Siyaset19 Temmuz 2009 00:00

Hırsız Evin İçinde - Meyyal Uygur

Ama asıl üzerinde durmak istediğim, Ertosun’a ait o fotoğraf karesi. 15 Haziran’da çekilmiş. Belli ki günler öncesinden yığınak yapılmış. İyi de kim bu “Big Brother”, bizi kim gözetliyor? MİT, Emniyet’teki organizasyonları geçtik, birilerinin Ankara’nın kalbinde çok seçme “brotherler”dan oluşmuş özel bir “ofisi” daha mı var? levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnerenovation vejle renovation skive renovabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel

Hırsız Evin İçinde

       Meyyal Uygur - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

19.07.2009


TSK’yı linçin başlangıcı olan Şemdinli organizasyonu sırasında dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, “Hırsız içerdeyse, kilit işe yaramaz” demişti.

Hakikaten öyleymiş. Meğer casus filmlerine taş çıkartacak ne “hırsızlar”, ne Organize İşlervarmış…Bir “kağıt parçasıyla” TSK’nın dumanı attırıldı. Yine önümüze bir kare fotoğraf ilaveli bir “kağıt parçası” kondu, bu defa hedef yargı…     

 

Sağolasın Haham Tuncay Güney…

Her şeyi ne güzel anlatıyor Sabah’ın FG kanadından Mahmut Övür’e…

“Kanada’daki güçlü bir Yahudi firmasında çalıştığını, ayda eline geçen paranın yaklaşık 5 bin Kanada Doları olduğunu, bunun 1200 dolarını ev kirası olarak ödediğini, geriye kalanıyla da rahat bir yaşam sürdüğünü”

söylüyor. Ülkemizde üniversite mezunları çöpçülük için müracaat ederken, lise mezunu Tuncay’ın hak ettiği maaşa bakın!..

Bir de Övür’e, “Türkiye’ye gelsem bir şey olur mu bana? Şu anda hukuki hiçbir sorunum yok” demiş.  FG’nin ifadelerine ne kadar da benziyor değil mi? Sahi Ergenekon Savcıları Tuncay Güney’in bilgisine veya ilgisine başvuracaktı, ne oldu?

 

Hahamımızın çok daha önemli itirafları var. Nedense Övür, “Mit’te çalışmak vatan hainliği mi?” başlığını atıp, adeta Tuncay’ın asıl görev yerini gözlerden kaçırmaya çalışıyor.

Haham önce, “Bana verilen görevi yaptım, yapmaya devam ediyorum” diyor.

Allah Allah, nedir bu zata verilen görev ve kim/kimler tarafından verilmiş. Övür biliyor olmalı ki, doğrudan CIA, Mossad’la ilişkisini soruyor. 

O da, “Hâlâ dünya hakkında yeni bilgiler öğreniyorum ve çalışmalara devam ediyorum. Yunanlı bir adam CIA’ya başkan olmuştu, herkes gurur duymuştu. Türkiye’den birinin CIA’da, Mossad’da çalışmasından neden gocunuyoruz? CIA’da çalışmak kötü mü?” cevabını veriyor.

Ne demek “gocunmak” efendim, eline tutuşturulan bir şema ile Türkiye’yi birbirine katmışsın, birileri seninle ne kadar gurur duysa azdır!..

 

Haham, kendisine verilen görevin nihai hedefini de gayet net ifade ediyor:

“Ben statükoya ve diktatörlüğe karşıyım. Türk insanına da artık hakları ve özgürlükleri verilmeli. İnsanlar, ‘Ben Kürdüm’ diyebilmeli. Başörtülü kızlar üniversiteye gidebilmeli, bu gericilik değil. Türkiye bir Norveç olmalı. Demokratikleşme gerçekleşmeli. Benim ülkem karanlık olmasın istiyorum. Bir gazetenin en tepesinde yazıyor, ‘Türkiye Türklerindir’ diye. Artık ne Türkiye Türklerindir, ne İngiltere İngilizlerin. Şimdi çokuluslu şirketler, küresel sermaye var. Böyle ulus-devlet yapısı artık yok”.

T.C.’ye karşı, emperyalizm, PKK, FG, AKP konsorsiyumunun tarifi gibi değil mi?..

Ahh, keşke Tuncay büyüğümüzün, Erdoğan’ın, Çankaya Köşkü’ne “Kardeşim Abdullah”ı oturtmasından sonra, yasamanın-TBMM’nin başına yapacağı atamanın “statüko ve diktatörlükle” alakasına dair değerli görüşlerini de öğrenme imkanımız olsaydı.      

 

CHP’nin, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını sağlayan gece yarısı yasası için Anayasa Mahkemesi’ni müracaatı –Baykal intihar ediyor diye üzülüyorlar. Yıllardır ondan kurtulmak için yapmadığınız kalmadı. Bırakın siz elinizi kana bulamadan o kendiliğinden intihar etsin, nedir bu timsah gözyaşları- HSKY’da olduğu iddia edilen olaylar için, “CHP’yi, HSKY’nu böylesine cesaretlendiren ne?” diye soruyorlar.

Bir yerlerden “cesaret-icazet almaya” alışkınlar ya, herkesi kendileri gibi zannediyorlar. Asıl onları böylesine pervasızlaştıran, saldırganlaştıran ne ve bu gücü nereden alıyorlar da, yine organize şekilde saldırıya geçtiler? Cevap; Haham Tuncay Güney’in ifşaatlarında!..

 

Son günlerin atak ve organize işleriyle, içimizde-dışımızda yürütülen yıkımlara şöyle bir bakalım mı?

 

1- AKP ve FG medyası günler öncesinden HSYK’nda kriz yaşanacağını haber verdi.

Hedef, üye Ali Suat Ertosun, ama onun üzerinden de tüm HSYK üyelerine gözdağı verilmek istendiği açık. Yalanlandığı halde ısrarla

Ertosun’un, Ergenekon savcılarının görev yerlerinin değiştirilmesini teklif ettiği öne sürülüyor, aynen “kağıt parçası” gibi bu iddianın peşinden koşuluyor. Yani kendileri çalıp, kendileri oynuyor.

Ama asıl üzerinde durmak istediğim, Ertosun’a ait o fotoğraf karesi. 15 Haziran’da çekilmiş. Belli ki günler öncesinden yığınak yapılmış. İyi de kim bu “Big Brother”, bizi kim gözetliyor?

MİT, Emniyet’teki organizasyonları geçtik, birilerinin Ankara’nın kalbinde çok seçme “brotherler”dan oluşmuş özel bir “ofisi” daha mı var?

Ya da yardım alınan, yazılım-izleme programlarını veren istihbarat örgütleri, “big”ler?

Haham Tuncay’ın ifşaatlarına bir kez daha bakınız!..

Velev ki üye Ertosun böyle bir teklifte bulundu…Bakan veya Müsteşardan biri karşı çıktı mı, reddedilir olur biter…Ne yani Allah gecinden versin, o savcılara hak vaki olsa, dünya duracak mı?..

Zaten iddianamelerin, belgelerin başka yerlerde hazırlandığı öne sürülmüyor mu? Öyleyse bunca kıyametin sebebi ne?

Cevabı, AKP’nin gazetesi Sabah’ta; “Ya kararname çıkacak, ya Kurul’un yapısı değiştirilecek”!..Çok organize işler bunlar, çoook!..Ve başkalarının değil de yine Başbakan Erdoğan’ın “sesi çok yüksek çıkıyor, “Her türlü hukuk dışılığa ve provokasyona başvuruluyor…Türlü taktiklerle, kirli oyunlarla, çirkin senaryolarla millet iradesi gölgelenmek isteniyor” diye feryat ediyor.             

 

2- AİHM İspanya’daki Batasuna Partisi’nin kapatılmasını onaylarken, DTP milletvekilleri, teröristbaşının posterleri ve örgütün paçavrası altında “barış yürüyüşü” yapıyor. Avukatları, İmralı’dakinin talimatıyla gazetelerin Genel Yayın Yönetmenlerini ziyaret edip, o zatın “çözüm”ü “özerklik” için kamuoyu oluşturuyor. AKP iktidarı teröristbaşının 15 Ağustos’taki basın toplantısına karşı ön almak ve “kendiliğinden harekete geçmiş olmak” için, İmralı sakininin 2000’de buyurduğu 11 maddelik paketin bir bölümünü daha hayata geçirmeye hazırlanıyor.

 

3- YÖK çatır çatır yıkılıyor!..Başkanvekili açık açık dini eğitimin cemaatlere bırakılmasını istiyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “kutladığı” Bolu Bey’i, Haham Tuncay Güney’in “Yeni Türkiye modelini” daha bir ete-kemiğe büründürüyor.  

 

4- Bir nalı bulduk, üç nal ve bir at da bulunsa tamam olacak Nabucco, necip Türk Milleti’ne, “Sevr’i tarihe gömen proje…Batı’nın vanası Türkiye’nin elinde…Artık AB’deyiz” diye satılıyor.

Aksine, Nabucco Sevr’in teminatıdır, “Türklere bırakılmayacak kadar önemli” olan Türkiye’nin vanasının, hem de Barzani Kürdistanı’nı yaşatmak üzere emperyalizmin eline geçmesidir…Gül kontenjanından Enerji Bakanı olan Taner Yıldız daha düne kadar yalanladığı, “Yüzde 15 ucuz gaz talebinden vazgeçtiğimizi” itiraf ederken, “Daha büyük kazanımlarımız oldu” diyor. Bir açıklasa da öğrensek, o kazanımlarımızı. Gizli tutulan sözleşmeyi açıklasa da olur!..

 

5-  İsrail savaş gemileri İran’a doğru yola çıkıyor. Alman Dış İstihbarat Örgütü BND, İran’ın 6 ay gibi çok kısa sürede atom bombası imal edebilecek teknolojiye sahip olduğunu duyuruyor. Yani İran’a saldırıya ramak kaldı!..

 

Tam da bu günlerde, ABD büyükelçisi James Jeffrey yemeğe davet ettiği bazı Türk milletvekillerine, asker-sivil yargı tartışmaları konusunda, “Bizde herkes yargılanabiliyor” diyor. Mesaj alındı mı efendim?..

 

Hem yıkım, hem mesaj; Niye ki?..

İran işini söyledik. Afganistan-Pakistan karıştıkça, karışıyor. Ama en acili ABD’nin Irak’tan çıkması. Ağır silahlarını Barzani’ye bırakmak istiyorlar. Saddam’dan kaçan Kürtlere kapıları açmamızla birlikte PKK, ajanlar ve binlerce silahın ülkemizde cirit atması, peşmergelerin palazlanması, “Kürt sorunu”nun oturtulması gibi acı tecrübelerimiz var. İktidara kalsa tamam da, TSK’nın, “he” demesi kolay mı?..İşte o “he”yi dedirtme peşindeler.         

 

Tarih adeta bizimle alay ediyor…

ABD’de Temsilciler Meclisi’ne sunulan bir tasarıyla Türkiye’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla kutlanması önerilmiş. Lozan’ı tanımayan, ama mesela “yardım etmekle övündükleri” Mora isyanıyla bağımsızlığını kazanan Yunanistan’ın “Bağımsızlık Günü”nü, gerek Beyaz Saray resepsiyonları, gerek mesajlarıyla hiç atlamayan ABD’nin 86 yıl sonra Cumhuriyet Bayramımızı kutlamayı düşünmesi ne büyük bir mucize Allahım!..İçi boşaltılan Cumhuriyeti kutlayacaklar…

Bakarsınız, iler tutar tarafını bırakmadıkları, hatta masasını getirip, kafamıza çaldıkları Lozan’ı da birkaç yıl sonra tanıyıverirler. Dost, müttefik, stratejik ortak dediğin de böyle günlerde belli olur zaten!..    

  

Ya Başbakan Erdoğan’ın, AKP’nin Konya kongresindeki, “Atatürk kalksa, bunların hepsini mezara gömer” sözleri?..

 

Doğru da, acaba “kimleri”?..Ne yalan söyleyeyim, pek yamanlar, bize söyleyecek tek bir sözcük dahi bırakmıyorlar!..Pes ki, pes hariç!..

 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009