Aralık 2008'de fiilen çalışmalarına başlayan ve
Yıldız Dağları'ndaki orman köylülerini sosyo-ekonomik açıdan
kalkındıracağı propaganda edilen Yıldız Dağları Biyosfer
Projesi çalışmaları hız kesmeden sürdürülüyor. 17 Mart Salı
günü Kırklareli Akkuş Kaya Hotel'de Demirköy ve Iğneada'daki bazı
kitle örgütlerinden başka proje kapsamında yer alan köy muhtarları
ve tarım orman kooperatifi temsilcilerinin de katılımıyla çalıştay
düzenlenirken, 18 Mart tarihinde de Kırklareli'deki kamu kurumları
temsilcilerine yönelik eğitim kursu yapıldı.
Yetkililer niye hep "ürkmeyin"
diyor?
Çalıştay toplantısında konuşan Kırklareli
İl Çevre ve Orman Müdür Yardımcısı Önder Pakdemir, projenin amacını
"biyolojik çeşitliliği korumak ve sınırdışı ilişkileri
geliştirmek" olarak açıklarken proje sahasını "130 bin
hektarlık alandaki 29 köy" olarak belirtti.
Projenin
"hiç kimseye zararı olmayacağını" iddia eden Pakdemir'in "orman
köylülerine alternatif geçim kaynakları bulunacağı" sözleri soru
işaretleri uyandırdı. Daha sonra söz alan proje görevlisi Prof. Dr.
Türker Altan'ın konuşmasındaki "projenin orman köylülerini
ürkütebileceği" vurgusu da şüphe yarattı. Altan ayrıca projenin
Türkiye ve Bulgaristan arasındaki işbirliğini geliştirmek hedefini
taşıdığını vurguladı.
Yetkililerin "zararsız, ürkmeyin" gibi
uyarılarıyla tanıtılan "biyosfer projesi" Kırklareli Merkez
ilçeye bağlı 4, Demirköy ilçesine bağlı 15, Vize ve Pınarhisar
ilçelerine bağlı 3'er köy ile Kırklareli sınırları içindeki Kıyıköy,
Yenice, İğneada ve Demirköy belediye merkezlerinde uygulanacak.
Çevre ve Orman Bakanlığı kayıtlarında "Yıldız
Dağları'nda Biyolojik Çeşitliliğin Korunması ve Sürdürülebilir
Yönetimi" adıyla geçen projenin yüzde 25'ini Türkiye'nin
koyacağı 2,050 milyon avroluk bütçesi bulunuyor. Proje kapsamında
Kırklareli-Dereköy'de "Doğa Eğitim Merkezi" kurulması gibi
faaliyetler yer alırken, Türkiye kaynaklı dökümanlarda yeterince
açık ifadeler bulunmaması dikkat çekiyor.
Yıldız Dağları'nda ortak strateji,
ortak inisiyatif
Devlet Planlama Teşkilatı'nın
(DPT) "TR 06 02 16" kodlu İngilizce yazılmış ve Türkçesi
bulunmayan proje dökümanında amaç olarak "Yıldız Dağları'ndaki
doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kalkınması" gibi
oldukça genel bir tanım yapılmışken amacın "sınır-ötesi işbirliği"
(Sİ) çerçevesinde gerçekleştirileceği ifade ediliyor.
Belgenin 2.3 no'lu maddesinde ise "Türkiye ve
Bulgaristan arasındaki Sİ'lerin yerel ve bölgesel aktörlerin
yönetsel kapasitelerinin geliştirilmesine katkısı ve bunun
Türkiye'nin AB'ye katılımındaki rolü"ne atıf yapıldığı
görülüyor.
Maddenin devamında "Yıldız Dağları projesinin
2006 tarihli Katılım Ortaklığı'nın bu kapsamdaki orta vadeli
önceliklerine uyumlu" olduğuna değiniliyor.
Aynı belgenin 2.5 no'lu ve "Sınır Ötesi
Etkisi" başlıklı maddesinde
"Yıldız Dağları
bölgesinde yaşayan özellikle genç kitlelere çevre eğitimi verilerek,
ortak strateji, ortak izleme sistemi, yerel ürünlerin ortak
pazarlanması ve kültürel değişim" faaliyetlerini gerçekleştirilecek
bir "sınır ötesi inisiyatif"
oluşturulması
hedefleniyor.
DPT belgesinin 3.1 maddesi ise daha net olarak
"Türkiye ve Bulgaristan'ın suları entegre olarak
yönetmesi, doğal kaynakları birlikte koruması, doğal afetlere karşı
işbirliği" yapması gibi kriterler koyuyor. Yıldız Dağları'nın
iki ülke arasında ulusal sınırlarla bölünmüş olmasından dolayı,
Bulgaristan ve Türkiye'nin "işbirliği" için mükemmel fırsat
oluşturduğu belirtilirken iki ülkenin "koordinasyon
mekanizmaları" kurmasını öngörüyor.
"Bölgede kalıcı kalkınma
planı"
AB kaynaklarında daha detaylı bilgi
bulmak mümkün. Projenin AB tarafındaki danışmanlarından birisi olan
Bulgar ACG OOD isimli şirket ise projenin "kalıcı kalkınma planı
hazırlama" amacı taşıdığını şöyle belirtiyor:
"Projemizde Stranca/Yıldız Dağ bölgesinde kalıcı
kalkınmanın teşvik edilmesi amacı ile Kalıcı Kalkınma Planı'nın
hazırlanması ve "Stranca-Yıldız Yeşil Ağı" adlı Bulgar-Türk
işbirliği ağının yaratılması öngörülmektedir. Kalıcı Kalkınma Planı
bölgedeki kalıcı kalkınmayı destekleyecek ve aynı zamanda
finansmanını sağlanmak için diğer yerel belgelerin içine girebilecek
önlemler içerecektir."
Bulgaristan'daki Stranca Doğal Parkı
genişletilecek
Projenin AB uzantılı (.eu) resmi
internet sitesinde Türkiye ve Bulgaristan arasındaki işbirliği
protokolü tam metin olarak veriliyor. Protokolün (memorandum) amaç
ve görevler başlıklı bölümü "sınır-ötesi yönetim
mekanizmalarının mükemmelleştirilmesi" hedefini koyarken,
proje merkezinin ve asıl yürütücünün Bulgaristan'daki
Stranca Doğal Park Müdürlüğü olduğunu ortaya koyuyor.
AB ve Bulgaristan kaynaklarına
bakıldığında Yıldız Dağları Biyosfer Projesi'nin, Stranca Doğal
Parkı'nın Türkiye topraklarına doğru genişletilmesi anlamına geldiği
açığa çıkıyor. Bilindiği gibi Yıldız Dağları'nın
Bulgaristan sınırlarında kalan kısmına Stranca veya Strandzha adı
veriliyor. Yıldız Dağları'na bu nedenle Türkçe'de Istranca Dağları
da deniyor. Bulgaristan'daki Stranca bölgesi 1995'te "doğal park"
ilan edilmiş ama bölgenin büyük kısmı Kırklareli'nde bulunduğu için
uzun yıllar Türkiye'nin "adım atması" beklenmekteydi.
Kırklareli-Vize'nin Tarihsel Önemi
!...
Konuyla ilgili olarak 4 Mart 2005 tarihinde
Bulgar Ulusal Radyosu'na (BNR) konuşan Bulgaristan Ulusal Orman
Dairesi uzmanı Georgi Tınçev, Türkiye'de bulunan Stranca bölümünün
zengin tarihi ve kültür varlıklarına sahip olduğunu söylüyordu.
Tınçev daha 4 yıl önce Avrupa Birliği'nin Stranca Doğal Parkı'na
büyük önem verdiği ve ciddi miktarda fon ayırdığından söz ederken
Türkiye'nin "hala atılacak adımları tartıştığı"ndan
yakınıyordu.
Türkiye ve Bulgaristan arasındaki Sİ'nin Stranca
Doğal Parkı'nın ortaklaşa kurulmasında yardımcı olacağını öne süren
Tınçev, 2004 yılında Edirne ve Kırklareli'de parkın propagandasına
yönelik olarak fotoğraf sergisi açtıklarını anlatıyordu. Tınçev'in
bir diğer dikkat çekici vurgusu ise Kırklareli'nin Vize ilçesinin
önemine ilişkindi. Georgi Tınçev, Vize'nin (eski adıyla
Viza) Antik çağda MÖ 4.yy'a kadar varlığını sürdürmüş Trak'ların
başkenti olduğunu belirtirken Stranca Doğal Parkı ile beraber burada
ciddi kazı çalışmaları yapılabileceğini duyuruyordu.
Projenin "Sivil" şebekesinde
CHP'liler
Projenin resmi internet sitesinde
bulunan Faaliyet Yönetmeliği'nde "Yeşil Ağ" adı verilen bir
proje iletişim grubundan bahsediliyor.
Yönetmelikte
"Yeşil Ağ"a resmi ve yerel kurumlar dışında "dinsel
örgütlerin" ve gerçek kişilerin de katılımcı
olabilmesi hükme bağlanıyor. Kendisini "gayrı resmi işbirliği
yapısı" olarak tanıtan Yeşil Ağ'ın temel finansman kaynağının
Stranca Doğal Park Müdürlüğü bütçesi olması dikkatlerden kaçmıyor.
İrtibat yeri olarak ACG OOD şirketinin adres ve
telefonlarının verildiği Yeşil Ağ'ın Bulgaristan adına katılımcıları
ağırlıklı olarak Stranca bölge belediyeleri ve birkaç danışman
şirketten oluşuyor.
Türkiye'deki Yeşil Ağ üyeleri ise Kırklareli
Ticaret Borsası ve Edirne Ziraat Odası'nın yanısıra CHP'li Edirne
Belediyesi'nin çeşitli kademeden yöneticileri. Edirne Belediyesi
Çevre Koruma Müdürü Erdal Uygun, Belediye'nin AB ve Uluslararası
İlişkiler Bürosu yetkilileri Ebru Erolu ve Hikmet Çavuşoğlu resmi
görevliler olarak "Yeşil Ağ"da yer alırken CHP Edirne Belediye
Meclis Üyesi Hakan İnci de Edirne Genç İşadamları Derneği adına
"Ağ"ın içinde.
Emin Çölaşan'ın "AB zengini" kardeşi
proje danışmanı
Yıldız Dağları Biyosfer
Projesi'nin ACG OOD'den başka AB tarafı adına ilginç bir danışman
şirketi daha var.
Brüksel merkezli Agrifor Consult,
AKP hükümeti döneminde Türkiye devletiyle bir hayli iş
yapmış. "Ölüm Nedeni İstatistiklerinin AB'ye
Uydurulması" (Ekim-2007 - Mart-2008), "AB İletişim
Stratejisi İçin Teknik Yardım" (Ekim-2007), "Marmara
Depremi Rehabilitasyon Programı" (Mart-2003 - Temmuz-2004) ve
"Çevresel Bilgiye Erişimin Kurumsallaştırılması"
(Ocak-2004) gibi projeler Agrifor'un Türkiye'de yürüttüğü ve
refarans olarak sunduğu bazı projeler.
Projenin Türkiye adına danışmanları arasında ise
gayet ilginç bir şirket göze çarpıyor. Agrin Consult
adındaki danışman şirket, gazeteci Emin Çölaşan'ın kardeşi Refik
Çölaşan'a ait.
"AB zengini" olarak birkaç
defa basında yer alan kardeş Çölaşan, Mayıs-2004'te GAP kapsamındaki
47 milyon Avro'luk bir AB projesini alarak uzunca süre konuşulmuştu.