-
Duruşma başlamadan diğer davadan birbirlerini
tanıyan avukatlar, tutuksuz sanıklar ve seyirciler yeni
binanın bekleme salonları ve kafeteryasında sohbet ettiler. Uzun
bir aradan sonra yeniden buluşan insanların hasret gidermesi
"Silivri Pilav Günü" esprilerine vesile oldu. 1. davanın ilk günü
yaşanan izdihdam yaşanmazken, salona
giriş ve çıkışların daha düzenli gerçekleştiği
görüldü.
-
Duruşma salonu, bir önceki duruşma salonuna
göre boyutları ile mahkeme heyeti, sanıklar ve seyircileri
küçülten boyutları ile mahkeme ortamında farklı bir atmosfer
yarattı. Seyirci sıraları ile sanıklar arasında uzaklığın artması
ve ayrıca salonun sağ ve sol taraflarına yerleştirilmiş avukat
sıraları ile mahkeme heyeti arasındaki mesafenin uzaklığı , yeni
mahkeme düzeninin psikolojisinin bir öncekine
göre daha farklı olacağı yorumlarına neden
oldu.Yeni salondan en fazla şikayetçi olanlardan
biri de, ellerinde mikrofon bir
uçtan bir uça koşturmak zorunda kalan
mübaşirlerdi.
-
Duruşma öncesi avukatlar ve tutuksuz sanıklar
arasında yaşanan en önemli tartışmalardan bir tanesi davaların
birleştirilip, birleştirilmeyeceği yolunda idi. Bazı sanık
avukatları, 2. iddianamenin darbe suçlaması ile yapılan farklı bir
iddianame olduğunu ve dolayısı ile iki davanın birleştirilmemesi
gerektiğini savunurken; diğerleri bunun hem pratik, hem yasal
olarak imkansız olduğunu, iki davada da ortak suçlar, isimler ve
eylemler bulunduğunu ve bu nedenle mahkemenin eninde sonunda bu
iki davayı birleştirmek zorunda kalacağını belirttiler. Mahkeme
sonunda savcılar da iki davanın
CMK'nın 10. maddesi gereği birleştirilmesi talebinde
bulundular.
-
Salonun eleştiri alan ve duruşma
sırasında mahkeme başkanı tarafından da kabul edilen bir
diğer zaafı ise havalandırma sisteminin klima özelliğinin
bulunmaması ve sadece hava sirkulasyonu yapacak
şekilde inşa edilmiş olmasıydı. Salona açılan 6 kapı açık
tutulduğu halde öğleden sonra sıcaklık herkesi etkilemeye
başladı. Bir önceki salonda mahkeme heyetinin sağ ve sol
köşelerine ve seyirci sıralarının önündeki sütunla beraber
dışarıda gazeteci sıralarının olduğu salonda konulan plazma
ekranlarının yerini yeni salonda duruşma salonuna tepeden bakan
iki dev projeksiyon ekranı almıştı. Salonun büyüklüğü ve ışıklandırması nedeni
ile projeksiyon ekranlarındaki görüntülerde netlik sorunları
mevcuttu.
-
Salon ve dışarıda en sesli grup Tuncay
Özkan'ın Biz Kaç Kişiyiz hareketi ve bağlantılı Yeni Parti grubu
oldu. Dışarıda kameraların konuşlandığı alanın yanında konuşlanan
Yeni Parti ve İşçi Partili gruplar sloganlarla desteklerini dile
getirmeye çalışırken bir kısmı ise salonda seyirci sıralarındaki
yerini aldılar. Yaklaşık 350 kişilik seyirci sıraları tamamıyla
doluydu. Fakat özellikle Tuncay Özkan'ın yandaşlarının duruşma
sırasında Tuncay Özkan'a yaptığı sevgi gösterileri, alkışlamaları
ve attıkları sloganlar sadece mahkeme
heyetinin değil, diğer seyircilerin de tepkisini
çekti.
-
Duruşmaya tutuklu sanıklardan Levent Ersöz,
Atilla Uğur ve tutuksuz sanıklardan Şener Eruygur gibi isimler
kendilerine celp ulaştırılmadığı gerekçesi ile katılmazken; İlker
Güven duruşma başladıktan yaklaşık yarım saat sonra, Av. Levent
Temiz ise öğleden sonraki celsede salona geldiler. Mahkeme
başkanı; herkese celp yollandığını, cezaevi yönetiminin o sırada
hastanede bulunan sanıklar hakkında celbi mahkemeye geri yollamış
olabileceğini ve bu aşamada belli hatalar olmuş olabileceğini,
bu hatanın en kısa zamanda düzeltileceğini
belirtti.
-
Salonun ilk sırasında oturan isimler arasında
Mustafa Balbay, Birol Başaran, Tuncay Özkan ve Gürbüz Çapan dikkat
çekti. Mahkeme salonundaki düzende tutuklu sanıklar için yaklaşık
135 kişilik yer ayrılırken, tutuksuz
sanık bölümünün yaklaşık 45 kişilik olduğu
gözlendi.
-
1.
davadan farklı olarak; 2. Davada tutuksuz sanıklar arasında daha
fazla ünlü isim mevcuttu. Ferda Paksüt, Hurşit Tolon ve Sinan
Aygün en fazla ilgiyi üzerine çeken isimlerdi. Davayı izleyen
isimler arasında CHP Milletvekili Mengü ve Yaşar Okuyan da
bulunuyordu. Mengü, duruşmayı , seyirci bölümünün ilk sıralarından
Ferda Paksüt'ün eşi Anayasa
Mahkemesi üyesi Osman Paksüt ile beraber
izledi.
-
1.
Davada mahkemenin yedek hakimi Çalmuk ilerleyen duruşmalarda
heyette yerini almış ve daha sonra bütün duruşmalara katılmaya
başlamıştı. Yedek üyenin 2. davanın ilk duruşmasından itibaren
heyetteki yerini aldığı görüldü. 2. davaya 13. Ağır Cezanın yedek
heyetinin bakacağı ve savcıların 1. davaya göre farklı olacağı
yolundaki spekülasyonların geçerli olmadığı ve 1. davadaki mahkeme
ve savcı heyetinin aynen yerini koruduğu
görüldü.
-
Mahkeme başlangıcında , bir sanık avukatı ile
mahkeme başkanı arasında sanıkları temsil edecek maksimum avukat
sayısı ile ilgili tartışma yaşandı. Avukat; bir sanığın en fazla
üç avukat tarafından temsil edilebileceği yolundaki sınırlamanın
1. davaya ve onun görüldüğü salona özgü bir sınırlama olduğunu
fakat bu duruşmada salonun genişliği nedeni ile böyle bir
sınırlamaya gerek duyulmaması gerektiğini savunurken, mahkeme
başkanı şu an için bu sınırın geçerli olduğunu, daha sonra farklı
bir karar verilebileceğini belirtti. Bir sanık için dört avukatın
kendini mahkemeye tanıtması üzerine yaşanan bu tartışma; sıra İşçi
Partili sanıklar için 9 avukat kendini tanıttığı sırada yaşanmadı.
Avukatların kendini mahkemeye tanıtması yarım saat
sürdü.
-
1.
iddianamenin sanıklarından İsmail Yıldız'ın avukatı Dursun
Yassıkaya avukat sıralarında yerini alırken; yine 1. iddianamenin
sanıklarından Veli Küçük'ün avukatı Zeynep Küçük duruşmayı seyirci
sıralarından izledi. Zeynep Küçük; müvekkilin de bu duruşmalara
katılmasına izin verilmesi için müdahil olma
talebinde bulunduğunu fakat bu talebinin reddedildiğini
belirtti.
-
1.
davanın ilk duruşmasından farklı olarak; 2. davanın ilk
duruşmasında müdahil olma talebi olmadı. 1. davanın ilk
duruşmasında en sert tartışmalar müdahil olmak isteyen insan
hakları örgütleri veya baro avukatları
ile sanıklar ve mahkeme heyeti arasında
yaşanmıştı.
-
Duruşmanın başlaması ile birlikte ilk sözü
Tuncay Özkan'ın avukatı alarak, mahkeme başkanından heyetle ilgili
bir konuya açıklık getirmesini istedi. Avukat; mahkeme heyetinde
dördüncü bir üyenin gözüktüğünü ve bu durumda kararların hangi üç
üye tarafından alınacağının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, en solda oturan yedek
üyeyi işaret ederek, "en solda oturan arkadaşımız heyeti
tamamlayıcı arkadaştır, bizim herhangi birimizin bir mazereti
olması durumunda konuya hakim olması için duruşmalara
katılmaktadır"
mealinde bir açıklamada
bulundu.
-
Sanık avukatların mahkemeye kendilerini
tanıtması sonrasında sanıkların kimlik tespitine geçildi. Kimlik
tespiti çerçevesinde sanıklara gelirlere, kira durumları ve sosyal
güvence durumları ile ilgili ayrıntılı sorular da yöneltildi.
Sanıklar arasında, 1. davada olduğu gibi çok farklı gelir
düzeyleri dikkat çekti. En yüksek geliri aylık 15-20 bin TL ile
Sinan Aygün, Tanju Güvendiren , Gürbüz Çapan ve Ercüment Ovalı
beyan ederken; hiç bir geliri olmayan öğrenci sanıklar ve Emcet
Olcaytu 800 TL aylık gelirle en düşük geliri beyan eden isimler
oldu. Tanju Güvendiren'in gelirini beyan ederken "bu seneye
mahsus olmak üzere"
ibaresini eklemesi hukuki açıdan dikkat
çekti.
-
Sanıkların gelir, iş ve ikametgah beyanları
sırasında verdikleri sıradışı beyanlar salonda gülüşmelere neden
olurken, mahkeme başkanının aylardır tutuklu kalan sanıkların bu
esprili tespitlerini bir tür deşarj aracı olarak gördüğü ve
müdahale etmediği görüldü. Tuncay Özkan; "ikametgahım Silivri
ve siz zaten bunu en kısa zamanda değiştireceksiniz" şeklinde
konuşurken; bu bölümde damgasını esprili üslubu ile Gürbüz Çapan
vurdu. Çapan daha önce ne iş yapardınız sorusuna;
"daha önce suç işlerdim, profesyonel suçluyum ben.
Türkiye'de ne kadar suç varsa ben işledim. 20 yaşından beri
mahkemelerde dolaşıyorum. Şehrin ne kadar pezevengi, puştu varsa
hakkımda şikayetçi oldu. Bütün gelirimi avukatlarla paylaşıyorum,
onlarla beraber yaşıyoruz"
şeklinde cevap verdi.
Çapan'ın profesyonel suçluyum sözleri seyirciler tarafından
alkışlandı. Çapan nerede emekli olduğu sorusuna ise;
"Ergenekon emeklisiyim, pardon devlet
emeklisiyim. Yaşlıyım, hastayım, devlet ne zaman çağırsa
geliyorum ama her seferinde tutuklanıyorum" cevabını verdi.
Sanıklarla zaman zaman esprili diyaloglar kurması ile
tanınan Mahkeme Başkanı Şengün, Birol Başaran'ın ticari olarak
aylık 5-10 bin dolar arasında değişen geliri olduğu ve SSK
emeklisi olarak da aylık 500 TL aldığını söylemesi üzerine,
"aslolan, sağlam olan da o"
şeklinde cevap
verdi.
-
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, sanıklardan
Fatma Sibel Yüksek'in iddianamedeki eski adresini okuyarak,
"şimdi evlendiniz, yeni adresiniz nedir?" sorusu ile
gelişmeleri yakından takip ettiği mesajını verdi. Yüksek,
adresinin değiştiğini ve yeni adresini henüz ezberleyemediği için
kağıttan okumak zorunda olduğunu
belirtti.
(Devam
edecek....)