Asker’den “Adam” Kaçırma!.. – Meyyal UYGUR
Başka bazı illerde ve karargâhta “Işık Evleri”ne benzer soruşturmalar yürütülüyor. Ya Türkiye’yi, devleti, TSK’yı kısa sürede allak bullak eden o “kağıt parçası”?..Acaba TSK, çok somut, AKP açısından çok ama çok “önemli” birileri ve bir yerlere mi ulaştı?..Ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ, Şanlıurfa’daki o çıkışından sonra Başbakan Erdoğan’la, ardından Çankaya ile yaptığı görüşmede, ellerindeki bilgi ve belgeleri kendileriyle paylaşmış olabilir mi?..Bu gelişmelerden sonra, değil muhalefet ve Genelkurmay, kendi Milli Savunma Bakanı’ndan habersiz, o gece yarısı operasyonunun yapılması tesadüf sayılabilir mi?..Eğer öyleyse, hep birlikte “Askeri Yargı’dan Adam Kaçırılıyor” oyununu seyrediyoruz demektir ki, acaba uğruna her şeyin yakıp, yıkıldığı o “adamlar” kimlerdir?
Çankaya’daki Gül’ün, bir gece yarısı baskınıyla Meclis’ten kaçırılan askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını öngören kanunu yüzde 90 veto etmeyeceğini söylerken, –Bülent Arınç’ın açıklamalarından sonra bu oranı yüzde 99’a çıkarmıştım- sadece “PKK’ya genel af veya Barzani Kürdistanı’nı tanıma”ya yönelik eş zamanlı bir adımda “veto” ihtimalinin olabileceği tahmininde bulunmuştum. Öyle bir zamanda imzaladı ki, tüm maksatlar hasıl oldu.
Doğu Türkistan’daki katliam manşetlerden düştü…Çankaya, DTP’lilere randevu verdi-vermedi tartışmaları arasında, o zatların eline tutuşturulan “Bask modeli özerklik” paketi gündeme taşındı…Ve Uluslararası Kriz Grubu’nun, “Irak ve Kürtler: Tetik Hattında Sıkıntı” başlıklı raporu, Anadolu Ajansı’nın servisi ile manşetlere oturdu. “Alt tarafı bir rapor, bir düşünce kuruluşunun görüşleri” denemeyecek kadar önemli. Zira burada, Morton Abramowitz’den George Soros’a, Brzezinski’den Wesley Clark’a, Obama’nın Ortadoğu Danışmanı George J. Mitchell’den Güler Sabancı’ya pek çok ilginç isim var. Grubun bir diğer özelliği, birçok ülkenin Dışişleri Bakanlığı’nın yanı sıra, dünyanın en güçlü finans kuruluşları, vakıfları ve özel sektör kuruluşları tarafından destekleniyor olması. Avusturya, Belçika, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, Finlandiya, Fransa, İrlanda, Japonya, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İsveç ile Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İngiltere Uluslararası Gelişme Dairesi, ABD Uluslararası Gelişme Ajansı, New York Carnegie Şirketler Grubu, Ford Vakfı, Açık Toplum Enstitüsü, Rockefeller Hayırsever Danışmanlar gibi. Kelimenin tam anlamıyla dünya politikalarına yön veren bir örgüt. Zaten Türkiye ile ilgili hazırladığı “Ermeni, Kıbrıs, AB” gibi raporlar da bunu ortaya koyuyor. Çünkü o raporlarda yazılanlar zaman içinde harfiyen Türkiye gündemine getirilip, sanki kendi politikalarımızmış gibi hayata geçiriliyor. Raporlarından takip ettiğim kadarıyla, bizim Dışişleri ve 2. Cumhuriyetçilerle de yakın temasta, omuz omuza çalışıyorlar…
Son rapora gelince, Türkiye gündeminde bir günlük boşluk bırakırlarsa, enine-boyuna işlemek isterim. Ama şu kadarını söyleyeyim, defalarca vurguladığımız gibi “Barzani Kürdistanı”nın pazarlanmasında Musul-Kerkük yemini kullanıp, “Türkiye’yi satmakla suçlanan”AKP’nin, bırakın böyle bir fenalığı aksine, Atatürk’ün hayali olan Misak-ı Milli’yi gerçekleştireceğini beyinlerimize nakşetmek istiyorlar. Cengiz Çandar bile yememiş ama hayali bile cihan değer, değil mi? Sunum da güzel, “Iraklı Kürtler Türkiye’ye katılmak istiyor”muş. Peh, peh, peh…Türkiye’ye “Bir Kürt kedisi bile vermeyecek” olanların geldiği noktaya bakın!..Raporun bu günlerde açıklanmasının önemi şu; Birincisi, 25 Temmuz’da Barzani bölgesinde seçim yapılacak. Beraberinde, Kerkük ve Musulu Barzani bölgesinde gösteren, Sevr’e, Wilson prensiplerine atıf yapan “Kürdistan Anayasası”nın referandumu planlanıyor. Bağdat ve Irak Seçim Komitesi referanduma karşı çıkıyor, ertelenmesini istiyor. Dolayısıyla Erbil ve Bağdat arasında büyük bir mücedele var. İkincisi Erbil, Bağdat’a rağmen Nabucco anlaşmasına katıldı. Bu da, Irak’ın doğal kaynaklarının merkezi yönetiminin kontrolünden çıkması, Barzani’nin bağımsızlık yolunda ekonomik açıdan büyük bir kazanım elde etmesi anlamına geliyor. İşte o raporla, Türkiye’nin ağzına bir parmak bal çalıp, “Kürdistan Anayasasını” yani Musul-Kerkük’ü unutmamız, unutmakla kalmayıp, Bağdat’a karşı Barzani’yi destekleyip, buraları kendi ellerimizle O’na ikram etmemiz sağlanmaya çalışılıyor. Türk Milleti bu zokayı da yutarsa, Dışişleri Bakanı Davutoğlu artık öyle gizli-saklı değil, göğsünü gere gere(!) Erbil’e gider…Hatta ziyaret programını iki kez ertelemek zorunda kalan -TSK’nın muhalefeti üzerine- Gül bile çıkartma yapar. Bunun ne anlama geleceği ise çok açık!..
Ana gündem konumuz, “Türkiye’de yeni bir dönem başlatan” o yasaya gelince…Tamam, anladık;
- Bir gece yarısı tv’leri seyrederken, efkarlanıp, 27 Nisan bildirisini bizzat kaleme alan Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’tan hesap sormak istiyorlar. (Bu vesileyle, kendilerinin ‘tamamen devlet işleri görüştük’, Erdoğan’ın, “Mehrem şeyler konuştuk, o açıklamadıkça benimle mezara gider’ dediği Dolmabahçe’ni sırrını da belki öğreniriz)
- Ergenekon savcılarını sınırsız yetkiyle haiz kılma peşindeler.
- ABD’de çok sıkıldığı anlaşılan Şemdinli Savcı’sının intikamını alma zamanının geldiğini düşünüyorlar.
- Terör ve bölücülükle mücadele eden TSK mensuplarının tamamını sanık sandalyesine oturtmak için can atıyorlar.
- Ordu-millet nezdinde, en güvenilir kurum olan TSK’yı kışlaya hapsedip, yerine yeni “itibarlı”lar ve “rejim bekçileri” koymak için yanıp-tutuşuyorlar.
- Türkiye’nin kırmızı çizgileri konusunda, bir düdükle TSK’yı tamamen saha dışına atmaya kararlılar…Falan, falan…
Ama TSK ve millet nezdinde “AKP’nin Noter”i imajını yıkıp, bundan sonraki daha büyük operasyonlar için güven tazeleme imkanını tepecek,
Anayasa’yı kaale bile almayacak,
AB’nin isteklerini çarpıtacak,
Daha geçenlerde Türkiye’de turlayan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Hammarberg, TCK’nın 301’in tamamen kaldırılmasını, örgütün veya amacının propagandasının cezalandırılmasını öngören TCK 220’nin değiştirilmesini (PKK’lara afta önemli bir adım olacağını söylememe gerek var mı?) isterken, imzasız dilekçelerle bile “askerleri yargılatacak” kadar telaş, panik, baskı, gözü dönmüşlüğe (Aslan demokratların, sanki sonucun değişme ihtimali varmış gibi CHP’nin gayet Anayasal ve demokratik bir hak olan Anayasa Mahkemesi’ne gitme kararını nasıl yerden yere vurduklarına bakın, yeter) yol açan başka bir sebep daha olmalı…
Yanılıyor olabilirim, ama çok düşündüm ve şu sonuca vardım. Hani TSK’nın Kayseri’de yürüttüğü bir soruşturma var, sahte belge üreten “Işık Evleri” mensuplarına dair. Başka bazı illerde ve karargahta da benzer soruşturmalar olduğu biliniyor. Ya Türkiye’yi, devleti, TSK’yı kısa sürede allak bullak eden o “kağıt parçası”?..Acaba TSK, çok somut, AKP açısından çok ama çok “önemli” birileri ve bir yerlere mi ulaştı?..Ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ, Şanlıurfa’daki o çıkışından sonra Başbakan Erdoğan’la, ardından Çankaya ile yaptığı görüşmede, ellerindeki bilgi ve belgeleri kendileriyle paylaşmış olabilir mi?..Bu gelişmelerden sonra, değil muhalefet ve Genelkurmay, kendi Milli Savunma Bakanı’ndan habersiz, o gece yarısı operasyonunun yapılması tesadüf sayılabilir mi?..Eğer öyleyse, hep birlikte “Askeri Yargı’dan Adam Kaçırılıyor” oyununu seyrediyoruz demektir ki, acaba uğruna her şeyin yakıp, yıkıldığı o “adamlar” kimlerdir?