Siyaset10 Temmuz 2009 00:00

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Son Önergesinden Haberiniz Var mı?- Meyyal UYGUR

Rabia Kadir, Dünya Uygur Kongresi Başkanı olup, Türkiye’ye gelmek için birçok defa Washington’daki Büyükelçiliğimize başvurmuş, ancak hiçbirinde vize alamamıştır. Bunlardan önemli olan iki tanesi, davetli olduğu Nisan 2006’da İstanbul’da düzenlenen Dünya Demokrasi Platformu toplantısına katılma ve Ocak 2007’de MAZLUM-DER kısa ismiyle bilinen Derneğin vereceği İnsan Hakları Ödülünü alma teşebbüsleriydi. Nisan 2006’daki toplantının açılış konuşmasını Başbakanımız Sayın Recep Tayip ERDOĞAN yapmıştı.   Rabia Kadir’le ilgili olarak Türkiye’deki Doğu Türkistan Sivil Toplum Örgütleri AKP hükümetinin yetkilileriyle görüştüklerinde aldıkları cevap, “Çin’le ilişkilerimizi sıkıntıya sokmak istemiyoruz” şeklinde olmuştur.symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel

Uygurların Anası olarak bilinen Rabia Kadir niye Türkiye’de değil de ABD’de ve  neden burada bir sürgün hayatı yaşıyor?..Bırakın Türkiye’de yaşamasını, Türkiye’ye ziyaret için dahi vize verilmediği doğru mu? Ya Kadir’in NTV’ye çıkıp, “Türkiye’den vize alamadığını” duyurması? İşte bu sorular önceki gün hem Başbakan Erdoğan, hem de doğrudan alakası olmasa bile İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a soruldu. Atalay, konudan bilgisi olmadığını, “ellerine böyle bir talep geçmediğini” söyledi. Başbakan Erdoğan ise şu cevabı verdi:

 

“Bu tür şeylerde davet olmaz, müracaat olur. Benim şahsıma böyle bir bilgi gelmiş değil. Daha önce Dışişlerine böyle bir müracaatın olduğunu bir gazete haberinde öğrendim. Müracaatı olması halinde biz kendisine vize veririz.”

 

Bu açıklamalardan sonra öncelikle gazetecilerin kime, hangi soruyu soracaklarını bilmediğini anladım. Muhatap, Dışişleri Bakanı değil midir?...Onlar da ne yapsın, T.C. Dışişleri Bakanı’nı Türkiye’de bulsalar belki sorarlardı. Ama bundan önce, bir kez daha bu iktidarın kendisinden bile haberi olmadığına inandım.

 

Nedenini anlatayım, eminim siz de bana hak vereceksiniz…Yüreği Türklük ve Türk Dünyası için çarpan, elim bir kazada kaybettiğimiz BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun, TBMM’deki son önergesi neyle ilgiliydi biliyor musunuz; Rabia Ana’nın bu durumuyla…Perde ardını bildiğim için tabii burada özellikle Türk Ocakları Genel Merkezi’nin hakkını da teslim etmek durumundayım. Rabia Kadir’in “yaban ellerde” kalmaması için didinen Türk Ocakları ve Doğu Türkistanlılar Derneği, konuyu TBMM gündemine taşımak üzere, “milli duyarlılığı” olduğu düşünülen bazı milletvekillerinin kapısını çaldı. Alt tarafı bir önerge verilecekti, “Acaba…Olur mu ki?..” sorularıyla karşılaştılar. Üzücü bir tabloydu, merhum Yazıcıoğlu’na telefon edildi. Dinlemedi bile, “Ne demek, bu milli bir görevdir…Ne sorulmasını istiyorsanız gönderin” karşılığını verdi.     

 

Ve Yazıcıoğlu hayatını kaybetmeden sadece 51 gün önce, 2 Şubat 2009 günü yazılı bir önergeyle dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan’a önce şu bilgileri verdi:    

 

Rabia Kadir, Dünya Uygur Kongresi Başkanı olup, Türkiye’ye gelmek için birçok defa Washington’daki Büyükelçiliğimize başvurmuş, ancak hiçbirinde vize alamamıştır. Bunlardan önemli olan iki tanesi, davetli olduğu Nisan 2006’da İstanbul’da düzenlenen Dünya Demokrasi Platformu toplantısına katılma ve Ocak 2007’de MAZLUM-DER kısa ismiyle bilinen Derneğin vereceği İnsan Hakları Ödülünü alma teşebbüsleriydi. Nisan 2006’daki toplantının açılış konuşmasını Başbakanımız Sayın Recep Tayip ERDOĞAN yapmıştı.

 

Rabia Kadir’le ilgili olarak Türkiye’deki Doğu Türkistan Sivil Toplum Örgütleri AKP hükümetinin yetkilileriyle görüştüklerinde aldıkları cevap, “Çin’le ilişkilerimizi sıkıntıya sokmak istemiyoruz” şeklinde olmuştur.

Yine aynı Dünya Uygur Kongresinin Genel Sekreteri Dolkun İsa da, 2008 yılının 22 Ağustos’unda tatil için geldiği Antalya Havaalanı’nda, “Türkiye’ye süresiz giriş yasağı olduğu” söylenerek, Almanya’ya geri gönderilmiştir. Dolkun İsa, Türkiye’de Gazi Üniversitesi’nde Türkiye’den burs alarak yüksek lisans yapmış, 2006 yılında vatandaşı olduğu Almanya pasaportu ile Türkiye’ye defalarca girip çıkmıştır. Gerek Rabia Kadir, gerekse Dolkun İsa, Türkiye’yi seven, uluslararası kuruluşların düzenlediği çeşitli toplantılarda Doğu Türkistan’ın problemlerini en etkili şekilde dile getiren insanlardır.

 

Ardından bu bilgiler ışığında şu soruları yöneltti:

 

1- Türkiye vatandaşı olmayan insanların Türkiye’ye sokulmaması hangi hallerde söz konusu olabilmektedir?

 

2- Rabia Kadir, Çin’de hapiste iken salıverilmiş ve Amerika’ya gitmesine Çin tarafından izin verilmiştir. Dolayısıyla Rabia Kadir’in şimdi Türkiye’ye gelmesi, eğer yukarıda aktardığımız “Çin’le aramız bozulmasın” gerekçesi doğruysa, Çin’le aramızda nasıl bir ilişki bozulmasına sebep olabilir?

 

3- Dolkun İsa, Türkiye’de okumuş, Almanya vatandaşı olduktan sonra defalarca Türkiye’ye girip çıkmıştır. 22 Ağustos 2008 tarihinde sokulmama sebebi olarak ifade edilen “Türkiye’ye süresiz giriş yasağı” olduğu doğru mudur? Doğru ise bu yasağın sebebi nedir?

 

4- Rabia Kadir ve Dolkun İsa bundan sonra Türkiye’ye gelebilmek için nasıl bir yol izleyebilirler?

 

Kuvvetle muhtemeldir ki, merhum Yazıcıoğlu’na, yazılı cevap verilmemiş ve vefatıyla birlikte önerge gündem düşmüştür. Kaldı ki, AKP’li bakanların önergelere çoğunlukla cevap verme tenezzülünde bulunmadığını, verseler bile yasal süresini geçirip, aylarca sonra suya tirit cevaplar verdiğini biliyoruz. Yani merhum yaşasaydı bile, hele de böylesine “hassas” bir konuda Dışişleri’nden cevap gelmesi için herhalde çok bekleyecekti!..     

 

Rabia Kadir’in “Dışişlerine böyle bir müracaatının olduğunu bir gazete haberinde öğrenen” Erdoğan’ın bu önergeden haberi olmamış olabilir. Ama işte bugün itibariyle haberi var. Acaba katliama tabi tutulan, muhtemelen “Türk” dememek için kullandığı “Uygurlu kardeşlerimiz”in hatırına olmasa da, merhum Yazıcıoğlu’nun “hatırası” adına yukarıdaki sorulara kendileri veya Dışişleri Bakanı Davutoğlu, kamuoyu önünde tek tek cevap vermek isterler mi?..