AB'nin devlet
statüsünde taraf olduğu Nabucco anlaşması, BTC projesi ile
birlikte gündeme gelen sınır geçen enerji hatlarının
güvenliği konusunda ciddi bir yol ayrımına gelindiğini
gösteriyor.
Bu proje bir yandan ABD'ye; İran'la gerekli
pazarlık kartlarını Türkiye üzerinden masaya serme fırsatını
tanırken, diğer taraftan AB'ye Türkiye üzerindeki yönetim hakkı
vermeden kontrol projesinde bir adım daha katetmesine fırsat
tanıyacak gibi.
Bu haberi dikkatine sunduğumuz Genelkurmay'ın
tavrıda burada önem kazanıyor.
Doğrudan güvenliği ve
güvenlik siyasetini ilgilendiren bir konu.
Bu
konuda da Genelkurmay mayın konusunda olduğu gibi önce AKP
hükümetinin işine gelen ve "bunu da yapamazsınız neyi
yaparsınız?" sorularına muhatab kalmasına sebep olan bir
"biz yapamayız" tavrına mı bürünecek yoksa uzun
süredir atıl tuttuğu kurmay zekasını bir güvenlik siyaseti üretmek
için kullanabilecek mi? Yoksa her zamanki gibi önce AKP'nin
işine gelen bir siyasetsizlik tavrı sergileyip daha sonra tepkiler
üzerine dostlar alışverişte görsün mealinde bir çıkış mı
yapacak?
Genelkurmay'ın kendisine en damardan dokunan
konularda dahi dişe dokunur (Bkz. Çuval olayı) bir siyaset
üretemediğini; meşru bir faaliyet olan siyaset
üretmekle gayr-ı meşru bir faaliyet olan siyasete müdahale etmek
arasındaki farkı hala kavrayamadığını ve bu
atıllığın sonucu polis bülteni olarak çıkan gazetelerin bile
binlerce yıllık bir kurumu köşeye sıkıştırabildiğini gördükten sonra
bu konuda ümitli olmak için fazla sebebimiz yok.
Yine de;
atıl ve paralize olmuş kurmaz zekasının Türkiye'nin ortasında
bir AB güvenlik ordusu kurulmasına fırsat vermeyeceğini ümit etmek
istiyoruz. Borsa düşer diye açıklama yapmayan, çürümüş
iktidarlara yaşam nefesi veren gece yarısı muhtırası
hazırlamakta beis görmeyen , askerinin başına çuval geçirenlere
bir nota bile veremeyenlere
rağmen....
Not : Burada siyaset
üretmekle mevcut parametreler içerisinde olasılık senaryoları
oluşturmayı kastetmiyor, siyaset üretmenin aynı zamanda mevcut
parametreleri altüst eden alternatifler üretmek olduğuna dikkat
çekiyoruz.
Açık
İstihbarat
------------------ Bizim
Anadolu Gazetesi'nden Nazım Güvenç'in Yazısı
---------------------
“Asrın anlaşması”, “yüzyılın projesi”
vb şişirme laflarıyla pazarlanan iğreti Nabucco projesinin başı sonu
belli olmayan bir proje olmasından daha tehlikeli maddeler içerdiği
öğrenildi.
Hükümete yakın Star gazetesi’nin Ankara muhabiri
Hüseyin Özay imzasıyla 15 Temmuzda yayınlanan haberde aslında büyük
bir skandal özelliği taşıyan bilgiler sanki çok doğalmış gibi
sunuldu!
İşte o haber:
|
Nabucco’ya özel
ordu!
Asrın projesi Nabucco’da hattın
güvenliği ile ilgili tarihi bir karar alındığı ortaya
çıktı. Boru hattının güvenliğini AB’nin oluşturacağı
özel güvenlik birimi sağlayacak.
“21. yüzyılın projesi olarak
nitelendirilen Nabucco Projesi’nde, projenin güvenliği
ile ilgili tarihi bir karar alındığı ortaya çıktı.
Tarihi karar projenin güvenlik maddesinde
gerçekleştirildi. AB, proje kapsamında inşa edilecek
olan boru hattının güvenliğini, hattın geçeceği
ülkelerdeki ‘güvenlik güçlerine’ bırakmama kararı aldı.
Buna göre, Nabucco Projesi’nin boru hatlarının güvenliği
AB’nin oluşturacağı özel bir güvenlik birimi tarafından
sağlanacak. Halen, Türkiye’de tüm boru hatlarının
güvenliği, jandarma tarafından sağlanıyor. Star’ın
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kaynaklarından
edindiği bilgiye göre, projenin güvenlik maddeleri,
hükümetlerarası anlaşmanın ardından imzalanacak olan ‘ev
sahibi ülke’ anlaşmasında yer alacak. Söz konusu
anlaşmanın da taslağı hazırlandı. Taslağın hazırlanması
sırasında, boru hatlarının güvenliğinin ülkelerde kim
tarafından sağlanacağı AB ile ev sahibi ülkeler arasında
tartışma konusu oldu.
EV SAHİBİ ÜLKE ANLAŞMASI
Projenin sahibi konumundaki AB, boru
hattının güvenliğinin, ülkelerin askerleri tarafından
sağlanmasına karşı çıktı. AB, boru hattının
güvenliğinin, kendi bünyesinde oluşturulacak olan özel
bir güvenlik birimi tarafından sağlanmasını talep etti.
AB’nin, konuyla ilgili ısrarcı talebi üzerine, ev sahibi
ülke anlaşmasında yer alacak olan güvenlik maddesi,
AB’nin talebi doğrultusunda hazırlandı. Ev sahibi ülke
anlaşması, boru hattının geçeceği ülkelerin yetkili
makamlarına sunuldu. Eğer, söz konusu ülkeler tarafından
da ev sahibi ülke anlaşması onaylanırsa, hattın tüm
güvenlik hizmetleri AB’nin sorumluğu altında olacak.
AB’nin Nabucco güvenliğini, özel bir birim tarafından
sağlanmasına ilişkin talebinde, Rusya’nın geçtiğimiz yıl
Gürcistan’a yönelik operasyonu sırasında yaşanan
sıkıntıların etkili olduğu belirtildi.
Tazminat yükümlülüğümüz yok
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
kaynakları, AB özel güvenlik birimine olumlu bakıyor.
BTC Boru Hattı’nda güvenliğinin Türkiye tarafından
sağlandığına dikkat çeken Bakanlık yetkilileri ‘Ancak
hatta yönelik yapılacak her saldırının bir tazminat
yükümlülüğü var. AB’nin talep ettiği düzenlemede ise
tazminat yükümlülüğü olmayacak’ dedi.
PKK sabotaj yaparsa AB’ye saldırı
sayılacak
AB boru hattının özel bir güvenlik
birimi tarafından sağlanması, Türkiye açısından da bir
ilk olacak. Halen BTC, Şahdeniz, başta olmak üzere
Türkiye topraklarında inşa edilen tüm petrol ve doğalgaz
boru hatlarının güvenliği jandarma ve Botaş’ın özel
güvenlik elemanları tarafından sağlanıyor. AB’nin,
Türkiye topraklarından geçecek olan boru hattını, bölücü
terör örgütü PKK’nın saldırmasından endişe ettiği
öğrenildi. Hattın güvenliğinin AB tarafından
sağlanması halinde, boru hattına yapılan her türlü
saldırı AB’ye yönelik saldırı olarak
değerlendirilecek. Öte yandan, Avrupa Birliği
kapsamında Türkiye’de sınır polisi uygulamasına
geçilmesi gerekiyor. Türkiye’de halen sınırları asker
korurken Nabucco çerçevesinde yapılacak düzenleme bunun
ilk adımını oluşturacak.”
| |
****
Parça parça parselleyip satış!
2003 yılından buyana ve son aylarda hızlanan bir
tempoda Türkiye bugüne dek hiç tanık olmadığı olaylara, aslında
düpedüz skandallara tanık oluyor. Gerçekte skandal demek tek başına
yeterince anlamlı değil. Çünkü bu kez daha uygun bir sıfatı yazmaya
elimiz varmadığı için “skandal” diye nitelediğimiz gelişme sıradan
bir bürokratik şapşallık, yahut magazinsel bir vukuat veya bir hukuk
faciası değil. Çok daha elim ve vahim bir şey, zira falan, filan
kişileri değil doğrudan doğruya ve düpedüz devletin güvenliğini,
vatanın bütünlüğünü, ulusun egemenliğini hedef alan ve tam anlamıyla
satışa çıkartmayı öngören bir “proje” söz konusu. Bir AB ortak
yapımı.
Daha 900 km.lik Suriye sınırındaki mayınlı
arazilerin mayından temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına yabancı
bir şirkete devri girişimin (bu da bir başka skandaldı) -şimdilik-
durdurulmasının mürekkebi kurumadan, bu kez, en az onun kadar vahim
bir başka skandala hükümet imza attı.
Nabucco denen ve Türkiye dışında görünürde sadece 5
AB ülkesinin de katıldığı ve imzaladığı bu doğalgaz boru hattı
projesi ile ilgili anlaşma zaten ortada daha kesinleşmiş bir
doğalgaz satıcısı kaynak olmadığı için bir garipti. Derken
aniden torbadan tombala çıkar gibi Irak devreye girdi.
Muhtemelen ABD tarafından itildi. Irak’ın kuzeyindeki doğal
gaz yataklarının işletilmesi ve Türkiye üzerinden bu borudan
pazarlanması gündeme getirildi. Buna kukla Barzani yönetiminin de
heveskar olduğu ortada bir şey.
Fakat asıl maksadın, içinde AKP - AB - ABD olan her
türlü girişimde olduğu gibi, görünürdeki güya çekici birtakım
dekorların arkasında saklı birtakım oyunlar, tertip ve tezgâhlar
olduğu da bu kez de projenin henüz gizli ve kesinleşmemiz
maddelerini hayata geçirmek olduğu anlaşılıyor.
Eğer gerçekleşirse, AKP bunu da yaparsa,
Anadolu’yu tam ortasından boydan boya geçecek bir boru hattının iki
yakasına silahlı yabancı “güvenlik güçleri” konumlanacak! Jandarma
uzaklaştırılacak.
Düşünebiliyor musunuz, aynen 1919’da mütareke
aylarındaki gibi, Türk Ordusu birtakım topraklardan çekilmeye ve
yerini yabancı işgal güçlerine bırakmaya mecbur edilecek. Tek fark
bu kez sıcak bir savaş sonuncunda yabancı işgali yok. AKP sayesinde,
“anlaşmayla” tek silah atmadan gelecekler!
Güneydoğu zaten
PKK / DTP – AKP yönetiminde. Suriye sınırı İsrail şirketinin.
Anadolu’nun tam ortası da Avusturya’yı vekil olarak kullanan
Almanya’nın paralı askerlerinin devriyeliğinde …
Ört ki ölem ….
Ama bilmiyorlar ki Türk milleti daha ölmedi!
Zaten onun için Ne mutlu Türküm demeyi bile
yasaklamaya, Atatürk’ü silmeye kalkıyorlar. Zaten onun için TSK’yı
bir bostan korkuluğuna çevirmeye çalışıyorlar …
Ama bilmiyorlar ki teslim olmayacağız. Trakya dahil,
Anadolu bizimdir. Kimseye pay etiirmeyeceğiz.
NAZIM
GÜVENÇ