Dünyada kötü giden bazı şeyler var ve siz bir şeyler
yapmak istiyorsunuz. Haklı bir nedeniniz var demektir. Fakat bizim
kültürümüz savaşa öylesine meyilli ki "bu iyi bir neden"
diyerek hemen "savaşı hak eder" sonucunun üstüne
atlarız.
Amerikan Devrimi – İngiltere'den bağımsızlık - haklı
bir savaş nedeniydi. Yerleşimciler niçin İngiliz işgali ve baskısı
altında olsunlardı? Peki, devrimci bir savaşa gitmek zorunda
mıydık?
Devrim savaşında hayatını kaybedenlerin sayısı
kaçtı?
Savaşlarda tam olarak kaç kişinin öldüğünü hiçkimse
bilmez; bu savaşta 25.000 ila 50.000 arasında insan ölmüştü. Biz,
asgari sayı üzerinden hareket edelim: 3 milyon nüfus içerisinden
25.000 kişi hayatını kaybetti. Bugünün nüfusuna oranla, İngiltere'yi
topraklarımızdan çıkarmak için 2.5 milyon insanın ölmesi anlamını
taşır.
Değer mi diye düşünebileceğiniz gibi hiç
düşünmeyebilirsiniz de.
Kanada, İngiltere'den bağımsız, öyle değil mi? Ben
öyle olduğunu düşünüyorum. Fena bir toplum değildir. Kanadalıların
iyi bir sağlık sistemi vardır. Bizim sahip olmadığımız pek çok
şeyleri var. Kanlı bir devrim savaşına girmediler. İngiltere'den
bağımsızlığımızı kazanmak için kanlı bir savaşa girmemiz gerektiğini
niçin düşünüyoruz?
Silahların ateşlenmesinden bir yıl önce, Batı
Massachusetts'daki çiftçiler tek bir kurşun sıkmadan İngiliz
hükümetine yol vermişlerdi. Adli ve idari binaların çevresini saran
yüzbinlerce insan İngiliz yetkililere güle güle diyerek gönderdiler.
Sonra Lexington ve Concord çıkageldi ve devrime şiddet bulaştı,
çiftçiler değil kurucu babalar tarafından yürütüldü devrim.
Çiftçiler hayli fakirdiler; kurucu babalar ise hayli zengin.
İngiltere'ye karşı elde edilen zaferden gerçekte kim
kazançlı çıktı? Bu sorunun herhangi bir politika bilhassa da savaş
hakkında sorulması çok önemlidir. Kim, neyden kazandı? Nüfusun
çeşitli kesimleri arasındaki farklılıkların ayırdında olmak da
önemlidir. Bu ülkede alışkın olmadığımız bir şey bu çünkü sınıf
temelli düşünmüyoruz. Sanıyoruz ki "hepimizin çıkarları
aynı." Mesela İngiltere'den bağımsızlıkta hepimizin çıkarı
aynıydı diye düşünürüz. Hepimizin aynı çıkarı yoktu halbuki.
Kızılderililerin İngiltere'den bağımsızlığı
önemsediğini düşünüyor musunuz? Hayır, doğrusu,
Kızılderililer İngiltere'den kazandığımız bağımsızlıktan
hoşnutsuzluk duydular çünkü İngiltere 1763 Bildirisinde batıya,
Kızılderili toprağına doğru ilerleyemeyeceğinizi söyleyen bir hat
tâyin etmişti.
Kızılderilileri sevdiklerinden
dolayı yapmadılar bunu. Sorun istemiyorlardı. İngiltere devrim
savaşında mağlub edildiğinde bu hat ortadan kaldırıldı ve
yerleşimcilerin 100 yıl süreyle kıta boyunca batıya doğru hareket
etmelerinin önü açıldı, katliamlar yapıldı ve Kızılderili medeniyeti
bütünüyle imha edildi.
Amerikan Devrimine baktığınızda, gözönüne almanız
gereken bir gerçek var demektir. Kızılderililerin çıkarı yoktu, bir
faydasını da görmediler.
Amerikan Devriminden siyahiler faydalandı
mı?
Kölelik devrimden önce vardı. Devrimden sonra da
oldu. Köleliği anayasaya koymakla kalmadık onu
meşrulaştırdık da.
Peki, sınıfsal bölünmelerden ne haber?
Sıradan beyaz çiftçiler, John Hancock veya Morris'le
yahut Madison, Jefferson, köle sahipleri ve tahvil sahipleriyle aynı
çıkara mı sahipti devrimde? Tabii ki hayır.
İngiltere'ye karşı savaşmak üzere bir araya gelenler
halk değildi. Bir ordu toplamak için çok zor zamanlar geçirdiler.
Fakirleri toplayıp toprak vaadettiler. İnsanlara gözdağı verdiler ve
evet, Bağımsızlık Bildirgesini ilham ettiler. İnsanların savaşa
gitmelerini istiyorsanız, onlara içinde iyi kelimelerin geçtiği bir
belge vermeniz her zaman iyidir: Hayat, özgürlük ve mutluluğun
peşinde olmak. Onlar anayasayı yazdıklarında hayattan, özgürlükten
ve mutluluğun peşinde olmaktan ziyade mal-mülkün kaygısındaydılar
elbette. Bu küçük şeyleri dikkate alıp kaydetmelisiniz.
Sınıfsal bölünmeler mevcuttu. Savaşı tartıp
değerlendirdiğinizde, herhangi bir politikayı tartıp
değerlendirdiğinizde şunu sormalısınız: Kim, neyi elde
ediyor?
Başlangıçtan itibaren sınıfsal bir toplumduk.
Amerika, zengin ve fakirlerden oluşan bir toplum olarak yola
koyulmuştu, bir yanda muazzam büyüklükte toprakları olanlar diğer
yanda topraksız insanlar. Ayaklanmalar yaşanıyordu,
Boston'da ekmek yüzünden ayaklanma çıkmıştı, diğer tüm
kolonilerde ayaklanmalar vardı, fakirin zengine karşı ayaklanmaları;
borcunu ödeyemediğinden dolayı hapse konulanları serbest bırakmak
için hapishaneler basılıyordu. Sınıf çatışması vardı. Bu
ülkede hepimiz mutlu bir aileyiz numarasına yatmaya çalışıyoruz.
Değiliz.
Amerikan Devrimine baktığınızda, sınıf temelinden
bakmalısınız.
Devrim ordusunda erlerin subaylara karşı
başkaldırdığını bilir misiniz? Subaylar iyi elbiseler giyiyor, iyi
yiyecekler yiyor ve yüksek maaş alıyorlardı; erlerin ise
ayakkabıları yoktu, giyisileri berbattı ve maaş da almıyorlardı.
Başkaldırdılar. Yüzlercesi. Pennsylvania'da sayıları George
Washington'ı üzecek kadar çoktu ve bu yüzden onlara taviz vermişti.
New Jersey'de binlerce olmasa da yüzlerce askerin katıldığı
bir başkaldırı üzerine liderlerinin idam edilmesi emrini
vermişti; başkaldırının liderleri, komutanlarının emriyle,
isyancı arkadaşları tarafından idam edildi.
Amerikan Devrimi, hepimizin onların hepsine karşı
bir araya geldiği basitleştirilmiş bir mesele değildir. Herkesin
devrimden fayda göreceğini düşünmesi sözkonusu değildi.
Savaş meselesini yeniden düşünmeli ve kabul edilemez
olduğu sonucuna varmalıyız, sebep yahut bahane her ne olursa olsun:
Özgürlük, demokrasi, bu, şu (...)
Tarihi bir olay bir kez vuku bulduğunda, sonuca
başka bir yoldan varabileceğinizi tahayyül etmesi son derece zor
olur. Bir olay tarihte gerçekleşiyorken, bir kaçınılmazlık havası
kazanır. Tahakkuk edebileceği tek yol buymuş gibidir. Hayır.
Pek çok bakımdan zekiyiz. Savaş ve pasiflik arasında
binlerce ihtimal olduğunu mutlaka anlayabilmeliyiz.