Siyaset16 Temmuz 2009 00:00

Bu Medya Türkleri Niye Öptü? - Açık İstihbarat

Medyamız Çin'de yaşananlara insanın gözlerini yaşatan bir hassasiyet gösterdi. Yazıcıoğlu'nun ölümü ardından ağıt yakan Taraf misali; Radikal gazetesi bile "Doğu Türkistan" jargonu kullanmaya başladı. Soydaşlarına duyduğu hassasiyet ile küreselci düzene karşı duruşu arasında binamaz kalanlar açısından medyanın bu "Doğu Türkistan" hassasiyeti gözyaşartıcıydı. Ertuğrul Özkök; Çin'deki olayları nasıl manşete çekme kararı aldıklarını anlatan bir yazı kaleme aldı ve Hürriyet'in manşetini Hürriyet'teki gazetecilerin belirlediğini bize inandırmaya çalışan bu yazıya inanır gibi yaptık. Aynı medyanın binlerce kilometre ötede değil; 100 kilometre ötede Telafer günlerce bombalanırken tek satır karalamayan suskunluğu hatırlandı. ABD bombalarken unutulan soydaşlık, Çin bombalarken hatırlandı. naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena

Bu Medya Türkleri Niye Öptü?

       Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

15.07.2009


Dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun soydaşlarımızın uğradığı zulme karşı  göstermemiz hassasiyet insanlığımızın eşiği. Bu eşiği bile aşamadıktan sonra insanlık adına bir kaygı taşımamızın hiç bir samimiyeti kalmaz. Dünya vatandaşlığının ilk adımı, dünyaya yayılmış vatandaşlarımıza sahip çıkmaktan geçiyor.

Medyamız Çin'de yaşananlara insanın gözlerini yaşatan bir hassasiyet gösterdi. Yazıcıoğlu'nun ölümü ardından ağıt yakan Taraf misali; Radikal gazetesi bile "Doğu Türkistan" jargonu kullanmaya başladı. Soydaşlarına duyduğu hassasiyet ile küreselci düzene karşı duruşu arasında binamaz kalanlar açısından meydanın bu "Doğu Türkistan" hassasiyeti gözyaşartıcıydı. Ertuğrul Özkök; Çin'deki olayları nasıl manşete çekme kararı aldıklarını anlatan bir yazı kaleme aldı ve Hürriyet'in manşetinin Hürriyet'teki gazetecilerin belirlediğini bize inandırmaya çalışan bu yazıya inanır gibi yaptık.

Aynı medyanın binlerce kilometre ötede değil; 100 kilometre ötede Telafer günlerce bombalanırken tek satır karalamayan suskunluğu hatırlandı. ABD bombalarken unutulan soydaşlık, Çin bombalarken hatırlandı.

Bu ikiyüzlü riyakar duruşun küresel düzeni etnisiteler ve dinler üzerinden yeniden kurgulamaya çalışanların işine yaradığı ortada. Bu kaosta samimi ve tutarlı bir duruş sergilemek isteyenler için ise doğru çoğu zaman parçalara bölünmüş ve bin bir kucağa dağılmış durumda.

Bu parçaları kendi akıl ve vicdan süzgecimizden geçirerek; ne AB-D'ye, ne Çin'e hizmet eden bir yol çizmeliyiz. Bu anlayış çerçevesinde; aşağıda farklı cenahlardan Rabia Kader ile ilgili bir kaç yazıyı ardarda dikkatinize sunuyoruz.

Aşağıda Atsızcı bir siteden;
Fethullah Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen ve son zamanlarda Doğan Grubu'nda üst düzeylere yükseltilen Eyüp Can'ın kaleminden;
yine Doğan Grubu'ndan Yalçın Doğan'dan
ve son olarak Çin'le stratejik işbirliğini savunagelen İşçi Partisi'nden Mehmet Bedri Gültekin'dan yazılar bulabilirsiniz.

Bakalım doğruyu da bulabilecek misiniz?

Açık İstihbarat

------------ Atsızcılar Sitesinden Sarıkaya'nın Rabia Kadir İle İlgili Yazısı --------------


Rabia Kadir, çileli bir yaşamın, mücadelenin ve özgürlüğün timsali büyük bir Türk kadınıdır. Oysaki bugün hakkında konuşulanlar oldukça üzücü ve gerçeği yansıtmamaktadır. 

Rabia Ana, Forbes dergisi tarafından Çin’de en zengin 10 kişi arasında gösterilmişti 1994 yılında. 1993 – 19997 yılları arasında Çin Politik Kongresi’nde Uygur Türklerinin temsilcisi olarak görev yaptı. Fakat ne olduysa 1999 yılında “gizli devlet belgelerini yabancılara vermek ve bölücü faaliyetlerde bulunma” sebebi ile hakkında 8 yıl mahkûmiyet kararı çıkarıldı. Peki, suç unsuru oluşturan dayanaklar neydi?


1. Doğu Türkistan’ın Feyzabad şehrinde meydana gelen deprem sonrası bölgeye 10 kamyon yardım malzemesi göndererek, devleti küçük düşürmek ve halkı devlete karşı kışkırtmak,

2. 4 Şubat Gulca direnişi sonrası çıkan çatışmalarda çocukları ölen, yaralanan ailelere para ve erzak yardımı yaparak, ayrılıkçı güçlere destek vermek,

3. ABD'de ticari şirket kuran Eşi Prof. Sıdık Hacı Rozi’nin yedi aydır ABD'den Çin'e dönmeyerek, siyasi faaliyetlerde bulunması nedenleriyle... Rabia Kadir’e yurt dışına çıkma yasağı getirildiği belirtildi.

Görüyorsunuz değil mi? Ne kadar da büyük suçlar işlemiş! Çin, Sovyetlerden miras aldığı yayılımcı ve sömürgeci politikası ile Doğu Türkistan’da önce işgal ederek, ardından da önce asimilasyon yapmaya çalışmış, bunda başarılı olamayınca belirli aralıklar ile sürekli soykırım yapmaya başlamıştır ki benim ulaştığım soykırım rakamı 35 milyon Türk’tür!

Evet, bakınca çok yüksek bir rakam ve dünyanın gözleri önünde hem de birçoğunuzun daha bugüne kadar haberi bile yokken nasıl oldu da bu kadar insanımız katledildi? Bunu ilk önce kendimize, ardından da devletimizi yönetip kardeşlerimizin katledilmelerine göz yumanlara sormak icap ediyor!

İşte Rabia Kadir, kendisinin de Türk ırkına mensup olmasından ve kardeşlerinin acılarını paylaşmasından ötürü Çin komünist partisi tarafından defalarca hapse atılmıştı. Halbuki, ticari ilişkileri ve parasal gücü sayesinde istediği ülkede istediği gibi yaşayabilecek bir lükse sahipken, o kardeşleri için savaşmayı ve mücadele etmeyi seçti, bu uğurda mal varlığını harcadı ve yine de harcamaya devam ediyor.

Rabia Kadir, düzmece bir suçlama ile tutuklandığında eşi Amerika’da bulunuyordu. Kendisini kurtarma girişimine başlamış ve Amerikan makamları ile iletişime geçmişti. Amerika’da Rabia Kadir için serbest bırakılması yönünde girişimlerde bulundu. Tabi burada bir belirtme yapmak istiyorum. Amerika elbette Doğu Türkistan davasına inandığı için Rabia Kadir’e yardım etmiyordu, ya da bunun ardında insan hakları konusundan dolayı da yardım etmiyordu. O da Çin gibi Doğu Türkistan’da bulunan zengin doğal kaynakları ve enerji yataklarını ele geçirmek maksadı ile yaklaşıyordu.

Rabia Kadir, bu dönemde Çin hapisanelerinde ölümle pençeleşiyordu. Kendisi kalp hastası oldu halde ilaçlarını vermeyi bir kenara koyun tam bir tecrit altında tutuluyor ve psikolojisi bozulmaya çalışıyordu. Bugün işkence yöntemleri arasında en kabul gören yapı fiziksel değil psikolojik işkencedir. Çünkü bir dava insanı fiziksel işkenceyle daha da pekiştirildiği tespit edildiğinden, psikolojik yolla çözülmesine uğraşılıyordu ve herkes bu şekildeki bir işkenceden sağlam çıkamıyordu.

Ajanlık faaliyet yürüttüğü iddiası ise düzmeceydi elbette. Zaten bağımsız bir ülkeyi işgal edip, ona özerklik sözü vererek, iç işlerinde tamamen bağımsız olacaksın, kendi kendini yöneteceksin diyerek sonradan tamamen asimile etmeye ve katletmeye başlayan Çin’in, kendi toprağı olmayan bir ülkede bağımsızlık elde etmeye çalışan insanları nasıl ajanlıkla suçlayabilirdi? Çin, işgal ettiğinde verdiği söz sadece dış politika ve savunma maksatlı bir birlik olacağını söz vermiş, arından da Tibet olaylarını bahane ederek şimdi değil ama sonra yaparız tarzında uyutmalar ile iyi niyetli kardeşlerimizi uyutmuşlardı.

Yıllar süren bu kandırmacaya karşı Rabia Kadir gibi özgürlük mücadelesi veren bir insanda elindeki imkânlar ile bu mücadeleye destek vermeye çalışmıştır. Elbette kanında asil Türk kanı taşıyan ve yüreği Türklük aşkı ile çarpan herkes onun yaptığını yapardı, hatta doğrusu birçok kişi onun bu yaptığını yapamazdı! Malum bugün RTE hükümdarlığında ona ses çıkarmaktan, eleştirmekten korkan ama milliyetçiliğe geldiği zaman mangalda kül bırakmayan niceleri var, onları hatırladığımda işte diyorum, asil Türk kanı taşıyan biri Rabia Kadir gibi cesur, fedakâr, çalışkan olmalıdır!

Diğer bir taraftan da Doğu Türkistan Türkleri silahlı bir mücadele yürütmemişlerdir, olay fikirsel boyutta yürütülmüştür. Buna karşın son çıkan olay ve daha önce çıkan düzinelerce katledilmede bölgede bulunan Han’lar(Çinli anlamına geliyor) Çin devleti tarafından silahlandırlıyorlar.

Yine Türklerin yaşadığı bölgede nükleer testler yapıyorlar, bu da yetmezmiş gibi üstüne bir de diğer devletlere de nükleer testler yapabilmeleri için kiralıyorlar. Bölgede sakat doğan çocuklarımız var, ciddi bir şekilde sıkıntı yaşanıyor. Ve en kötü kısmı bunca çekilen çileli dönemde devletimiz aynı kana sahip olduğumuz öz kardeşlerimize sahip çıkmadı! Oysaki Atatürk Türkiye dışında yaşayan Türkler ile yakından ilgilenmemiz gerektiğini belirtmemiş miydi?

Şuan da toplumu belli kesimlerinden destek çıkmaya başlamıştır. Bunca yıl sessiz kalınmasından sonra yine de bir nebze sevindirici bir olay ama üstüne bir de kızılca soysuzların Rabia Kadir’i ajanlıkla suçlaması, olayları Amerika kışkırtmış gibi göstermeleri, üstüne bir de olayları Türklerin başlattığını öne sürmeleri, kanlarındaki bozukluğun hududunu bizlere göstermekle kalmamış, milletini satmaya ne kadar hevesli oldukları ve Çinlilere cariyelik yaptıklarını da ortaya koymaktadır.

Bunu ileri süren beyinsiz zevatın Doğu Türkistan davasının Rabia Kadir ile başlamadığı gerçeğini gizlediğini bir tarafa koyarsak, rahatça yiyip, içip, gezebilecekken veya Çin hükümeti ile orta bir yol bulmaya kudreti yetecekken neden onca sene Çin’de defalarca tutuklandığını anlatmadıklarını, anlatamayacaklarını biliyoruz.

Bunu ileri süren soysuzlar o bölgede nükleer testler yapıldığını, Çin’in işgalci olduğunu söylemeye de dilleri bağlıdır. Kendilerine Anti-Emperyalist havası veren bu soysuz güruhun Emperyalist politikalar izleyen devletin yönetimi komünist olunca renkleri değişmekte ve bukalemun edası ile ortama ayak uydurmakta ve her zaman yaptıkları gibi en kolay yol olan Amerikan ajanlığı ile suçlamaktadırlar.

Maocu soysuzların sözlerinin bizim nazarımızda kıymeti yoksa da konuya hâkim olmayan Türk Milletinin kafasını karıştırmaya çalışmaktadırlar. Bu yüzden konuyu aydınlatmak bize görev olmuştur.

Diğer bir izlenen yolda batılı devletlerin olayı pkk ve kürt hareketleri ile benzer boyutlara taşımalarıdır. Sanki ülkemizdeki kürtler aynı şeyleri yaşıyor ve aynı şartlarda gibi bir hava estiriliyor. Böylece Doğu Türkistan davasını destekleyen ve konu hakkında bilgi sahibi olmayan Türk milletine karşı kürtler daha mazlum konuma düşürülmeye çalışıyor. Yani hem Doğu Türkistan’ın enerji kaynaklarına hükmetmek için hem de ülkemizi karıştırmak için bir taşla iki kuş vuruyorlar!

Doğu Türkistan ile kürtler arasında dalar kadar fark var. Evvela kürtlerin bir devleti olmadı ve biz onu işgal etmedik...

(Açık İstihbarat :
Yazının bu bölümünde yeralan üç cümle, Açık İstihbarat olarak kategorik olarak karşı durduğumuz bir anlayışı temsil ettiğinden sansürlenmiştir. )


Olayın çok farklı boyutları olduğu sağduyulu kişiler tarafından rahatlıkla algılanabilir. Fakat buna karşın kürt kardeşçilerinin, hepsi ermeni olanların durumu anlamları elbette mümkün değildir. Zaten onlara anlatmak gibi bir derdimiz de yok, sadece yüce milletimizin durumu daha net görebilmesi maksadı ile durumu aktarmaya çalışıyoruz.

Asıl nokta ise gözlerden sürekli kaçırılıyor. Rabia Kadir bir devlet değildir! Bu yüzden de dünya üzerindeki devletlerde bir kamuoyu yaratmak, Çin devleti üzerinde psikolojik baskı oluşturarak yaptırım yapmalarını sağlamaya çalışmaktadır. Malum, Çin gibi emperyalist devletler, diğer emperyalist devletler ile çıkar çatışması yaşadıklarında iki taraf uzlaşmaya gitmek yolunu izlemektedirler. Bunun yanında normal devletlerinde gerek diplomasi gerekse de boykot, kota, nota gibi yollar ile baskı oluşturarak istenilen sonucun elde edilmesi mümkün olur! Yani Rabia Kadir herhangi bir ülkede lobi faaliyeti yürütmeden düz bir şekilde Doğu Türkistan davası için sesini duyurmaya çalışsa bundan kimsenin haberi dahi olmaz! Bu yüzden izleyebileceği en mantıklı yolu izleyerek Doğu Türkistan için bulabildiği kadar desteğe ulaşması doğru bir yoldur.

Bunca gerçeğe gözünü kapatarak, bunca sene olayları görmeyerek hatta adeta kardeşlerimize köstek olarak katledilmelerine seyirci olduğumuz yetmezmiş gibi dünya üzerinde ciddi bir destek bulmaya başlamışken baltalamaya çalışmayalım. Tam aksine daha fazla destek ve kuvvet sağlamalıyız ki soysuz kızıl Çin artık ellerini Doğu Türkistan’dan ve kardeşlerimizden çeksin!

Ulu Kök Tengri Türklerini Korusun!  


--------------Eyüp Can'ın Rabia Kadir Kime Hizmet Ediyor Başlıklı Yazısı ------------------

 Başlıktaki soru bana ait değil.

Geçen hafta sonu Rabia Kadir
'in Ejder Savaşçısı kitabından bir bölüm aktarınca mail yağmuruna tutuldum.

Bazı okurlar "bir kadın liderin doğuşunu"
anlatan dokunaklı satırları gözyaşları içinde okumuş, bazıları ise "Sen asıl Rabia'nın arkasında kimler var ona bak!" demiş.

Sadece okurlar değil geçen hafta katıldığım birçok sohbette aynı soruyla karşılaştım.

Özetle söylenen şu: Bu olayların arkasında Çin'in bölünmesini isteyen Amerika var. G-8 Zirvesi öncesi protestoların başlaması tesadüf olamaz. Baksanıza Çin Devlet Başkanı zirveye gidemedi. Gitse Amerika'ya kafa tutacak, doların rezerv para olmaktan çıkmasını isteyecekti. Uygur Türklerine yapılanlar üzücü ama onların da bu oyuna gelmemesi gerekiyor.


* * *


Bitmedi, dahası var.


"Rabia Kadir öyle anlattığınız gibi Uygurlar için mücadele eden masum bir lider değil. Kimlerle irtibatlı olduğuna bakarsanız kime hizmet ettiğini de anlarsınız!"

Verso Araştırma'dan Erhan Göksel
gönderdiği e-mail'de "kime hizmet ettiğinin resmidir" notu ile kanıtları da sunmuş.

Neymiş kanıtlar? Üç muhteşem fotoğraf.


1- Rabia Kadir Amerika Başkanı Bush
'la birlikte gülümserken.

2- Bir protesto gösterisi esnasında Uygur ve Amerikan bayrakları altında yürürken.


3- Amerikan Senatosu'nun önünde yapılan konuşmayı dinlerken.


 

* * *

Açıkçası Amerika ya da başka bir gücün Çin'le ilgili "gizli planlarını" bilmiyorum.

Ha bilmiyor olmam, olmadığı anlamına gelmez…

Fakat kerameti kendinden menkul bir Çinperestlik adına, Uygur Türklerinin dünya kamuoyunda ilk defa bir yüze kavuşmasını sağlayan, bunun da bedelini Çin işkencesinden geçerek misliyle ödemiş olan Rabia Kadir için söylenenlere, tek kelimeyle "insaf" diyorum.

Arkadaşlar Rabia Kadir Amerika'ya keyfinden gitmedi.

Altı yıllık cezaevi işkencesinden sonra servetini, çocuklarını, ata yurdunu terk etmek zorunda kaldığı için sürgüne gitti.

Baskı ve zulüm gören halkının geleceğini yeniden inşa edebilmek için Amerika'ya sığındı. Elbette orada Bush dahil tüm siyasetçilerle görüşecek.

Amerikan Kongresi'nde halkının acılarını dile getirecek. Bundan doğal ne olabilir?


 

* * *

Ha Amerika'nın gizli ya da açık birtakım politikaları vardır ve o politikanın içinde Uygurlara destek vermek şu anda Amerika'nın işine geliyordur…

E, ne olmuş yani?

Yarın da işine gelmez desteği keser!

Bu Uygur Türklerinin yaşadığı zulmü ve Rabia Kadir'in Ejder Savaşçısı olarak verdiği mücadeleyi ortadan kaldırır mı?

Tabii ki kaldırmaz. Çünkü Uygur Türklerinin Doğu Türkistan'da yaşadıkları sorun her şeyden önce bir iç sorun. Hiçbir toplumsal mücadele sadece "dış mihrakla" harekete geçmez.

Öyle olsa bu işleri gayet iyi bilen Çin oturup Amerika'nın kendisini istikrarsızlaştırmasını beklemez, önce zencileri sonra da hispanikleri kışkırtırdı.

Ama yapamaz! Amerika süper güç olduğu için değil, ekonomik krize rağmen içerisi böylesi bir kışkırtmaya müsait olmadığı için.

Yarın Amerika baskıcı bir rejime dönüşsün görün bakın neler oluyor.


 

* * *

Gelelim şu rezerv para meselesine..

Azıcık ekonomi bilgisi olan doların aşırı değer kaybetmesi ve bir süre sonra rezerv para olmaktan çıkmasının (mümkündü değildi ayrı bir tartışma) en başta Çin'i vuracağını bilir. Çünkü Çin GSMH'sinin neredeyse yarısı (yaklaşık 1.5 trilyon dolar) şu anda Amerikan hazinesine park etmiş durumda. Doların rezerv para olmaktan çıkma süreci hızla değerini düşüreceği için Amerika'dan önce Çin hazinesini vurur.

Şu küresel kriz ortamında Çin ve Amerika zannettiğimizden daha fazla birbirine bağımlı. Dolayısıyla her şeyi "dış mihrakla" açıklayan klasik komplo teorilerini bir kenara bırakıp, iç ve dış dinamikleri birlikte anlamaya çalışmakta büyük yarar var.

Amerika ya da Çin hangi hesabın içinde olursa olsun Rabia Kadir şiddetten uzak duran bilgece tavrıyla herkesten ve her şeyden önce Uygur Türklerine hizmet ediyor. 

------------------------------ Yalçın Doğan'ın "İki Uygur'a Vize Yok" Başlıklı Yazısı ----------------------------

RABİA Kadir, Dışişleri Bakanlığı’nın bilgilerine göre, halen Amerikan yurttaşı.

Kim Rabia Kadir? Çin’in Uygur Türklerine yaptığı zulüm sonrasında, adı ön plana çıkan Uygur asıllı Türk kadını. Dünya Uygur Kongresi Başkanı. Muhtemelen çifte vatandaşlık taşıyor. Amerika’da yaşıyor.

Çin askerlerinin Uygur Türkleri’ne saldırısı ile birlikte, Dünya Uygur Kongresi Başkanı olarak, Rabia Kadir’in adı ister istemez ön plana çıkıyor. Kendisi çeşitli yayın organlarına görüşlerini aktarıyor.

Türkiye’nin ona vize verip vermediği, Yalova’ya gelip gelmediği tartışılınca, Urumçi’deki saldırı bir anda bizde iç politikaya yansıyor.

Sorunun çok başka bir yönü var, izlediğim kadarıyla, pek değinilmeyen yönü.

BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMASI

Üç gün önce bir gazete Rabia Kadir’in Yalova’da bir konuşma yapmak için Türkiye’ye geldiği yazıyor.

Hayır, gelmiyor. Çünkü, kendisine vize verilmiyor. Bunu kim söylüyor? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Bahçeli yazılı açıklamasında:

“Geçtiğimiz yıl, Raiba Kadir’e vize verilmesi için, girişimde bulunduk, ancak, o zaman bize, Çin’in hassasiyeti sebebiyle, BM Güvenlik Konseyi seçimleri sırasında gündeme getirilmesinin doğru olmadığı bildirildi ve ona vize verilmedi”.

Bu doğru. Zaten Bahçeli’ye iletilmiş.

ALMAN YURTTAŞI

Neden vize verilmiyor? Devlet Bahçeli:

“... Bugüne kadar Türkiye’ye gelmesi sakıncalı bulunanlar listesinde yer alan Rabia Kadir...”

Perde burada açılıyor.

Aslında “sakıncalı listesinde” bulunan ve vize verilmeyen bir başka Uygur asıllı Türk daha var. Adı son olaylarda hiç geçmediği için, ben de yazmıyorum. O da, şu anda çifte vatandaşlık sahibi, Alman yurttaşı.

Canımız, ciğerimiz nutukları arasında dünyada önde gelen bu iki Uygur asıllı Türk’e neden vize verilmiyor?

Şimdi ikinci perdeye geçiyoruz.

ÇOK TOPLANTI

Kimsenin pek fark etmediği toplantılar dizisi var. Hepsi Türkiye’de.

Bunları, arka planda Amerika düzenliyor.

Uygur Türkleri, Doğu Türkistan, Kırgız Türkleri gibi diziler. Hep Türk kökenli topluluklar. Hepsi Orta Asya’da Çin ya da Rusya’nın komşusu. Hepsi bir zamanlar Çin ve Rus etkisi altında yaşayan topluluklar.

Onlara ilişkin toplantılar neden hep Türkiye’de? Tamam, hepsi Türk kökenli de, bu toplantılar neden hep Amerikan önerisi ile Türkiye’de?

Amerika, Türk toplulukları üzerinden Çin’i rahatsız etmek isteyebilir, ama bizim böyle bir politikamız yok.

Rabia Kadir ile adını vermediğim Uygur asıllı o Alman yurttaşına vize verilmeyişi işte bundan.

Amerika bu oyunda herkesi kullanıyor. Türkiye bu iki Uygur Türkü’ne vize vermeyerek, “Olanların farkındayım” demeye getiriyor.

Çin de, Amerika’nın Türkiye üzerinden bu tür oyunlara girdiğinin farkında. Uygur Türkleri’ne yönelik saldırısı, aslında Amerikan politikalarına tepki.

Ama, bu tepkinin masum insanları öldürmekle, vahşete dönüşen katliamla açıklanacak yanı yok.

Son perde kanla kapanıyor.

---------- İşçi Partisi Mehmet Bedri Gültekin'in "AKP'nin İntiharı" Başlıklı Yazısı ----------

Son günlerde Türkiye’nin dış politikasında ülkenin kaderi ile ilgili son derece önemli iki gelişme yaşandı.

 

            Birinci gelişme, Çin’in Sincian Uygur Özerk Bölgesinde meydana gelen olaylar üzerine AKP Hükümetinin aldığı tavırdır. Recep Tayyip Erdoğan, olayları soykırım olarak nitelerken, olayların kışkırtıcısı olduğu belirtilen ve Amerika’da yaşamakta olan Rabia Kadir’in Türkiye’ye gelmek istemesi halinde vize vereceklerini açıkladı.

 

            İkinci gelişme Rusya üzerinden Avrupa’ya giden doğal gaz boru hattına alternatif olarak Amerika tarafından kotarılan Nabucco Projesi’nin büyük tantanayla Ankara’da imzalanmasıdır.

 

            Her iki gelişme de, Türk dış politikasında radikal bir kırılmanın yaşandığını gösteriyor. Türkiye her ne kadar yarım yüzyılı aşkın bir zamandır Atlantik ittifakı içinde yer alıyorsa da komşularıyla ilişkilerini her zaman iyi tutmaya gayret etti. Özellikle Rusya ve Çin ile olan ilişkilerinde özenli davrandı.

 

            Ama şimdi durum değişmektedir. Halk içindeki desteğini her geçen gün kaybeden, ekonomik kriz karşısında tam bir çaresizlik içinde olan ve Ergenekon tertibi ile altından kalkamayacağı kanunsuzluklara batan ve büyük suçlar işleyen AKP, dış politikada ABD’nin önüne koyduğu oldubittilere tamamıyla teslim olmuştur.

           

SİNCİAN UYGUR OLAYI

 

            Özerk Bölgenin Başkenti Urumçi’de meydana gelen olaylarda 191 kişi öldü. Çinli yetkililerin yaptığı açıklamaya göre ölenlerin 137’si Han Çinlisi, 54'ü Uygur. Çin, olayların Rabia Kadir’in başkanı olduğu Dünya Uygur Kurultayı tarafından kışkırtıldığını, saldırganların işyerlerini tahrip ettiklerini ve insanları öldürdüklerini, olayların bu gelişme üzerine çığırından çıktığını bildirdi.

 

            Aslında Rabia Kadir’in kimliği olayların anlaşılması için yeterli ipucunu veriyor. Kadir, Çin’in en büyük zenginlerinden... 1999 yılında Amerika hesabına çalışmak suçundan tutuklanmış. 2005 yılında tahliye edilince de Amerika’ya yerleşmiş.

 

            Rabia Kadir Amerika tarafından, toplam olarak 3 milyon Müslüman’ın katlinden sorumlu Bush ile birlikte Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiş! Başında bulunduğu Dünya Uygur Kurultayı her yıl CIA’nın bir yan kuruluşu olan NED’den 210 bin dolar ödenek alıyor.

 

            Amerika’nın, Uygur meselesini kaşıyarak Çin’e karşı kullanma stratejisi biliniyor. Bundan dolayı Urumçi’de olaylar patlak verince bütün Türk Cumhuriyetleri ve Rusya, Hindistan ve İran gibi belli başlı Asya ülkeleri, konuya temkinli yaklaştılar. Hatta tavırlarıyla Çin’e destek oldukları da söylenebilir.

 

            Türkiye ise aldığı tutum ile bütün diğer Türk Cumhuriyetlerinden ve Asya ülkelerinden ayrıldı. Deyim yerindeyse Sincian Uygur olayında Türkiye, Amerikan dolmuşuna bindi. Basın ve yayın organları kampanya halinde bir Çin düşmanlığı yürüttüler. Mitingler düzenlendi.

 

            Bu anlamda Urumçi’deki provokasyonun, Çin’de değil ama Türkiye’de şimdilik başarıya ulaştığı söylenebilir.

 

NABUCCO

 

            ‘Gaz yok ama boru anlaşması imzalandı.’ Aydınlık Dergisi Nabucco Projesine atılan imzaları bu şekilde değerlendirdi. Rusya Başbakanı Putin ise Antlaşma ile ilgili olarak “Herkesin toprağı kazma ve oraya boru döşeme hakkı vardır” sözleriyle tepkisini gösterdi.

 

            Gerçekten de belli başlı gaz tedarikçisi ülkeler olan Rusya, İran, Azerbaycan ve Türkmenistan’ın olmadığı bu Antlaşma ne anlama gelmektedir. Sadece Irak gazı ile bu boru hattı işlevsel olacak mıdır?

 

            Kaldı ki Irak gazı da garanti değildir. Amerika Irak’tan çekiliyor. Irak’ı, Amerika’nın kuzeyde kurduğu kukla devletten kaynaklanacak olan büyük bir kargaşa bekliyor. Yakın gelecekte, en radikal anti Batı bir yönetimin bu ülkede işbaşına gelmesi kuvvetle muhtemeldir.

 

            Dolaysıyla Nabucco boru hattının bugünden görünen sonuçları şunlar olmaktadır:

 

            1. Amerika’nın Rus Doğal gaz hattına alternatif olarak yeni bir projeyi gündeme getirmiş olması. Bir anlamda Rusya’ya gözdağı vermesi.

 

            2. Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan kukla devletin doğal gaz kaynaklarının Batıya aktarılması. Batı’nın derdine derman değil ama Amerika ile kukla devletin yarasına merhem olacak.

 

İNTİHAR

 

            Kısacası Nabucco boru hattı Türkiye açısından birinci olarak Amerikan çıkarları uğruna Kuzey Komşusu ile ilişkilerinin bozulması, ikinci olarak ulusal güvenliğe ve toprak bütünlüğüne doğrudan tehdit olan kukla devletin beslenmesine hizmet edecektir.

 

            Neresinden bakılırsa bakılsın Türkiye’nin çıkarı ile izah edilemeyecek bir tablo ile karşı karşıyayız.

 

            Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ayrılıkçı terör konusunda hep Türkiye’yi destekledi. Amerika ise ayrılıkçı terörü… Ve Türkiye şimdi kalkıyor Çin’e karşı Amerikanın kışkırttığı Çin’e yönelen ayrılıkçı terörü destekliyor.

 

            Rusya Türkiye’ye, Bütün Doğu’nun gazının Batı’ya aktarılmasını sağlayacak olan Güney Akım Projesine dâhil olmayı teklif etti. Türkiye bu somut teklife cevap vermedi. Gitti Amerika’nın, gazı olmayan ama Rusya’ya tehdit anlamına gelen boru hattına imza attı.

 

            Bu adımlar “intihar”dan başka bir sözcükle açıklanamaz. Ama hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu Türkiye’nin değil AKP’nin intiharıdır.



 

 

 
www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009