AB17 Temmuz 2009 00:00

İşte Genelkurmay'a Siyasete Müdahale Etmeden Siyaset Üretme Fırsatı - Açık İstihbarat

AB'nin devlet statüsünde taraf olduğu Nabucco anlaşması, BTC projesi ile birlikte gündeme gelen sınır geçen enerji hatlarının güvenliği konusunda ciddi bir yol ayrımına gelindiğini gösteriyor. Bu proje bir yandan ABD'ye; İran'la gerekli pazarlık kartlarını Türkiye üzerinden masaya serme fırsatını tanırken, diğer taraftan AB'ye Türkiye üzerindeki yönetim hakkı vermeden kontrol projesinde bir adım daha katetmesine fırsat tanıyacak gibi.Bu haberi dikkatine sunduğumuz Genelkurmay'ın tavrıda burada önem kazanıyor.escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

İşte Genelkurmay'a Siyasete Müdahale Etmeden Siyaset Üretme Fırsatı

       Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

17.07.2009


AB'nin devlet statüsünde taraf olduğu Nabucco anlaşması, BTC projesi ile birlikte gündeme gelen sınır geçen enerji hatlarının güvenliği konusunda ciddi bir yol ayrımına gelindiğini gösteriyor. 

Bu proje bir yandan ABD'ye; İran'la gerekli pazarlık kartlarını Türkiye üzerinden masaya serme fırsatını tanırken, diğer taraftan AB'ye Türkiye üzerindeki yönetim hakkı vermeden kontrol projesinde bir adım daha katetmesine fırsat tanıyacak gibi.

Bu haberi dikkatine sunduğumuz Genelkurmay'ın tavrıda burada önem kazanıyor.

Doğrudan güvenliği ve güvenlik siyasetini ilgilendiren bir konu. 

Bu konuda da Genelkurmay mayın konusunda olduğu gibi önce AKP hükümetinin işine gelen ve "bunu da yapamazsınız neyi yaparsınız?" sorularına muhatab kalmasına sebep olan bir "biz yapamayız" tavrına mı bürünecek yoksa uzun süredir atıl tuttuğu kurmay zekasını bir güvenlik siyaseti üretmek için kullanabilecek mi? Yoksa her zamanki gibi önce AKP'nin işine gelen bir siyasetsizlik tavrı sergileyip daha sonra tepkiler üzerine dostlar alışverişte görsün mealinde bir çıkış mı yapacak?

Genelkurmay'ın kendisine en damardan dokunan konularda dahi dişe dokunur (Bkz. Çuval olayı) bir siyaset üretemediğini; meşru bir faaliyet olan siyaset üretmekle gayr-ı meşru bir faaliyet olan siyasete müdahale etmek arasındaki farkı hala kavrayamadığını ve bu atıllığın sonucu polis bülteni olarak çıkan gazetelerin bile binlerce yıllık bir kurumu köşeye sıkıştırabildiğini gördükten sonra bu konuda ümitli olmak için fazla sebebimiz yok.

Yine de; atıl ve paralize olmuş kurmaz zekasının Türkiye'nin ortasında bir AB güvenlik ordusu kurulmasına fırsat vermeyeceğini ümit etmek istiyoruz. Borsa düşer diye açıklama yapmayan, çürümüş iktidarlara yaşam nefesi veren gece yarısı muhtırası hazırlamakta beis görmeyen , askerinin başına çuval geçirenlere bir nota bile veremeyenlere rağmen....

Not : Burada siyaset üretmekle mevcut parametreler içerisinde olasılık senaryoları oluşturmayı kastetmiyor, siyaset üretmenin aynı zamanda mevcut parametreleri altüst eden alternatifler üretmek olduğuna dikkat çekiyoruz.  

Açık İstihbarat

------------------ Bizim Anadolu Gazetesi'nden Nazım Güvenç'in Yazısı ---------------------

“Asrın anlaşması”, “yüzyılın projesi” vb şişirme laflarıyla pazarlanan iğreti Nabucco projesinin başı sonu belli olmayan bir proje olmasından daha tehlikeli maddeler içerdiği öğrenildi.

Hükümete yakın Star gazetesi’nin Ankara muhabiri Hüseyin Özay imzasıyla 15 Temmuzda yayınlanan haberde aslında büyük bir skandal özelliği taşıyan bilgiler sanki çok doğalmış gibi sunuldu!


İşte o haber:

Nabucco’ya özel ordu!


Asrın projesi Nabucco’da hattın güvenliği ile ilgili tarihi bir karar alındığı ortaya çıktı. Boru hattının güvenliğini AB’nin oluşturacağı özel güvenlik birimi sağlayacak.

 

“21. yüzyılın projesi olarak nitelendirilen Nabucco Projesi’nde, projenin güvenliği ile ilgili tarihi bir karar alındığı ortaya çıktı. Tarihi karar projenin güvenlik maddesinde gerçekleştirildi. AB, proje kapsamında inşa edilecek olan boru hattının güvenliğini, hattın geçeceği ülkelerdeki ‘güvenlik güçlerine’ bırakmama kararı aldı. Buna göre, Nabucco Projesi’nin boru hatlarının güvenliği AB’nin oluşturacağı özel bir güvenlik birimi tarafından sağlanacak. Halen, Türkiye’de tüm boru hatlarının güvenliği, jandarma tarafından sağlanıyor. Star’ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kaynaklarından edindiği bilgiye göre, projenin güvenlik maddeleri, hükümetlerarası anlaşmanın ardından imzalanacak olan ‘ev sahibi ülke’ anlaşmasında yer alacak. Söz konusu anlaşmanın da taslağı hazırlandı. Taslağın hazırlanması sırasında, boru hatlarının güvenliğinin ülkelerde kim tarafından sağlanacağı AB ile ev sahibi ülkeler arasında tartışma konusu oldu.

 

EV SAHİBİ ÜLKE ANLAŞMASI


Projenin sahibi konumundaki AB, boru hattının güvenliğinin, ülkelerin askerleri tarafından sağlanmasına karşı çıktı. AB, boru hattının güvenliğinin, kendi bünyesinde oluşturulacak olan özel bir güvenlik birimi tarafından sağlanmasını talep etti. AB’nin, konuyla ilgili ısrarcı talebi üzerine, ev sahibi ülke anlaşmasında yer alacak olan güvenlik maddesi, AB’nin talebi doğrultusunda hazırlandı. Ev sahibi ülke anlaşması, boru hattının geçeceği ülkelerin yetkili makamlarına sunuldu. Eğer, söz konusu ülkeler tarafından da ev sahibi ülke anlaşması onaylanırsa, hattın tüm güvenlik hizmetleri AB’nin sorumluğu altında olacak. AB’nin Nabucco güvenliğini, özel bir birim tarafından sağlanmasına ilişkin talebinde, Rusya’nın geçtiğimiz yıl Gürcistan’a yönelik operasyonu sırasında yaşanan sıkıntıların etkili olduğu belirtildi.

 

Tazminat yükümlülüğümüz yok


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kaynakları, AB özel güvenlik birimine olumlu bakıyor. BTC Boru Hattı’nda güvenliğinin Türkiye tarafından sağlandığına dikkat çeken Bakanlık yetkilileri ‘Ancak hatta yönelik yapılacak her saldırının bir tazminat yükümlülüğü var. AB’nin talep ettiği düzenlemede ise tazminat yükümlülüğü olmayacak’ dedi.

 

PKK sabotaj yaparsa AB’ye saldırı sayılacak


AB boru hattının özel bir güvenlik birimi tarafından sağlanması, Türkiye açısından da bir ilk olacak. Halen BTC, Şahdeniz, başta olmak üzere Türkiye topraklarında inşa edilen tüm petrol ve doğalgaz boru hatlarının güvenliği jandarma ve Botaş’ın özel güvenlik elemanları tarafından sağlanıyor. AB’nin, Türkiye topraklarından geçecek olan boru hattını, bölücü terör örgütü PKK’nın saldırmasından endişe ettiği öğrenildi. Hattın güvenliğinin AB tarafından sağlanması halinde, boru hattına yapılan her türlü saldırı AB’ye yönelik saldırı olarak değerlendirilecek. Öte yandan, Avrupa Birliği kapsamında Türkiye’de sınır polisi uygulamasına geçilmesi gerekiyor. Türkiye’de halen sınırları asker korurken Nabucco çerçevesinde yapılacak düzenleme bunun ilk adımını oluşturacak.” 

 

****

Parça parça parselleyip satış!

 

2003 yılından buyana ve son aylarda hızlanan bir tempoda Türkiye bugüne dek hiç tanık olmadığı olaylara, aslında düpedüz skandallara tanık oluyor. Gerçekte skandal demek tek başına yeterince anlamlı değil. Çünkü bu kez daha uygun bir sıfatı yazmaya elimiz varmadığı için “skandal” diye nitelediğimiz gelişme sıradan bir bürokratik şapşallık, yahut magazinsel bir vukuat veya bir hukuk faciası değil. Çok daha elim ve vahim bir şey, zira falan, filan kişileri değil doğrudan doğruya ve düpedüz devletin güvenliğini, vatanın bütünlüğünü, ulusun egemenliğini hedef alan ve tam anlamıyla satışa çıkartmayı öngören bir “proje” söz konusu. Bir AB ortak yapımı.

 

Daha 900 km.lik Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin mayından temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına yabancı bir şirkete devri girişimin (bu da bir başka skandaldı) -şimdilik- durdurulmasının mürekkebi kurumadan, bu kez, en az onun kadar vahim bir başka skandala hükümet imza attı.

 

Nabucco denen ve Türkiye dışında görünürde sadece 5 AB ülkesinin de katıldığı ve imzaladığı bu doğalgaz boru hattı projesi ile ilgili anlaşma zaten ortada daha kesinleşmiş bir doğalgaz satıcısı kaynak olmadığı için bir garipti. Derken aniden torbadan tombala çıkar gibi Irak devreye girdi. Muhtemelen ABD tarafından itildi. Irak’ın kuzeyindeki doğal gaz yataklarının işletilmesi ve Türkiye üzerinden bu borudan pazarlanması gündeme getirildi. Buna kukla Barzani yönetiminin de heveskar olduğu ortada bir şey.

 

Fakat asıl maksadın, içinde AKP - AB - ABD olan her türlü girişimde olduğu gibi, görünürdeki güya çekici birtakım dekorların arkasında saklı birtakım oyunlar, tertip ve tezgâhlar olduğu da bu kez de projenin henüz gizli ve kesinleşmemiz maddelerini hayata geçirmek olduğu anlaşılıyor.

 

Eğer gerçekleşirse, AKP bunu da yaparsa, Anadolu’yu tam ortasından boydan boya geçecek bir boru hattının iki yakasına silahlı yabancı “güvenlik güçleri” konumlanacak! Jandarma uzaklaştırılacak.

 

Düşünebiliyor musunuz, aynen 1919’da mütareke aylarındaki gibi, Türk Ordusu birtakım topraklardan çekilmeye ve yerini yabancı işgal güçlerine bırakmaya mecbur edilecek. Tek fark bu kez sıcak bir savaş sonuncunda yabancı işgali yok. AKP sayesinde, “anlaşmayla” tek silah atmadan gelecekler!

Güneydoğu zaten PKK / DTP – AKP yönetiminde. Suriye sınırı İsrail şirketinin. Anadolu’nun tam ortası da Avusturya’yı vekil olarak kullanan Almanya’nın paralı askerlerinin devriyeliğinde …

 

Ört ki ölem ….

Ama bilmiyorlar ki Türk milleti daha ölmedi!

Zaten onun için Ne mutlu Türküm demeyi bile yasaklamaya, Atatürk’ü silmeye kalkıyorlar. Zaten onun için TSK’yı bir bostan korkuluğuna çevirmeye çalışıyorlar …

Ama bilmiyorlar ki teslim olmayacağız. Trakya dahil, Anadolu bizimdir. Kimseye pay etiirmeyeceğiz.  

 

NAZIM GÜVENÇ                   

 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009