Hangi taşı kaldırırsanız altından Amerika' nın
çıktığı bir çağ yaşanıyor.
s
Çünkü, Amerika egemenliğini ya da parasını
dünyanın her yerinde serbestçe dolanıma koyabilmiş tek
ülkedir.
Serbest dolanım alanına serbest
piyasalar deniyor.Amerika
serbest piyasalardaki egemenliğine mutlak riayet istiyor.
Çünkü Amerika ; sermayesi
için dünya ölçeğinde belli bir yön ve perspektifte bir
egemen sınıf pozisyonu üretebilmiştir.
Buna mukabil işçi sınıf hareketi dünya ölçeğinde gerilemiş
bulunuyor.
Ülkeler bu kural çerçevesinde ve ağırlıkları
oranında, kölelik ve Amerikan ortağı olmak sınırları içinde
yerlerini alıyorlar.
Dünya düzeni işliyor.
*
Başkan Obama, geçtiğimiz cumartesi günü
Afrika/ Gana' da kızlarına bir hayat tecrübesi vermek
istedi.
Coast Castle' da eskiden köle merkezi olarak
kullanılmış bir yerleşime gittiler.
Tarihin acımasız dilimlerinden birini yakından
gördüler ve duyumsadılar.
Mı, bilmem!
Ama Obama şunu dedi;
" Bu manzara
bana insanlığın içindeki şeytani parçayı gösterdi!
"
*
Türkiye' de küresel ekonomik krizin en kötü
noktasının aşıldığına dair işaretler alınıyor.
Ancak çıkışın çok kolay olmayacağı da
gözleniyor.Ciddi mali hasara uğrayan şirketler
ve bankalar var.Finansal sistem sıkıntılı.
Özkaynak sorunu yaşanıyor.Bütçeler darmadağın.
Ve en büyük krizi insanlarımız
yaşıyor.Halkımız açlık ve yoksulluk ile
pençeleşiyor.
*
İşbu noktada kamuoyunda
"kiralık işçi ile köle düzeni " adı verilen yasanın
bir maddesinin Cumhurbaşkanınca veto edilmesiyle sermaye
çevrelerinde bir telaş kopuyor.
Ya da 5920 sayılı " İş kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun " un bir
maddesi yeniden görüşülmek üzere TBMM ye geri
dönmüştür.
TUSİAD açıklama yapıyor;
" İşyerinin ve üretimin sürdürülebilirliğini esas alan ve
çalışma yaşamının dinamizmiyle uyumlu yasal düzenlemeler, "
güvenceli esneklik " uygulamaları ve aktif işgücü politikaları ile
birlikte istihdam kapasitesinin artmasına ve toplumsal
refaha katkı sağlayacaktır."
*
Güvenceli Esneklik!
Yeni
geliştirilen bir çalışma hayatı kavramıdır.
Avrupa
Komisyonu " Güvenceli Esneklik " yaklaşımında 2007 de
"Ortak Güvenceli Esneklik İlkelerine Doğru, Esneklik ve Güvence
Yoluyla Daha Çok ve Daha İyi İstihdam " bildirisini
yayımladı.
Güvenceli Esneklik AB çalışma hayatı ilişkileri içinde yerini
aldı.
*
Çalışma hayatı içinde " Esneklik"; muhtelif ilişkileri
kapsıyor.
Sayısal Esneklik; işverenin çalışanlar sayısını işe
alma ve çıkarmalarla belirlemesi anlamındadır.
Çalışma Süresi Esnekliği; işveren için fazla
mesai, vardiya rejimi, kısmi süreli çalışma, hafta sonu ayarlamaları
inisyatifidir.
İşin gerekliliğine yönelik istihdam uyarlaması İşlevsel
Esneklik,
Piyasanın arz ve talep değişikliğine göre ücretin ayarlanması
ise Ücret Esnekliğini oluşturuyor.
Güvence; çalışan için İş , İstihdam, Gelir Güvencesi
anlamına geliyor.
İşveren
esnekliğe, çalışan güvenceye talep ediyor.
*
Hükümet ve TUSİAD çıkan yasada " Güvenceli Esneklik " te;
esnekliğin işveren ya da güvencenin çalışan tekelinde olmadığını
savlıyor.
Özel İstihdam büroları
kurulacaktır.
Tekel budur.
Hak-hukuk
belirleyen.
Herhangi
bir işyerinin çalışanları, esneklik adına bu bürolarca
istihdam edilecektir.
Sonra sosyal haklarından yoksun olarak başka işyerlerine en
çok 18 ay kiralanacaklar.
Kıdem,
ihbar tazminatları, grev ve toplu sözleşme hakları yok.
Sendika yok!
Kiralayanın işçisine bir yükümlülüğü yok!
*
Hükümet
azmettiği bir yasayı yalapşap çıkarıyor.
Mesela ilgili yasada AB muktesabatında yer alan özel
istihdam bürolarında istihdam edilen işçinin çalışma süresi,
istirahat süresi, tatilleri, ücreti ile ilgili güvenceleri yok
sayıyor.
Ya da henüz Türkiye' nin onaylamadığı Uluslararası Çalışma
Organizasyonunun ( ILO ) belirlediği güvencelerden işçiyi mahrum
ediyor.
Ya da çalışma hayatımızın temeli sendikalarımızın sorunlarını
çözmeyi aklına hiç getirmiyor.
*
Hükümet
kendisini sanki görevlendirmiş gibi sayıyor.
O
ne?
Küresel Sermayenin güvenlikli dolanımı önünden işçinin
yasal güvencelerinden kaynaklananan direncini
kaldırıyor.
Bu suretle işçinin köleleşmesinden
rahatsızlık duymuyor.
Çıkardığı düzenleme
kriz fırsatçılığına imkan veriyor.
Bir
üçüncü dünya ülkesi sermayesi kompleksi içinde tek amacının
uluslararası sermayeye entegre olarak yemlenmek olan Türkiye
sermayesi ile mesela bu konuda kolayca paslaşıyor.
Dümenlerini tutmak uğruna Türk Halkının geleceğine pranga
vuruyorlar.
*
Obama, kızlarına eksik bilgi
aktarıyor.
Onlara mesela Irak' ı da göstermeliydi.Ya da dünya tarihini anlatmalı ve orada her taşın altında
Amerikan desiselerini.
Modern köleliği gösterseydi. Ya da
etkilediği Türkiye' nin ne menem yasalarla köleliğe
gidişini.
Ve kızlarına " bakın, bu Eşbaşkan' dır.
Biz onu, tüm o bölgeye diktik ki;
Allah' ın ona verdiği bu
büyük vasfından yararlanalım!"
" İşte
kızlarım böylece insanlığın içindeki büyük bir şeytanı da görmüş
oldunuz.",
demeliydi.
Belki, Beyaz Saray'da First Lady' sine söylemiştir.
O
da kızlarına.
O kadarını bilemem...
Bildiğim;
Şeytan' ın insanlığın olmadığı
yerde olduğudur.