedir. Özellikle de iki biçime: "Terör ve
göç
"
"Kudüs'te Kubbetüs Sahra denilen mabet
Yahudi-Hıristiyan geleneğinin kutsal saydığı bir yerde kurulduğu
için çok ilginçtir.
Mimari üslubu en eski Hıristiyan
kiliselerine özgüdür. 7. Yüzyılın sonlarında Arabistan'ın dışındaki
en eski camidir. Kubbesinin içinde, 'O Allah'tır, birdir, hiçbir
dengi yoktur. Doğurmamıştır, doğmamıştır' yazar. Bu, Hıristiyan
inancının temel ilkelerine bir karşı çıkıştır."
Bay Lewis'in hezeyanları Müslümanlara
arşı kışkırtıcı bir üslup taşıyor.
Kubbetüs Sahra Camisi, Peygamberimiz Hz.
Muhammed'in miraca yükselirken üstüne bastığı kayanın üzerine
yapılmış bir camidir.
Yahudiler için Kral Davud soyundan
kurtarıcı Yahudi Mesih'in gelmesi, başta Evanjelistler olmak üzere
Hıristiyanlar için İsa Mesih'in ikinci ve üçüncü kez yeryüzüne
gelmesi için bu caminin yıkılarak yerine kutsal Yahudi tapınağı
Süleyman Mabedi'nin üçüncü kez inşa edilmesi "gerekiyor".
Bay Lewis şunu söylemek istiyor:
Tek başına İsrailliler bu İslam mabedini yıkarsa Yahudiler
Müslümanlarla baş edemez, gelin Yahudiler- Hıristiyanlar elbirliği
ile bu camiyi yıkalım. Sonrası mı? Üçüncü Dünya
Savaşı. Kaos, kaostan Yeni Dünya Düzeni?
The Forward dergisine göre, yeni
muhafazakârların
önderlerinden eski Savunma Bakan Yardımcısı Yahudi asıllı Paul
Wolfowitz "Bush yönetimi içindeki en şahin İsrail yanlısı
ses"
ti.
Nitekim JINSA, Wolfowitz'e "Seçkin Hizmet
Ödülü"
(Distinguished Service Award) verdi.
Ünlü İsrail gazetesi Jerusalem Post
2003'de Paul Wolfowitz'i samimi İsrail yanlısı" olarak "yılın adamı"
seçmişti.
Yeni muhafazakâr kliğin, Irak'ın işgal
edilmesi fikri Bush tarafından önceleri kabul görmedi.
11 Eylül 2001'deki şaibeli saldırılar
yeni muhafazakâr kliğe aradıkları fırsatı fazlasıyla vermişti. 20
Eylül 2001'de Bush'a bir mektup gönderdiler. Bush 21 Kasım 2001'de
Irak'ın işgali için gerekli hazırlıkların yapılması yönünde Savunma
Bakanı Rumsfeld'e talimat verdi.
Türkiye'nin 1998'de Milletlerarası Barış
Ödülü'ne layık görerek madalya verdiği Prof. Bernard Lewis ve John
Hopkins Üniversitesi'nden Şii Arap asıllı Fouad Ajami gibi isimler
Bush'un yardımcısı Dick Cheney'yi Irak'a karşı en iyi stratejinin
SAVAŞ olduğuna ikna etmişlerdi.
Bu isimlere Cheney'nin ekibinde yer
alan Eric Edelman (eski ABD Ankara Büyükelçisi), John Hannah ve
Lewis Scooter Libby hararetle destek vermişlerdi.
Yeni muhafazakârlardan Robert Kagan ve
William Kristol Weekly Standard'da, Afganistan'da Taliban'ın işi
bitirilir bitirilmez Irak'ın işgal edilmesi çağrısında
bulundu.
Bir başka yeni muhafazakâr ideolog, Charles
Krauthammer Washington Post gazetesinde, Afganistan'dan sonra
sırayla Suriye, İran ve Irak'ın hedef alınarak
"terörizme karşı savaş, dünyadaki en tehlikeli terörist
rejimin işini bitirdiğimizde, Bağdat'ta sona erecek"
diye yazmaktaydı.
Afganistan ve Irak'ta Nisan 2008 itibariyle
durum ortada. "Terörizmi önleyeceğiz"
diye yola çıkanlar
milyonlarca masum sivil Müslüman'ı soykırıma tabi tuttular ve halen
trajedi devam ediyor.
Irak'ın işgali için, ABD tarihinde İkinci Dünya
harbi esnasında "Pearl Harbour"
sonrasını egale eden Amerikan
kamuoyuna yönelik psikolojik harekât başlatıldı.
Düzmece istihbarat raporları basına sızdırıldı:
"Saddam Hüseyin kitle imha silahı üretmek
üzereydi."
Başta "Scooter" Lewis Libby adlı Yahudi
asıllı yeni muhafazakâr olmak üzere CIA analistlerine baskı
yapıyorlar, düzmece "belgeler" hazırlıyorlardı. ABD Dışişleri Bakanı
Colin Powell'in BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşma metnini bu
klik hazırlamıştı. Bildiğiniz gibi Powell'in bu konuşmasının
yalanlarla dolu olduğu sonradan anlaşılmıştı.
11 Eylül 2001 "saldırılarından" hemen
sonra Paul Wolfowitz ve Douglas Feith Pentagon bünyesinde
"Terörle Mücadele Politika Değerlendirme Grubu"
(The Policy Counterterrorism
Evaluation Group) kurdu.
Bu birimin görevi, CIA, NSA, DIA'dan
gelen istihbarat raporlarını değerlendirmek, Saddam ve el-Kaide
arasındaki "gözden kaçan" bağları bulmaktı
. Birimin başına da yeni
muhafazakârların üslerinden biri olan Amerikan Girişimciler
Enstitüsü'nden (AEI) bir başka Yahudi asıllı Dawid Wurmser
getirildi.
Wurmser, Pentagon'da İslam uzmanı olarak
görev yapan Harold Rhode tarafından tavsiye edilmişti. Rhode,
Bernard Lewis'in manevi oğluydu ve Pentagon'a Karanlıklar Prensi
Richard Perle tarafından yerleştirilmişti.
Birimin bir diğer üyesi
de Perle'ün yakın dostu Lübnan asıllı Amerikalı Michael
Maloof'tu.
Birim üyelerinin ne istihbarat geçmişleri
vardı ne de istihbarat teknikleri konusunda bir bilgileri. Yeni
muhafazakâr ve Yahudi olmaları ortak özellikleriydi.
Nitekim Ocak 2002'de Maloof'un gizli
belgelere ulaşmasına izin veren güvenlik kleransı iptal
edildi.
O da
AEI adlı düşünce kuruluşuna geri döndü. Wurmser ise Dışişleri
Bakanlığı'nda Yahudi olmayan yeni muhafazakârlardan John Bolton'un
yardımcılığına atandı. Birim Ağustos 2002'de lağvedildi.
Wolfowitz-Feith ikilisi İsrail'e hizmet için
yanıp tutuşmaktaydı. Feith daha 1990'larda "İsrail'in işgal
ettiği toprakları elinde tutması"
gerektiğini yazmıştı.
İki kafadar Amerikan kamuoyunu Irak'ın işgaline
razı etmek için "Özel Planlar Dairesi"
adlı bir
manipülasyon-psikolojik harekat merkezini Pentagon'un içinde kurarak
başına kendileri gibi yeni muhafazakar Yahudi Abram Shulsky'i
getirdiler.
Skulsky sıkı bir Endülüslü Maimonides ve
Levi Straus hayranıydı.
Yaklaşık 30 yıl ABD istihbarat ve milli
güvenlik birimlerinde görev yapmıştı. Richard Perle ve Elliot
Abrams'la beraber 1970'lerde Demokrat Parti senatörü yeni
muhafazakâr Henry "Scoop" Jackson'un danışmanlığını yaptı.
1980'lerde Senato İstihbarat Komitesi'nde
danışman olan Shulsky, Richard Perle'ün savunma bakan yardımcısı
olduğu dönemde Pentagon'da görev yaptı. Daha sonra da CIA veAmerikan
askeri istihbaratının kontrolündeki düşünce kuruluşu RAND
Corparation'a geçti.
Shulsky'nin istihbarattaki uzmanlık alanı
Sovyet istihbaratının dezenformasyon teknikleriydi.
Özel Planlar Dairesi Başkanı Abram
Shulsky, Pentagon'da istihbarattan sorumlu müsteşar yardımcısı
William Luti'ye bağlı olarak çalışmaktaydı.
Özel Planlar Dairesi
İsrail yanlısı düşünce kuruluşlarında görev yapan uzmanlarla
dolduruldu.
William Luti sıradan bir yeni muhafazakâr
değildi. Dick Cheney ile birlikte çalışmıştı.
Düzmece istihbarat raporlarının ana
kaynağı Iraklı Şii'lerden, sözüm ona Irak Milli Kongresi (INC)
Başkanı Ahmet Çelebi'ydi. Yeni muhafazakârların ve Yahudi grupların
has adamı olan Çelebi'ye ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA asla
güvenmiyordu.
Düzmece istihbarat raporları önce Yahudi
bir aileye ait The New York Times gazetesinin Pulitzer ödülü sahibi,
yeni muhafazakâr Judith Miller vasıtasıyla Amerikan kamuoyuna servis
edildi.
Miller seksapeli hayli yüksek bir dişiydi ve Karanlıklar
Prensi Richard Perle'ün eski sevgilisiydi.
Amerikan kamuoyuna yönelik psikolojik
harekât böyle yürütülürken ABD Kongre üyesi milletvekili ve
senatörlere yönelik ikna operasyonu için devreye İsrail'in
Amerika'daki tabii müttefikleri Yahudi lobi kuruluşları
sokuldu.
Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi
(AIPAC) Temsilciler Meclisi ve senato üyelerini Irak'ın işgaline
ikna için üzerine düşeni layıkıyla yapıyordu. AIPAC tarafından
Kongre üyelerine sunulan raporlar MOSSAD kaynaklı istihbarata
dayanmaktaydı. Elbette Irak'ın kitle imha silahı yaptığına dair
MOSSAD manipülasyonlu raporlar düzmeceydi. Ancak bu raporlara pek
çok Kongre üyesi tarafından CIA raporlarından daha fazla değer
atfedildi. ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA Irak'a yönelik bir askeri
operasyona karşıydılar.
CIA Pentagon'a yuvalanmış ağırlıkla
kadrosu Yahudilerden oluşan "Özel Planlar Dairesi" ve "Terörle
Mücadele Politikaları" birimlerinin hazırladığı Saddam-El Kaide
bağlantısı ile Irak'ın kitle imha silahı yapmak üzere olduğuna dair
raporların güvenilir olmadığını yüksek sesle dile
getirmişti.
CIA ve Dışişleri Bakanlığı'na göre,
Pentagon'daki iki birimde yuvalanmış "çete" Irak'ın işgaline çoktan
karar vermişti ve bu maksatla uydurma gerekçeler
hazırlamaktaydılar.
ABD devlet aygıtı tam anlamıyla ikiye
bölünmüştü.
Bir yanda Amerikan derin devleti ve WASP merkezli
Amerikan milliyetçileri, diğer yanda Evanjelist Hıristiyan destekli
Yahudi ağırlıklı yeni muhafazakâr klik. Bunlar Başkan Bush'un
yardımcısı Dick Cheney'nin liderliğinde örgütlenmişlerdi.
Dick Cheney'nin ekibinden Lewis Libby, Beyaz
Saray'da Milli Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Hadley,
Pentagon bünyesindeki "Terörle Mücadele Politika Değerlendirme
Grubu"ndan Dawid Wurmser ve Michael Maloof gibi isimler tam kanka
olmuşlardı. CIA, NSA, DIA gibi istihbarat örgütlerini
devreden çıkarmışlardı.
Bu ekip 1 Mart tezkeresinin TBMM'den
geçmemesinin faturasını ABD Dışişleri Bakanlığı bürokrasisine kesti.
Ankara Büyükelçisi Robert Pearson'un "kellesi alınarak"
yerine Dick
Cheney'nin bürosundan Yahudi yeni muhafazakâr Eric Edelman Ankara'ya
büyükelçi olarak gönderildi.
Yeni muhafazakâr klik tam anlamıyla "back yard"
diplomasisi yürütüyordu. Türkiye'de ise Cüneyt Zapsu, Egemen Bağış,
Ömer Çelik ve Ahmet Davutoğlu Türk Dışişlerini "by pass" ederek yeni
muhafazakârlarla aynı tarz içinde "diplomasi" yapmaktaydılar.
Sonucu malum. Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki
kırmızıçizgileri yeşile dönüştürüldü ve Türk Özel Kuvvetleri
subaylarının başına çuval geçirildi.
Bütün bunlar olurken Savunma İstihbarat
Teşkilatı (DIA) Ortadoğu operasyonları biriminin başkanı Pat Lang bu
durumun kanunlara aykırı olduğunu bağırarak söylüyordu ama işiten
olmamıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA'nın başını
çektiği istihbarat birimleri mücadelenin kaybeden tarafı olurken,
Cheney'nin bürosu ile Pentagon'da örgütlenen klik kazanan taraf
oluyordu.
Ancak ABD derin devleti bir dosya açtı ve
üzerine şunları yazdı: As soon as UNCLASSIFIED Cheney'nin
ofisindekiler, Pentagon'daki çete, AIPAC, Çelebi ve MOSSAD
işbirlikleri.
Amerikan derin devleti kenara çekilir
gibi yaparak beklemeye başladı. Yeni muhafazakâr klik ve
işbirlikçileri tasfiye edilecekti.
ABD birlikleri 9 Nisan 2003'te Bağdat'ı
ele geçirerek işgal sürecini tamamlamıştı. Irak'ın her yerinde,
Babil'in Asma Bahçeleri'nin kalıntılarının altında bile Saddam'ın
kitle imha silahları arandı. Ancak ya karınca yuvaları bulundu ya da
akrep. Evanjelist destekli Yahudi-neoconlar ABD'yi akıl almaz
yalanlarla bataklığa sürüklemişlerdi. İsrail için ABD kurban
edilmişti.
Amerika tarihinde görmediği kadar
dışarıda düşman edinmişti. Türkiye ve dünyanın her yerinde-İngiltere
dâhil- ABD aleyhtarlığı pik yaparken Amerikalı vatanseverlerin
başını çektiği halk da sokaklara dökülmüştü. 2007'nin sonuna
gelindiğinde Irak ve Afganistan işgalinin maliyeti üç trilyon
dolardı. Amerikan ekonomisi mortgage kredilerinin tetiklediği bir
yıkımın eşiğindeydi.
CIA ajanı Valerie Plame'in isminin basına
sızdırılması ve Pentagon'daki İsrail köstebeği Albay Larry
Franklin'in FBI tarafından ortaya çıkarılması Amerikalıları çok
kızdırmıştı. Zaten Amerika'da patlamaya hazır ama üstüne sürekli şal
örtülen Yahudi düşmanlığı İsrail aleyhtarlığı olarak
patladı.
Amerikan derin devleti düğmeye basmakta
hiç tereddüt etmedi. Çoğunluğu Yahudi asıllı olan yeni
muhafazakârlar birer birer avlanmaya başlandı. İşte avlananlardan
bazı isimler:
Donald Rumsfeld: ABD savunma bakanı
2001-2006.
Paul Wolfowitz: Savunma bakan yardımcısı
2001-2005.
Douglas Feith: Pentagon'da müsteşar
2001-2005.
Harold Rhode: Pentagon'da İslam
uzmanı.
I.Lewis "Scooter" Libby: Cheney'nin
başdanışmanı 2001-2006.
Eric Edelman: ABD Ankara
büyükelçisi.
David Wurmser: Cheney'nin
danışmanı
Michael Rubin: Pentagon'da İran-Irak
uzmanı 2002-2003.
Albay Larry Franklin: Pentagon'da İran
masası sorumlusu. İsrail lehine casusluktan 20 Ocak 2006'da 12 yıl 6
ay hapis cezasına çarptırıldı.
AIPAC'dan Steve Rosen ve Keith
Weissman'da casuslukla suçlanıyor. Rosen 20, Weissman için 10 yıl
ceza isteniyor. Bu arada AIPAC'ın İcra Direktörü Howard Kohr, 21
Nisan 2005'te Rosen ve Weissman'ı işten attıklarını
duyurdu.
İsrail'in ünlü gazetesi Haeretz'e göre Albay
Franklin ve AIPAC bağlantısı sebebiyle İsrail'in ABD dış
politikasını belirlediği yönündeki "KOPMLO TEORİLERİ"
devreye
girecek. ABD'de anti-semitizm canlanacak, Amerikalı yetkililer
İsrail'e karşı çekingen davranacaklardı.
Albay Franklin olayı 1985'deki Jonathan
Pollard hadisesine tuz biber ekmişti.
CIA-MOSSAD savaşı patlamıştı. ABD
Dışişleri Bakanlığı ve CIA yeni muhafazakârları hızla karar
mekanizmalarının başından uzaklaştırıyordu.
AIPAC, casusluk skandalı sebebiyle umduğu
desteği kongre üyelerinden bulamamıştı. Sadece birkaç kongre üyesi
Amerikan yönetimine kem-küm eden mektuplar yazmışlardı.
AIPAC'ın 22-24 Mayıs 2005'te Washington Kennedy
Center'da yaptığı yıllık toplantıda Amerikan Yahudi kuruluşları
kesenin ağzını sonuna kadar açtılar. Yüklü bir bağış kampanyası
gerçekleştirdiler. Öyle ya mahkeme süreci ve Amerikan halkı
nezdindeki prestijlerini düzeltmek için büyük paralara ihtiyaçları
vardı.
Bu toplantıya zamanın İsrail Başbakanı Ariel
Şaron ile ABD'nin Dışişleri Bakanı "Kara Dul" Condaleezza Rice de
katılmıştı.
Ve Amerikan derin devletinin
tasfiye ettiği diğer bazı yeni muhafazakâr isimler:
Richard Perle,
Michael Ledeen, Monocher Ghorbanifar, Ahmet Çelebi, Bernard Lewis,
Steve Rosen (AIPAC), Keith Weissman (AIPAC), Martyn Indyk, Morris
Amitay, Mike Amitay, Elliot Abrams?
Karanlıklar
Prensi lakaplı Rus Yahudi'si Richard Perle 18 Şubat 2004 tarihinde
pentagon'daki görevinden istifa ettiğinde pek çok kimse bunun ne
manaya geldiğini anlayamamıştı.
Ama Richard Perle durumun vahametini
çoktan kavramıştı: Amerikan derin devleti Irak'ın işgalini
sağlayarak ABD'yi bataklığa saplayan çoğunluğu Yahudi yeni
muhafazakâr kliği tasfiye edecekti.
Türkiye'de neler olacak
dersiniz?
Amerikan dış politikasında İsrail lobisini merak
edenler için, Harvard Üniversitesi'nden siyaset bilimci Prof.
Stephen M. Walt ile Chicago Üniversitesi'nden Prof. John J.
Mearsheimer tarafından ortak kaleme alınan "İsrail
lobisi" (Profil Yayıncılık 0212-514 45 11, Faks: 0212- 514 45
12)
adlı
kitabı mutlaka okuyunuz.
Hamaset değil, bilgi dolu bu kitapçık
Türkiye'nin geleceğine yön verecek politikalar için temel kaynak
niteliğinde.
Makalelerinde İsrail'i, ABD ve müttefikleri için
stratejik bir yük olarak tanımlayan John Mearsheimer ve Stephen
Walt, Amerika'daki Yahudi lobisinin ABD politikalarındaki
etkisini özetle aşağıdaki argümanlarla ortaya
koyuyor:
· İsrail devleti ABD'nin demokratik
değerleriyle uyuşmuyor. İsrail bir Yahudi din-şeriat devleti,
Amerika ise demokratik bir devlet.
· ABD yönetimi, İsrail'e her yıl 3 milyar
dolar karşılıksız yardım yapıyor. Paraların nereye harcandığı
sorulmuyor.
· ABD, NATO müttefiklerine vermediği
istihbaratı İsrail'e vermekte, nükleer silahlarına göz
yummaktadır.
· ABD'nin İsrail'e verdiği destek
yüzünden Amerika'nın İslam dünyasıyla ilişkileri
bozuluyor
· İsrail, İsrail sınırları içinde yaşayan
1.3 milyon Arap kökenli vatandaşlarına ikinci sınıf muamele
yapıyor.
· İsrail ABD'ye karşı casusluk yapan
devletlerin başında geliyor.
· Amerika'daki Yahudi lobisi, siyasiler,
gazeteciler ve akademisyenlerden oluşan ağı kullanarak ABD
politikalarını yönlendiriyor.
· Yeni muhafazakâr (neo-con) akım içinde
yuvalanmış olan Yahudilerden oluşan İsrail lobisi, Evanjelist
Hıristiyanlardan yani Hıristiyan Siyonistlerden destek
görüyorlar.
· ABD yönetimindeki birçok isim
(Libby, Wolfowitz?) İsrail
yanlısı.
· Amerika'daki en güçlü ikinci lobi grubu
AIPAC bir "de-facto İsrail casusu" olarak faaliyette
bulunuyor.
· İsrail'i tenkit edenler anti-semitik,
Yahudi düşmanı olmakla suçlanarak susturuluyor.
· ABD'deki önemli basın organlarında yer
alan İsrail yanlısı yazar sayısı 61 iken İsrail karşıtlarının sayısı
sadece beş kişi.
· Az da olsa CNN'de İsrail'i eleştiren
bir haber çıktığında 6 bin protesto, elektronik posta mesajı
yağıyor.
· 300 milyonluk ABD nüfusunun yüzde 3'nü
oluşturan Yahudiler, Demokrat Parti'nin kampanya gelirlerinin yüzde
60'ını sağlıyor.
· Amerikalıların yüzde 73'ü İsrail'e
karşı tarafsız politika istemesine rağmen Washington D.C'deki
yönetimler İsrail'in güdümünde hareket ediyor.
· İsrail lobisi Irak'ın işgalini
tezgâhladı. Suriye ve İran'a da saldırmaya teşvik ediyor.
Bir dipnot olarak belirtelim, Mearsheimer
ve Walt'in makalesi 23 Mart 2006 tarihinde İngiltere'de yayımlanan
London Review of Books dergisinde ilk kez yayımlandı.
Tahmin edebileceğiniz gibi bu iki
Amerikalı akademisyenin makalesi "modern anti-semitizmin yeni
versiyonu" olarak ağır bir dille suçlama kampanyasına tabi
tutuldu.
İki hocaya Amerikan halkı ile Amerikan
derin devleti sahip çıkmış durumda.