Küçümseyince yok mu oluyor? - Yiğit Bulut
Son iki yılda 'AB'nin isteklerine dikkat, ileri gidiliyor, bu toplum kaldırmaz dediğimiz' zaman 'o kafa' diyerek uyarıları küçümseyen ey aydınlar; lütfen 'ekonomik-siyasi bileşkenin' verdiği bileşik tehlike sinyaline en azından şimdi dikkat edin ve geldiğimiz noktayı aşağılayarak yok saymaya değil, anlamaya çalışın! levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholcleocin 150 mg read cleocin 300 mgclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo
AB bizi bölmek için bazı adımlar atabilir bu cümle 'AB yolunda önemli hamleler yapmış' hatta aşırı cesur adımları geldiğimiz noktada artık 'taviz' olarak algılanmaya başlamış, AK Parti hükümetinin Başbakanı olan Erdoğan'a ait...
Peki bunu açıkça söylemesi doğru mu? Tam işler iyi giderken, Türkiye yabancı sermaye ile dolup taşarken, halkın yüzde 80'inden fazlası AB taraftarıyken, Kıbrıs'ta işler çözülmeye başlarken, Ermenistan ve Yunanistan aşırı hiçbir talepte bulunmazken, Kıbrıs'ın Rum olarak tescili içeride anlayışla karşılanmışken!, AKP'li vekiller Kıbrıs ile ilgili oylamada tam kadro 'Evet' demeye hazırlanırken, sokaklarımız giren sıcak paranın halka verdiği refah ile huzur içinde yaza hazırlanırken, cari açık-dış ticaret açığı-borçlar gibi konular halledilmişken, milli gelir tavan yapmış -borç düşmüşken; Başbakan'ın da yaptığı şimdi iş mi? Tutunduğumuz AB çıpamız hakkında kalkıyor ve 'Bizi bölmeye çalışıyorlar' diyor...
Sevgili dostlar, AB konusuna her zaman temkinli yaklaşıp özellikle 'Kopenhag Kriterleri ülkenin özel durumuna çözüm olamaz, kimseden istenmeyenler bizden isteniyor' dediğimiz zaman 'söylemler ile eğlenen' güzide aydınlarımız, acaba şimdi ne diyecekler? Siyasi ve ekonomik varlığını 2000-2002 arasındaki dalgalanmaların sentezi olmaya ve geçmişteki rahatını gelecekteki potansiyelini AB çıpasına borçlu olan başbakan bile kalkıp 'AB bizi bölüyor' dediği' zaman durumu nasıl açıklayacaklar?
Peki demesi çok mu önemli? Çok önemli. Neden derseniz? Geçmişte AB ile ilgili uyarıları küçümseyenler şimdi aynı küçümsemeyi 'ekonomi ile ilgili gerçekler için' yapıyorlar. Geçmişte 'AB'nin istekleri ile bu toplum milliyetçilikte en noktasına gelir, patlamaya doğru kurgulanır' dediğimizde 'o kafa' diyenler şimdi 'Ekonomide kullandığımız model bir kalkınma altyapısı olamaz, açıklar, borçlar sorgulanmalıdır'
söylemimizde yine 'o kafa' diyorlar... Desinler, desinler ama 'o kafacıların' oturacakları ikinci bir ülkeleri, ceplerinde hazır AB pasaportları var. Benim yok ve yüzden uyarmaya devam edeceğim...
Peki tehlike nerede? Siyasi ve ekonomik dinamiklerin risk yaratacağı noktalar açık:
- AB süreci: AB beklentisi ile sıcak para toplumun 'creme de la creme' kesimine etki yapsa bile orta ve alt gelir sınıfları yapısal bir dönüşüm olmadığı için hâlê maddi bir getiri sağlayamadı, işsizler iş bulamadı. Buna karşın toplumun yukarıda saydığımız sınıflarının hassas olduğu konularda AB'nin istekleri aşırı uçlara yaklaşıyor. Örnek: Rumları Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tescil edin, Kürtleri ve Alevileri azınlık olarak tanıyın ve özellikle bu 'kesimden çok can alan bölücübaşını' yeniden yargılayın hatta şimdi dillenmese bile siyasi şans tanıyın...
- Ekonomik gerçekler: AB beklentisi ile sıcak para 30 milyar doların üstüne çıktı ve giren fonlar Türkiye'den yüzde 100'lere varan dolar bazında getiri sağlarken, aynı getiriyi Türk halkı piyasalarda değerlendirecek birikimi olmadığı için sağlayamadı. Kısacası; 'biftek yine gitti kemiği' yani cari açık, dış ticaret açığı, borçlar gibi uğraşılması gereken konular yine Türk halkının gerçekleri olarak kalmaya devam etti. Bu halka yansımayışın üstüne bir de dünya genelinde yapısal bozukluklar baş gösterip sıcak paranın bir kısmı Türkiye'den çıkmak zorunda kalınca; halkın ekonomik tedirginlik katsayısı artmaya ve siyasi sebepler ile birleşerek basit toplamından büyük olmaya başladı...
Sonuç: Son iki yılda 'AB'nin isteklerine dikkat, ileri gidiliyor, bu toplum kaldırmaz dediğimiz' zaman 'o kafa' diyerek uyarıları küçümseyen ey aydınlar; lütfen 'ekonomik-siyasi bileşkenin' verdiği bileşik tehlike sinyaline en azından şimdi dikkat edin ve geldiğimiz noktayı aşağılayarak yok saymaya değil, anlamaya çalışın!