Siyaset21 Temmuz 2009 00:00

Davutoğlu'nun Sözettiği Zeminlerden Biri ABD Dışişleri Bakanlığı mı? - Meyyal Uygur

Zira saldırıdan aylar önce Haziran 2008’de ABD Dışişleri Bakanlığı’nda DTP’lilerle yapılan bir toplantıda, Türk Milleti’nin PKK konusunda ABD’ye tepkisi masaya yatırılmış, bu yüzden “Operasyonların önünün açılacağı, ancak işbirliğine rağmen operasyonların sorunu çözmeyeceğinin gösterileceği” mesajı verilmiş, “ardından Türkiye’yle ilgili A, B, C, D planlarının hazırlanacağı” konuşulmuştu. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciefusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnediscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

Davutoğlu'nun Sözettiği Zeminlerden Biri ABD Dışişleri Bakanlığı mı?

Meyyal Uygur - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

21.07.2009


 

Barzani ve Taraf Gazetesi’ne servis edilen görüntülerle ABD destekli olduğu ortaya çıkan Aktütün saldırısı için, “Türk Milleti’ne ‘diz çök’ mesajıdır” demiştim.

Zira saldırıdan aylar önce Haziran 2008’de ABD Dışişleri Bakanlığı’nda DTP’lilerle yapılan bir toplantıda, Türk Milleti’nin PKK konusunda ABD’ye tepkisi masaya yatırılmış, bu yüzden

“Operasyonların önünün açılacağı, ancak işbirliğine rağmen operasyonların sorunu çözmeyeceğinin gösterileceği” mesajı verilmiş, “ardından Türkiye’yle ilgili A, B, C, D planlarının hazırlanacağı” konuşulmuştu.

ABD Büyükelçisi James Jeffrey 19 Haziran’da NTV’de,

“Kürt sorununda ayrıntıları göreceğiz. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Türk hükümeti büyük yol kat etti”

demişti. Geçenlerde ABD Büyükelçiliği internet sitesinde kendisine yöneltilen, “ABD, Türkiye’de Kürt konusu ve PKK ile ilgili nasıl bir yol almayı umuyor?” sorusuna cevaplandırırken de, 2007’den bu yana, ortağımız ve müttefikimiz Türkiye’nin PKK teröristleriyle mücadelesindeki bağlılığımız sonuç vermiştir” gibi bir ifade kullandı. Bildiğimiz PKK 1983’ten beri faaliyette. Acaba ABD, Türkiye ile “işbirliği” yapmaya neden 2007’de başladı?..

 

Bu notu bir kenara kaydettikten sonra, ikinci notumuza geçip, 28 Mayıs 2004 tarihli yine ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki toplantıda cevabı aranan soruları hatırlatalım:

“Kerkük, Kürt eyaleti içinde kalırsa TSK’nın tepkisi ne olur?..Kürt milliyetçiliğine İslami çevrelerin bakışı ne?..AKP’nin İslam-Kürt milliyetçiliğine yaklaşımı ne?..AKP’nin TSK ile birlikte bölgedeki bir Kürt devletine yaklaşımı ne olur?..AKP’nin Kuzey Irak’ta kurulacak bir Kürt devletine bakışı ne olabilir?..AKP içindeki Kürt asıllıların Başbakan Erdoğan üzerindeki etkileri nedir?..”

O toplantıda, İlnur Çevik ve Cengiz Çandar’a atfen, “AKP hükümetinin Kürt Federasyonuna karşı olmadığı, asker ve MGK zorlamalarıyla Kürt etnik federasyonuna karşı çıkmak zorunda kaldığı” da vurgulanmıştı.

(Geçen 5 yılda askerin nasıl devre dışı bırakıldığını, özellikle Gül’den sonra MGK’nın tamamen iktidarın kontrolüne geçtiğini unutmayalım)

 

Üçüncü notumuz ise şu; Soros’un seslerinden Zaman Yazarı İhsan Dağı, Ocak 2009’da NTV’de mealen,

“Küresel güçlerin stratejik tercihlerine dayanan Ergenekon operasyonunun, TSK içindeki Batı karşıtı, Avrasyacı grubun temizlenmesine yönelik”

olduğunu açıklamıştı. Bu nottan başlarsak, bugün Mehmet Altan, “Ergenekon ve Nabucco” bağlantısı kuruyor. Nabucco için,

“Barzani Kürdistanı’na dünyaya çıkış sağlanması dahil, Türkiye’nin vanasının tamamen emperyalistlerin eline geçmesi”

demiştim. Altan, Bayramoğlu’nun söylediklerini somutlaştırıp, tespitimizi teyit ederken, “Ergenekon operasyonun” nelere kadir olduğunu da bir kez daha gözler önüne seriyor.    

 

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki o toplantılarla ilgili notları niye hatırlattığımıza gelince; Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu (Radikal’den Deniz Zeyrek, ‘Davutoğlu’nu Obama mı istedi?’ diye sormuştu)  bugün, Türkiye’ye Aktütün değil, Dağlıca saldırısı ile “diz çöktürüldüğünü” itiraf ediyor, yetmiyor o toplantılardaki kararların hayata geçirileceğini ilan ediyor da ondan.

İmralı’daki “son umudun” avukatları PR çalışmasına çıkmış, Doğan Medya’nın amirali Ertuğrul Özkök “çözüm” için manşet üstüne manşet atmış, hatta DTP-TÜSİAD arabuluculuğunu yapmış (Ertuğrul Özkök’ün telaşı çözümden ziyade, Gül ve AKP’ye yaranma yarışına benziyor)  ve Ergenekon-2 vizyona girmişken gazetelerin Ankara Temsilcileriyle Ankara Rixos Otel’de sabah kahvaltılı sohbet yapan 2.5 aylık Bakan Davutoğlu’nun, o mesajlarını özetleyelim:    

 

- Dağlıca’dan sonra Türkiye ile Kürtler arasında bir çatışma olacağı bekleniyordu, ama en kapsamlı ilişkiler sağlandı. Biz bölgeyle ilgili politikalarımızda krizleri büyüterek değil, işbirliğini artırarak sonuç almayı tercih ediyoruz…

- Türkiye geçmişte sıcak takibi çok yaptı, kara harekatı yaptı. Artık kapsamlı çözüm yollarına ihtiyaç var…

- Türkiye için Basra neyse Kerkük de odur. Irak’ta Erbil dahil tüm şehirlerde konsolosluk açmayı düşünüyoruz…

-  (Kürt sorununa çözüm sürecine İmralı’nın dahil edilmesi konusunda) Türkiye kendi iradesiyle çözüm üretir. Türkiye’de bu sürecin yürütülmesi için meşru zeminler bellidir. MGK ve Bakanlar Kurulu var, o zeminlerde yürür. Kimse başka bir zemin aramasın…

 

Bu açıklamalar, 25 yıldır PKK maşası üzerinden “Kürdistan” kurulması planlarını önleme uğruna kan, can, büyük ekonomik kayıplar veren Türkiye’nin, hem PKK’yı, hem “Kürdistan”ı tanıması, yani “teslim bayrağı” çekmesi değilse, nedir?..

İktidara göre, “Türkiye kendi iradesiyle çözüm üretiyor”muş, İmralı muhatap alınmayacakmış, olabilecekler-olamayacaklar belirlenmiş, PKK ile mücadelede Barzani ile işbirliği yapılacakmış…Medya borazanlarına göre de İmralı-PKK-DTP, bölünmeden vazgeçmiş, hatta “Tek bayrak, tek vatan, tek millet” diyormuş, İmralı, PKK’dan “silahları bırakmasını” istemeliymiş falan.

 

“Türkiye’nin kendi iradesiyle çözüm” dediği, ABD Dışişleri’nde kotarılan, 2007’de David L. Phillips, 2009 başında Henry Barkey’e yazdırılan, Soros’un Türkiye Şubesi TESEV’in de son şeklini verdikleridir. Bunların içinde Barzani’nin tanınması, Kürt kimliğinin kabulü, Kürtçe’nin ikinci dil olması, PKK’ya af, hatta PKK’ya silah bırakması çağrısında bulunmak amacıyla sivil toplum temsilcileri ve siyasi partilerin aracılığına başvurulması” dahil, “kendi çözümümüz” diye önümüze konulanların tamamı var.

İmralı’dakinin “muhatap alınmamasına” gelince, “patronları” muhatap alınmış, o alınsa ne olur, alınmasa ne olur?..

İktidarın, “olabilecekler ve olamayacaklar” listesine gelince; oldurulacaklar, “olamayacak” denilenlerin ilerde oldurulmasının teminatıdır!..Zaten Sanayi Bakanı Nihat Ergün, AKP Grup Başkanvekili iken, “Kürt kimliğini tanıyacağız…Dilini konuşmak istiyor insanlar. Bunun eğitimini görmek, bununla şarkı söylemek, televizyon seyretmek istiyor. Bütün bunların yasak olması entegrasyonu sağlayabilir mi?” demişti.
(Bakınız Yeni Şafak-7 Ocak 2009)

 

Barzani’nin işbirliği mi? Geçenlerde Irak’ın kuzeyine gidip, ilgililerle görüşen Hak-Par Başkanı Bayram Bozyel, teröristlerin Türkiye’ye, sözde lider kadrosunun da Norveç’e gönderileceğini, pasaportlarının hazırlandığını söyledi. PKK’nın Kandil’deki başı Karayılan, Irak’ın kuzeyinde 25 Temmuz’da yapılacak seçimde “Barzani’nin yeniden seçilmesini umut ettiklerini” duyurdu.

Barzani geçen yıl Ahmet Türk-Emine Ayna başkanlığındaki DTP heyetini kabulünde,

“K
imse Kürtler arasında bir kavga beklentisi içinde olmasın. Kürtlerin birbirini vurduğu dönemler artık geride kaldı. Bizden, bölgemizdeki PKK kamplarına yönelik bir müdahale beklentisi içinde olmasınlar

demişti. Geçtiğimiz 17 Temmuz’da da,
Ben kaldığım sürece Kürt kanının, Kürt eliyle dökülmesine müsaade etmeyeceğim” sözleriyle pozisyonunu değiştirmediği mesajını verdi. Barzani’nin Türkiye ile işbirliği buysa, bir de işbirliği yapmasa acaba neler söyler, neler yapardı?   

 

Medyadaki PKK şövalyelerine ise biz değil, teröristler ve temsilcileri cevap versin…

 

Kandil’deki Karayılan: Öcalan serbest kalsa bile silah bırakmayacağız…

Diyarbakır’daki temsilci Osman Baydemir: Bu toprakların adını da kabulleneceksiniz…


Brüksel Temsilcisi Zübeyir Aydar: Tek devlet olur, tek millet olmaz. Biz Türk değiliz, Kürt’üz. Kürtler de bir halktır, millettir, temel haklarını kullanabilmeliler…  


TBMM’deki Temsilci DTP : (Gül’e sunulmak üzere hazırladıkları rapor) Bask modeli birebir uygulansın. Eğer Bask modeli olmazsa, PKK liderlerinden Murat Karayılan’ın önerdiği İskoç Modeli de incelensin ve uyarlansın. Çözüm için İmralı ile görüşmelere başlansın…

 

PKK itirafçılarına “rüşvetle” ifade verdirip, terörle mücadele eden askerlerin sanık sandalyesine oturtulması faaliyetleri de tam gaz sürüyor. 25 yıldır gayrı nizami bir savaşta, ülkeyi bölmek isteyenleri “insan hakları, hukuk” diye ibra edenlerin, ülkeyi böldürmemek için ölenleri “hukuk-insan hakkı” demeden yargısız infaza tabi tutmalarını gördük ya, artık şehitlere, “şehit denmesin” talebinde bulunsalar, yeridir. Bu ağzı açık ABD ve Obama hayranları, yürekleri yetiyorsa “Guantanomo soruşturmasının kapatılmasının, Cheney’in ölüm timinin” üzerine de gitseler ya!..    

 

21 Temmuz tarihi itibariyle emperyalizmin “PKK ve Kürdistan” planlarında geldiğimiz nokta bu.  Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, sadece 46 gün önce 5 Haziran’da ABD’de, “Atatürk bu devleti üniter ve ulus devleti olarak kurmuş. Çivisi oynatılamaz. Oynatırsanız, bakın Yugoslavya var…” demişti.

 

“Oynatma” deyince, gözüm sabahtan akşama kadar göbek atılan, çöpçatanlık yapılan bir ulusal kanalımızdaki programa ilişti. Fırfırlı etekler giymiş üç bıyıklı “köçek” kendilerinden geçmiş bir şekilde oynuyordu. Birisinin üstüne giydiği yeleğin arkasında bayrağımızın ay-yıldızı vardı. Nasıl “oynadığımız ve oynattığımızın” gerçek resmi işte budur!..    

 

 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009