Siyaset21 Temmuz 2009 00:00

"Ergenekon"'un 2. Davasından Notlar - I - Açık İstihbarat Özel

Çapan daha önce ne iş yapardınız sorusuna; "daha önce suç işlerdim, profesyonel suçluyum ben. Türkiye'de ne kadar suç varsa ben işledim. 20 yaşından beri mahkemelerde dolaşıyorum. Şehrin ne kadar pezevengi, puştu varsa hakkımda şikayetçi oldu. Bütün gelirimi avukatlarla paylaşıyorum, onlarla beraber yaşıyoruz" şeklinde cevap verdi. naproxennatrium go naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

"Ergenekon"'un 2. Davasından Notlar - I

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

21.07.2009


  "Ergenekon" operasyonunun ikinci davasından notlarımızın ilk bölümünü dikkatinize sunuyoruz.

  • Duruşma başlamadan diğer davadan birbirlerini tanıyan avukatlar, tutuksuz sanıklar ve seyirciler yeni binanın bekleme salonları ve kafeteryasında sohbet ettiler. Uzun bir aradan sonra yeniden buluşan insanların hasret gidermesi "Silivri Pilav Günü" esprilerine vesile oldu. 1. davanın ilk günü yaşanan izdihdam yaşanmazken, salona giriş ve çıkışların daha düzenli gerçekleştiği görüldü.
  • Duruşma salonu, bir önceki duruşma salonuna göre boyutları ile mahkeme heyeti, sanıklar ve seyircileri küçülten boyutları ile mahkeme ortamında farklı bir atmosfer yarattı. Seyirci sıraları ile sanıklar arasında uzaklığın artması ve ayrıca salonun sağ ve sol taraflarına yerleştirilmiş avukat sıraları ile mahkeme heyeti arasındaki mesafenin uzaklığı , yeni mahkeme düzeninin psikolojisinin bir öncekine göre daha farklı olacağı yorumlarına neden oldu.Yeni salondan en fazla şikayetçi olanlardan biri de, ellerinde mikrofon bir uçtan bir uça koşturmak zorunda kalan mübaşirlerdi.
  • Duruşma öncesi avukatlar ve tutuksuz sanıklar arasında yaşanan en önemli tartışmalardan bir tanesi davaların birleştirilip, birleştirilmeyeceği yolunda idi. Bazı sanık avukatları, 2. iddianamenin darbe suçlaması ile yapılan farklı bir iddianame olduğunu ve dolayısı ile iki davanın birleştirilmemesi gerektiğini savunurken; diğerleri bunun hem pratik, hem yasal olarak imkansız olduğunu, iki davada da ortak suçlar, isimler ve eylemler bulunduğunu ve bu nedenle mahkemenin eninde sonunda bu iki davayı birleştirmek zorunda kalacağını belirttiler. Mahkeme sonunda savcılar da iki davanın CMK'nın 10. maddesi gereği birleştirilmesi talebinde bulundular.
  • Salonun eleştiri alan ve duruşma sırasında mahkeme başkanı tarafından da kabul edilen bir diğer zaafı ise havalandırma sisteminin klima özelliğinin bulunmaması ve sadece hava sirkulasyonu yapacak şekilde inşa edilmiş olmasıydı. Salona açılan 6 kapı açık tutulduğu halde öğleden sonra sıcaklık herkesi etkilemeye başladı. Bir önceki salonda mahkeme heyetinin sağ ve sol köşelerine ve seyirci sıralarının önündeki sütunla beraber dışarıda gazeteci sıralarının olduğu salonda konulan plazma ekranlarının yerini yeni salonda duruşma salonuna tepeden bakan iki dev projeksiyon ekranı almıştı. Salonun büyüklüğü ve ışıklandırması nedeni ile projeksiyon ekranlarındaki görüntülerde netlik sorunları mevcuttu.
  •  Salon ve dışarıda en sesli grup Tuncay Özkan'ın Biz Kaç Kişiyiz hareketi ve bağlantılı Yeni Parti grubu oldu. Dışarıda kameraların konuşlandığı alanın yanında konuşlanan Yeni Parti ve İşçi Partili gruplar sloganlarla desteklerini dile getirmeye çalışırken bir kısmı ise salonda seyirci sıralarındaki yerini aldılar. Yaklaşık 350 kişilik seyirci sıraları tamamıyla doluydu. Fakat özellikle Tuncay Özkan'ın yandaşlarının duruşma sırasında Tuncay Özkan'a yaptığı sevgi gösterileri, alkışlamaları ve attıkları sloganlar sadece mahkeme heyetinin değil, diğer seyircilerin de tepkisini çekti.
  • Duruşmaya tutuklu sanıklardan Levent Ersöz, Atilla Uğur ve tutuksuz sanıklardan Şener Eruygur gibi isimler kendilerine celp ulaştırılmadığı gerekçesi ile katılmazken; İlker Güven duruşma başladıktan yaklaşık yarım saat sonra, Av. Levent Temiz ise öğleden sonraki celsede salona geldiler. Mahkeme başkanı; herkese celp yollandığını, cezaevi yönetiminin o sırada hastanede bulunan sanıklar hakkında celbi mahkemeye geri yollamış olabileceğini ve bu aşamada belli hatalar olmuş olabileceğini, bu hatanın en kısa zamanda düzeltileceğini belirtti.
  • Salonun ilk sırasında oturan isimler arasında Mustafa Balbay, Birol Başaran, Tuncay Özkan ve Gürbüz Çapan dikkat çekti. Mahkeme salonundaki düzende tutuklu sanıklar için yaklaşık 135 kişilik yer ayrılırken, tutuksuz sanık bölümünün yaklaşık 45 kişilik olduğu gözlendi.
  • 1. davadan farklı olarak; 2. Davada tutuksuz sanıklar arasında daha fazla ünlü isim mevcuttu. Ferda Paksüt, Hurşit Tolon ve Sinan Aygün en fazla ilgiyi üzerine çeken isimlerdi. Davayı izleyen isimler arasında CHP Milletvekili Mengü ve Yaşar Okuyan da bulunuyordu. Mengü, duruşmayı , seyirci bölümünün ilk sıralarından Ferda Paksüt'ün eşi Anayasa Mahkemesi üyesi Osman Paksüt ile beraber izledi.
  • 1. Davada mahkemenin yedek hakimi Çalmuk ilerleyen duruşmalarda heyette yerini almış ve daha sonra bütün duruşmalara katılmaya başlamıştı. Yedek üyenin 2. davanın ilk duruşmasından itibaren heyetteki yerini aldığı görüldü. 2. davaya 13. Ağır Cezanın yedek heyetinin bakacağı ve savcıların 1. davaya göre farklı olacağı yolundaki spekülasyonların geçerli olmadığı ve 1. davadaki mahkeme ve savcı heyetinin aynen yerini koruduğu görüldü.
  • Mahkeme başlangıcında , bir sanık avukatı ile mahkeme başkanı arasında sanıkları temsil edecek maksimum avukat sayısı ile ilgili tartışma yaşandı. Avukat; bir sanığın en fazla üç avukat tarafından temsil edilebileceği yolundaki sınırlamanın 1. davaya ve onun görüldüğü salona özgü bir sınırlama olduğunu fakat bu duruşmada salonun genişliği nedeni ile böyle bir sınırlamaya gerek duyulmaması gerektiğini savunurken, mahkeme başkanı şu an için bu sınırın geçerli olduğunu, daha sonra farklı bir karar verilebileceğini belirtti. Bir sanık için dört avukatın kendini mahkemeye tanıtması üzerine yaşanan bu tartışma; sıra İşçi Partili sanıklar için 9 avukat kendini tanıttığı sırada yaşanmadı. Avukatların kendini mahkemeye tanıtması yarım saat sürdü.
  • 1. iddianamenin sanıklarından İsmail Yıldız'ın avukatı Dursun Yassıkaya avukat sıralarında yerini alırken; yine 1. iddianamenin sanıklarından Veli Küçük'ün avukatı Zeynep Küçük duruşmayı seyirci sıralarından izledi. Zeynep Küçük; müvekkilin de bu duruşmalara katılmasına izin verilmesi için müdahil olma talebinde bulunduğunu fakat bu talebinin reddedildiğini belirtti.
  • 1. davanın ilk duruşmasından farklı olarak; 2. davanın ilk duruşmasında müdahil olma talebi olmadı. 1. davanın ilk duruşmasında en sert tartışmalar müdahil olmak isteyen insan hakları örgütleri veya baro avukatları ile sanıklar ve mahkeme heyeti arasında yaşanmıştı.
  • Duruşmanın başlaması ile birlikte ilk sözü Tuncay Özkan'ın avukatı alarak, mahkeme başkanından heyetle ilgili bir konuya açıklık getirmesini istedi. Avukat; mahkeme heyetinde dördüncü bir üyenin gözüktüğünü ve bu durumda kararların hangi üç üye tarafından alınacağının açıklığa kavuşturulmasını istedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, en solda oturan yedek üyeyi işaret ederek, "en solda oturan arkadaşımız heyeti tamamlayıcı arkadaştır, bizim herhangi birimizin bir mazereti olması durumunda konuya hakim olması için duruşmalara katılmaktadır" mealinde bir açıklamada bulundu.
  • Sanık avukatların mahkemeye kendilerini tanıtması sonrasında sanıkların kimlik tespitine geçildi. Kimlik tespiti çerçevesinde sanıklara gelirlere, kira durumları ve sosyal güvence durumları ile ilgili ayrıntılı sorular da yöneltildi. Sanıklar arasında, 1. davada olduğu gibi çok farklı gelir düzeyleri dikkat çekti. En yüksek geliri aylık 15-20 bin TL ile Sinan Aygün, Tanju Güvendiren , Gürbüz Çapan ve Ercüment Ovalı beyan ederken; hiç bir geliri olmayan öğrenci sanıklar ve Emcet Olcaytu 800 TL aylık gelirle en düşük geliri beyan eden isimler oldu. Tanju Güvendiren'in gelirini beyan ederken "bu seneye mahsus olmak üzere" ibaresini eklemesi hukuki açıdan dikkat çekti.
  • Sanıkların gelir, iş ve ikametgah beyanları sırasında verdikleri sıradışı beyanlar salonda gülüşmelere neden olurken, mahkeme başkanının aylardır tutuklu kalan sanıkların bu esprili tespitlerini bir tür deşarj aracı olarak gördüğü ve müdahale etmediği görüldü. Tuncay Özkan; "ikametgahım Silivri ve siz zaten bunu en kısa zamanda değiştireceksiniz" şeklinde konuşurken; bu bölümde damgasını esprili üslubu ile Gürbüz Çapan vurdu. Çapan daha önce ne iş yapardınız sorusuna;

    "daha önce suç işlerdim, profesyonel suçluyum ben. Türkiye'de ne kadar suç varsa ben işledim. 20 yaşından beri mahkemelerde dolaşıyorum. Şehrin ne kadar pezevengi, puştu varsa hakkımda şikayetçi oldu. Bütün gelirimi avukatlarla paylaşıyorum, onlarla beraber yaşıyoruz"

    şeklinde cevap verdi. Çapan'ın profesyonel suçluyum sözleri seyirciler tarafından alkışlandı. Çapan nerede emekli olduğu sorusuna ise;

    "Ergenekon emeklisiyim, pardon devlet emeklisiyim. Yaşlıyım, hastayım, devlet ne zaman çağırsa geliyorum ama her seferinde tutuklanıyorum" cevabını verdi.

    Sanıklarla zaman zaman esprili diyaloglar kurması ile tanınan Mahkeme Başkanı Şengün, Birol Başaran'ın ticari olarak aylık 5-10 bin dolar arasında değişen geliri olduğu ve SSK emeklisi olarak da aylık 500 TL aldığını söylemesi üzerine, "aslolan, sağlam olan da o" şeklinde cevap verdi.
  • Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, sanıklardan Fatma Sibel Yüksek'in iddianamedeki eski adresini okuyarak, "şimdi evlendiniz, yeni adresiniz nedir?" sorusu ile gelişmeleri yakından takip ettiği mesajını verdi. Yüksek, adresinin değiştiğini ve yeni adresini henüz ezberleyemediği için kağıttan okumak zorunda olduğunu belirtti.  

    (Devam edecek....)
 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009